Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Peygamberimiz'in (S.a.v.) Annesi Hz. Âmine
#1
PEYGAMBERİMİZ'İN (S.A.V.) ANNESİ HZ. ÂMİNE

Hz. Muhammed’in Annesi, Hz. Amine, Hatemül-Enbiya Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) Annesidir. Babası Vehb b Abdülmenaf Kureyş Kabilesi’nin Beni Zühre koluna, annesi Berre bint Abdüluzza da aynı kabilenin Beni Abdurrar koluna mensuptur. Babası ve annesi de Mekke’lidir. Hatemül- Enbiya’nın, silsile-i nesebinden Kılıb’da Hz. Amine ile soyu birleşir. Hz. Amine Kureyş nezdinde yalnız haseb ve neseb itibari ile değil, ayrıca zamanında kaynakların nakline göre ahlakı, fiziki yapısı, zekası ve inancı itibari ile de ayrı bir özelliğe sahipti.

H.z Amine’nin doğum tarihi ile ilgili çok fazla bilgi bulunmamakta, ancak çok genç yaşta evlendiği tahmin edilmektedir. Abdulmuttalib gibi seçkin bir kişinin, ayrıca Mekke’nin hakimi ve reisi olan mümtaz bir kişiliğin en çok sevdiği ve yüz deve fidye mukabilinde kurban olmaktan kurtardığı olduğunu pek tabii ki böyle asalet sahibi ve mümtaz bir şahısla evlendirecekti. Hz. Abdullah’ın seçkin bir aileden oluşu, dikkat çeken fiziki yapısı, davranışları ve hareketlerindeki ahlaki hali, H.z Muhammed2e ait alnında taşıdığı ilahi nur Mekke’nin evlilik çağına ulaşmış tüm kızlarının dikkati çeker ve ona ilan-ı aşk edenler bile olurdu. Bu nedenle Abdulmuttalib onu daha fazla bekletmeden o günlerin adeti gereği yanına alarak H.z Amine2yi babası Vehb2den veya vesayeti altında bulunduğu amcası Vüheyb’den istemişti.

Her iki ailenin birbirlerini tanıtıcı konuşmaları sonucunda bu evlilik gerçekleşmiş ve bu iki asil insan hayatlarını birleştirmişlerdi. O günlerde töre gereği Amine ile Abdullah’ın zifafı Vüheyb hanesinde gerçekleşmişti. Dünyayı kaplayan zifri karanlıkları kovacak ve insanlara yeniden insanlıklarını hatırlatarak yeni bir çağ açacak olan Muhammed(s.a.v) bu izdivaç sonucu dünyaya gelmişti.

Bu izdivaçtan hamile kalan Hz. Amine, hamileliği süresince hissettiği huzurla karnında taşıdığı çocuğun nasıl bir çocuk olacağını ve istikbalini biliyor gibiydi. Çünkü onun hamilelik süresi hiçte diğer kadınların hamileliğine benzemiyordu. Amine, Hz. Muhammed’in doğumundan kısa bir süre sonra oğlu Abdullah’ın genç yaşta vefatından dolayı büyük üzüntü yaşayan Abdulmuttalib’e teselli olması için bir erkek torun dünyaya getirdiğinin müjdesini vermişti.

Abdulmuttalib ölen oğlu yerine bir erkek toruna sahip olmanın mutluluğu ile Amine’nin evine koştu ve küçük Muhammed’i sarıp sarmalayarak Kabe’ye götürmüş ve adını’’övülen, çok çok hamd ve sena edilen, şan, şeref sahibi’’ anlamlarını taşıyan ‘’ Muhammed’’ koymuştu.

Hz. Amine’nin, Hz. Muhammed’i doğurmakla kazandığı mevkii İmam Şerefüddin Ebi Abdillah Muhammed el-Busayri’nin müşerref olan, beşerin anası Havva’ya ve Havva’dan başlayarak kendi anasına varıncaya kadar bütün analara verdiği şeref yüzünden Amine’ye ne mutlu! Havva ilk ana Amine son ana idi. Havva Resul-i Kibriya’yı dünyaya taşıyan ilk kadındı. Çünkü Muhammed’in nübüvvet nuru, evvela Adem’in alnında tecelli kıldı ve Adem’den Havva’ya intikal etti. Sonra bu nur intikal ede ede Amine’ye geçti. Amine’den müstakil bir varlık olarak dünyaya geldi. Amine aslında bu müstakil varlığı taşıyan bir vasıta değil, onu doğrudan doğruya hayat alemine kavuşturan bir ana. Havva kim bilir peygamberimize hamile kalmayı ne kadar istemişti. Lakin bu şeref Amine’ye vaat edilmişti. Havva anamız bir başlangıçsa, Amine Anamız bir sonuç.

Hz. Amine doğumundan sonra Hz. Muhammed’i bir müddet yanında tuttu. Daha sonra o günlerin töresi ve daha sıhhatli büyümesi için süt annesi Hz. Halime’ye vererek dört yaşına ondan ayrı kaldı. Belazuri’nin ifadesine göre Hz. Muhammed’de görülen insanüstü hallerden dolayı Hz. Halime Muhammed’i annesine teslim etti ve altı yaşına kadar büyüttüğü Muhammed’i, yanındaki Ümmü Eymen adındaki hizmetlisi ile birlikte Medine’ye götürmüştü. Bu ziyaretten amacı Abdulmuttalib’in annesi dolayısı ile ailenin dayıları sayılan Beni Neccar mensuplarını ve kocası Abdullah’ın kabrini hem kendisi, hem de oğluna ziyaret ettirmekti. Medine’de yaklaşık 1 ay kadar kalan Amine Mekke’ye dönerken genç yaşta Ebva adı verilen yerde vefat etmiştir.



Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) muhtereme validesi olan Hazret-i Amine Kureyş kabilesinden Zühreoğullarının ileri gelenlerinden Vehb'in kızıydı.

Kureyş kabilesi içindeki kadınlar arasında hem neseb hem de edeb bakımından bütün faziletleri kendisinde toplayan bir hanım idi. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) muhterem babası Abdullah bin Abdülmuttalib, haseb ve neseb sahibi, şerefli bir zat idi. Peygamberlerin sonuncusu Efendimiz'in onun sulbünden geleceğine bir işaret olarak babadan oğula geçen nur onun alnında parlardı. Kureyş kadınlarından pek çoğu onunla evlenmek istedi. Bu şeref, - takdir-i ilâhi- Hazret-i Amine'ye nasib oldu.

Ne mutlu Hazret-i Amine'ye ki emsaline nasib olmayan bir meziyet ve iftihar vesilesine sahib oldu. O parlak nübüvvet nuru kendisine geçti ve iki cihan serverine hamile kaldı.

Abdullah b. Abdülmuttalib, peygamberimiz ana karnında 6 aylık iken 25 yaşında âhirete irtihal etti.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) altı yaşında iken Hz. Amine (Medine'ye yakın) Ebvâ'da hastalandı. Başucunda duran ciğerpâresinin yüzüne baktı. Sonra da şöyle dedi:

"Ey ölümden, Allâh'ın lütfu ve yardımı ile yüz deve karşılığında kurtulan zâtın oğlu! Allah, seni daima mübarek eylesin!

Eğer rüyada gördüklerim doğru çıkarsa, sen celâl ve ikram sahibi tarafından âdemoğullarına helâl ve haramı bildirmek üzere gönderileceksin!

Allah seni, milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten de esirgeyecek, alıkoyacaktır!

Her canlı varlık ölür, her yeni eskir, her yaşlanan, kocayan, zeval bulur, yok olur. Ben de öleceğim.

Fakat ebedî anılacağım. Çünkü temiz bir oğul doğurmuş, arkamda hayırlı bir yadigâr bırakmış bulunuyorum."

Hazret-i Amine, Ebvâ'da vefat etti ve oraya defnedildi. (Radıyallâhü anhâ)




Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi