Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çocuğunuz İle İşbirliği Yapabilme Sanatı
#1
Çocuğunuz İle İşbirliği Yapabilme Sanatı

İçindekiler
Çevirmenin Önsözü
İlkSöz
Önsöz
Ebeveynlik Yöntemleriniz Nelerdir
Başarılı Bir Ebeveynlik için Gerekli ipuçları
İşbirliği
Ceza ve Disiplin
Çocuğunuzun Benlik Saygısını Geliştirme
Kardeş İlişkilerini Nasıl Geliştirebilirsiniz
Neden Bu Kadar Öfkeleniyorum Bunu Nasıl Engelleyebilirim
Eğer Kendinize Bakmazsanız Başkalarına Nasıl Bakacaksınız Cevap Değil Öneriler

Çevirmenin Önsözü

On bir yaşlarında ikizleri olan bir anne ve de yıllardır bu alanın içinde olan bir eğitimci olarak, kitabı çevirirken sık sık ‘keşke bu kitabı çocuklarım daha küçükken okuyabilseydim’ diye düşünmekten kendimi alamadım. Çünkü çocuklarımı büyütürken, bu konuda teorik bilgim olmasına rağmen, kendimi çaresiz hissettiğim pek çok durum olmuştu. Günlük problemleri çözmek için pratik bazı öneri ve yöntemlere ihtiyacım vardı ve bu konuda pek çok kitap okumama rağmen böyle bir kitabı da hiçbir zaman bulamamıştım, işte bugün bu kitapta, o günlerde ihtiyacım olan, uygulanabilir, anlamlı ve basit çözümleri buldum.
Yıllarca, çocukları ile ilgili sorunlarını çözmek için hangi kitapları okumalarını tavsiye edebileceğimi, eğitimci olmam nedeniyle bana soran pek çok arkadaşım ve yakınım oldu. Onlara, teoriye boğmadan pratik önerilerde bulunan bir kitap önermekte her zaman zorlanmıştım. Artık gönül rahatlığı ile herkese tavsiye edebileceğim bir kitap var. Ebeveynler için elkitabı olabilecek nitelikteki bir eseri Türkiye´deki anne-babalara ulaştırmakta benim de bir katkım olduğu için çok mutluyum. Bu kitabı gerçekten sağlıklı çocuklar yetiştirmek isteyen bütün ebeveynlere öneriyorum.
— Dr. Hande Gürel Mayıs, 1997

İlksöz

Çocuğunuza ricada bulunma şekliniz size itaat mi, yoksa itiraz mı edeceğini belirler. Çocuğunuzla işbirliği Yapabilme adlı bu kitap, sadece çocuğunuzun itaatini sağlamakla kalmıyor, çocuğunuzla aranızda yakın, sevgi ve saygı dolu bir ilişki oluşması için gerekli yöntemleri kazandırıyor.
Bu kitap, günlük hayatta çocuklarınızla yaşantınızın nasıl olacağı ile ilgilidir. Çocuklarınızın söylediklerinizi gerçekten kasdettiğinizi bilmeleri ve beklentilerinizi daha net olarak anlamaları için, onlarla daha etkili bir iletişim kurabilmenize yardımcı olacaktır. Sevgi ve destek dolu bir ortamda onlara disiplin kazandırmayı ve yanlış davranışları için bazı sonuçlar sunmayı öğreneceksiniz.
Bir işbirliği ortamı oluşturmak bütün aile için terapi niteliği taşımaktadır. Çocuklarınızı terbiye ederken, kendinizin nasıl yetiştirildiğini de keşfedebilirsiniz. Bir gün bir anne bana çileden çıkmış olarak şöyle söylemişti: ‘Ağzımdan çıkan aynen annemin sesiydi.’ Kendinizde olumsuzlukları düzelttikçe, çocuğunuza karşı daha sevecen bir ebeveyn olduğunuzu farkedeceksiniz.
Elizabeth ebeveynlere nasıl dinlemeleri ve öfkelerini nasıl kontrol etmeleri gerektiğini öğretiyor. Bu kitaptaki teknikleri kullandıkça, öfke ve hayal kırıklığı duygularını yaşadığınız olayların azaldığını göreceksiniz.
Kendinize daha fazla dikkat ederek, kendi ihtiyaçlarınıza önem vererek çocuklarınıza da daha iyi bakabilirsiniz. Elizabeth, bu konuyu 8. Bölüm´de özellikle vurgulamaktadır. Hepsinden de güzeli, Elizabeth´in fikirlerini uyguladıktan sonra, çocuklarınızdan ve ebeveynlikten çok zevk almaya başlayacaksınız. Çocuk sahibi olmamızın nedeni de bu değil mi zaten
— William Sears,
The Baby Book ve The Discipline Book kitaplarının yazarlarından.

Önsöz

Açık. Anlamlı. Uygulanabilir. Ayaklan Yere Basan, işte uzun zamandır beklediğimiz ve bütün kalbimizle kucakladığımız kitap. Uygulanabilir ve akılcı önerileri benimseyerek pek çok aile yaşantısını daha & gerilimli ve daha eğlenceli bir hale getirerek geliştirecektir. Bu kitabın endişeli ebeveynleri rahatlatacağından eminim.
Ebeveynlere bazı önerilerde bulunan kitaplar, bu yüzyılın başında oldukça az sayıda olmasına rağmen, günümüzde çok artmıştır. Bunlardan bazıları da çok güzel kitaplar. Çocuğunuzla İşbirliği Yapabilme en iyilerinden. Bu kitabı okuma ve ondan birşeyler öğrenme ayrıcalığını elde eden ebeveynleri kıskanıyorum.
Yazarın önerileri bana çok hitabediyor, çünkü dolaysız, pratik, basit, tutarlı ve izlemesi kolay öneriler. Karmaşık ve büyük bir olasılıkla da tartışılabilir bir davranış teorisine dayanmıyorlar. Tam tersine, doğrudan size, ebeveyne ve sizin çocuğunuza veya çocuklarınıza kendi yaşam koşullarınızda uygulanabiliyor.
Tanıdığım bir çocuk, annesine en nefret ettiği sözcüğün "işbirliği" olduğunu söylemişti, işte ebeveynlere, işbirliğinin çok kolay olmasa da -mümkün olduğunu anlatan bir kitap.
Bu kitap bana hitabediyor, çünkü içindeki önerilerin işe yaradığını biliyorum.
Bir zamanlar bir çocuk doktorunun (çocuk doktorlarının, davranışları bilmediği, sadece ilaçlar konusunda eğitildiği yıllarda) ısırma problemi olan bir çocuğun annesine "siz de onu ısırın" gibi önerileri çoktan aşmış bir yazar var karşımızda. Sorun ne olursa olsun, basit, anlamlı, pratik ve işleyecek öneriler sunuyor.
Çoğumuzun bazen unuttuğu önemli ve yararlı bir noktaya da dikkat çekiyor. Çocuğun ve ebeveynin dünyası ve bakış açısı hiçbir şekilde aynı olmak zorunda değildir. Çocuklar ve ebeveynler aynı konuda oldukça farklı tanımlar yapabilirler. Ebeveyn "odanı temizle", dediğinde, çocuk bu sözü "her şeyi yatağının altına tık" diye yorumlayabilir.
Kitabın en güzel bölümlerinden biri de, ünlü terbiye yöntemi "mola verme" yöntemini açıkladığı bölümdür. Bu yöntem çok etkilidir, çünkü çocuğun olumsuz davranışını yer ve zaman değişikliği sayesinde ortadan kaldırır. Bu kitapta bu konuda yazılmış en iyi açıklamaları bulabilirsiniz.
Ayrıca bu kitap ebeveynliğin önemli özelliklerinin anlaşılır ve yararlı tasvirlerini de yapmaktadır. Örneğin, "Anneannemizin Kuralı". Yazarın da açıkladığı gibi, bu yöntem çocuklara ailenin bir bireyi olarak belli sorumluluk ve ayrıcalıklar verirken, bu ayrıcalıklara sahip olabilmek için önce belli yükümlülükleri yerine getirmeleri gerektiğini vurgulamaktadır. Günümüzde çocukların çoğu ayrıcalıkları karşılıksız kazanmak istemektedirler.
"Başarılı bir Ebeveynliğin ipuçları" bölümünde önerilenler, pek çok ebeveynin çocukları ile baş etmelerinde ölçülebilir değişiklik ve ilerleme kaydetmesine yardımcı olabilir. Bütün kitap altın değerinde bilgiler ve öneriler içermekte.
Bu güzel kitabın en güzel yanlarından biri, zor olanın kolay ya da en azından mantıklı gözükmesini sağlıyor. Kişiyi yanıltıcı bilgiler vermiyor. Aile yaşantısının her zaman pürüzsüz ve kolay olmadığını kabul ediyor. Ama ebeveynlere, en zor problemlerin bile çok yaygın olduğu ve baş edilebileceği duygusunu veriyor. Çocuğunuzla işbirliği Yapabilme çocuğunuzun hakettiği ebeveyn olmanın yollarını öğretiyor.
— Louise Bates Ames, Ph.D.
Gesell insan Davranışları Enstitüsü Müdür Yardımcısı

Giriş

Bu Kitabı Niye Yazdım
Çocuklar hakkında ne kadar az şey bildiğimi, ilk kez anne olmama çok az zaman kaldığında anlamıştım. Ömrümün ilk 29 yılında kazandığım bilgi, yetenek ve birikimlerim çocuk yetiştirme konusunda ne kadar da yetersiz kalmıştı, ilk bebeğimle birlikte hastaneden eve çıktığımızda, kendimi sinirli, kaygılı ve yetersiz bir şaşkın gibi hissediyordum. Yeni doğmuş bir bebeğe nasıl bakacağım konusunda hiç fikrim yoktu. Elbette bazı kitaplar okumuştum, fakat gerçek bir bebekle birlikteydim. Üstelik bir de evdeki ilk gecemizde, bebeğim 7 saniyelik bir boğulma tehlikesi geçirerek korkularımın daha da artmasına neden olmuştu. Aslında, onu nasıl tutacağımı bilemediğim için altı gün boyunca hiç yıkayamamıştım. Aradan geçen yıllardan ve iki tane daha çocuktan sonra, artık çoğu zaman kendimi güvenli ve yeterli hissediyorum. Ebeveynlik hâlâ çok zor, çünkü her yeni yıl yeni dönemler ve başedilmesi gereken yeni problemlerle birlikte geliyor.
Annelik yıllarımın ilk başlarında, doğuştan altı yaşına kadarki dönemde çocukların gelişimleri ile ilgili neler yapılabileceği konusunda çalışmalar yapan bir ebeveyn grubuna katılmıştım. Daha sonraları bu grup çalışmaları, çocuklarının gelişimlerini hızlandıracak bilgi ve becerileri ebeveynlere kazandırmayı amaçlayan ve "Daha iyi Bir Başlangıç" adını verdiğim ciddi bir işe dönüştü.
Dünyanın her yerinde, -emeklemekte olan bir bebekten ergenlik çağındaki bir gence kadar- çocuğu olan bütün ebeveynler aynı sorulara yanıt aramaktadır. "Çocuğuma bağırmadan, söylenmeden ve yalvarmadan, onu en etkili şekilde nasıl yetiştirebilirim
Çeşitli kitap, film, kurs ve deneyimlerin yardımı ile bu soruya pek çok yanıt buldum. Ebeveynlere önerilerde bulundum, neyin işleyip neyin işlemediği konusunda veri topladım. Derslerin tartışma bölümlerinde, öğretmen rolümü bırakıp öğrenci oldum. Ebeveynlerin anlattığı değişik hikayeleri dikkatle dinledim. Bütün aileleri hem birbirinden çok farklı, hem de çok benzer yapan ayrıntılar üzerinde derinlemesine düşündüm. Ailelerin birbirlerine nasıl yakınlaştığını izleme fırsatım oldu. Pek çok ebeveynin kazandıkları yeteneklerle çocuklarına karşı daha güvenli ve etkili olduklarını gördüm. Bütün bunlar çok heyecan vericiydi.
Bir süre önce, beraber çalıştığım 5 aile beni aradı ve konusu terbiye olan bir televizyon programından bahsettiler. Programı izlerken yüreğimin sıkıştığını hissettim. Ebeveynler çocuklarını ne kadar çok sevdiklerinden, ancak davranış bozuklukları karşısında bu sevgilerinin ne kadar azaldığından söz ediyorlardı. Genç bir çift, iki küçük kızlarını her gün dövdükleri halde onlarda davranış değişikliği olmadığını ve bu konuda yardım istediklerini söylüyorlardı. Bu aileleri şüphe ve karmakarışık duygularla izledim. Programı benimle birlikte izleyen annem, oyuncaklarını toplamayı reddeden iki yaşındaki kızlarını tahta bir sopa ile döven ebeveynleri görmeye daha fazla dayanamadı ve odayı terk etti. O an bu insanlara, bunun daha iyi bir yolu var diye bağırmak istedim.
Bu konu üzerinde daha çok çalıştıkça, çocukları ile son derece gereksiz bir mücadele içinde olan ebeveynleri izlemek bana daha da zor gelmeye başladı. Disiplin konusunda harika kitap ve makaleler yazılmıştı. Bu konuda kursların yanı sıra okul veya kütüphanelerden edinebileceğim filmler vardı. O kadar çok bilgi vardı ki! Ancak o anda bir şeyi daha iyi anladım; bu benim mesleğim olduğu için günlerimi ve saatlerimi bu konuda okuyarak harcayabiliyordum. Fakat pek çok ebeveyn için bu mümkün değildi. Çocuk eğitimi konusundaki sorunlarına yanıt bulabilmek için, bütün bu kitapları araştıramayacak kadar meşguldüler. O anda kitap yazmak için büyük bir istek duydum. Bu kitap, binlerce değişik kaynak ve deneyimler yardımıyla oluşturduğum en iyi fikirleri içerecekti, işte bu kitapta, sizin daha sakin ve sevecen bir ebeveyn olmanıza yardımcı olacak pratik ve etkili bilgileri bulacağınızı umuyorum. Mutlu, kendine güvenen ve iç-disiplini olan çocuklar yetiştirmeyi amaçlayan kontrollü ve güven dolu ebeveynler olmanız için gerekli bilgileri...
Ebeveynlik; Zor Bir İş
Yıllar önce, çocuklarım doğmadan önce, Susan adında bir arkadaşım vardı. Önceleri öğretmenlik, daha sonraları da maraton koşuculuğu ve at biniciliği yapmış, çok akıllı ve kapasiteli bir kızdı. Bizim muhasebe işlerimize baktığı için birkaç ayda bir onu görüyordum, ilk bebeğini doğurduktan sonraki 6 aylık iznini tamamlamış ve işe başlamıştı. Merhabalaştıktan sonra, bir sandalyeye çökerek, "Hayatımda pek çok şey yaptım. Uzakdoğuya seyahat ettim, çok azgın atlara bindim, üniversitede kendi harçlığımı karşıladım ve bir meslek sahibi oldum. Kesinlikle evlenmeyeceğini söyleyen bir adamla evlendim. Ama, size bir şey söyleyeyim. Hayatımın en zor işi anne olmak oldu." Ben de "Dalga geçiyor olmalı. Altı aylık bir bebekle uğraşmak ne kadar zor olabilir " diye düşünmüştüm.
Ne kadar zor olabilirdi Cahil olan mutludur. Üç çocuk sahibi olduktan sonra, sizin de bildiğiniz gibi artık öğrendim. Susan şu anda neredesin bilmiyorum ama sen haklıydın. Gerçekten de ebeveyn olmak dünyanın en zor işi.
Ebeveynlik. Çocuk yetiştirmek. Bir insan yetiştirmek, insanın yapabileceği en önemli iş. Ebeveynlik sadece zor değil, aynı zamanda korkutucu da. Çok heyecan verici, tatmin edici ve de hayal kırıklığı yaratan bir iş. Sonuçları bu kadar önemli olmasına rağmen bu konuda çok az eğitimimizin olması işi daha da zorlaştırmakta. Muhasebe işi yapıyorsanız ve hesaplar denk gelmezse, geç vakitlere kadar oturur, hatanızı bulur ve düzeltirsiniz. Bir aşçı, keki kabarmazsa başka bir tane yapar. Ebeveyn olarak hata yaparsanız, çocuğunuz -hayatta en sevdiğiniz kişi- bütün hayatı boyunca acı çekebilir. Çocuğunuzla ilişkiniz bozulur, evliliğiniz sarsılır. Çok yaramaz çocuklarınızın olması bazı arkadaşlarınızla ilişkilerinizi etkileyebilir. Tamamen yalnız kalabilir, kendinize güveninizi kaybedebilirsiniz Ebeveyn davranışlarınız hayatınızın her boyutunu etkiler - işinizle olan ilişkilerinizi bile.
Ama çocuk yetiştirmeyi hayatınızın en anlamlı ve tatminkar işi yapmak da sizin elinizde. Biraz daha bilgili ve kontrollü bir ebeveyn olursanız, bu anlam ve tatmini daha da arttırabilir ve çocuğunuza hayatı boyunca onu yüceltecek bir ödül verebilirsiniz.

Anneannelerimiz Neden Ebeveynlik Dersleri Almamışlardı

Annelerimiz ve anneannelerimiz hiçbir zaman dersler almamış, kitaplar okumamış ve gruplarda ebeveynliği tartışmamışlardı. Çocuk yetiştirmek herkesin yaptığı bir işti. insanlar büyük ailelerde yetişiyor, akrabalar birbirlerine yakın oturuyordu. Çocuklarla ilgilenmek günlük olağan işlerdendi. Geçenlerde "ebeveynlik dersleri verdiğimi" öğrenen, 60 yaşlarında bir büyükbaba şaşkınlıktan az kalsın küçük dilini yutuyordu. Biraz kendine geldiğinde, "Çocuklar! Onları sadece yetiştirirsin" dedi. Ancak, bugünkü durum ile 50 yıl önceki durumun farklılıkları konusundaki tartışmamızı bitirdiğimizde, para karşılığı bile bugün 7 torununu yetiştirmek istemeyeceğini itiraf etti.
Yaşantımız da, toplumumuz da çok değişti. Eskiden toplum aileyi destekleme konusunda daha donanımlıydı. Herkesin yetki ve otorite sınırları belliydi. Çocuklar ebeveynlerini ve öğretmenlerini dinlerler ve onlara saygı duyarlardı. Suçlular dışında herkes polise ve otoriteye saygı gösterirdi. Aileler birbirlerine yakın otururlardı ve boşanmalar çok ender görülürdü. Annelerin çoğu ev hanımıydı ve evin ekmeğini babalar kazanırdı. Televizyon programları herkesin zamanını dolduruyordu. Bu görüntü, o dönemin gerçek ailesini tam olarak yansıtmasa da, bugün bizim çocuklarımızın karşılaştığı problemler ve zorluklardan çok uzak olduğu da bir gerçek. 1950 ve 60´lı yıllarda, okullardaki disiplin problemleri en fazla ödevi geç teslim etme, sınıfta sakız çiğneme veya konuşma ya da sırayı bozma şeklinde olabilirdi. Video veya bilgisayar olmayan evlerdeki çocuklar, sokaklarda kovboyculuk, kuka gibi oyunlar oynarlar, ağaçlara tırmanırlardı.
Bugün ise durum çok farklı. Aileyi oluşturan değerler çok değişti. Artık, gençlerin çok az bir bölümü üniversiteden mezun olana kadar ailesi ile birlikte yaşamaya devam etmekte. Pek çok ailede hem anne, hem de baba evin dışında çalışmakta ve eskiden çocukların yetiştirilmesi için harcanan zamanlarının ve enerjilerinin çoğunu tüketen sorumluluklarla yüklenmiş durumdalar. Çocuklar ebeveynlerinin ve öğretmenlerinin otoritelerini eskisinden çok daha fazla test etmekteler.
Evimize şiddeti, seksi ve olumsuz kişilikteki karakterleri getiren televizyonu çocukların hepsi izliyor. Bugün okul çocuklarının çoğu kendilerini, uyuşturucunun veya yaşamlarını tehdit edecek boyutlarda bir şiddetin içinde bulabiliyorlar. Erken yaşlarda cinsel ilişki ve intihar artık ender görülen vakalar olmaktan çıktı. Amerikan istatistik Enstitüsünün 1992 yılında yayımladığı rapora göre, 25 yaşlarına gelene kadar gençlerin % 48´i uyuşturucuyu ve % 85´i de alkolü bir kez denemiş oluyor. 12-17 yaş grubunda bile, % 10 oranında uyuşturucu ve % 40 oranında alkol kullanımı görülmektedir. Ülke çapında genel okul başarısında da bir düşüş görülmekte. Çocukların çoğu, zamanlarının büyük bir kısmını televizyon seyrederek geçiriyor.
Bugün bu çocuklara ebeveynlik yapmanın eskisinden daha zor olduğu konusunda en ufak bir şüpheniz var mı

İyi Bir Haber

Bugünün dünyasında bile, otoritenizi kurabileceğiniz ve olumlu davranışlar gösteren, sağlıklı bir öz-güven sahibi çocuklar yetiştirebilirle şansınız hâlâ var. Hatta ebeveynlik sürecinin tadını çıkarmanız da mümkün. Tabii ki, bu belli bir kararlılık, deneme, sabır ve zaman gerektirecek. Ebeveynlik derslerime devam eden yüzlerce ebeveyn bana her zaman, belli bir önbilgi ve beceriye sahip olmanın ebeveynliği, insanı çok tatmin eden, ödüllendiren ve huzur veren bir işe dönüştürdüğünü söylemişlerdir.
Bu kitapta, ebeveynlik konusunda pratik ve amaca yönelik öneriler bulacaksınız. Çocuklarınızla günlük ilişkilerinizde kullanabileceğiniz beceriler. Çocuğunuzu sizinle işbirliğine yönelten, gereksiz tartışmaları sona erdiren, çocukların, kendilerine güvenlerini arttıran ve disiplin problemlerini bilgili ve otoriter bir şekilde halletmeyi sağlayan pratik görüşler.

Bu Kitaptan Daha Çok Nasıl Yararlanabilirsiniz

Ebeveynlikle ilgili kitapların çoğu, bu konudaki genel felsefe ve teorileri, ailenizde olumlu değişiklikleri yapabilmeniz için gerekli ipuçlarını vermeden sunarlar. Pek çok aile de, günlük yoğun işleri arasında bunları inceleyecek ve deneyecek zaman bulamazlar. Çocuğunuzla işbirliği Yapabilme kitabında, öğrenmesi, kullanması kolay olan ve en önemlisi de hemen bugün kullanabileceğiniz beceriler sunuyorum.
2´den 8´e kadarki bölümlerin sonunda, o bölümdeki becerileri özetleyen bir ´bunları unutmayın sayfası´ bulunmaktadır. Bu sayfaların fotokopilerini çektirip, devamlı görebileceğiniz bir yerlere Asabilirsiniz. Buradaki bilgileri tam olarak sindirmek için kendinize ve ailenize zaman tanıyın ve yeni bir bölümle ilgili özeti birkaç hafta sonra asın. Bu teknikleri gerçekten özümsediğiniz zaman, bütün yaşamınız boyunca -hatta torunlarınızla bile- bunları rahatlıkla kullanabileceksiniz.

Ebeveynlik Yöntemleriniz Nelerdir

Sayfa 8´deki anket sizin ebeveynlik yöntemlerinizi belirleyip, bu işe nereden başlamanız gerektiğini saptamanız için hazırlanmıştır. Daha iyi bir ebeveyn olabilmek için, şimdi nasıl bir ebeveyn olduğunuzu anlamanız gerekir. Kendinizi tarafsız olarak değerlendirmeniz çok zordur, bu anket size yardımcı olacaktır.
Her bir soruyu okuduktan sonra, o durumda yapmanız en olası olan davranış biçimini seçin. Kendi çocuğunuzla, örnekteki çocuğun yaşı aynı olmasa da, ne yapardınızı işaretleyin.
Doğru olduğunu düşündüğünüz cevabı vermeyin. Kendinizi oradaki durumun içinde varsayıp, sizin davranışınızı en iyi yansıtan cevabı seçin. Cevaplarınızı kimseye göstermek zorunda değilsiniz. Bu anket, sadece kendi ebeveynlik yöntemlerinize dürüstçe bakabilmeniz ve hangi alanlarda değişikliğe ihtiyacınız olduğunu saptamanız için hazırlandı.
Cevaplarınızı bir kağıda kaydedin. Anketi bitirdikten sonra, puanlarınızı nasıl belirleyeceğinizi açıklayacağım. Anket şu andaki ebeveynlik yöntemlerini belirlemek ve bunları daha olumlu yönlere kanalize etmek konusunda size yardımcı olacaktır. Eğer eşiniz varsa, her ikinizin de ayrı ayrı anketi cevaplayıp, daha sonra karşılaştırmanız doğru olacaktır.

1. Çocuğunuz, büyük bir süpermarketteki unlu mamuller bölümünün ücretsiz olarak verdiği kurabiyelerden almak için kendini yerlere atıp, ter ter tepiniyor. Siz yemek vakti olduğu için ´hayır´ dediniz. Herkes size bakıyor, görevli çocuk da kurabiyeyi size uzatmış, gülümsüyor
A.Kurabiyeyi almasına izin verirsiniz.
B.Elinden tutup onu uzaklaştırırken, onu ikna etmeye çalışırsınız. "Tatlım, kurabiyeyi çok istediğini biliyorum. Birisi sana bir şey teklif ettiği zaman onu reddetmenin zor olduğunu da biliyorum. Ama birazdan yemek yiyeceksin ve bu kurabiye iştahını kapatacak. Evde yemekten sonra bir kurabiye yiyebilirsin. Lütfen artık ağlama."
C. Onu elinden tutup ya da kucağınıza alıp, sessiz bir köşeye ya da arabaya götürerek, bir süre sakinleşmesini bekler, markete geri dönersiniz.
D."Bunu sana almayacağım. Sen çok kötü bir kızsın, "diye bağırırsınız. Poposuna bir tane vurup, "bu davranışını derhal kes, küçük hanım." dersiniz.
2. Mutfakta yemek hazırlıyorsunuz. Çocuklarınız içeride bir oyuncak için kavga ediyorlar. Birden bir çığlık ve ağlama sesi duyuyorsunuz. Biri ‘benim oyuncağımı aldı’ diye bağırıyor, diğeri "o başlattı" diye ağlıyor.
A Kendi kendinize "bu çocuklar neden birbirleri ile geçinemezler " diye söylenirsiniz.
B Ayrıntıları dinleyip, hatalı olanın doğru davranmasını sağlarsınız
C Kendi aralarında sorunu halletmelerini önerirsiniz.
D Birini (ya da her ikisini de) biraz ara vermeleri için odalarına gönderirsiniz.
3. Çocuğunuz bahçede oynamak istiyor. Yemek vakti olduğu için izin vermiyorsunuz. "Lütfen!" diyor. Siz yine "hayır" diyorsunuz. "Söz veriyorum, sadece 10 dakika sonra geleceğim. Saatim de var. Hemen yakında oynayacağım. Lütfen "
A."Tamam, ama 10 dakika sonra burada olacaksın" dersiniz.
B. Çocuğunuza, yemek zamanı olduğunu ve ne zaman yemekten önce dışarıda oynamaya izin verseniz, sofraya geç gelindiğini, yemeğin soğuduğunu ve herkesin sofrada birlikte olmasını isteğinizi açıklıyorsunuz. Çocuğunuz yemek vaktine daha 15 dakika olduğunu ve hemen arka bahçede oynayacağını söylüyor. Bunu mantıklı bulduğunuz için, "tamam, çağırdığım zaman hemen gel" diyorsunuz.
C. "Yemekten sonra oynarsın" diyorsunuz. Çocuğunuz yalvarmaya devam ediyor ve yine "yemekten sonra oynayabilirsin" diyorsunuz.
D. "Sızlanmayı kes" diyorsunuz. Çocuğunuz devam ediyor, "Hemen odana git. Söylenmenden, sızlanmandan bıktım. Bu akşam W seyretmek yok. "diyorsunuz.
4. Çocuğunuz oyalandığı için okul servisini kaçırıyor.
A. Okula kendiniz götürürsünüz.
B. Okula kendiniz götürürsünüz. Yolda giderken, organize olmanın ve sabahları belli bir düzen içinde işlerini yapmanın önemini vurgularsınız. Ertesi gün için daha organize olma sözü alırsınız.
C. Bu hiçbir zaman olmaz, çünkü sabahları herkesin sıkı bir şekilde uyacağı bir düzen uygularsınız.
D. "Bu çok oyalandığın için oldu. Şimdi paltonu giy ve okula yürüyerek git." dersiniz.
5. Yeni yürümeye başlayan çocuğunuz, müzik setinin kontrol düğmelerine dokunmakta ısrar ediyor. Ona sürekli olarak "hayır" diyorsunuz. Bu mücadeleden yorulmaya başladınız.
A. Onu görmezden gelirsiniz. Zaten müzik setini bozamayacaktır.
B. Ona oyuncak bir müzik seti alırsınız.
C. Müzik setini daha yukarılarda bir yere kaldırırsınız.
D. Sete her dokunduğunda eline vurursunuz. Ona dokunmamayı öğrenecektir.
6. Çocuğunuz 6 yaşında. Her zamanki gibi, oturma odasına girdiğiniz anda bütün oyuncaklarının odanın her tarafına dağılmış olduğunu görüyorsunuz. Bu dağınıklıktan çok sıkıldınız artık.
A. Derin bir nefes alıp, odayı toplamaya başlarsınız.
B. Çocuğunuzu karşınıza alıp, bu dağınıklık içinde daha fazla yaşayamayacağınızı söyler ve bu problemin çözüm yollarını önermesini istersiniz.
C. Çocuğunuza "oyuncakların yeri oyuncak kutusu, kitapların yeri de kitaplıktır. Bu odayı yemekten önce toplamanı istiyorum" dersiniz.
D. Bir çöp poşeti alıp, oyuncakları içine doldururken bir yandan da, "Artık yeter! Bunların hepsi çöpe gidiyor" diye bağırırsınız.
7. Saat akşam 11:30 ve 10 yaşındaki çocuğunuz uyuyor. Köpeğinizin hâlâ beslenmediğini veya dolaştırmaya çıkarılmadığını farkediyorsunuz. Bu her gün yaşadığınız bir problem.
A. Çocuğunuzun ne kadar sorumsuz olduğunu söyleye söyleye, köpeği besler ve dışarı çıkarırsınız.
B. Köpeği besler ve dışarı çıkarırsınız. Ertesi gün çocuğunuzla köpek beslemenin yükümlülükleri hakkında konuşursunuz.
C. Köpeği besler ve dışarı çıkarırsınız. Ertesi gün çocuğunuzun günlük bir program hazırlamasına ve bu işleri yapmadığı zaman katlanacağı sonuçları da programına koymasına yardımcı olup, planı uygulamasını sağlarsınız.
D. Çocuğunuzu uyandırıp, "derhal gidip köpeğini besleyecek ve dolaştıracaksın! Bu işleri senin yerine yapmak zorunda kalmaktan bıktım usandım" dersiniz.
8. 8 yaşındaki çocuğunuzun balığı beslenmediği için öldü. Balığı beslemek çocuğunuzun sorumluluğundaydı. Çocuğunuz divanın üzerinde içini çeke çeke ağlıyor.
A."Lütfen ağlama tatlım. Sana iki tane yeni balık alacağım." dersiniz.
B. Balığı çocuğunuzun yerine beslemediğiniz için suçluluk duyarsınız.
C. Çocuğunuzun yanına oturur, "insanın beslediği hayvanını kaybetmesi çok üzücü, biliyorum" dersiniz. Ona üzüntünüzü gösterir, fakat bunun öğrenmesi gereken bir hayat dersi olduğunu düşünürsünüz.
D. "Belki bu sana sorumluluklarını yerine getirmen gerektiğini hatırlatır. Eğer balığını besleseydin, ölmezdi." dersiniz.
9. 10 yaşındaki çocuğunuz, bu ay içinde ikinci kez okul defterini kaybediyor.
A.Ona yeni bir defter alır, daha dikkatli olmasını söylersiniz.
B. Onunla sorumlulukları hakkında konuşur, yeni bir defterin maliyetinden bahseder, eşyalarına nasıl sahip olacağını öğretirsiniz. Daha dikkatli olacağına dair söz alırsınız.
C. Bir süre kağıtlara yazmasını ve yeni bir defter için harçlığını biriktirmesini istersiniz.
D. TV seyretmek veya dışarıda oynamak gibi bir ayrıcalıktan mahrum edersiniz.
10. 17 yaşındaki oğlunuzun arkadaşlarının çoğu kulaklarını deldirtmiş ve şimdi gururla küpelerini gösteriyorlar. Oğlunuz da bunu yapmak istiyor.
A. Hayır dediniz, ama o yine de yaptı.
B. Hayır dediniz, ama o her gün tekrar soruyor. Aile toplantılarında, okulda takmayacağına ve çok küçük bir küpe olacağına dair söz veriyor. Siz de tamam diyorsunuz.
C. Ona, bu fikri hiç sevmediğinizi ve bunun nedenlerini açıklarsınız, fakat kendi kararlarını kendisinin vermesi gerektiğini söylersiniz.
D. Kesinlikle yasaklarsınız. Sizin oğlunuz küpe takamaz!
11. Cumartesi günü dışarıda yağmur yağıyor ve 6 yaşındaki çocuğunuz dışarıya çıkıp, su birikintilerinin içinde oynamak istiyor.
A. Ona hayır diyorsunuz. Komşu çocuklarının da dışarıda olduğunu, çok dikkatli olacağını, havanın çok ılık olduğunu ve yağmurun da sadece çiselediğini söylüyor. Kabul ediyorsunuz.
B. Yağmur yağdığını ve dinene kadar beklemesi gerektiğini söylüyor, onu oyalayacak başka birşeyler buluyorsunuz.
C. "Olur. Ama lütfen, bir havluyla kuru kıyafetlerini, geldiğinde kullanmak üzere, kapının önüne hazırla" diyorsunuz.
D. "Aptallık etme, dışarıda yağmur yağıyor. Git içeride oynayacak bir şeyler bul" dersiniz.
12.Odaya girdiğinizde 3 yaşındaki çocuğunuzun duvara yazdığını görüyorsunuz.
A. "Oh, Tanrım! Ne yaptın Şimdi bunları nasıl temizleyeceğim Ev sahibi de kimbilir ne söyleyecek Duvarlara yazmaman gerekiyor. Şimdi ben bunları temizlerken sen içeride oyna" dersiniz.
B. "Bu ne felâket! Seni burada kağıt vermeden, kalemlerle yalnız bırakmak benim kabahatim. Lütfen bunu bir daha yapma!" dersiniz.
C. Kesin bir ifadeyle "duvarlara değil, kâğıda yazarız. Şimdi bir bez alalım da, şunları beraber temizleyelim" dersiniz.
D. Eline bir tane vurup, "Hayır! Sen kötü bir çocuksun!" diye bağırır, onu odasına gönderirsiniz.

Puanlama
Her A cevabınıza O, Her B cevabınıza 2 ,Her C cevabınıza 4 ,Her D cevabınıza 6 puan verin.
Toplam puanınızı hesaplayın. Aşağıdaki açıklamalardan, sizin puanınızla ilgili olanını okuyun. Diğer bir gruba yakın bir puan aldıysanız, o açıklamayı da okuyun. (Aslında, bütün açıklamaları okumanızda yarar vardır. Çünkü hepimiz zaman zaman değişik gruplara girebiliyoruz.)
0-14 puan: Hoşgörülü Ebeveyn
Çocuğunuza hayır demeyi genellikle çok zor buluyorsunuz. Israrlarına pek dayanamıyorsunuz. Çocuğunuz üzerindeki kontrolünüz az olduğu için kızgın ve hayal kırıklığı içinde olabilirsiniz. Bu biraz hayatınızı zorlaştırsa da, diğer açılardan kötü bir ebeveyn veya zayıf bir insan değilsiniz. Sadece bazı yeni beceriler kazanmanız gerekiyor. Çocuğunuzla işbirliği yapmayı ve yanlış davranışlarla başetmeyi öğrendiğiniz zaman, ebeveynlikten ve çocuğunuzla olmaktan çok daha fazla zevk alacaksınız. Burada biraz durun ve bu kitabı okumak için biraz zaman ayırın. Açıklanan becerileri kazanmaya çalışın. Birkaç ay sonra, ailenizle ilgili olaylara daha hakim olduğunuzu ve kendi öz-güveninizi kazandığınızı göreceksiniz.
14-36 Çocuğunuzun işbirliğini sağlamaya uğraşıyorsunuz ve bunu bir ölçüde başarmışsınız. Çocuğunuza eşit haklar tanımaya, adil ve tutarlı olmaya çalışıyorsunuz. O zaman neden hâlâ daha iyi birşeyler yapabileceğinizi düşünüyorsunuz Niye çocuğunuz hâlâ sık sık yanlış davranışlar gösteriyor Belki de ebeveynlik yönteminiz size engel ölüyor. Her durumda kusursuz, adil ve mantıklı olmak için gereğinden çok uğraşıyorsunuz. Çocuğunuzu disipline ederken uzun vadeli sonuçlarını çok düşünüyor, "Çok mu sert davrandım , çok mu yumuşak davrandım Bu yaptığım doğru mu " diye sürekli kendinizi sorguluyorsunuz. Daha az konuşup, daha çok hareket ederseniz daha iyi sonuç alacaksınız. Ebeveyn ve çocukların eşit olamayacağını unutmamanız gerekir. Çocuğunuzun büyüdüğü yıllarda evdeki otorite siz olmalısınız ve o da bir yetişkin olduğu zaman aranızda oluşması gereken arkadaşlığın temellerini bu yıllarda atmalısınız.
Çocuğu artık dinlememe noktasına getirene kadar, sürekli nasihat etme veya ders verme demokratik ebeveynin en yaygın olan eğilimidir. (Çocuğun söylenenleri duymama davranışına "ebeveyn-sağırlığı" diyoruz.)
Bu kitabı okuyun ve burada sunulan becerileri deneyin. Birkaç ay içinde, kontrolün sizde olduğunu ve lider olduğunuzu daha çok hissedecek, çocuklarınızın da size olan saygılarının on kat arttığını göreceksiniz.
36-50 Bu kitabı niye okuyorsunuz işinizi çok iyi yapıyorsunuz (ya da ankete doğru cevaplar vermediniz). Bu konuda kitaplar okumuşsunuz ya da kurs almışsınız.
Dengeli bir ebeveyn olmak, kendinize fazla yüklenmenize neden olabilir. Çocuk eğitimi konusunda çok şey bilmeniz, kötü bir gününüzde yaptıklarınızı başarısız görmenize neden olabilir. Mükemmel ebeveynlik diye bir şeyin olamayacağını unutmamak gerekir. Sizin genel ebeveynlik yönteminiz sağlıklı ve üretken.
Sizin için çocuğunuzu yetiştirmekten daha önemli bir iş yok. Ne kadar çok öğrenirseniz, çocuğunuz için o kadar yararlı olacaktır. Sanırım, bu kitapta ebeveynlik yönteminizi iyileştirmenizi sağlayacak çok güzel fikirler ve bazı yeni beceriler bulacaksınız. Ben de, ne kadar çok öğrendiysem kendimi o kadar güvenli ve yetenekli hissettim.
50-72 Puan:
Sanırım evinizdeki durumu aşağıdakilerden biri anlatacaktır.
Çocuğunuz 15 yaşından küçük ise, çok iyi bir çocuk. O çok iyi davranıyor, çünkü öyle olması gerektiğini biliyor. Ama burada bir olumsuzluk var. Ceza korkusu veya ödül beklentisi ile iyi davranışlar sergileyen bir çocuk, ebeveyni yanında olmadığı zamanlarda da ona yardımcı olacak öz-disiplini edinemez. Otokratik ebeveynleri olan çocuklar, otoriteye boyun eğmeyi öğrenirler ve kendilerini ifade etmeyi bilemezler. Onlara her zaman ne yapmaları gerektiğini söyleyen birisinin varlığına alışmaları onları yanlış yerlere götürebilir - yanlış gruplara katılmak gibi. Ayrıca, otokratik tutum ebeveyn-çocuk bağını zedeleyeceği için, etkili iletişim yollarını tıkayacaktır.
Çocuğunuz 15 yaşından büyükse, yeni problemlerle karşılaşmaya başlamışsınızdır. Otokratik yöntem ergenlik döneminde isyanlara neden olacak ve onu bugüne kadar hizada tutmaya yeten yöntemler artık etkisiz kalacaktır.
Yukarıda anlatılanlar size uymuyorsa, belki de durumunuz şöyledir: Ebeveynlikten hiç zevk almıyorsunuz. Kendinizi sürekli çocuğunuza bağırırken veya vururken buluyorsunuz. Hep stres içindesiniz. Çocuğunuzu ikna etmeye çalışıyorsunuz fakat hep sonunda siz sinirleniyorsunuz.
Biraz düzeltilmesi ve kontrol edilmesi gereken doğru fikirleriniz var. Bu kitabı okuduktan ve sunulan becerileri denedikten sonra, tansiyonunuzun düştüğünü ve ses tonunuzun azaldığını göreceksiniz. Siz çocuklarınızla, onlar da sizinle olmaktan daha çok zevk alacak.

Şimdi Ne Olacak

Şimdi kafanızda, kendi ebeveynlik tarzınız hakkında birşeyler şekillenmeye başladı - belki de bugüne kadar düşünmediğiniz kadar çok. Olumlu bir gelişme için, kendi tarzınızı tanımlamak en etkili başlangıçtır. Güçlü ve zayıf olduğunuz noktaları saptarsanız, daha dengeli bir ebeveyn olmak için gerekli değişiklikleri daha kolay yaparsınız.
Şimdi eşinizle birlikte anketten aldığınız puanları karşılaştırıp yön-temlerinizdeki farklılık ve benzerlikleri tartışabilirsiniz. Disiplin ve beklentiler konusunda, eşlerin belli bir düzeyde uzlaşmaları çok yararlı olacaktır. Bu kitabı birlikte okumak, çocuğunuzu yetiştirmede gerekli uyum ve takım çalışmasını sağlamanız için gerekli tartışma ortamını yaratacaktır.
Ebeveynlik yöntemlerinizi geliştirmek için önerilenleri uygulamak ve bazı değişiklikler yapmak için kendinize zaman tanıyın. Şimdiki yönteminizi bütün bir yaşam boyu edindiğiniz deneyim, anı ve izlenimleriniz sonucunda kazandınız. Değişmek sabır, tekrar ve azim ister. Bu değişikliklerin aileniz üzerindeki olumlu etkilerini gördükçe, bu kadar zaman ve çaba harcadığınıza değdiğini düşüneceksiniz.
Başanlı Bir Ebeveynlik İçin Gerekli İpuçları
Dengeli Aile
Ebeveynlik tarzınızı saptadığınıza göre, artık şu anda nasıl ebeveynlik yaptığınızı ve daha dengeli bir yöntem oluşturabilmek için ne gibi değişiklikler gerektiğini düşünebilirsiniz. Amacımız, sizin zayıf noktalarınızı saptamak ve aile yaşantınızı daha iyi kontrol edebilmeniz, çocuklarınızı yetiştirmekten daha çok zevk almanız için gerekli yeni becerileri kazanmanızı sağlamaktır.
Dengeli bir aile yapısını 4 temel kural oluşturur:
• Ebeveynler - Yetkilidirler!
• Ebeveynler - Düşünürler!
• Söylediğinizi gerçekten kasdedin!
• Becerilerinizi kullanın!
Kural 1: Ebeveynler - Yetkilidirler!
Kral Vll. Edward, Amerika´ya seyahatinden dönüşte, "Amerika´da beni en çok etkileyen şey, ebeveynlerin çocuklarına itaat etmeleri oldu." demiş. Ebeveynlerin bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde çocukları tarafından yönetildiklerine oldukça sık tanık oluyoruz. Ebeveynlerin çoğu, çocukların olumlu davranmalarını ister ve beklerler, fakat genellikle bu beklentilerinin yerine getirilmesini sağlayamazlar. Hatta genellikle, başkalarının durumunu daha iyi görebildikleri halde, kendilerine neler olduğunun tam olarak farkına varamazlar. Şimdi, parktaki bir gezinti sırasında edindiğim izlenimlerimi aktaracağım:
Güneşli bir yaz günüydü. Üç çocuğumu ve 2 yeğenimi alıp parka gitmeye karar verdim. Bankta oturup kitabımı (ebeveynlik üzerine tabii!) okurken, parktaki diğer ebeveynlerin davranışlarını izlemeye başladım. Bir anne ile 9 yaşlarındaki kızı dikkatimi çekti. Çocuk kaydırağın tepesinden seslendi:
Anne! Meyva suyu istiyorum.
Tamam, tatlım. (Meyva suyunu, bir gofret ile birlikte çocuğa uzatır.)
Sadece meyvasuyu istedim. (Gofreti annesine geri atar.)
(Bu saygısız davranışın farkına bile varmadan) Ayağında patenlerinle orada durman pek güvenli değil sanırım.
Ben iyiyim anne.
Gerçekten aşağıya gelmeni istiyorum.
Çok dikkat ediyorum.
Pekala.
Kafamı sallayıp kitabıma geri döndüm. Birkaç dakika sonra, 3 yaşlarındaki kızları ile birlikte iki baba gördüm. Kızlardan biri ayakkabılarını çıkardı. Diğeri de aynısını yapmak için yere oturdu.
B: Kuralları biliyorsun: Parkta ayakkabılar çıkarılmıyor.
Ç: Ama Susie çıkardı.
B: Biliyorum, ama bizim kuralımız böyle.
Ç: (Ağlamaya başlar) Ama ben de çıkarmak istiyorum.
B: Ama kuralı biliyorsun.
Ç: (Ağlayarak) Lütfen baba!
B: (Omuzlarını silkeler) Peki, tamam.
Ağlayabilirdim. Bu kadar doğru bir şekilde başlayan bir ebeveynin, ağlayan sızlayan çocuğunun mücadeleyi kazanmasına nasıl izin verdiğini görmek çok üzücüydü. Biraz da salıncaklara bakmaya karar verdim.
Bir anne, 3 ve 6 yaşlarındaki oğullarını salıncaklarda sallıyordu.
A: Oh! Çok geç oluyor. Gitsek iyi olacak.
Ç1: Daha değil! Ben kalmak istiyorum.
Ç2: Ben de.
A: Ama benim eve gidip, yemek hazırlamam gerekiyor.
Ç1: Daha değil, anne.
A Tamam, 5 dakika daha. (Sallamaya devam ediyor.)
A: Tamam çocuklar, gitme zamanı.
Ç2: 10 kere daha salla.
A: 5 tane daha.
Ç1: 10 tane daha — lütfen!
A: 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10. Haydi gidelim.
Ç1: l dakika daha.
A: Şimdi. (Çocuklar sallanmaya davam eder.)
A: (Bağırarak) Şimdi dedim. O salıncaklardan inin. Gidiyoruz. Niye beni hiç dinlemiyorsunuz
Bu örneklerde biraz kendinizi görebildiniz mi (Çok mu Hey, yoksa parktaki siz miydiniz ) Ebeveynlik derslerimde, böyle sahneleri canlandırıp, belli becerilere sahip olmamak ve onları kullanmak arasındaki farklılıkları görmeye çalışıyoruz. Parktakiler gibi ebeveynleri "Ebeveyn l" diye adlandırıyoruz. ("Ebeveynler becerileri kazanmış olanlar).
Evet, hiçbirimiz mükemmel değiliz ve hiçbir zaman da olamayız. Ama çocuklarımızla ilgili günlük olayları nasıl kontrol edebiliriz
1. Adım: Tutumlarımızın Kontrolü
Benimle birlikte 3 kere yüksek sesle: "Ben ebeveynim. Yetkili benim" diye tekrar edin.
Buna inanıyor musunuz Yoksa hâlâ kararlarınızı sorguluyor, hatalarınızdan dolayı üzüntü mü duyuyorsunuz Durumunuzu iyileştirmek için atılması gereken ilk adım, tutumunuzu değiştirmektir. Elbette hata yapacaksınız, herkes yapar. Ama böyle bir kitap okuyan bir ebeveyn olduğunuza göre, yaptığınız bütün hatalar çocuğunuz için gösterdiğiniz çaba, sevgi ve yeteneklerinizden çok daha azdır. Sağlam bir ebeveynlik yöntemi, birkaç hatayı rahatlıkla telâfi edecektir. Asıl problem hataların tekrarlanmasıdır. En yaygın hata da, çocuğun kontrolü elinde tutmasına izin vermektir.
Dr. Vilson´a Kara Smith´den bir telefon geldi. Sekiz aylık bebeğinin hasta olduğunu ve muayenehanesine getirip getiremeyeceğini soruyordu. Doktor bebeğin ateşini öğrenmek istedi, ama anne "bilemiyorum, ölçmeme izin vermiyor" dedi.
Chris Young kocasına dert yanıyordu, "Kenneth beni çok kızdırıyor! Sokakta kalma izninin saat 10:00´a kadar olduğunu biliyor, ama her gece geç geliyor. Hep bir mazereti var. Bunu sanki, bana ne isterse yapabileceğini göstermek için yapıyor."
Bu örneklerde ebeveyn, durumu kendisinin yerine çocuğun kontrol etmesine izin vermektedir. Bu, genellikle çocuğuyla ilişkisinde lider olma kararını alamayan, çok sevecen ebeveynlerde görülmektedir.
Şu anda, yetkilinin siz olduğunuza karar verin. Bu sizin sadece hakkınız değil, aynı zamanda da sorumluluğunuz. Çocuğunuzun, onu etkili bir şekilde yönetmenize ihtiyacı var. Onlar, yetişkin olana kadar sizin rehberliğinizi bekliyorlar.
Çocuğunuzun Size İtaat Etmesini Bekleyin
Sizin beklentileriniz, çocuklarınız tarafından derhal hissedilecektir. Çocuklarınızın size itaat etmesini bekliyorsanız, daha farklı davranacaksınız. Çocuklarınızın güvenebileceği bir gücünüzün olması gerekir. Çocuklarınızın itaat etmesini beklemekle, onların itaat etmesini istemek çok farklıdır. Kaydırağın üzerindeki çocuğun annesini hatırlayalım. Kullandığı sözcükler hep itaati isteyen sözcüklerdi. Çocuğunuzun itaat etmesini beklediğinizde, kullandığınız sözcükler de farklı olacaktır. Bunları şöyle örneklendirebiliriz: Bir cümle kullanın.
"Kaydırağın tepesinde patenlerinle durman hiç güvenli değil. Aşağıya gel ya da onları ayağından çıkar."
"Çocuklar, 5 dakika sonra parktan gidiyoruz."
Lütfen.......
"Lütfen çöpü dışarı götür."
"Lütfen kitaplarını topla."
....tığında,........yapabilirsin.
"Ödevini bitirdiğinde, dışarıya çıkıp oynayabilirsin "Sofrayı topladığında, tatlını yiyebilirsin."
işbirliği ile ilgili bölümde, çocuğunuza kontrolün sizde olduğunu belirten, daha sevecen ve saygılı bir dili nasıl kullanabileceğinizi açıklayacağım.
Suçluluk Duygusu, Mazeret

Bazı kararlarımızdan, suçluluk duygusu yüzünden vazgeçeriz.Ayakkabılarını çıkarmak isteyen 3 yaşındaki kızın babası da, daha önceden koydukları bir kurala rağmen, kızı ağladığı ve arkadaşı da aynı şeyi yaptığı için, suçluluk duygusu ile kararını değiştirdi. Kızının mutluluğu daha ağır bastı. Bizim en önemli görevimiz çocuklarımızı mutlu etmek mi Hiç sanmıyorum.
Bizim en önemli görevimiz çocuklarımızı mutlu etmek değil, onları hayata hazırlamaktır.
Hayat her zaman adil ve tutarlı değildir. Aile kuralları da, o toplumun değil, o ailenin inançlannı yansıtır. Örneğin, bütün 6 yaşındakiler saat 8:00´de yatağa gitmez. Kimisi 9:00´da, kimisi de 10:00´da yatar. Bazı çocukların yalınayak dolaşmasına izin verilir, bazılarının dolaşmasına izin verilmez. Bazı çocuklar yataklarını toplar, bazıları toplamaz. Bazıları okula yürüyerek gider, bazıları servise biner. Hangi kurallar doğru, hangileri en iyidir Hepsi. Aileler de, ihtiyaçları da, amaçlan da farklıdır. Ailelerin kuralları da farklı olacaktır.
Ailenizin kurallarını bir kez saptadıktan sonra, artık onları uygulamak için kendinizi rahat hissedebilirsiniz. Komşunun ne yaptığı sizi endişelendirmemeli. Kurallarınız mükemmel değilse de üzülmeyin. Kararlarınızı da çok fazla değerlendirmeyin. Aslında, mutlaka bir yerlerde sizin kararlarınızın doğru olduğunu düşünen bir uzman vardır.
Çünkü ben öyle söylüyorum!
Sizin ebeveynleriniz bunu söyledikleri zaman, bu cümleden nefret etmediniz mi Ben ettim. Böyle de olsa, ister inanın, ister inanmayın, ben çocuklarıma bu cümleyi kullanıyorum, çünkü bazen bu gerçekten de tek neden! ~
Ç: Neden şimdi içeri girmem gerekiyor
E: Çünkü ben öyle söylüyorum!
Ç: Neden bunu alamıyorum
E: Çünkü ben öyle söylüyorum!
Ç: Neden saat 8:30´da yatmam gerekiyor
E: Çünkü ben öyle söylüyorum!
Bu eski yöntemi kullanmanın güzel bir nedeni daha var. Çocuklar size "niye" diye sorduklarında, gerçekten bir neden istemezler, sadece sizin fikrinizi değiştirmenizi isterler. Siz ne kadar çok neden verirseniz, o kadar çok sizinle mücadele ederler.
A: Gitme zamanı.
Ç: Niye
A: Çünkü hava kararıyor. Eve gitmemiz lazım.
Ç: Niye
A: Çünkü yemek yapmam gerekiyor.
Ç: Ben acıkmadım.
A: Ben acıktım.
Ç: Bir gofret yiyemez misin
A: Gofret yemek istemiyorum, yemek yemek istiyorum.
Ç: 5 dakika daha oynasam. (Bu böyle uzadıkça uzar.)
Bir de şunu düşünün:
A: Gitme zamanı.
Ç: Niye
A: Çünkü ben öyle söylüyorum.
Evet, çocukların, sizin keyfi kararlar vermediğinizi anlamak için, kural ve sınırlamalarla ilgili bazı açıklamalara ihtiyaçları vardır. Ancak, her şey için bir nedene de gerek yoktur. Ne zaman açıklamaya gerek yoktur Bir: Çocuğunuz nedeni zaten biliyor, sadece işi zorlaştırmak için âörüyor. iki: Neden, çocuğunuzun anlayamayacağı kadar karmaşık. Üç:Nedeni açıklamak, sonsuz bir tartışmaya yol açacak
Eğer "çünkü ben öyle söylüyorum"u söylemek zor geliyorsa, şu seçenekleri de deneyebilirsiniz.
Niye
Çünkü ben büyüğüm ve bu kararı vermek benim görevim.
Niye
Çünkü ben yetişkinim ve senden daha çok deneyimim var.
Niye
Seninle şu anda tartışamayacağım bir sürü nedeni var.
Nasıl söylerseniz söyleyin, önemli olan kontrolün sizde olduğunu hissettirmektir. Elbette bu, çocuğunuzun yaptığı her şeyi kontrol edeceğiniz anlamına gelmiyor. Kontrolü sağlamaya çalışırken, amacınızın onları hayata kendi ayakları üzerinde duracak şekilde hazırlamak olduğunu hiçbir zaman unutmamalısınız. Çocuklarınız büyürken, onlara belli sorumlulukların yanı sıra, belli özgürlükler de vermeye başlamalısınız.
Genç bir ağaç, ilk dikildiğinde iplerle ve sopalarla desteklenir. Ağaç biraz güçlendiğinde, kendi kendine ayakta durabildiği zaman, daha güçlü olarak büyüyebilmesi için, ipler ve sopalar alınarak özgür kalması sağlanır. Çocuk da, tıpkı bir ağaç gibi, gençken ebeveynleri tarafından desteklenmeli, zaman geçtikçe kendi ayakları üzerinde durabildiği zaman, daha önce aldığı desteğin yönü doğrultusunda potansiyelini en doğru şekilde kullanmalıdır.

Kural 2: Ebeveynler - Düşünür!

Ebeveynler genellikle kuralları ve kararları bir durumu yaşadıkları anda alırlar. Ebeveynlik tarzlarının veya evdeki kuralların neler olacağını, hangi becerileri kullanacaklarını önceden düşünmezler. Çocukları onaylamadıkları veya tehlikeli bir şey yapıyorsa, hemen o anda müdahale edip, "dur" derler. Çocukları mantıksız bir istekte bulunursa, "hayır" derler. Çocukları aynı hatayı tekrar ederse, söylenip sızlanırlar.
Kararları o anda almak, bazan insanı yanlış yerlere götürebilir. Bir düşünürün söylediği gibi, "plan yapmayı başaramazsan, başarısızlığı planlamış olursun." Çocuk yetiştirmede bu söz çok geçerlidir. Eğer düşünmeden ve planlamadan kararlar verirseniz, duygularının etkisiyle yanlış kararlara varabilirsiniz.
Bu göründüğü kadar zor değil, çünkü binlerce ebeveyn ve uzman bu konuda birtakım doğrulara varmış. Onların deneyimlerinden yararlanmalısınız. Gerçekten işe yarar bir ebeveynlik planı oluşturmak için gerekli bilgi ve becerileri, kitap ya da makaleler okuyarak, kurslara katılarak edinebilirsiniz. Böylece, çocuklarınız onaylamadığınız bir şey yaptığında, bu bilgi dağarcığınıza ulaşıp, bu olumsuz davranışı durduracak doğru bir yol bulabilirsiniz. Çocuklarınız mantıksız bir istekte bulunduğunda, hazır bir cevabınız olursa hazırlıksız yakalanmazsınız. Çocuklarınız aynı hatayı tekrar ettiğinde, duyduğunuz örnekleri ve fikirleri düşünüp iyi bir çözüm üretebilirsiniz.

Kural 3: Söylediğinizi gerçekten kasdedin!

Çok etkileyici bir deney yapmak ister misiniz Bunun için boş bir kaset ve bir teyp yeterli olacaktır. Çocuklarınızla birlikte yemek yediğiniz süre boyunca konuştuklarınızı kaydetmek üzere teybi çalıştırın. (Hatta eşiniz sizin haberiniz yokken çalıştırırsa daha da iyi olur). Daha sonra da, konuşulanları dinleyin. Oldukça şaşıracaksınız. Bir saatlik sürede, bir ebeveynin yaptığı tipik uyarıları dinleyelim.
" Kevin, kardeşini rahatsız etmekten vazgeç... Kardeşini rahatsız etme dedim...
" Kevin, odana gitmek ister misin, kardeşini rahatsız etmeyi bırak...
" Bugün senin neyin var Yapma artık..." "Kes şunu!..."
Ebeveyn ne kadar çok boş söz kullanıyor. Eğer ebeveyn kasdettiği şeyi söyleseydi, bu konuşma nasıl bir değişikliğe uğrardı. " Kevin, kardeşini rahatsız etmekten vazgeç..." "Sana kardeşini rahatsız etme dedim. Şimdi sandalyeni buraya çek!"
Çocuklar ebeveynlerinin, gerçekten kasdedene kadar bir isteği ne kadar çok tekrar ettiklerini bilirler. Onlar, söylediğinizi tam olarak har^ji yapmaları gerektiğini deneyimleri yardımıyla çok iyi bilirler. Örneğe bir bakın.
Aaron, yemek zamanı, içeri gel.
(Arkadaşına) Yemek vakti yaklaştı.
(5 dakika sonra) Aaron, içeri gel ve ellerini yıka.
içeri girmen gerekiyor mu
Daha değil.
(5 dakika sonra) Aaron! Yemeğin soğuyor, içeri gel.
Birazdan içeri gireceğim.
(3 dakika sonra bağırarak) Aaron, derhal eve giriyorsun.
Ç: Yemek zamanı. Sonra görüşürüz.
Sizin çocuğunuz da, sözünüzü dinlemek için, aynı şeyi 10 kere tekrar etmenizi ve yüzünüz kızarıp, bütün damarlarınız şişerek bağırmanızı mı bekler Bunun nedeni sözlerinizle davranışlarınızın her zaman birbirine uymaması mı Acaba, "şimdi içeri gel" aslında "bu 10 dakikalık bir uyan" anlamına mı geliyor Acaba "televizyonu kapat", aslında "televizyonu bir sonraki reklamı da seyrettikten sonra kapatabilirsin" anlamına mı geliyor. "Haydi yatağa" aslında, "artık yatmayı düşünmeye başlayabilirsin" mi demek
Ebeveynlerin genellikle çocuklarına aynı şeyi üç veya dört kez tekrarladıklarına tanık oluyorum. Çocuk hâlâ yapmadıysa da, bağırmaya başlıyorlar, ilk söylendiğinde o sözlerin neden kasdedilmediğini merak Diyorum, işte bu konuda size yardımcı olacak bir plan.
1. Adım: Düşünün.
Konuşmadan önce düşünün. Mutlaka sonradan takip edeceğiniz bir şeyi söyleyin.
2. Adım: Uyarın.
Bir kez uyarı verin.
3. Adım: Harekete geçin.
Durumu takip edin ve fiziksel bir yardımla, çocuğunuzun yapmasını istediğiniz hareketi yapmasını sağlayın.
Aşağıdaki örnek, planın daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
E: (Düşünme: Birazdan gitmemiz gerekiyor. James´in 5 dakika daha oynamasına izin verebilirim) James, 5 dakika içinde gidiyoruz.
E: (5 dakika sonra) Lütfen ayakkabılarını giy, gidiyoruz.
E: (l dakika sonra. Ayakkabıları eline alıp, James´i de elinden tutup yalınayak arabaya götürüyor.)
Sözü 10 kere tekrardan sonra dinlenen ebeveyn olmaktan, l kerede dinlenen ebeveyn olmaya birdenbire dönüştüğünüzde çocuğunuzun direnci ile karşılaşma olasılığınız çok yüksektir. Sizin değiştiğinize inanmayacak ve sizi deneyecektir. Eğer her defasında, ciddi olarak takip etme işini yapmazsanız, çocuğunuz hiçbir şeyin değişmediğini düşünecektir. Ama takibi sıkı tutarsanız, işlerin değiştiğini kabul edecektir. Bir süre sonra da, konuştuğunuz zaman herkes sizi duyacaktır.

Kural 4: Becerilerinizi kullanın!

Olayların akışına göre hareket etmektense, becerilerinizi kullanarak ebeveynlik yapmak çok daha kolaydır. Yetenekleri ile hareket eden ebeveynin bir planı ve de seçenekleri vardır. Daha sakin hareket edebilir. Dengeli bir ebeveyn olmak için anahtar, becerileri kullanmaktır.
Ebeveynlik derslerine ilk başladığımda, öğrendiğim beceriler bana çok yabancı geliyordu. Onları hatırlayabilmek için, hepsini küçük kartlara yazıp, buzdolabının üzerine iliştirdim. Bir kriz anında, buzdolabına koşup, ne yapacağıma karar vermeden önce kartlarıma bakardım. Zaman geçtikçe, kartlara daha seyrek bakmaya başladım ve beceriler daha doğal oldular. Sonunda, bu beceriler günlük problemlerle uğraşırken hemen hatırlayabildiğim bir parçam oldular. Artık, ne zaman çocuklarımın işbirliğine ihtiyaç duysam, istenmeyen bir davranışı kontrol altına almak istesem karşımda pek çok seçenek buluyorum.
Bu kitapta, çocuğunuzu yetiştirmenize yardımcı olacak pek çok beceri -ya da ipucu- bulacaksınız. Deneyerek, hangilerinin size daha uygun olduğunu bulabilir, hatta bazılarını kişiliğinize uygun olacak şekilde değiştirebilirsiniz. Yeteneklerinizin varlığının, size iç huzuru vereceğini göreceksiniz. Önceden bazı planlara ve seçeneklere sahip olmak, duygu/ar/a hareket etmenizi engelleyecek ve sizi daha kararlı ebeveynler yapacaktır.

Kaçınılması Gereken Hatalar
İyi ebeveynler bile hata yapar. Yapacağınız tek bir hata, ebeveynlik Abalarınızı pek etkilemeyecektir. Ama, bu hatanın sürekli tekrar edilmesi, çocuklarınızla tutarlı bir sonuca ulaşmanızı engelleyecektir. Bir an ebeveynlik yöntemlerinizi düşünün ve bunları değiştirmeye çalışın.
Hayır dediniz. Çocuğunuz nedenini sordu. Açıkladınız. Yine sordu. Hayır dediniz. Çocuğunuz yalvarmaya başladı. Hayır dediniz. Yalvarmaya davam etti. Hayır dediniz. Çocuğunuz uzlaşma önerdi. Kabul ettiniz. (Parktaki ayakkabı çıkarma hikayesini hatırlayın.) Ebeveyn baştan sıkı başladığı halde, çocuklar en katı ebeveynleri bile yumuşatmayı bilirler. Kendinize iki tane söz verin.
1. Evet veya Hayır demeden önce düşünün.
2. Eğer Hayır dediyseniz, buna sadık kalın - fikrinizi değiştirseniz bile.
Çocuklar, ebeveynlerinin ikna edilip edilemeyeceğini çok çabuk öğrenirler ve bunu çok iyi kullanırlar. Bu nedenle, evet ya da hayır demeden önce iyice düşünmek, sağlam bir karara dayanmak sizin için daha güvenli olacaktır. Bazı ebeveynler, kendilerine böyle bir söz vermenin bile, hayır sözüne sadık kalmalarını kolaylaştırdığını söylemişlerdir.
Benim başımdan geçen bir anımı hatırlıyorum. Birgün ufak tefek işleri halletmek için evden çıkacağım sırada, Venessa ve David (4 ve 2 yaşlarındayken) benimle gelmek istediler. Annem de evdeydi. Ben "hayır, şimdi olmaz " dedim, "lütfen!" dediler. Ben "hayır" dedim. O anda en katı yürekli bir annenin bile dayanamayacağı bir şey yaptılar, ikisi de eteklerime yapışıp, ağlamaya başladı. Venessa, "Anneciğim, seni çok seviyorum. Lütfen, beni de götür. Araba koltuğumu bile kendim takarım. Bana ne söylersen onu yaparım, "dedi. David, "Ben de. Çok iyi bir çocuk olacağım." diye ağlıyordu. O anda, baştan evet demem gerektiğini anladım. Hiç acelem yoktu ve onları da götürebilirdim.
Ama, iki kere "hayır" demiştim. Şimdi fikrimi değiştirirsem, onlara bir şey yapmamı istedikleri zaman ağlayıp yalvarmaları gerektiğini öğretmiş olacaktım. Böylece, onları öyle ağlarken bıraktım gittim, köşedeki posta kutusuna mektup attım ve geri geldim, içeri girdim ve "Merhaba, ben geldim. Yapacak birkaç işim daha var. Benimle gelmek ister misiniz " dedim.

Gerektiğinde Bir Uzlaşmaya Varmak

Hayır dediğinizde ona sadık kalacağınıza dair sizlerden söz aldığıma göre, artık bazen çocuğunuzla uzlaşma yapabileceğinizi söyleyebilirim. Böyle bir esnekliği hangi durumlarda göstereceğinizi saptayabilmek için çocuğunuzu da, kendinizi de çok iyi tanımanız gerekmektedir. Bu özellikler çocuklarınıza öğretmeniz gereken özelliklerdir ve bütün değerler ve yetenekler gibi, en iyi model alma yolu ile öğrenilir. Ağlama, sızlanma ve yalvarmalar sonucunda bir uzlaşmaya itilmekle, esnekliği seçmek arasındaki farkı çok iyi belirlemelisiniz, işte bir örnek.
Yanlış Bir Uzlaşma
Jim: Nathan´lara gidebilir miyim
Baba: Hayır, bugün olmaz.
Jim: Neden Hiçbir zaman bir yere gitmeme izin vermiyorsun.
Baba: Hayır dedim.
Jim: Ama baba, Ryan´le Josh gidiyorlar.
Baba: Jim, yalvarmayı bırak.
Jim: Söz veriyorum, yemek vakti evde olacağım. Gerçekten!
Baba: Pekala. Ama yemek vakti evde olsan iyi olur.
Doğru Bir Uzlaşma
Jim: Nathan´lara gidebilir miyim
Baba: Hayır, bugün olmaz.
Jim: Ama baba, Ryan´le Josh gidiyorlar.
Baba: Yine babalarını mı ziyaret ediyorlar Sizin üçünüzün çok seyrek biraraya geldiğinizi biliyorum. Ama yemek zamanı mutlaka evde ol.
Jim: Teşekkürler, baba! Olacağım.
Bu tür esneklikler göstererek, çocuğunuza da yaşamı boyunca ona yardımcı olacak bazı yetenekleri geliştirmesi için model oluşturmuş olursunuz. Çocuklarınızın, geçerli nedenler göstererek sizi fikrinizi değiştirmeye ikna etmelerine izin vererek, onların duygu ve ihtiyaçlarının l ne kadar önemli olduğunu gösterme imkânını elde edersiniz. Böylece, anne ve babalarının her zaman mükemmel olmadıklarını öğrenirler, kendinize de arada hata yapma esnekliği tanımış olursunuz.

Belirsiz İfadeler

Çocuklar ve ebeveynler aynı sözcüklere oldukça farklı anlamlar yükleyebilirler. Örneğin, "odanı temizle" dediğiniz zaman, siz "oyuncaklarını kaldır, elbiselerini topla, yatağını düzelt, çöpleri at ve süpürgeyle temizle" demek istersiniz. Çocuğunuz ise "odanı temizle" sözcüklerinden, "her şeyi dolabın içine ya da yatağının altına tık" anlamını çıkarır. Tabii ki bazen, sizin ne kasdettiğinizi çok iyi bilmesine rağmen, anlamamış gibi davranmaktadır. Durum ne olursa olsun, açık ifadeler kullanmak çocuğunuzun sizin beklentilerinizi daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır. Söylediklerinizi belki yapacak, belki de yapmayacaktır, ama onun sizin isteğinizi anladığını bilirseniz disiplin yönteminizi ona göre saptayabilirsiniz.
8 yaşındaki Ryan´ın annesi Noreen, Ryan´ı ve aynı yaştaki adaşını (onlara Ryan kare diyordu), ne zaman dışarıya yemeğe götürse, bu kuralı uygulamaktadır. Daha arabadan inmeden, bir not defteri çıkarıp, üzerine "restoranda uyulması gereken kurallar" yazıyor ve bu kuralları tek tek Ryan´lara okuyor. Bir, ayağa kalkılmayacak, iki, alçak sesle konuşulacak. Üç, yemekler fırlatılmayacak. Dört, çatal-bıçak kullanılacak. Beş, kavga edilmeyecek. Restorana girdikten sonra kurallardan biri bozulacak olursa, çocuklara derhal not defterindeki ifadeleri hatırlatıyor.
Aşağıdaki belirsiz ve açık ifadeleri karşılaştırın.
İyi ol.
Sandalyende sessizce otur.
Odanı temizle.
Aranızda paylaşın. Sen bilirsin. Gitme zamanı.
Ne dedin
Jessica!
Jessica!
Jessica!
Jessica!
Jessica!
Kitaplarını rafa, oyuncaklarını kutusuna, kıyafetlerini dolabına koy.
Kavga etmeden sırayla yapın. Önce sormanı beklerdim.
Ayakkabılarını ve paltonu giy, arabaya bin.
"Lütfen" demeliydin.
Jessica, lütfen mutfağa gelir misin
Şu gürültüyü kes.
Kediye iyi davran.
Dikkat et, sütünü dökeceksin.
Hemen buraya gel.
Daha belirli ifadeler kullanmak, yanlış anlamaları ve kavram kargaşalarını önleyecektir. Durumu her zaman kontrol altında tutmanızı sağlayacaktır. Daha net ifadelerle, çocuğun üzerinde değil, durumun ya da yanlış davranışın üzerinde yoğunlaşmış olacaksınız. Yukarıdaki örnekteki gibi, iyi ol!; sen bilirsin ya da Jessica!; ifadeleri çocuğun olumsuz davranışı yerine, çocuğun olumsuzluğu üzerinde yoğunlaşmaktadır. Çocuğunuza o anda bir problem olduğu, yanlış bir davranışta bulunduğu mesajını vermeye çalışarak, problemin çözümünün de olduğunu vurgulamanız hedefe daha kolay ulaşmanıza yardımcı olacaktır.

Olumsuz Davranışlara Çözüm

Pek çok ebeveyn çocuklarının, herkesin içindeyken veya arkadaşlarıyla birlikteyken iyi davranışlarda bulunmaları konusunda çok ısrarcı davranır. Fakat çoğu çocuklarının evdeki kötü davranışlarının üzerinde pek durmaz. Ev ortamında yapılan konuşmalara daha çok dikkat etmelisiniz. Çocuğunuzdan olumlu davranışlar bekliyorsanız, ona iyi bir model oluşturmalısınız. Pek çok ebeveynin ve çocuğun birbirlerine, bir yabancıya gösterdikleri nezaketi göstermediklerine tanık oldum.
Olumsuz davranışlar - Ebeveynden çocuğa. Bir alışveriş merkezindeki asansörlerin içinde dört kişiydik. Bir anneyle 10 yaşındaki oğlu da bindiler. Anne, zemin katın düğmesine bastı, çocuk da bütün düğmelere aynı anda basmaya başladı. Anne çocuğun eline vurup, "neler oluyor sana O düğmelere basmayı bırakır mısın " dedi. Çocuk birden kıpkırmızı oldu ve ayakkabılarına bakmaya başladı.Kadın bana bakarak, "çocuklar bugünlerde davranışlarına hiç dikkat etmiyorlar" dedi.
O anda, ben aynı davranışta bulunsaydım, kadının bana "kaçıncı katta inmek istiyorsanız size yardımcı olabilir miyim " gibi bir soruyla çok nazik bir şekilde yaklaşacağını düşündüm. Ama kendi kanından canından olan birisine bu kadar kaba davranabiliyordu. Oğlunun davranışı karşısındaki utancı, onu kendi davranışlarını unutmaya kadar götürmüştü.
Olumsuz davranışlar - Çocuktan ebeveyne.
Jack masaya oturup, tabağına bir göz attı. Yemek her zaman alışık olduğundan farklı olduğu için, babasına bakıp, "ben bunu yemem, köfte isterim" dedi.
Molly ilk kez katıldığı basketbol antremanından sonra eve geldiğinde, annesi "yeni koçunuz nasıldı " diye sordu. Molly, "Ha " dedi. Annesi sorusunu tekrarladı, "iyi. Anne, bana yeni bir basketbol şortu alman gerek, eskisi artık küçüldü" dedi.
Çocuğunuzun evde de olumlu davranışlar göstermesini istiyorsanız, ona güzel konuşmasını hatırlatmalı ya da kendiniz model oluşturmalısınız. Böylece hem evde daha saygılı bir atmosfer oluşturmuş, hem de çocuğunuza dış dünyadaki başarısı için gerekli temel sosyal becerileri de kazandırmış olursunuz.
Süt istiyorum. Bir bardak süt verebilir misin
Bezelyeden nefret ediyorum. Bezelyeyi pek sevmiyorum,
Tuzu ver. Tuzu uzatır mısın
I-ıh . Hayır, teşekkür ederim.
Ha Efendim
Yoldan çekil. İzin verir misin
Bana yeni bir şort alman gerek. Anne, eski şortum artık bana küçük geliyor. Yeni bir tane alabilir misin

Ebeveynin olumsuz ve Ebeveynin olumlu davranışları

Bana çekici getir.
Benimle o şekilde konuşma!
Ona dokunma!
Bana çekici getirir misin
Benim duymak istediğim "şimdi yemeğimi alabilir miyim " demen.
Lütfen ellerini ona sürme!

Tutarlı Bir Şekilde Tutarsız Olmak

Evdeki kurallar arada bir bozulabilir. Bazen hayırınızı evete dönüştürebilirsiniz. Ancak en büyük problem, tutarsızlığın istisna değil bir kural haline gelmesidir.
Harris´lerin evinde tutarsızlık bir norm olmuştu. Anne ve baba Harris deneme yanılma yoluyla her gün yeni bir uygulama deniyordu. Çocuklar, Kyle ve Matthevv artık kendilerinden ne beklendiğini tam olarak bilemiyorlardı. Cumartesi günü, herkesin keyfi yerindeydi. Çocuklar, koltukların üzerindeki bütün yastıkları kullanarak bir kale yapmışlardı. Hatta anneleri, kalelerinin içine yemek servisi bile yapmıştı. Kayle, Matthew´un kendisine vurup oyuncağını aldığını söylediği zaman, anne Matthew´ı odasına göndermiş ve oyuncağı Kyle´a geri vermişti. O gece, çocuklar televizyonun karşısında yemek yiyip, geç vakitlere kadar film izlemişler ve elbiseleriye salonda uyuyakalmışlardı.
Birkaç gün sonra, çocuklar yeniden bir kale yaptılar. Ama anneleri işten eve geldiğinde, kaleyi görünce, "Şu karışıklığa bakın, ben hem bu karışıklığı toplayıp, hem nasıl yemek hazırlayacağım. Çabuk bu dağınıklığı toplayın" diye bağırmaya başladı. Çocuklar, omuzlarını silkip odayı topladılar. Kyle, Matthew´un kendisine vurup oyuncağını aldığını söylemek için annesine koştuğunda, onu tersleyerek "git kendin hallet" dedi. Daha sonra, televizyon seyrederken birşeyler yemek istediler ama babaları, "Pizzaları halının üzerine döküyorsunuz. Yemeğinizi mutfakta yiyin." diye bağırdı.
Uyku vakti geldiğinde, çocuklar televizyonun karşısına yerleştiler. Ama anneleri, "Neyiniz var sizin Derhal pijamalarınızı giyin ve yatağınıza gidin." diye itiraz etti.
Anne daha sonra kocasına, "Bu çocuklara ne oluyor laf edemiyorum.Hiç söz dinlemiyorlar." diye dert yanıyordu. Baba da, "Çocuklar bugünlerde hiç kurallara uymuyorlar" dedi. Bu arada, Kyle ve de kuralların ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Ebeveynler tutarsız oldukları sürece, çocuklar devamlı olarak onarı test edeceklerdir.Bu,para makinalarında kumar oynayanların durumuna benzer. Kumarbaz, defalarca karşılık almadan makinaya para koyar. Eğer o makinadan 10-15 kez para kazanırsa, o makinadan ayrılmaz.Ama 30-40 denemeden sonra, hâlâ para kazanamıyorsa, başka oyunlar denemek ister. Bu durumu, çocuğunuzun terbiyesi sırasında da hep aklınızda bulundurun.
Ebeveynin tutarlı olmasını sağlayan nedir İyi düşünülmüş kurallar, devamlı tekrarlanan günlük davranışlar ve belli becerilerin kullanılması, ebeveynin çocuğu ile olan iletişiminde tutarlı olmasını sağlar.

Özet

Bu kitap, aile kurallarınızı ve disiplin yöntemlerinizi oluşturmanızda size yardımcı olacaktır. Kurallarınız bir kere oluştu mu -çocuğunuz da bu kuralların neler olduğunu ve bunları bozduğu zaman sonuçlarının neler olacağını bildiği sürece- evinizde daha huzurlu bir ortam sağlanacaktır. Belli bir plana göre hareket edeceğiniz için, daha sakin bir şekilde kontrolü elinizde tutabileceksiniz. Günlük ebeveynlik problemleri ile daha kolay başedebileceksiniz.

Bunları Unutmayın — Başanlı Bir Ebeveynlik İçin Gerekli İpuçları
Yetkiyi Elinizde Tutun.
Çocuklarınızın size itaat etmesini bekleyin.
Suçluluk duymak ve bahaneler bulmak yok.
Düşünün.
Her zaman bir planınız olsun.
Söylediğiniz Şey, Kasdettiğiniz Şey Olsun.
Düşünün. Uyarın. Harekete geçin. Takip edin.
Becerilerinizi Kullanın.
Amacım nedir Bu amaca hangi becerilerimi kullanarak ulaşabilirim

Kaçınılması Gereken Hatalar
• Teslim olmak
• Belirsiz beklentiler
• Olumsuz davranışlara göz yummak
• Tutarsızlık

İşbirliği
Çocuklarınızın Yapmalarını İsteğiniz Şeyi, Yapmalarını İstediğiniz Zamanda Yapmalarını Nasıl Sağlarsınız
Evinizdeki huzur ve uyumun bozulmasına en çok neden olan nedir Olağan bir davranışı, tam bir mücadeleye dönüştüren ne olabilir Normal bir ebeveyni, çığlıklar atan bir çılgına ne çevirebilir Söz dinlemeyen, işbirliği yapmayan bir çocuk.
Bir gün, hafta, ay veya yıl boyunca -çocuklarınız büyüyüp evi terkedene kadar- onların belli işleri yapmalarını sağlamak zorundasınız. Bazen gün boyunca çocuğunuza emirler yağdırıp durursunuz: Haydi kalk, giyin, kahvaltını et, güzel oyna, odanı temizle, sütü kaldır, kapıyı kapat gibi.İşin daha da zor tarafı, çocuklar çok nadir olarak bu işleri ilk söylendiğinde yaparlar. Bu yüzden, bozuk bir plak gibi sürekli aynı şeyi tekrarlar durursunuz.
Çocuklarınızın istekle söz dinlemelerini sağlamanın yollarını öğrenmek ister misiniz Günlük tartışmaların çoğunu yok etmek ister misiniz Hatta bu arada, çocuğunuza hayatı boyunca kullanacağı bazı yetenekler öğretmek iyi olmaz mı Cevabınızın Evet, evet ve evet olduğunu biliyorum. Ama, çocuğunuzun işbirliğini sağlayacak bu yöntemlere geçmeden önce, ebeveynlerin çoğunlukla başvurdukları yollara bir bakalım.
Tipik bir gün boyunca ebeveyn, çoğu da olumsuz iletişim içeren pek çok yol deneyerek çocuğunun işbirliğini sağlamaya çaba gösterir.
Söylenerek
Ebeveyn: John, çöpü dışarı çıkarman gerekiyor.
(Daha sonra): Çöpü çıkarmayı unutma.
(Daha sonra): Bu çöp çok ayak altında kaldı. Çıkarsan ne iyi olacak.
(Daha sonra): John, bu çöpü dışarı çıkaracak mısın
(Daha sonra): Bu çöpü dışarı çıkaracak mısın
Aşağılayarak
Ebeveyn:
Sana kaç defa masadayken ellerini ayaklarına sürmemeni söyledim Hiç dinlemiyorsun. Nesin sen - köpek mi
Ders vererek
Ebeveyn:
Bu kaybettiğin üçüncü ceket. Eşyalarına daha çok dikkat etmelisin. Sana ceket aldığım zaman, bir haftadan daha uzun bir süre kullanmanı bekliyorum. Eğer daha dikkatli davranıp, ortalara atmasaydın kaybetmezdin. Sana bir ceket daha alacağım, fakat bunu kaybetmeni istemiyorum.
Umarak
Ebeveyn:
Ayağında patenlerinle orada durman hiç doğru değil. Aşağıya gelmeni umuyorum.
Yalvararak
Ebeveyn:
Çocuklar kavgayı keser misiniz Böyle davranmanızdan nefret ediyorum. Eve gidene kadar birbirinize iyi davranamaz mısınız Sizi neden yanıma aldım bilmem ki. Bir süre uslu durun.
Rüşvet teklif ederek
Ebeveyn:
Arabaya binersen, sana bir kurabiye vereceğim.
Boş tehditler savuran
Ebeveyn:
Derhal onu kes, yoksa seni bir daha hiç
McDonald´s´a götürmeyeceğim.
Emirler Savuran
Ebeveyn:
Hemen içeri gir! Seni çağırdığım zaman eve gelmen gerekiyor!
Bağırarak Konuşan Ebeveyn:
Derhal o divandan aşağı in.
Bütün bu yolların tek ortak noktası, çocuğun işbirliğini sağlamada pek işe yaramamalarıdır. Ayrıca aile içinde, sürekli kızgınlık, kırgınlık ve gerilim dolu bir ortam oluşmasına neden olurlar. Ebeveynler çocuklarının işbirliği yapmaması veya söz dinlememesi karşısında, çocuklar da ebeveynlerin "onları kontrol etme" (bir ergenin tanımıyla) çabası karşısında hayal kırıklığına uğrarlar.
Bu yollarla ilgili diğer bir problem de, bazen kısa vadede etkili gibi gözükebilir ve ebeveyni herşeyin yolunda gittiği gibi bir yanılgıya itebilirler. Örneğin, oldukça sert olan bir ebeveynin çocukları, çağrıldıklarında hemen gelen, saygılı ve sessiz çocuklar gibi gözükebilirler. Ama bunlar sadece ebeveynlerinin korkusundan böyle davranıyor olabilirler. Hayatta, davranışlarını kontrol etmek için ihtiyaçları olan iç-disiplini tam olarak kazanamazlar. Kendini kontrol, sorumluluk alma ve karar verme yeteneklerini geliştirebilmek için gerekli becerileri kazanamazlar. Böyle çocuklar, genellikle ebeveynlerinin yokluğunda olum-davranışlarda bulunurlar.Özellikle ergenlik döneminde, daha küçükken onları kontrol altında tutabilen tehdit, ceza ve emirlerin artık bir işe yaramadığı görülür. Gösterdikleri olumsuz bir davranışın, aldıkları cezaya değdiğini düşünürler, çünkü ceza onlar için varılan en son noktadır. Davranışlarının uzun vadedeki sonuçlarını anlayamazlar, çünkü bunu hiçbir zaman yaşamamışlardır. Örneğin, sadece arabaya zarar verdiği için babasının çok kızacağını düşünen bir gencin, hız sınırını aşıp kendisini tehlikeye atma ihtimali; hız yapmanın kendisini yaşamla ölüm arasında bir yerlere götüreceğini anlayan ve alacağı bir trafik cezasının kendi başını derde sokacağını düşünen bir gençten daha yüksektir.
Çocuğunuzun işbirliğini, bağırmadan, tehdit etmeden söylenmeden ve rüşvet vermeden sağlamanın pek çok yolu vardır. Çocuğunuzla hem sevgi dolu bir ilişki kurmanızı sağlayacak, hem de onun uzun vadede öz disiplinini ve karar verebilme yeteneğini geliştirecek yöntemlerden bazılarını inceleyelim.

Açık ve Net Cümleler Kullanın

Ebeveynler farkında olmadan, çocuklarına onlardan istenileni anlamaktan acizlermiş gibi davranırlar. Açık ve net bir iletişim kurmak yerine, bir konuyu onaylamadıklarını genellikle analizler yaparak, suçlayarak, hatta onlarla alay ederek dolaylı yollarla anlatırlar. Böylece, basit bir cümleye pek çok anlam yükleyerek çocuklarına gönderdiklerinde, kavgaya davetiye çıkarmış olurlar.
Mrs. Fernandez oturma odasına girdiğinde, sehpanın üzerinin yemek artıkları, çöpler ve paket kağıtları ile dolu olduğunu gördü. Bu arada, 14 yaşındaki oğlu da, yaptığı dağınıklığı umursamaksızın, video oyunlarına dalmıştı. Annesi ellerini havaya açarak, "Tanrım, böyle bir çocuğu haketmek için ne yanlış yaptım " diye sordu.
Jerome´a çöpü dökmesi iki kez söylenmişti. Çöpün üzerinden dökülen bazı artıkları toplayıp, çöpe tıkıştıran babası, "çöpü dökmüş muydun " diye sordu.
Sally´nin köpeği kapının önünde dışarı çıkmak için yalvarıyordu. Annesi Sally´e "köpeğinin halının ortasına işemesini mi bekliyorsun " dedi.
Mrs. Taylor, çalışma odasına girdiğinde, Mark´ın boya ve fırçalarının her yana dağılmış olduğunu gördü. Boyaların çoğunun kapakları açıktı ve fırçalar temizlenmemişti. Evin içinde bağırmaya başladı, " Marki Çok sorumsuzsun. Derhal buraya gel ve boyalarla fırçalarını temizle. Şu kargaşalığa bak. Bu kadar güzel şeyleri sana niye aldım bilmem ki!"
Bütün bu konuşmalarda, ebeveynin mutsuzluğu çok açık olarak ortaya konmakta. Ama hepsinin iletmeye çalıştığı ortak mesaj, çocuğun kötü olduğudur. Her örnekteki konuşmalara suçlamalardan arındırılmış net bir cümle eklenmesi gerekmektedir.Bunu yaptığınızda, çocuğunuzun zekasına olan güveninizi göstermiş olursunuz. Böylece konuşmanızın mesajını da, "sen iyi bir çocuksun, ama bir problemin var"a dönüştürürsünüz.
Mrs. Fernandez oturma odasına girdiğinde, sehpanın üzerinin yemek artıkları, çöpler ve paket kağıtları ile dolu olduğunu gördü.Bu arada, 14 yaşındaki oğlu da, yaptığı dağınıklığı umursamaksızın, video oyunlarına dalmıştı. Annesi, "Juan,beni bir dakika dinlemen gerekiyor. Oyunun bitince, sehpanın ,- üzerini temizlemeni istiyorum."
Jerome´a çöpü dökmesi iki kez söylenmişti. Çöpün üzerinden dökülen bazı artıkları toplayıp, çöpe tıkıştıran babası, "Jerome, çöp taşmaya başlamış" dedi.
Sally´nin köpeği kapının önünde dışarı çıkmak için yal-varıyordu. Annesi Sally´e "Blackie onu dışarı çıkarmanı bekliyor" dedi.
Mrs. Taylor, çalışma odasına girdiğinde, Mark´ın boya ve fırçalarının her yana dağılmış olduğunu gördü. Boyaların çoğunun kapakları açıktı ve fırçalar temizlenmemişti. Mark´ın yanına gitti, kitap okuyan oğlunun gözünün içine bakarak, "Mark, yeni boya ve fırçalarını temizleyip, kaldırman gerekiyor. Hepsi kuruyor. Onlar yüzünden başka birisinin çalışma odasını kullanması da imkânsız" dedi.
Bu çocuklardan herhangi birisi söyleneni yapmazsa, ebeveyn daha farklı yöntem ve taktikler kullanarak işi takip etmelidir. Ama ebeveyn çocukla ilgili değil de, durumla ilgili bir ifade kullanarak olaya yaklaşırsa, baştan tartışma ortamını ortadan kaldıracak ve çocuklarının olumlu duygularla işbirliği yapmalarını sağlamış olacaktır. Durumla ilgili bir ifade kullanmak, çocuğa kendi davranışının sorumluluğunu alma imkanı tanır. Durumu anlayıp, üzerinde düşünme ve ona göre davranma şansı verir. Ayrıca, çocuk için kendi mantığını kullanarak bir sonuca varması; ebeveynlerin söylediklerini tahmin etmekten ve işbirliği yapmalarına engel olan olumsuz duygularla başetmekten çok daha kolaydır.

Anneannenizin Kuralını Uygulayın

Anneannemizin döneminde, aile bireyleri olarak, çocukların belli sorumlulukları vardı. Belli ayrıcalıkları, bu sorumlulukları yerine getirerek "kazanabiliyorlardı." Bu kuralın altındaki mantık şuydu: Çocuğun yapmak istediği şey ikinci aşamada belirtilmektedir, ilk aşamada, yapılması gereken bir iş veya davranış tanımlanmakta ve çocuk ancak bu işi yerine getirirse, o ayrıcalığı kazanıyordu. Bu yaklaşımın, üç farklı; avantajı vardır, ilk olarak, sizin isteğiniz çok belirgin olduğu için, çocuğunuz tarafından doğru anlaşılıyor, ikinci olarak, kendi isteklerinizi, çocuğunuzunkilerle aynı anda belirtmiş oluyorsunuz. Üçüncü olarak da, olaya, çocuğu işbirliğine yönelten bir şekilde yaklaşıyorsunuz.
..........yaptıktan sonra..........yapabilirsin.
Bulaşıkları yıkadıktan sonra, dışarıda oynayabilirsin. Ödevini bitirdikten sonra, filmi seyredebilirsin. Pijamalarını giydikten sonra, bir hikaye okuyacağız.
Anneannelerimizin kuralı "kavga sözcüklerini" de ortadan kaldırmaktadır. Bu sözcükler "yapma, dur ve hayır" gibi daha duyulur duyulmaz mücadeleyi başlatan sözcüklerdir. Bakın, aynı ricaları, farklı sözcükler kullanarak nasıl farklı duygularla yükleyebiliriz.
Kavga sözcükleri
Ödevini bitirene kadar dışarıya çıkamazsın.
Anneannemizin kuralı
Ödevini bitirdikten sonra, dışarıya çıkabilirsin.
Yemeğini bitirene kadar o kurabiyeyi yiyemezsin.
Hayır, Jimmy´lere gidemezsin.
Yemeğini bitirir bitirmez, o kurabiyeyi yiyebilirsin.
Cumartesi günü, antremandan sonra Jimmy´lere gidebilirsin.
İsteklerinizi Belirtirken Açık İfadeler Kullanın
Ebeveynler, bazen bir şeyi doğrudan söylemek yerine, çocuklarının ne yapmalarını istediklerini belirten ipuçları kullanırlar. Çocuklar, ".... çok isterdim." "keşke.....yapsaydın ne iyi olurdu." "sanırım yapmalısın" gibi ifadeleri kesin ifadeler olarak yorumlamaz. Ebeveynler taleplerini açık ve kesin olarak ifade etmelidirler.
Dolaylı ifadeler
Pijamalarını giymeni çok isterdim.
Kitaplarını toplasan -ne iyi olurdu.
Sanırım oyuna başlamadan önce ödevlerini bitirmelisin.
Açık ifadeler
Lütfen pijamalarını giy.
Lütfen kitaplarını topla.
Lütfen oyuna başlamadan önce ödevini bitir.
- Bu konudaki diğer bir problem de, belirsiz ya da tamamlanmamış ifadelerdir.Bazen çocuklar ve ebeveynler aynı sözcükleri tamamiyle farklı bir şekilde yorumlayabilirler.Ebeveynler, belli bir konuda sınırlamalar yapıyorlarsa, çocuklarının söz dinlemelerini istiyorlarsa çok net ifadeler kullanmalıdırlar. Belirsiz bir ifade kullanıldığında, çocuk yanlış anladığı için mi, yoksa sadece karşı çıkmak için mi söz dinlemediğini anlamak mümkün değildir. Ancak, net bir ifade kullanıldığında, çocuğunuz buna uymasa bile, söyleneni anladığından emin olursunuz ve ona göre bir tepki verebilirsiniz.
Belirsiz ifade
Odanı temizle.
Çocuğun anladığı
Her şeyi dolaba kaldır.
Açık ifade
Lütfen kitaplarını kitaplığa, elbiselerini dolaba ve oyuncaklarını kutusuna koy.
Gitme zamanı. Artık gitmek için Lütfen ayakkabılarını ve hazırlanma zamanı paltonu giyip arabaya bin.
Sen çok bilirsin. Yanlış bir şey yaptın. Makasımı kullanmadan önce bana sorman gerekir.
Jessica! iyi ol. Merhaba, Jessica! Jessica! Lütfen mutfağa gel.
Ne yaptığını görüyorum. Sandalyende otur ve alçak sesle konuş.

Seçenekler Sunun

Emekleme çağından ergenlik çağına kadar her dönemde yararlı olan bir j yöntem de seçenek sunmaktır. Bu, her ebeveynin mutlaka her gün, hatta günde birkaç kere kullanması gereken bir yoldur. Çocuklara seçenek sunmak onların söz dinlemelerini veya işbirliğini sağlamak için çok etkili bir yoldur, çünkü çocuklar kendi seçtiklerini yapmayı çok severler. Çocuğa baskı altında olmadığı ve kontrolün kendisinde olduğu j hissini verir.
Seçenek sunmak, bir yandan sizin sonuca ulaşmanızı sağlarken, bir yandan da çocuğunuzun öz-disiplin kazanmasını ve doğru kararlar alma yeteneğini geliştirmesini sağlar. Çocuğunuza gün boyu sunduğunuz seçeneklerle ona büyük iyilik yapmış olursunuz. Çocuklar basit seçeneklerle başlarlar -süt mü, meyva suyu mu - daha büyük seçenekler için pratik yapmış olurlar, -iki tane tişört mü, bir tane kazak mı - ve daha büyüdükçe almaları gereken önemli kararlar için yeteneklerini geliştirirler, -para biriktirmek mi, harcamak mı Çalışmalı mı, kalmalı mı Çocuklara seçenek sunmak, onların kendi iç dünyalarını daha iyi tanımalarına yardımcı olur ve onları yetişkinliğe hazırlayan çok değerli bir yetenektir.
Seçenek sunarken hatırlamanız gereken bazı temel noktalar vardır.
Çocuğun Yaşına ve Sizin Ayetinize Uyan Sunun
Yürüme yaşındaki çocuğunuza iki, okula giden çocuğunuza üç veya dört seçenek sunabilirsiniz. Ergenlik yaşındaki çocuğunuz ise bir diri seçenek arasından seçim yapabilir. Sunduğunuz seçeneklerin tümünün, sizin de onayladığınız şekilde olmasına dikkat ediniz. Örneğin, bir ebeveyn "ya bezelyelerini ye ya da sofradan kalk" dedikten sonra, çocuk sofradan kalktığında, "yerine otur ve bezelyelerini ye" diye bağırmamalıdır. Bir diğer ebeveyn, "kahvaltıda ne yemek istersin " sorusuna, "makarna" cevabı alırsa, "makarna kahvaltıda yenmez, başka şey seç" demesi doğru değildir.
Seçenek sunmak konusunda birkaç öneride bulunalım: Kuşlu pijamalarını mı, yoksa mikili pijamalarını mı giymek istersin
Süt mü, portakal suyu mu istersin
Bugün hangi şortunu giymek istersin
Ödevini mutfak masasında mı, yoksa oturma odasındaki masada mı yapmak istersin
Paltonu giymek mi, yoksa elinde taşımak mı istersin ya da kazak mı giyersin
Köpeği bahçeye mi, yoksa yürüyüşe mi çıkarmak istersin
Yapılacak işle ilgili tek seçenek olduğu zamanlarda, en iyi seçenek sunma yolu zaman veya sıra seçeneklerini önermektir. Bu yöntem, hem sizin kontrolü elinizde bulundurmanızı sağlar, hem de çocuğunuza bir esneklik verir.
Televizyonu 5 dakika mı, yoksa 10 dakika daha mı seyretmek istersin
Alışverişe seni arkadaşından aldıktan sonra mı, yoksa önce mi gideyim
Hangisini önce yapmak istersin, çöpü çıkarmak ya da köpeği beslemek.
Önce tişörtünü mü, yoksa pantalonunu mu giymek istersin
Ödevini şimdi mi, yemekten sonra mı yapacaksın, yoksa seni sabah 6 ´da kaldırayım mı

Eğer Çocuğunuz Seçmeyi Reddederse, Bunun Kendi Kararı Olduğunu Hissettirin

Çocuğunuz sunduğunuz seçeneklerden birini seçme konusunda isteksizse, "seçimini kendin yapacak mısın, yoksa senin yerine ben seçeyim mi " diye sorabilirsiniz. Hâlâ seçim yapmamakta direnirse, "görüyorum ki, benim seçmemi istiyorsun" deyip, seçiminizi yapın. Örneğin, yuvaya giden çocuğunuzu evden çıkarmaya çalışırken, "botlarını mı, yoksa ayakkabılarını mı giymek istersin " diye sorduğunuzda, "ben gitmeyeceğim" derse, "görüyorum ki benim seçmemi istiyorsun" deyin, seçiminizi yapın, giydirin ve onu evden dışarı çıkarın (bağırmadan ve söylenmeden).
Bu konuyla ilgili tipik bir problem, çocuğun kendi seçeneğini sunmasıdır. Örneğin, "John, önce pijamalarını mı giymek, dişlerini mi fırçalamak istersin " sorusuna "ben TV seyretmek istiyorum" cevabı alabilirsiniz. Yumuşakça ve gülümseyerek, "ama seçenekler arasında o yoktu" deyip, ilk sorunuzu tekrarlayabilirsiniz.
Dersime katılan annelerden biri, bu yöntemi evde başarı ile uyguladğını söylemişti. Akşam yemeğinden sonra, kocasına, "bulaşıkları toplamayı mı, çocukları yatırmayı mı istersin " deyince, kocası da "bana da mı seçenek yöntemini uyguluyorsun " diye sormuş. (Bu kitapta önerilen yöntemlerin tümü yetişkinlerde de işe yarar.)
Kızımız Vanessa iki yaşındayken, bazı zamanlarda kendisine seçenek sunulmasından hiç hoşlanmadığını farkettik. Aksine, bu durum onu öfke nöbetlerine kadar götürüyordu. Kahvaltıda mısır gevreği mi, yoksa kek mi istediğini sorduğumuzda, tost istiyor, daha sonra da üçgen şeklinde kestim diye, tostu da reddediyordu. Ona, kare şeklinde yeni bir tost yaptığım zaman, bu sefer de üzerinde çok yağ var diye ağlama krizine giriyordu. Sevecen bir anne olarak, üzerindeki yağı almaya çalışıyordum, ama tabii bu da onu tatmin etmiyordu. Ancak, günün ilerleyen saatlerinde, Vanessa ceketiyle paltosu, yapbozları ile legoları arada rahatlıkla seçim yapabiliyordu. Zamanla, Vanessa´nın sabah insanı olmadığını anladım. Yavaş yavaş uyanıyor, bir süre divanın üzerinde öylece oturuyor, kendi başına ne yiyeceğine karar verdikten sonra kahvaltısını edebiliyordu. Ebeveynler, seçeneklerini ne zaman, nerede ve nasıl sunacaklarını çok iyi değerlendirmelidirler. Çocukların seçim yapmayı öğrenmeleri çok önemlidir, ama çocuğunuzun kişiliği, deneyimleri ve o günkü havası da ona bu özgürlüğü sunarken değerlendirmeniz gereken faktörlerdir.
Ebeveynler, çocuklarının hangi kararları almaya hazırlıklı olduklarını, hangilerine daha hazır olmadıklarını bilmek zorundadırlar. Çocuğunuzun karar verme yeteneğini geliştirmeye çalışırken hayal kırklıkları ve tartışmalar yaratmak istemediğimiz için, sunulan seçenekleri kontrol altında bulundurmanın her zaman yararı vardır. Elbette, çocuğunuzun geleceği, sağlığı ve güvenliği ile ilgili olan ve başkalarını çok olumsuz şekilde etkileyecek bir konuda kendisinin karar vermesini bekleyemezsiniz. Seçenekler sunacağınız konular, genellikle onun ne giyeceği, ne yiyeceği, arkadaşlarının kim olacağı, uykuya ne çabuklukta dalacağı ya da tuvalete ne zaman gideceği gibi zaten sizin kontrolünüzün çok az olduğu konular olmalıdır. Çocuklara seçenek sunmak, bir ebeveynden emir aldıkları zaman ortaya çıkan güç gösterilerini de ortadan kaldıran ve çocukları işbirliğine iten çok güvenli bir yoldur. Eğer seçenekleri ne zaman ve nasıl sunacağınız konusunu iyice düşünüp, çocuğunuzun verdiği kararlara da saygı gösterirseniz, onun çok önemli bir yetenek geliştirmesine yardımcı olmuş olursunuz. Bu yöntemin bir diğer yaran da, çocuklar seçimlerini kendileri yaptıkları zaman, onu daha büyük bir istekle uygulamalarıdır. Peki siz, çocuğunuza bugün mü, yoksa yarın mı seçenekler sunmaya başlayacaksınız

Kısa İfadeler Kullanın

Benim eşyalarımı kullanmadan önce bana sorman gerektiğini sana kaç kez söylemem gerekiyor Başkalarının eşyalarını kullanmadan önce sormak saygı ifadesidir. Ben senin eşyalarını kullanmadan önce sana soruyorum, senden de aynı şeyi bekliyorum. Ben neden her şeyi tekrar ediyorum. Şu kazağa bak ne kadar kirlenmiş, halbuki bugün onu giymeyi planlamıştım. Şimdi bütün planlarımı değiştirmem gerekecek çünkü...."
Söylenmek, sürekli ders vermek ve uzun tartışmalar yapmak çocukların "ebeveyn sağırlığı" denen bir tepki geliştirmelerine neden olmaktadır. Ebeveynleri söylenmeye başladığı anda, işitme duyularını ka-patmaktadırlar. Çocuğunuz orada öyle durup, sizin söylediklerinizi onaylar gibi gözükür ve aynı anda sizin değiştirmeye çalıştığınız davranışa devam edebilir. Ebeveynler, bu boşa sarfedilen sözcükler ve olumsuz davranışlar döngüsünü, kısa ve öz ifadeler kullanarak önleyebilirler.
Kısa bir ifade çocuğunuzun dikkatini çekmenize, söylemek istediğinizi söyleyip, konuyu takip etme sorumluluğunu ona yüklemenize yardımcı olur.
Bu cümle çok uzun, hiç bitmeden devam edip duruyor, çocuğunuz kulaklarını size tıkayacak, öğretmeye çalıştığınız dersi öğrenemeyecek, sesiniz azalmaya başlayacak ve...
Küçük kedine yine su vermemişsin. Her zaman suyunun dolu olması gerekiyor. Her şeyi ben sana hatırlatmak zorunda kalıyorum. Kendi kedinin sorumluluğunu alıp, onun suyunu ve yemeğini her zaman vermelisin. Şimdi lütfen onunla ilgilenir misin
Andrea! Neden TV seyrediyorsun Kuralı biliyorsun. W seyretmeden önce ödevini bitirmelisin. Biliyorsun bu kuralı, ödevlerini eksik yaptığın için koymuştuk. Seni uyarmak benim sorumluluğum değil. Kendi sorumluluklarını almalısın. Şimdi o televizyonu kapat ve ödevini yap.
Doğru seçim!
Ginger´ın suya ihtiyacı var.
Andrea! Önce ödev!
Çocuklar! Oyuncaklar toplanacak unutmayın.
Çocuklar! Yemekten önce oyuncaklarınızı toplamanız gerektiği kuralını kaç kez tekrarlamam gerek Bu kuralı biliyorsunuz, ama her akşam odayı darmadağınık bırakıp yemeğe geliyorsunuz. Tabaklarınıza yemeğinizi koymadan önce, o odanın temizlenmesini istiyorum.

Bazı Nesneleri Konuşturun

Bu yöntem özellikle beş yaşının altındaki çocuklar için çok geçerlidir. Okul öncesi döneminde çocukların katılımını sağlamak ustalık i$er, çünkü olayların tümünü algılayabilme yeteneğine henüz sahip defidirler. Küçük yaştaki çocukların sizi dinlemesini istiyorsanız, en iyi yol bir nesneyi konuşturmaktır. Şimdi şu iki örneği inceleyelim.
Ebeveyn: David! Bezini değiştirme zamanı.
David: Hayır. (Kaçarak)
Ebeveyn: Hadi tatlım. Gitmemiz gerekiyor, altını değiştireceğim.
David: (Kıkırdayarak divanın arkasına saklanır.)
Ebeveyn: David. Hiç de komik değil. Çok geç oldu. Buraya gel.
David: (Hiç dinlemez, oyuncaklarıyla oynamaya başlar.)
Ebeveyn: David, buraya gel. Hazırlanıp gitmemiz gerekiyor. (David´e doğru gidiyor.)
David: (Kıkırdayarak kaçar.)
Ebeveyn: (David´i kucaklar.) Şimdi şuraya yat, hiç kıpırdamayacaksın. Keser misin şunu (Ebeveyn bez almak için arkasını döndüğünde, çıplak bir popo uzaklaşmaya başlamıştır bile.)
Hepinizin benzer olaylar yaşadığını sanıyorum. (David benim oğlum.) Ben de sizin gibi, bir ufaklığın peşinden koşmaktan yoruldum ve daha iyi bir yol keşfettim.
Ebeveyn: (Bir kağıt bez alır ve onu bir kukla gibi tutarak, sesini incelterek konuşur.) Merhaba, David! Ben Dilly Bez! Buraya gel ve benimle oyna.
David: (Beze doğru koşar.) Merhaba!
Ebeveyn: (Yine ince sesle) Sen çok cici bir çocuksun.Bana bir öpücük verir misin
David: Evet. (Bezi öper.)
Ebeveyn: (Yine ince sesle) Kocaman bir kucak ver bakalım.
David: (Kıkırdayarak bezi kucaklar.)
Ebeveyn: (ince sesle devam eder.) Şimdi buraya yat bakalım, benim yanıma. Senin üzerine sarılabilir miyim Oh! (Bez, altı değiştiği sürece David´le konuşmaya devam eder. Sonra
-"Oh, David, Dinle bak ayakkabıların seni çağırıyor. David! David!")
Bu yöntemin en şaşırtıcı yanı her uygulandığında başarılı olmasıdır. "Artık bu sefer kanmaz" diye düşündüğünüz zaman, çocuğunuz tekrar tekrar bu oyuna katılmaktadır. Yöntemin diğer bir iyi yanı da, sizi de etkileyip çocuğunuzla birlikte biraz eğlenmenize yardımcı olmaktadır. (Ama unutmayın sesinizin tonunu değiştirip, kukla gibi konuşmanız gerekiyor.) Bir gün oğlum David üç yaşlarındayken, elimi onunla konuşturuyordum. Elimi tutup bana "Anne, elin konuşuyormuş gibi davranman çok hoşuma gidiyor" dedi. Bir başka gün, onu birkaç kere yemeğe çağırdıktan sonra, bana ciddi bir ifadeyle baktı ve "Anne, neden yemeğim beni çağırmadı " diye sordu.
iki yaşındaki Matthew´ın annesi Karen, bir gün bana şu hikâyeyi anlattı: Yemek zamanı, Matthew´a sütünü içirmeye çalışıyormuş. Sandalyeye asılı Miki Fare balonu alıp, farenin sesini taklit ederek, "Matthew, sütünü içmelisin, senin için çok yararlı" demiş. Mattheu/ da hemen içmiş. Aynı gün akşam yemeğinde, bu sefer Matthew balonu alıp aynı şeyleri sesini değiştirerek tekrar etmiş: "Matthe, suçunu itçmelişin, şenin içi yayaylı."
Bu yöntemin, sizin ne yaptığınızı anlayabilecek yaştaki, daha h"vük çocuklarda bile işe yaradığını öğrendiğimde çok mutlu olmuştum. Beş yaşındaki Caitlin´in annesi Allison, bana başından geçenleri şöyle anlattı:
Sınıfınızda öğrendiğim tekniklerin pek çoğunu uyguladığım halde, Caitlin´in büyük olduğunu düşünerek, "bir şeyi konuşturma" tekniğini hiç denememiştim. Ama yanılmışım. Dün akşam banyo akşamıydı. Caitlin´in saçları uzun ve kalın olduğu için yıkanmasından nefret ediyor ve bu yüzden de banyo zamanları tam bir mücadeleye dönüşüyordu. Caitlin ağlıyor, ben sinirleniyorum. Dün akşam da, tam saçlarını yıkayacağım sırada gözüme ayısı ilişti ve "neden olmasın" diye düşündüm. Ayıyı aldım ve sesimi kalınlaştırarak, "Merhaba Caitlin, bu akşam saçlarını ben yıkayabilir miyim " diye sordum. Evet cevabı beni çok şaşırttı. Banyoda asıl kavga anı olan saçlarını durulamaya gelince, ayı "saçlarını kaç kere durulamamı istersin " diye sordu ve o da "bin kere" diye cevap verdi.Daha sonra,pijamalarını giymiş yatmaya hazırlanırken onu kucaklayıp "saçların ne kadar güzel kokuyor" dedim. Bana, bilmiş bir ifadeyle bakıp "tabii çünkü onları bir ayı yıkadı" dedi.
Bu yöntemin, biraz uyarlanmış bir şekli de küçük çocukların hayal dünyalarını kullanarak olumsuz duygulardan uzaklaşmalarını sağlamaktır. Kocam Robert bu tekniği, çocuklarımızla birlikte bir gün parktan dönerken kullandı. Vanessa o sıralar dört yaşındaydı. Bu durumu, iki değişik şekilde yansıtmaya çalışacağım. (Neyse ki, o gün gerçekten yaşanan ikinci örnektir.)
Bunlar olabilirdi...
Vanessa:
Baba:
(Sızlanarak) Artık yürümek istemiyorum.
Nerdeyse geldik.
Ama çok yoruldum. Beni kucağına al.
Kucak için çok ağırsın. Çok az kaldı.
Hayır. Ben çok yoruldum. (Kaldırımın kenarına oturur.)
Kes şunu ve yürü.
(Kaldırımın üzerinde ağlamaya başlar.)

Ama gerçekte bu oldu...

Vanessa: (Sızlanarak) Artık yürümek istemiyorum.
Baba: Hadi şimdi sihirli bir tayın gelip bizi eve götürmesini dileyelim.
Vanessa: Kanatları olan bir tay! Beni eve uçursun!
Baba: iki tane! Biri senin, biri benim için.
Vanessa: Benimki yeşil, seninki kırmızı olsun. Kanatları da rengârenk.
Angela: Ben de bir tane istiyorum.
David: Benimki evlerin tepelerinden uçsun.
(Kaldırımdan aşağıya doğru bir tay gibi koşmaya başladı. Vanessa, Baba ve Angela da; onu izlediler.)
Olumsuzluklara yol açması olası bir durumun, çocuğun hayal dünyasını kullanarak nasıl eğlenceye dönüştürülebildiğini görmek beni çok mutlu etmişti.

5-3-1 - Haydi Gidiyoruz!

Şimdi, içinde çocuklar için harika aktiviteler ve oyuncaklar olan bir kapalı oyun salonuna gidelim. Çocuklarını ayakkabılarını giyip eve gitmeye ikna etmeye çalışan değişik ebeveynleri izleyelim.
"Becky, gitme zamanı!" Becky pek duymuş gibi durmuyor ve Nellie Nag sözlerini tekrarlıyor. Becky, yeni arkadaşı Peter´le oynamaya davam ediyor. Peter´in annesi Betty Briber, kulağına şunları fısıldıyor "eğer şu anda arabaya binersen, sana o sevdiğin kurabiyelerden alırım, yolda yersin." Bu arada, Letty Lecture, kaydıraktaki iki çocuğuna bakıp, "çocuklar biliyorsunuz ki sizi buraya getirdiğimde, gitme zamanı geldiği zaman hemen söz dinlemenizi bekliyorum. Sizi buraya çok sevdiğiniz için getirdim. (Çevirmenin Notu: Burada yazar her ebeveyne kendi davranışlarını tasvir eden bir ad ya da soyadı vermiş. Nellie Nag (Dırdırcı), Betty Briber (Rüşvetçi), Letty Lecture (Ders Verici), Bret Threat (Tehdit Edici), Count Casey (Sayı Sayan) gibi.)
Ayakkabılarınızı giymenizi isteğim zaman, hemen dinlemelisiniz. Geçen sefer geldiğimizde..." Aynı anda Wishy Wanda´nın sözlerini duyuyoruz, " Keşke ayakkabılarınızı giyseniz de gitsek. Benim sözümü dinleseniz ne iyi olur." Arkadan, "Becky, hâlâ ayakkabılarını giymedin mi " diye Nellie´nin sesi geliyor. Bret Threat´in sesini duyunca, birden herkes susuyor, "Şu anda arabaya binmezseniz, bir daha buraya hiç gelemeyeceksiniz". Bret´in çocukları arabaya koşarken, Count Casey´in "üçe sayana kadar arabanın içinde olmazsanız...." dediğini duydular.Becky, ayakkabılarını bul ve artık gidelim,dedi Yine Nellie. O sırada, Wilma Whiner´nın sesi sınıf tahtasını çizen tırnak sesi gibi geliyordu. "Çocuuuuklaaaar, Haydiiiii, Ayakkabılarınızı giymenizi söyleeeediiiiim. Beni dinler miiiiisiiiiiniiiiz."
Çok tanıdık geliyor değil mi Oyun bahçesinde, doğum günü partilerinde ebeveynlerin çocuklarının dikkatini çekmek ve onları oradan alıp götürmek için ne kadar çaba harcadığını görmüşsünüzdür. Peki, bunu nasıl başaracağız
Buna yanıt verebilmek için, önce çocukların neler hissettiklerini anlayalım. Bir çocuk yeni bir arkadaşıyla oyununun en güzel yetkideyken, babası gelip de "haydi gidiyoruz" derse, buna uyum göstermesi çok zordur. Aslında bu, yetişkinler için de zordur. Kendinizi bir işin tam ortasındayken hayal edin ve tam o sırada eşiniz "yemek hazır" diye seslenirse, işinizi pat diye bırakıp mutfağa koşar mısınız Yoksa, "bir dakika" diye seslenip, işinizin bir kısmını toparlamaya veya bitirmeye mi çalışırsınız
Çocukların bir aktiviteyi bitirmelerine yardımcı olmak için, fiziksel olarak değişmelerini beklemeden önce, zihinsel olarak bu değişikliğe hazırlanmalarını sağlayacak bir zaman tanımalıyız. Bunun nasıl olacağını görelim.
Anneleri bankın üzerinde kitabını okurken, Molly ve Austin de parkta oynuyorlardı. Anneleri bir süre sonra, 5 parmağını göstererek, "Molly! Austin! 5 dakika sonra gidiyoruz" dedi. Molly ve Austin´in kafalarında, bu bilgi belli bir süzgeçten geçirildi. Birkaç dakika sonra, anneleri yine "Molly! Austin! 3 dakika sonra gidiyoruz" dedi ve 3 parmağını gösterdi. Biraz sonra, "Molly! Austin! l dakika. Bir kere daha kaydırak mı, salıncak mı istersiniz
"Kaydırak" diye bağırdılar. Kaydıraktan sonra, anneleri "Gitme zamanı. Şimdi arabaya koşalım mı, hoplayarak mı gidelim " diye sordu. Üçü de hoplaya hoplaya arabaya gittiler.
5-3-1-Haydi! konusunda birkaç noktaya değinelim. Bu tekniği,çocuklarınızın yaşına, ailenizin ihtiyaçlarına veya kişiliğinize uyarlayabilirsiniz. Örneğin, 16 yaşındaki çocuğunuz TV seyrederken kafanızı içeri uzatıp, "Corine, saat tam 3:00´te gidiyoruz. Şu anda saat 2:45" diyebilirsiniz. Bu yöntemi, çocuklarınızı yemeğe, banyoya ya da yatağa çağırdığınız zamanlarda kullanabilirsiniz. Ancak, ilk uygulamada başarılı olmayı beklemeyin. Çocuklarınız, üçüncü-dördüncü uygulamadan sonra bu yeni yönteme alışacaklardır. Bu yöntemi ilk uyguladığınız andan itibaren, "gitme zamanı" dediğiniz anda, gerçekten hemen gitmelisiniz, yoksa daha önceki uygulamalardan bir farkı kalmaz.
Mell adındaki bir öğrencim, bu teknikle ilgili olarak oldukça umutsuz bir sesle "keşke işlese" demişti. Dört yaşındaki oğlunu, restorandan eve getirmeye çalışırken bu yöntemi uygulamış. Çocuk gitmek istemeyip kendini lokantanın bir köşesinde çocuklar için hazırlanmış top havuzuna atmış. Annesi de peşinden topların arasına girip, kan ter içinde onu oradan çıkarmak zorunda kalmış ve ağlayıp tekmeler atarken restorandan dışarı çıkarmış. Bu ilk deneme onu çok hayal kırıklığına uğratmış. Ama Mell, bu konuda kararlı davrandığı için, birkaç ay sonra bu yöntemin çok işe yaradığını görmeye başlamıştı.

Yardımcı Olacak Sorular Sorun

Çocuklarınızın içlerinden gelen sesi dinlemelerine ve iç-disiplin kazanmalarına yardımcı olabilmek için, onlara yardımcı sorular yöneltebilirsiniz. Burada amaç, sizin duygularınızı bir kenara bırakıp, çocuğunuzun kendi problemleri üzerinde düşünmesini ve kendi çözümlerine ulaşmasını sağlamaktır. Ebeveynler çocuklarına pek çok soru sorarlar, ancak bunların çoğu yardım etmekten çok uzaktır:
Bunu neden yaptın
Bunu sana kaç kez söylemem gerekiyor
Neyin var senin
Bu tip sorular hem problemin çözülmesine yardımcı olmaz, hem de çocuğunuzun düşünme mekanizmasını bloke eder. Ama sevecen bir tavırla yöneltilen yardımcı sorular, çocuğunuzu problemin çözümüne veya hafifletilmesine daha çok yaklaştırır. Çocuğunuzun yapıcı problem çözme becerileri geliştirmesine yardımcı olacak ve çeşitli durumlarda kullanılabilecek soru örneklerinden bazılarını aşağıda bulacaksınız.
Bu konuda ne hissediyorsun
Aklına bu problemi beraberce çözebileceğimiz bir yol geliyor mu
Sence kardeşin bu konuda ne hissedecek
Neden olduğun bu durumdan memnun musun
Bu durumu, daha farklı şekilde nasıl çözebilirsin
Şimdi ne yapacaksın
Vanessa 5, David ise 3 yaşlarındayken, ikisi arasında geçen şu konuşma beni çok mutlu etmişti. David´e, kardeşi ile paylaşmak üzere bir ayuç dolusu şeker vermiştim, ikisi içeride otururken, Vanessa´nın, "sende 7 tane, bende 3 tane var. Sence bu haksızlık değil mi " dediğini duydum. David de "evet, tamam, sana biraz daha vereceğim" dedi. Yardımcı bir soru. Sevecen bir cevap.
Bu yöntemi kullanırken yapmanız gereken kendi duygularınızı bir kenara bırakmaktır. Böylece, çocuğunuz sizin problemle ilgili düşündüklerinizi ve kızgınlığınızı düşünmeden probleme ve çözümüne yoğunlaşabilecektir. Bir ebeveyn, ergenlik çağındaki çocuğunun kendisi ile hiçbir şey konuşmazken, bir saat okuldaki danışman öğretmenle konuştuğundan şikayet ediyordu. Bunun nedeni, danışmanın yardımcı, tehditkâr olmayan sorular sorması ve çocuğun verdiği cevapları dinleyerek, onu kendi çözümlerini bulmaya yönlendirmesiydi.
Aşağıdaki örnek, yardımcı sorular sorulduğunda nasıl farklı bir durum ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Her iki durumda da, Nancy´nin duygularının neler olabileceğini düşünmeye çalışın.
13 yaşındaki Nancy, kardeşinin kazağını izinsiz giymiş ve önünü mor bir kalemle lekelemişti. Annesi bunu farkettiğinde...
Durum 1... Nancy´nin odasına fırtına gibi girer ve bağırarak / Neyin var senin Kuralları biliyorsun!! Niye Amy´nin kazağını izinsiz kullanıyorsun Şuna bak, mahvolmuş! Bir hafta cezalısın, evden çıkmayacaksın ve yeni bir kazak almak için harç-i lığından keseceğim.
Bu durumda, Nancy´nin cevabı sizce ne olabilir Bu durumda, sizce Nancy annesine karşı ne hissediyordur Bu durumda, sizce Nancy kendisi hakkında ne hissediyordur Bu durumda, sizce Nancy Amy´ye karşı ne hissediyordur
Durum 2.... Nancy´nin odasına gider ve yatağının üzerine oturur.
Anne: Nancy, sence Amy kazağını gördüğü zaman nasıl hissedecek
Nancy: Çok kızacak.
Anne: Bence de. Bu konuyu nasıl halletmeyi düsunuyorsun
Nancy: Bilmiyorum... Sanırım ona kendi kazaklarımdan birini verebilirim. Belki de onun çok] sevdiği yeşil kazağımı. Sence bu iyi olur mu
Bu durumda, sizce Nancy annesine karşı ne hissediyordur Bu durumda, sizce Nancy kendisi hakkında ne hissediyordur Bu durumda, sizce Nancy Amy´ye karşı ne hissediyordur
Görüldüğü gibi, sakin ve saygılı bir şekilde yöneltilen yardımcı sorular çocuğunuzu kendi cevaplarını bulmaya yöneltir. Sevildiklerini ve sayıldıklarını hissedecekleri için size daha da yakınlaşacaklardır. Çocuklarıma Verdiğim On Büyük Ödül adlı kitabın yazarı, Steven Vannoy "Eğer şimdi çocuklarınızı dinleyecek zaman bulamıyorsanız, emin olun ki onlar sizinle artık konuşmamaya başladıkları zaman yitirdikleriniz size, ´keşke, onları dinlemek için yeterli zaman ve isteği daha önceleri gösterseydim´ dedirtecek.

Sözcükleri Kağıda Dökün

Notlar, listeler ve şekiller çocuğunuzla iletişim kurmanın ve onun katılımını kazanmanın en iyi yoludur. Sözcükleri kağıda dökmek, her yaştaki çocuklar için etkili bir iletişim yoludur. Kağıt üzerindeki sözcüklerin, çocuklarınızı işbirliğine teşvik edecek sessiz bir gücü vardır.7 yaşındaki Annie küçük kedisini çok ihmal ediyordu. Onu beslemeyi ve kutusunu temizlemeyi unutuyordu. Bu nedenle de, pek çok gece tam yatma zamanı annesi ile arasında tartışma çıkıyordu ve kimse de bu durumun evde yarattığı olumsuz havadan hoşlanmıyordu. Bugün annesi değişik bir şey denedi. "Yatmadan önce benimle ilgilen. Miyav!" yazılı bir notu, Annie´nin yatak odasının kapısına iliştirdi. Bu sessiz bir ´hatırlatın´ olmuştu. Bu çok hoşuna gitmişti çünkü annesinin söylenmelerini dinlemekten kurtulmuştu. Notlar, çok öfkeli veya sinirli zamanlarda da çok etkilidirler. Böyle durumlarda, iki işe yararlar: Çocuğunuzla sizin aranızda mesafe bı-.»kırlar ve sesinizin düzeyini yükseltmeden sözlerinizi iletmiş olursunuz.Tabii, o sinirle notunuzu birkaç kez değiştirmek ve yeniden yazmak zorunda kalabilirsiniz. Duygularınızı kağıda dökmeye çalışırken de, gerginliğin büyük bir kısmı giderilmiş olur. Ayrıca notlar açık ve anlaşılır Alacağı için, önemli konularda yanlış anlaşmaları da önlerler. . Okuma-yazma bilmeyen çocukların bile notları sevmesi çok ilginçtir.Aslında, en çok da 3 ile 5 yaşları arasındaki çocuklarda etkili oladır çünkü tam bu sıralarda, okumanın ve sözcüklerin ne olduğunu Mamaya başlarlar. Onlara hitaben yazılmış bir not çok hızla tüm dikkatlerini çekecektir. (Ancak notunuzu onlara defalarca okumaya hazırlıklı olun.) Notunuzu resimli kartlara yazarsanız, daha çok vurgulamış Bursunuz ve bu işi daha eğlenceli bir hale getirirsiniz. Bu notlarda, çotuklarınıza sevgi dolu sözcükleri yazmayı da unutmayın.
Okul öncesi dönemde, çocuğunuzun rahatça görebileceği bir yere, dergilerden kesilmiş bazı resimler (örneğin, dişlerini fırçalayan bir çocuk resmi) asabilirsiniz.

Espiri Gücünüzü Kullanın

Her zaman ciddi olmamalısınız. Espiriler, çocuğunuzu size katılmaya teşvik eder, hayatın hafif yanlarını görmelerine ve bir hata yapmanın ölümcül olmadığını anlamalarına yardımcı olur. Olaylara espiri katmak, sizin de neyin önemli neyin önemsiz olduğunu daha kolay algılayabilmenizi sağlar. Evdeki olumlu enerjiyi ortaya çıkarır, aileyi birbirine yakınlaştınr.
Saygılı bir espiri düzeyi sağlamayı unutmayın. Birisiyle alay etmek,dalga geçmek ve utanmasına neden olacak konuşmalar yapmak çocuğa komik gelmez ve onların çok çabuk incinebilen öz-benliklerini zedeleyebilir.
Çocuklarınızla etkileşimlerinizin çoğuna espiri katabilirsiniz. Sadece seçenek olarak onun da olduğunu bilmeniz yeterlidir. Çöpü dışarı çıkarmaya isteksiz olan çocuğunuza, gazetede onunla ilgili bir makale olduğunu söyleyebilirsiniz. Sanki onunla yapılan bir görüşmede, çöpü çıkarmayı ne kadar çok sevdiğinden bahsettiğini okuyormuş gibi yapıp çöp taşıma yarışmalarında olimpiyatlarda altın madalyayı kazanan eni hızlı kişi olduğunu söyleyebilirsiniz. Sonra da onun hızını ölçmeyi teklif
edebilirsiniz.
Artık yatağa gitme zamanının geldiğini, basit bir şarkının sözlerinde hatırlatabilirsiniz. (Örneğin, daha dün annemiz şarkısıyla "Haydi çocuklar haydi, yatak zamanı şimdi. Diş fırçalama zamanı.Pijamaları giysek, yatağımıza koşsak...."
Pek çok çocuk kendilerine yapılan şakaları, bağırılarak veya sız-i lanarak söylenilenlere tercih ederler. Şakalar sizin de keyiflenmenize! yardımcı olacaktır.
Ama yine de dikkatli olun. Angela ve Vanessa arasındaki bir gerginliği azaltabilmek için bir gün bir şaka yapmıştım. Kızlar mutfak masasında otururken, Vanessa okuldaki rolüne hazırlanıyor fakat devamlı] olarak Angela´yi dürtüp rahatsız ediyordu. Angela bana şikayet etti,ondan rica etti, kalkıp başka yere gitti. Hiçbiri işe yaramadı, Vanessa onul takip ediyor ve başını ağrıtmaya devam ediyordu. Ben de durumu birazı yumuşatmak için, "sen de burnunun üzerine bir yumruk indir" dedim ve Angela da bunu gerçekten yaptı. (Bir daha hiç böyle bir şaka yapmadım).

Kurallar ve İlkeler Koyun

Kurallar ve ilkeler aile yaşantısını düzenler. Çocuklarınızın neyi yapıp, neyi yapmayacağını sürekli olarak söylemenize gerek kalmamasını sağlayan hatırlatıcılardır. On dört yaşındaki çocuğuna ödev yapması gerektiğini söylemekten şikayet eden ebeveynlere çok şaşırıyorum. Bu ebeveyn 7 senedir ödevle ilgili hiçbir şey yapamamış mı Ya da 6 yaşındaki çocuklarını hâlâ yatağa gönderemeyen ebeveynler - bu çocuk o güne kadar kimbilir kaç kere yatağa gitti Son 6 senedir her gece. Bu
durumlarda eksik olan günlük bir işle ilgili belli bir kural ve ilkenin bulunmamasıdır. Evde kural ve ilkeler kadar huzur yaratan başka bir şey düşünemiyorum. Özellikle üzerinde düşünülerek ve zaman harcanarak hazırlanan kural ve ilkeler daha da etkilidir, iyi kurallar aşağıdaki özellikleri taşırlar:
Kuralları Önceden Hazırlayın
Kuralınızı olay anında yapmayın. Bu, düzensizliktir ve kargaşa yaratır. Zaman ayırın ve çocuğunuzdan ne beklediğinizi belirleyin. Bu kuralı yazın. Gerektiği zaman güncelleştirin. Herkesin görebileceği bir yere asın.
Kurallarla ilgili bir kural vardır: Kurallar yapılır ve çocuklar tarafından bozulur. Bunu göze alın. Önemli ve az kural koyarak hayatınızı kolaylaştırın. Çok fazla ve çok katı kurallarınız varsa, sürekli çocuklarınızı izlemek zorunda kalacağınız için işinizi zorlaştırmış olursunuz. Daha az ve doğru kuralların izlenmesi de kolaydır. Örneğin, çocuklarınız eve gelince ceketlerini asmalarını istiyorsunuz. Bunu bazen yapıyorlar, bazen siz hatırlatıyorsunuz, bazen siz kendiniz asıyorsunuz, bazen de üzerinden atlayıp gidiyorsunuz, pek uğraşmıyorsunuz. Demek ki bu "kural" olması gereken bir şey değil. (Sadece, "olmasını isterdim" dediğiniz bir şey.)

Kurallarınızı Anlaşılır ve Basit Olarak İfade Edin

Kurallarınızı herkesin anladığından emin olun. Bunun için az ve öz ifadeler seçin. Örneğin, "Vurmak, ısırmak, itmek, tekmelemek, saç çekmek, dürtmek ve tükürmek yok" şeklinde ifade edilmiş bir kural sizi zor durumda bırakır, çünkü hatırlanması gereken çok şey var. Ya da çocuğunuz kardeşinin bir yerini çizip, "ama bu listede yoktu" diyebilir. Kural, "Birbirinizin canını yakmak yok!" şeklinde ifade edilirse daha iyi olur.
Eğer bir kural bozulduğunda ne gibi sonuçlarla karşılaşacağını çocuğunuz bilirse, daha sonra bu konuda sizinle uzlaşmaya çalışmaktan vazgeçecektir, istemediğiniz davranış oluştuğu zaman uygulayacağınız bir plan olması sizi de rahatlatacaktır. Sonuçların herkes tarafından bilinmesi, disiplin sorunu ortaya çıktığında oluşan tartışmaları da azaltacaktır. Kontrol yazılı kurallarda olacağı için, ebeveynleri kötü kişi olma durumundan kurtaracaktır.
Şimdi aile kuralları ile ilgili bir örnek verelim:
Ailemizin Kuralları
1. Birbirinizin canını yakmak yok.
2. Yemekten önce ödev yapılacak.
3. Evdeki görevler yatmadan önce bitirilecek
4. Söylenmek, sızlanmak, küstahlık yok.
5 dakika odasına gidecek ve özür dileyecek, incittiği kişinin yapması gereken bir işi yapacak.
Yemekten sonra oyun oynamayacak, sadece ödevini bitirecek.
Ertesi sabah okula gitmeden önce yapacak (Sabah ebeveyni tarafından kaldırılacak)
Derhal odasına gidecek ve tartışma orada bitecek.
Özet
Şimdi çocuğunuzun işbirliğini sağlayacak 11 yeni fikriniz var. Hepsini! deneyin ve size uyanları devam ettirin, ilk başta, bazıları saçma ve garip gelebilir.Ama uygulamaya devam edin, daha rahatladığınızı göreceksiniz. Bazı alışkanlıkları değiştirmek ve ebeveynlik becerilerinizi geliştirmek için sabır, deneme ve kararlılık şarttır. Unutmayın, her aile, her çocuk ve her durum farklıdır. Esnek olun, belki de kendi yöntemlerinizi´ geliştirirsiniz. Çocuğunuzun işbirliğini sağlayacak becerileri kullanmak, hayatınızı daha kolaylaştıracak ve daha eğlenceli bir ebeveynlik geçirmenizi sağlayacaktır.
Bunları Unutmayın —
Çöp taşıyor. Köpek dışarı çıkmak istiyor. Kalemlerinin hepsi yerde.
Anneannenizin Kuralını Uygulayın
.......yaptıktan sonra,......yapabilirsin.
İsteklerinizi Belirten Net İfadeler Kullanın
Lütfen............
Lütfen ayakkabılarını ve paltonu giy ve arabaya bin.
Seçenekler Sunun
Bu mu şu mu Şimdi mi, sonra mı Ben mi, sen mi Süt mü, portakal suyu mu istersin Ödevini şimdi mi, yemekten sonra mı yapmak istersin
Açık İfadeîer Kullanın
Kedinin suya ihtiyacı var. Önce ödev. Oyuncaklar!
Bazı Nesneleri Konuşturun
Yaratıcı olun. Bir kuklayı seslendiriyor gibi konuşun.
5-3-1-Haydi gidiyoruz!
Kararlı olun. Gidiyoruz deyince, gidin.
Yardımcı Olacak Sorular Sorun
Şimdi ne yapacaksın Bunu nasıl çözebiliriz
Sözcüleri Kağıda Dökün
Notlar, listeler ve şekiller kullanın.
Espiri Gücünüzü Kullanın
Şaka yapın, şarkı söyleyin.
Uygulayabileceğiniz anlaşılır ve basit kurallar koyun. Onları çeşitli yerlere asın.
Çocukluğunuzda nasıl cezalandırıldınız Sınıfımda bu soruyu sorduğumda, herkes birkaç dakika çocukluğuna geri dönüp düşündükten sonra hep birlikte konuşmaya başlar.
Yemek yemeden odama konu hakkında biraz "düşünmeye" gönderildim.
Kendimi aptal ve aşağılık hissedinceye kadar aşağılandım.
Popoma veya suratıma bir tokat yedim, sıkıca tutulup iteklendim.
Tehdit edildim ve uyarıldım.
En sevdiğim şeylerden menedildim.
Bağırdılar, dersler verdiler.
Bizim evde babamın kemeri mutfaktaki askıda asılı durur ve bize ya uslu bir çocuk olun ya da babanın dizine yatırılmayı göze alın hatırlatması yapardı. Ondan çok korkardık. Bir gün kemer yerinde yoktu. Daha sonra, onu çöp bidonunda bulduk. O zamanlar 6 yaşında olan kız-kardeşim, kemer için en uygun yer olarak çöpü düşünmüştü. (Onunla dayak yiyeceği bir gün bundan kurtulmanın yolunu öyle bulmuş.) Başka bir zaman da, babam tam onu dizine yatırdığında, poposunun fazla şişik olduğunu farketti. Kardeşimin pantalonunun altına yerleştirdiği havluları bulunca, hepsini çıkardı ve çıplak vücuduna vurmaya devam etti.Poposunda kalan izleri hâlâ hatırlarım ve üç çocuk annesi olarak bu hikay hâlâ gözlerimi yaşartıyor.Bu hikayelerin ilginç yanı, kız kardeşim ve be: her ikimiz de, yediğimiz dayakları hiç unutmamamıza rağmen, nedek dayak yediğimizi kesinlikle hatırlayamamızdır. Babamızın bize birşeyle öğretmeye çalıştığını biliyoruz, fakat bu dersin ne olduğu tamamen olmuş. Geride kalan sadece dayak anıları.
Ebeveynlerimiz bizi, ailelerinin onları cezalandırdığı şekilde cezalandırdı. Onların ebeveynleri de, bu cezalan kendi ebeveynlerinden görmüştü. Her şeyden önce, yaşadığımızı öğreniriz. Yanlış ya da doğru, ebeveynlerimizden gördüklerimizi çocuklarımıza uygularız. Onun üzerinde düşünmez ve sorgulamayız.
Bir olayın öyle süregelmesi onun doğru olduğunu göstermez, Aşağıdaki hikaye, bu noktayı çok güzel ortaya koyuyor.
Sally´nin annesi fırında et pişirecekti. Her zamanki gibi, etin iki ucundan l´er cm kesip eti hazırladı. Sally, "neden öyle yaptın " diye sorunca da, "bilmem, annem hep öyle yapardı" dedi. Sally, anneannesini arayıp cevabını öğrenmek istedi. Ondan aldığı cevap da aynıydı: Bilmem, annem hep öyle yapardı. Sally, başka bir şehirde oturan ninesini aramak için izin istedi ve ona "neden fırında et pişirdiğinde, iki ucunu kesiyorsun " diye sordu. Ninesinin cevabı şuydu,"çünkü et küçük fırın tepsime sığmazdı."
Ebeveynler olarak, çocuk yetiştirme yöntemlerimizi belli aralıklarla gözden geçirmeli ve özellikle sadece bir alışkanlık olarak yaptığımız yıkıcı denemelerden vazgeçmeliyiz. Elimizdeki verileri araştırıp, analiz etmeli ve hep doğruya ulaşmaya çalışmalıyız, insanlar hayatları boyunca, kayak kayma, araba kullanma, dikiş, bilgisayar vb. konularda kurslar alıyor, ama iş çocuk eğitimine gelince, sadece kulaktan dolma yöntemlerle idare ediyor. Çocuk yetiştirmek, bir insanın hayatı boyunca yapabileceği en önemli iştir. Ebeveynlerin ulaşabileceği pek çok kitap, makale, kurs ve birşeyler öğrenebileceği pek çok kişi var. Sizden önce bu yoldan geçmiş olan çocuk psikologları, öğretmenler, danışmanlar ve diğer ebeveynler, sizin durumunuza da uygulanabilecek harika beceri, fikir ve yöntemler önerebilirler. Bütün ebeveynler, bu bilgilerden yararlanmak için ellerinden geleni yapmalıdırlar.

Çocuklarımızı Neden Cezalandırıyoruz
Seven ve düşünceli ebeveynler olarak, çocuklarımızı yetiştirme işini çok ciddiye alıyoruz. Genellikle, çocuklarımıza bugün uyguladıklarımızın uzun vadeli sonuçlarını düşünüyoruz. Üç yaşında çok hırçın ve kontrol edilemeyen bir çocuk için şu değerlendirme yapılır "7 yaşına geldiğinde hiç ele avuca sığmaz olacak!" Yeni yürümeye başlayan bir çocuğun gidişatı, büyüdüğünde nasıl bir çocuk olacağının göstergesidir. Bebekliğinde çok az terbiye almış olan bir çocuk, 7 yaşına geldiğinde bir melek olmayacaktır. Aksine, kötüyken daha kötü, daha kötüyken imkânsız olacaktır. Bu nedenle ebeveynler olarak, daha iyi bir yarınımız olması için, çocuklarımızı bugünden cezalandırmaktayız. Çocuklarımızı Yalandırmamızın bazı nedenleri şunlardır:
1. Olumsuz Bir Davranışı Durdurmak İçin
En temel ve ilk neden olumsuz bir davranışı durdurmaktır. Bir çocuğun bir kuralı bozduğunu ya da başka birisine zarar verdiğini gördüğümüzde, ilk tepkimiz bu davranışı durdurmaktır. Ebeveynler olarak, davranış problemlerini oluştukları anda çözmeye çalışırız. Bu tür cezalar daha çok "refleks" davranışlardır.
Mary şöyle bir hikaye anlatmıştı:
Odasına girdiğimde, 3 yaşındaki Devan´ın kedinin kuyruğunu çektiğini gördüm. Kedi acı içinde bağırıp kaçmaya çalışıyordu. Hiç düşünmeden, Devan´ın üzerine yürüdüm, kediyi bıraktırdım. Devan´ın sırtına üç-dört kez vurdum ve "sen çok kötü bir kızsın. Kediyi bir daha öyle incittiğini görmeyeceğim" diye bağırdım.
Dan´in hikayesi ise şöyleydi:
Akşam bulaşıklarını yıkamak Amy"nin göreviydi. Bir akşam, "bu akşam çok yorgunum-bulaşıkları sen yıka!" dedi."Amy, bu senin görevin ve yapman gerekli" dedim. "Yapmayacağım! Ve sen beni zorlayamazsın!" diye bağırdı. Kolundan tuttuğum gibi, onu odasına sürükledim ve bütün gece orada oturmasını söyledim, bağırarak.
Ebeveyn olmak bazan çok moral bozucu olabilir. Genellikle, tek drnacımız bir davranışı derhal durdurmak olduğu halde, olaya duygusal °larak o kadar kapılırız ki, en iyi ve mantıklı kararı almakta zorlanırız.
2. Çocuklarımıza Doğruyla Yanlışı Öğretmek İçin
Çocuklarımız olgunlaştıkça, doğru ve yanlış kavramlarını daha iyj anlamalarını umarız. Doğru kararı alabilmelerinde onları yönlendirecek olan iç disiplini oluşturmaya çalışırız.Çocuklarımızı cezalandırdığımızda, amacımız onlara bir ders vermektir. Bir gün dış dünyada yalnız kalacaklarını biliriz. Orada onların yanlarında olmadığımız zamanlarda doğru kararlar alabilmeleri için gerekli olan bilgi ve becerik edinmelerini isteriz.
3. Çocukların Kimin Yetkili Olduğunu Anlamaları İçin
Çocuklarımız kaba ve saygısız davranışlarda bulundukları zaman,kimin yetkili olduğunu göstermek için onları cezalandırırız. Duruma; hakim olup, onlara "ben ebeveynim. Yetkili benim. Sen benim söylediğimi yapacaksın" mesajını vermeye çalışırız. Bazan bu, ilişkide kontrolü ele almak için yapılan bilinçli bir davranıştır. Bazan de, egomuz zedelendiği için gösterdiğimiz bir tepkidir, iki yaşındakinin size "Hayır" demesi, üç yaşındakinin "yapmayacağım" diye bağırması, beş yaşındakinin "bana bunu yaptırtamazsın" diye söylenmesi veya on yaşındakinin "sen beni yönetemezsin!" diye çığlıklar atmasına katlanmak] çok zordur. Hakkımız olan saygıyı işte böyle zamanlarda isteriz.
4.Hayal Kırıklığına Uğradığımızda Ne Yapacağımızı Bilmediğimiz İçin Kafamızda genellikle neşeli, gülümseyen, tertemiz ve divanın üzerinde uslu uslu oturan çocukların görüntüsü vardır. Ama gerçekte, kirli, hareketli ve aslında pek de sevmedikleri bir oyuncak için sürekli kavga eden çocuklar vardır. Hayalimizdeki ile gerçek arasındaki bu farklılıktan doğan hayal kırıklığı içinde, görüntünün istediğimiz şekle dönüşmesi için cezalar veririz. Çocuklarımızı çok seviyoruz ve onların gerçekten iyi davranışlarda bulunmasını istiyoruz. Fakat bazen bizi o kadar zorluyorlar ve o kadar hayal kırıklığına uğratıyorlar ki, ne yapacağımızı bilemiyor ve onları cezalandırıyoruz.
Bir Pazar, Betty ve Jeff çocukları, Blake ve Katie´yi lunaparka götürmeye karar verdiler. Çocukları ile sevgi dolu bir gün geçirmeyi hayal ettiler. Ama hiç de öyle olmadı. Çocuklar arka koltukta, birbirlerinin yerini işgal etme konusunda bütün yol boyunca kavga ettiler. Parka geldiklerinde, bu sefer hangi oyuncağa önce binecekleri kavgası yapıldı. Betty ikisine bir tane pamuk helva aldığında, söylenip durdular. Betty yalvardı, Jeff tehdit etti ama problemler devam etti. Atlara birkez daha binmek için ebeveynlerini çok üzdüler. Dondurma alınmamasını haksızlık olarak nitelendirdiler, iki saat böyle devam edince, Jeff çocuklara "şımarıklar" diye bağırdı. Böyle bir günü planladığı için çok pişman olduğunu söyledi. Betty, eve gider gitmez odalarına gidip, günün geri kalanını orada geçireceklerini belirtti. Jeff, o akşam, dışarıda pizza yemeğe gitmeyeceklerini söyledi. Blake ve Katie bütün yol boyunca ağladı. Jeff söylendi ve Betty´nin başı ağrımaya başladı.
Çocuklarımızın her zaman iyi davranmasını isteriz. Onların bunu bizim uyarı, tehdit ve hatırlatmalarımız olmadan, kendi iradeleri ile yapmalarını isteriz! Bu olmadığında da, kendimizi köşeye sıkışmış hisseder ve kendi çocukluğumuzda cezalandırıldığımız yöntemlerle çocuklarımızı cezalandırırız.
"Ceza" Nedir ve Neden İşe Yaramaz
Cezalandırmak sözlükte şöyle tanımlanmıştır: "Bir suç veya yanlış davranış nedeniyle acı veya ıstırap çektirilmesi". Cezalandırma, yanlış yapıcıya yanlışına karşılık acı çektirmeyi ima eder, düzeltmeden çok acı çektirmeyi içerir.
Ceza, ebeveyn-çocuk ilişkisinde bir gerilim yaratır. Yanlışı doğrudan ayırt etmeyi öğretmez, ebeveynin yetkili olduğunu göstermez ve hiçbir şeyi düzeltmez. Şimdi bazı yaygın ceza yöntemlerini inceleyelim.
´Bağırma, Söylenme, Tehdit Etme ve Ders Verme
Çocuğu kontrol için kullanılan en yaygın yöntem sestir. Bir markette tanık olduğum bir olayı anlatmak istiyorum. Bir öğleden sonra, bir anne 7 yaşındaki oğlu ile alışveriş yapıyor.
Anne: Mark! Buraya, yanıma gel.
Mark: Bir dakika. Şuna bakmak istiyorum.
Anne: Şimdi dedim.
Mark: (Yavaş yavaş yürür) Tamam, tamam. Hey! En sevdiğim kurabiyelerden. Alabilir miyim
Anne: Hayır. Onları geri koy. Ve her şeye dokunmaktan vazgeç.
Mark: Oh, hadi. Hiçbir zaman istediğimi almama izin vermiyorsun.
Anne: Tabii veriyorum. Onları yerine koy. Böyle davranmaktan vazgeç.
Mark: (Kutuyu bir kenarından yırtar) Oops.
Anne: Mark Ailen! Onları yerine koymanı söyledim. Eve gittiğimizde vereceğim.
Mark: (Kutuyu rafa fırlatınca yere düşürür)
Anne: Vahşi bir hayvan gibi davranıyorsun! Kes şunu!
Çocuklar boş tehditlerin, bağırmaların ve söylenmelerin, çok ciddi bir şekilde sonuçlanmadıklarını bilirler. Eğer bir ebeveyn, kendi sesini bir kontrol yöntemi olarak çok sık kullanıyorsa, çocukların ebeveynlerine karşı sağırlaştıklarını 1. Bölümde görmüştük. Çocuk, duyduklarında seçici olmaya ve sizin söylediklerinizi dışlamaya başlar. Gözünüzün içine bakıp, sürekli "hı, hı" diyen, fakat söylediğiniz her şeyi unutan bir çocuğun nasıl olduğunu çok iyi bilirsiniz. Her nasılsa, aynı çocuk, eşinize dışarıda bir dondurma yemenin çok iyi bir fikir olduğunu söylediğinizden iki dakika sonra yanınızda beliriverir.
Popoya Vurma
Derslerime devam eden bir baba, Dan, bir gün şu hikayeyi anlattı:
Ben üç, erkek kardeşim de beş yaşlarındayken, annemiz yanlış davranışlarımız nedeniyle popolarımıza vururdu. Ben, bundan kurtulmak için hep kaçardım. Yine böyle bir gün, annemiz bizim odamızın önünden geçerken, abimin bana "sana vuracağı zaman kaçmaya çalışma. Zaten o kadar acımıyor ve her şey bitiyor. Hem de annem kendini daha iyi hissediyor" dediğini duymuş.
Dan, annesinin bu olaydan sonra, onlara vurmaktan vazgeçtiğini söylemişti. Dan´ın abisinin yorumu, popoya vurmayı ceza olarak kullanmanın problemi çözmediğini çok güzel vurgulamaktadır.
l.Dayak çocuğun iç disiplin kazanmasına yardımcı olmaz. Çocuk yiyeceği şaplakla ilgilenir, ona neden olan davranışı gözardı eder. Poposuna vurulduktan sonra, çocuk odasında oturup "Canım yandı ama gerçekten bir şey öğrendim. Bir dahaki sefere böyle yapmayacağım" diye düşüneceğine, "Haksızlık bu! Beni anlamıyor! Ondan nefret ediyorum!" diye düşünecektir.
2. Dayak suçun cezası, bir borcun ödenmesi olarak görülür.Çocuk,şaplağı yedikten sonra, artık aklandığını düşünür. Vurma, çocuğun bilinç geliştirmesine engel olur. Yanlış davranışı izleyen suçluluk duygusu, çocuğun değişmesi için gerekli temel dürtüdür. Şaplak çocuğun suçluluk duygusunu yok eder, çünkü suçunun bedelini ödemiştir.
3. Dayak ebeveynin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Sinirlendiğimiz zaman, vücudumuzdaki adrenalin düzeyi yükselir ve ilkel bir vurma ihtiyacı duyarız. Vurmak, negatif enerjiyi boşaltır ve kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.Ama hafif bir şaplak bile zamanla ciddi bir istismara dönüşebilir. Ebeveynler, olayın heyecanı ile, o anda vurmayı engelleyemediklerini ve çocuklarında çürükleri görene kadar da ne kadar şiddetli vurduklarını anlayamadıklarını anlatmışlardır.
Çok sinirlendiğinizde, değişik şeyler yapabilirsiniz.Bir, odayı terkedip sakinleşebilirsiniz.İki, ellerinizi hızlı ve sert bir şekilde on kere çırpabilirsiniz. Bir yandan da, "şu anda size çok kızgınım, şu kavgayı kesin!" diyebilirsiniz. (Şimdi deneyin, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.) Bu yöntemin en iyi yanı, çocuklarınızın dikkatini çekerken bir yandan da sinirinizi boşaltmış olmanızdır ve bir tokattan çok daha etkilidir.
4. Dayak, zamanla,tek disiplin yöntemi haline dönüşür. kger kendinize, çocuğunuza vurma iznini bir kere verirseniz, her problemi bu yöntemle çözmeye başlarsınız. Daha etkili yöntemlerin kullanılmasını engeller.
5. Dayak sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisinin önünü keser.Çocuklar ebeveynlerini koruyucu, öğretici ve yol gösterici olarak görürler.Ebeveyn, çocuğa vurarak bu imajı yıkarsa, ilişki de bozulur.
6. Dayak etkili bir disiplin yöntemi değildir. Çocuğa vurmak, çocuğun yaşadığı şok, korku ve acı nedeniyle, geçici olarak davranışı durdurur. Ancak pek çok çocuk aynı davranışı bazen aynı gün içinde tekrarlayabilir.
7. Dayak insani bir davranış değildir. Pek çok inançlı ailenin dayağa inandığını biliyorum. Bu inançlarına dayanak olarak, kutsal kitaplardan, "dayak cennetten çıkmadır" gibi bazı ifadeleri örnek gösterirler. Ben din konusunda uzman değilim. Ancak şu anda Tanrı tarafından bir melek sizin evinize gelip de çocuğunuzun yanlış davranışlarını görse nasıl davranırdı diye düşündüğümde, kesinlikle onu dövmeyeceğine inanıyorum.Ama kesinlikle çocuğunuzu terbiye etmeye ve yönlendirmeye veya ona öğretmeye çalışırdı.
8. Dayak birşeyler öğretir.Ne yapacağını bilemediğin zaman dayak at" veya "Eğer sen daha büyüksen dövebilirsin" veya "Eğer çok kızgınsan, dayak atarak bunu yenebilirsin" gibi dersler verir. Bu konuda bilinen bir gerçek de, sık sık dövülen çocukların şiddete ve başka çocukları dövmeye daha yatkın olduklarıdır. Bu çok normaldir çünkü çocuklar yaşayarak öğrenir. Dövülen çocuklar, daha alıngan, kızgın ve güvensiz çocuklardır.

Ödül Verme
Eğer cici olursan, sana kurabiye vereceğim. Eğer odanı temizlersen, bir video kaset kiralayacağım. Karnendeki her pekiyi için bir dolar vereceğim. Rüşvet ve ödüllerle ilgili en önemli sorun, çocuğunuzu gerçek hayata hazırlayamamalarıdır. Çocuğunuzun yanlış beklentiler içine girmesine neden olmakta ve bu durum erişkinliğe kadar devam etmektedir. Çocuklarınız bir işi ödülü için yapmaya alıştıkları zaman, bir işi başarmış olma duygusunun sağladığı ödülü hiçbir zaman tadamamaktadırlar.
Yöneticilik yaptığım zamanlarda, başımdan geçen bir olayı hatırlıyorum. Scott adında, pek çaba göstermeyen bir adamla bir toplantım vardı. Toplantı esnasında, onu kibarca uyaracaktım. Ben durumu ona açıkladıktan sonra, o da durumu kendi açısından değerlendirdi. "Bakın eğer siz bana daha iyi öderseniz, ben de daha iyi çalışırım. Onu şöyle bir sarsıp, "Hayır, tam tersi. Sen iyi çalışırsan, daha iyi para kazanırsın" demek istedim.
Scott´un probleminin kökü çocukluk yıllarında olabilir. Belki de ebeveynleri ona çöpü her döktüğünde altından yıldızlar, odasını her temizlediğinde dolarlar ve karnıbaharını her yediğinde koca bir dilim pasta vermişlerdi. Zavallı Scott hâlâ elinden gelenin en iyisini yapabilmek için birisinin onu yüreklendirmesini bekliyordu. Rüşvet ve ödüllerle ilgili en büyük problem de işte budur. Çocuğunuzu, hemen bir ödül almadan da çalışmaya ve başarmaya iten duygudan -içsel motivasyondan- mahrum bırakmasıdır. Rüşvet ve ödüller çocuğun yaptığı işten çok ödüle yoğunlaşmasına neden olmakta ve bu da onun bir işi başarmış olmanın verdiği mutluluğu hissetmesine engel olmaktadır.

Disiplin Nedir ve Niye İşe Yarar
Disiplinin sözlük anlamı, "öz kontrol ve kişiliği geliştiren eğitim"dir. Bir çocuğun yanlış davranışları, direnci, kavgacılığı ve diğer disiplin problemleri ile başetmenin çok daha yaratıcı yolları vardır. Çocuğa doğruyla yanlışı ve hayatta daha mutlu olması için gerekli dersleri öğretmek için çok daha olumlu yollar kullanılabilir. En temel strateji, olumsuz davranışa karşı hazırlıklı olmaktır. Disiplin yöntemleriniz üzerinde, önceden ne kadar çok düşünürseniz, çocuğunuzun davranışı ile başetmeniz o kadar kolay olur. Bütün çocuklar hata yapar. Çoğu çocuk benzer hatalar yapar. Eğer ebeveynler bu hatalara karşı belli yöntemler geliştirirlerse, güçlü ve sağlıklı sonuçlar alma olasılıkları da artar.

Öncelikleri Belirleyin
Önceden düşünülmüş kurallar ve ilkeler, ebeveynlerin çocukları ile daha tutarlı ilişkiler kurmalarına yardımcı olur. 3. Bölümde bu konunun ayrıntılarını gördünüz. Kurallar ve ilkeler çocukların yanlış davranmasına Meydan vermeden onları olumlu yöne götürür. Eğer çocuk, kendisinden ne Eklendiğini tam olarak bilirse, buna uygun davranma olasılığı daha yüksek olacaktır.
Ebeveynler bazan bana bu fikrin çok parlak göründüğünü, ancak uygulamaya gelince hiç de kolay olmadığını söylemişlerdir. Böyle olması gerekmiyor. Belki ilk başlarda bir kural oluşturmak zaman alabilir, ancak ^r gün çeşitli ayrıntılarla uğraşmaktan sizi yavaş yavaş kurtaracaktır.Şimdi kural oluşturma sürecini bir gözden geçirelim.
1. Adım: Evinizde tekrarlanan yanlış davranışların bir listesini yapın. Bunu yapmanın en kolay yolu elinize bir not defteri alıp, davranışlar oluştukça not etmektir.
• Dövüşmek
• Ödev yapmayı unutmak
• Evdeki görevlerini yapmayı unutmak
• Söylenmek, sızlanmak ve küstahlık
2. Adım: ilk 4 ya da 6 durum için bir kural geliştirin. Bu rakamlar başlangıç için yeterlidir. Birinci neden, başedilebilir bir sayı olmasıdır. Eğer her problem için bir kural yaratmaya kalkarsanız, hem kendinizi hem de çocuğunuzu çıldırtırsınız, ikinci neden de, sadece daha j önemli konularla ilgilenmiş olursunuz. .
Olaylara genel olarak bakıp, daha çok problemi kapsayacak geneli bir kural oluşturmak da mümkündür. Şu örneklere bakalım.
• Birbirini incitmek yok.
• Yemekten önce ödevler bitirilecek.
• Evle ilgili görevler yatmadan önce yapılacak.
• Söylenmek, sızlanmak ve küstahlık yok.
3. Adım: Her bir kural için, bozuldukları zaman izleyeceğiniz bir sonuç bulun. Bu sonuç da yanlış davranışla ilintili olmalıdır. Kardeşine vuran bir çocuğa, "akşama sana TV yok" diye bağıran ebeveynlere her zaman çok şaşırmışımdır. (Bu, hız yapan birisini durduran polis memurunun, "hız yapıyordunuz. Bu kış size kayak yapmak yasak" demesi gibi bir şey.) Eğer arkasından gelen sonuç, yanlış davranışla ilgili olursa daha öğretici olur. Örneğin, defalarca söylendiği halde, bindikten sonra bisikletini sokakta bırakan bir çocuğa, ertesi gün bisiklete binmeme cezası verilebilir. Kardeşini döven çocuğa, TV ile ilgili yasaklardan çok odasına gidip oturma cezası vermek daha etkili olacaktır. Eğer çocuk kardeşinin oyuncağını kırarsa, kendi biriktirdiği paradan bir yenisinin alınmasına yardımcı olacaktır.
Uygun sonuçlar saptayabilmeniz için bazı fikirler aşağıda verilmiştir.
• Belli bir süre belli bir yerde "sürgüne" gitmek, yani bir "mola" almak. Yeni yürümeye başlayanlar için bu 2 dakika kadar bir süre, merdivenlerde veya iskemlede oturmak olabilir. Daha büyük çocuklar odalarına gidip, daha uzun bir süre kalabilirler. Burada temel hedef, olumsuz davranışı durdurabilmek için bir uzaklaşma sağlamak ve hem sizin, hem çocuğun sinirinin yatışmasına yardımcı olmaktır.
• Öyle bir durum yaratın ki, çocuk yapmayı tercih ettiği işleri yapmadan önce başka işleri tamamlasın.
• Eğer mümkünse, belli ayrıcalıkları ellerinden alıp yanlış davranışla bağdaştırın.
• Çocukları ev ya da odaları ile sınırlandırın.
• Çocuğa durumu düzeltmek için telafi etmeyi öğretin (yerine bir şey almak, dağınıklığı toplamak, özür mektubu yazmak gibi). Şimdi cezaları ile birlikte, ailemizin kurallarını inceleyelim.
Ailemizin Kuralları
Kural
Birbirini incitmek yok.
Yemekten önce ödevler bitirilecek.
Evle ilgili görevler yatmadan önce yapılacak.
Söylenmek, sızlanmak ve küstahlık yok.
Ceza
5 dakikalık bir mola, ardından özür. Kardeşinin görevlerinden birini yapacak.
Yemekten sonra dışarıda oynamak yok. Evde oturup ödevler bitirilecek.
Ertesi gün okula gitmeden önce yapılacak (ebeveyn tarafından kaldırılacak).
10 dakika odasında oturacak. O konudaki tartışma bitecek.

Az Konuşup Çok İş Yapın
Ebeveynler çok konuşarak etkilerini kaybederler. Bütün bu söylediklerini takip etmek için bir davranışta bulunmazlar. Böyle davranan ebeveynler, çocuklarına kendilerini dinlememeyi -hatta daha da kötüsü- kendilerini dikkate almamayı tartışmayı ve söylenmeyi öğretmektedirler. Aşağıdaki örnekte, ebeveynin sözcüklerinin etkili bir disiplini ne i kadar engellediğini göreceksiniz.
Ebeveyn: (Çocuğunun, parkta arkadaşını ittiğini görür.) Eric, Nathan´ı itme.
Eric: (istenmeyen davranışa devam eder.)
Ebeveyn: Eric! itmeyi kes. Arkadaşına iyi davranmalısın.
Eric: (Birkaç dakika sonra Nathan´ tekrar itmeye başlar.)
Ebeveyn: Yeter artık! Eğer bunu tekrar yaparsan, eve gitmek j zorunda kalacağız.
Eric: (Birkaç dakika sonra Nathan´ı tekrar itmeye başlar.)
Ebeveyn: Tamam, küçük bey. Görüyorum ki eve gitmek istiyorsun.
Eric: Hayır, özür dilerim. Lütfen kalalım!
Ebeveyn: Kalamayız. Dersini almalısın.
Eric: (Ağlamaya başlar.) Lütfen, lütfen! Çok iyi olacağım.
Ebeveyn: Hemen ağlamayı kes. Gidiyoruz.
Eric: (Yüksek sesle iç çekerek) Kalmak istiyorum! iyi olacağım. Söz veriyorum. Lütfen!
Ebeveyn: Pekala. Bir daha itmeyeceğine söz ver.
Böyle bir ebeveynle, Eric´in kendisine söylendikten sonra da itmeye j devam etmesi hiç de şaşırtıcı değil. Eric daha önceki deneyimlerinden, annesinin birşeyler söylediğini ama onları gerçekten kasdetmediğini öğrenmiş, isteğini yaptırmak için tek yapması gereken, birtakım sözler vermek. Eric´teki değişiklik, sadece parkta geri kalan süre için geçerli olacak. Eric ilişkide kontrolü ele geçirmiş ve bunu çok iyi biliyor.
Bu örnek, daha az konuşup daha çok iş yapan bir ebeveyni gösterir hale nasıl getirilebilir
Ebeveyn: Yeter artık! Eğer bunu tekrar yaparsan, eve gitmek zorunda kalacağız.
Eric: (Birkaç dakika sonra Nathan´ı tekrar itmeye başlar.)
Ebeveyn: Tamam, küçük bey. Görüyorum ki eve gitmek istiyorsun.
Eric: Hayır, özür dilerim. Lütfen kalalım!
Ebeveyn: Kalamayız. Sen seçimini yaptın.
Eric: (Kendini yere atıp, ağlayarak) Gitmek istemiyorum!iyi olacağım.
Ebeveyn: (Eric´i kaldırır.) Şimdi gidiyoruz.
Bir gün kendinizi dinlemeye çalışın. Ne kadar gereksiz konuşma yaptığınızı farkedip şaşıracaksınız. Çocuklarınızı sesinizle değil, hareketlerinizle kontrol etmeye çalışın. Örneğin, çocuklarınıza tekrar tekrar oyun oynarken paylaşmalarını ve kavga etmemelerini söyleyeceğinize, oyuncağı onların erişemeyeceği bir yere kaldırın. Onlara, oyuncağı ancak onun için kavga etmemeyi öğrendikleri zaman geri alacaklarını söylemenize bile gerek yok.
Çocuklar ebeveynlerinin söylediklerini gerçekten kasdedip etmediğini sürekli olarak denerler. Eğer ebeveyn tekrar tekrar açık verirse, çocuk bu sözlerin gözardı edilmesi gereken boş tehditler olduğunu öğrenir. Çocuk hangi tekniklerin -ağlamak, yalvarmak, söz-vermek veya somurtmak gibi- sizi razı edeceğini deneye deneye öğrenir, işe yarayanları bulunca da, onları sürekli kullanmaya başlar. Ama, bu denemeler sırasında, yumuşamayıp kararlı olmayı başarırsanız -söylediğinizi gerçekten yaparsanız ve ikna edilmeyi reddederseniz- çocuğunuz sizi denemekten vazgeçecektir. Çocuklarınıza bir şey söy-lediğinizde, sizinle tartışacaklarına ona inanmaları çok hoş bir şeydir ve bu bazı ebeveynlere mucize gibi gelebilir.
O zaman boş sözleri bırakın dudaklarınızı fermuarlayın ve hareket edin! Sonuçlara inanamayacaksınız.
Ebeveyn: (Çocuğunun, parkta arkadaşını ittiğini görür.) Eric,Nathan´ı itme.
(istenmeyen davranışa devam eder.)
Mola vermek olumlu ve etkili bir disiplin aracıdır.Yıllardır pek çok ebeveyn tarafından kullanılmaktadır. Mola vermek işe yarar, çünkü çocuğun olumsuz davranışını yer, zaman ve sessizlikle bölmektedir. Mola vermenin üç farklı amacı vardır. Başarılı olmak için her birinin kendine özgü yöntemlerini inceleyelim.
1. istenmeyen davranışı durdurur. Mola vermek çocuğun davranışını tam ortasında durdurmak için mükemmel bir yoldur. Çocuğa, "bu davranış kabul edilemez, şu anda durdurulacak" mesajını verir. Bul yöntem özellikle okul öncesi dönemdeki çocuklarda, vurma, ısırma gibi şiddet içeren davranışların önlenmesinde başarı ile uygulanmaktadır. Ebeveynin duruma hemen hakim olmasını sağladığı için etkili olmaktadır. Ayrıca o dönemdeki kızgın ve kontrolü zor çocuklar kendilerini kontrol etmek için, hâlâ bir yetişkinin yardımına ihtiyaç duyarlar,
Molanın nasıl işlediğini göstermek için bir örnek verelim, iki kardeş, Danny ve Alisa, oyun oynuyorlardı. Bir oyuncak için kavga etmeye başladılar. Alisa oyuncağı kaptı ve Danny de kardeşine vurdu.
Ebeveyn: (Danny´yi elinden tutup banyoya götürdü.) Danny vurmak yok. Mola.
Danny bir dakika süreyle banyoda kaldı. Daha sonra, dışarıya çıkıp, Alisa ile oynamaya devam etti. Bir süre sonra, kerdeşine tekrar vurdu.
Ebeveyn: (Danny´yi elinden tutup banyoya götürdü.) Danny vurmak yok. Mola.
Danny iki dakikalık bir süre için banyoya geri döndü.Sonra, Alisa ile oynamasına izin verildi. Kardeşine tekrar vurdu.
Ebeveyn: (Danny´yi elinden tutup banyoya götürdü.) Danny vurmak yok. Mola.
Danny üç dakikalık bir süre için banyoya geri döndü. Sonra, Alisa ile oynamasına izin verildi. Her şey sakindi.
Mola yöntemini kullanırken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır.
1. Hızlı davranın. Çocuğunuzu yanlış davranışı sırasında ya-j kalayın. Mola geciktirildiği zaman pek işe yaramaz.
2. Mola için sıkıcı bir yer seçin. Örneğin, banyo, çamaşır odası veya koridor gibi. Oraya eğlence için gitmeyecek. (Seçtiğiniz yerin çocuğunuz için güvenli bir yer olmasına dikkat edin. Eğer böyle bir yeriniz yoksa, sizin görebileceğiniz bir yerde iskemlede oturabilir.)
3. Molayı, vurmak veya kötü konuşmak gibi belli davranışlar için kullanın. Eğer her yanlış davranış için kullanırsanız, etkisini kaybeder.
4. Tekrarlanan hatalar için, artan süreler uygulayın ve buna sadık kalın. Bu yöntemi ilk kullanmaya başladığınızda, çocuğunuz bütün gününü banyoda geçirebilir! Olabilir! Çocuğunuz bir şeyi öğrenmiştir: "Bu sefer kazanamayacağım".
5. Unutmayın ki, mola çocuğun davranışını durdurur, fakat onun yerine ne yapması gerektiğini öğretmez. Bu yöntemi kullanırken, siz çocuğunuza olumlu davranış seçeneklerini öğretirseniz çok etkili olacaktır. Örneğin, Danny´nin ebeveynleri ona kız kardeşine olan kızgınlığı ile nasıl başedebileceğini öğretmelidir. Bunu yapabilmek için oyunlarını izlemek gerekir. Çocukların oyunlarını izlerken, olayların nasıl şiddet kullanma aşamasına geldiğini görebilirsiniz. Danny ve Alisa bir oyuncak için kavga ediyorlardı ve Alisa oyuncağı kaptı. Bunun Danny´yi deli ettiğini görebilirsiniz ve tam o anda müdahale edip,onunla konuşabilirsiniz. Duygularını tanımlayarak, seçenekleri sunarak ve olumlu davranışı göstererek ona yardım edin: "Danny, Alisa´nın o oyuncağı almasına çok bozulduğunu biliyorum. Ona, ´oyuncağı böyle kapmanı istemiyorum´ de. Veya, Alisa´ya başka bir oyuncak verip, ´onunla değişelim mi ´ diye sorabilirsin."
2. Çocuğa sinirinin yatışması ve sakinleşmesi için yer ve zaman tanır. Molayı çocuğu sakinleştirmek için kullanıyorsanız, bunu çocuğa da açıklayabilirsiniz. Tabii, okul öncesi dönemi çocuğu için bunun pek anlamı olmayacaktır. Ama çocuklarınız daha büyükse, onlara konuyla ilgili görüşlerinizi anlatabilirsiniz. "Herkesin sakinleşmek için bir molaya ihtiyacı vardır. Duygularımızı tahlil etmeye ve davranışlarımızı kontrol etmeye yardımcı olur. Kızgınlık duyabilirsin ama kızgın davranışlarımızı sınırlandırmak zorundayız. Eğer davranışın uygun değilse, seni odana gönderebilirim. Sakinleştiğin ve doğru davranmaya hazır olduğun anda dışarı çıkabilirsin." Molayı bu şekilde kullanmanın amacı, Çocuklarınıza kızgın duygularını kontrol etmeyi öğretmektir. Bu, aynı zamanda, çocuklarınızın daha sonra pişman olacakları şeyleri söylemelerini ve yapmalarını engelleyerek kazandıkları önemli bir beceridir.
Molayı kızgın bir çocuğu sakinleştirmek için kullanıyorsanız, onu kendi odasına göndermek iyi olur. Çocuğun orada müzik dinlemesi, kitap okuması, ağlaması ve yastığını yumruklaması hiç farketmez. Amaç, çocuğun kendisini en rahatlatan yoldan sakinleşmesi ve toplumun içine geri dönüp, problemleri ile daha etkili bir şekilde başedebilmesidir. Ebeveynleri onların güçlü duygularını anlayışla karşılayıp, kabul ederlerse, çocuklar hatalarından ders alabilirler. (Bu pek çok ebeveyn için de önemli bir derstir.)
Üç çocuk annesi bir profesör, Rona, molanın değişik bir şeklini geliştirmiş. Kızlar küstahlık veya kabalık yaptıklarında veya kavga et-İ tiklerinde, kendilerine "sözel mola" cezası veriliyormuş. Adından da anlaşılacağı gibi, tekrar konuşmanıza izin verilene kadar konuşmama cezası. Rona, bunun özellikle arabada arka koltuk kavgalarını halletmede; çok etkili olduğunu söylüyor. Arabadaki o sessizlikten o kadar hoşlanıyormuş ki, arkadan "uummmm, ummmm, ummmm!" seslerini duyana kadar bazan yasağı kaldırmayı "unuttuğu" oluyormuş.
3. Ebeveyne sinirinin yatışması ve sakinleşmesi için yer ve zaman tanır. Bazen çocuğumuza o kadar sinirleniriz ki, içimizden onu boğmak veya yok etmek gelir, işte bu anlar, çocuğunuzla aranızda mesafe koymanız gereken anlardır. Kısa bir cümleyle oradan ayrılın: "Sana o kadar kızgınım ki, biraz düşünmeye ihtiyacım var". Sonra sakinleşmek j için odanıza gidin, birkaç kez derin derin nefes alıp verin. Bu sadece kendinizi kontrol etmenizi sağlamaz, aynı zamanda çocuğunuz için de iyi bir model oluşturur.
Kendinize ihtiyacınız olduğu zaman bir mola vermek, duygularınızı kontrol altında tutmanın dışında, problemleri hemen çözme zorunluluğu gibi bir baskıdan da sizi kurtarır. Çocuğunuza da kızgınlıkla nasıl başedileceği konusunda bir model oluşturursunuz. (Bu yöntemi, eşinizle yaptığınız tartışmaların korkunç bir kavgaya dönüşmemesi için de kullanabilirsiniz.)

Doğal Sonuçlar
Deneyim harika bir öğretmendir. Hayat bazı şeyleri çocuklara çok tarafsız ve doğrudan öğretir. Örneğin, eldivenlerini giymeyen çocukların elleri üşür. Arkadaşına kaba davranan bir çocuk, bir süre sonra yalnız kalır. Bazan ebeveynler bazı davranışların öğretilmesini doğaya bırakarak çok zaman kazanabilirler.
Çok güzel karlı bir günde, Vanessa ve Angela bahçede kardanadam yaparlarken, 2 yaşındaki David yeni uyanmıştı. Yalınayak ve pijamalarıyla dışarı çıkmak istediğinde, "Önce paltonu ve botlarını giymelisin" dedim. Ama o bunların hiçbirini yapmak istemiyor, benimle de kavgaya hazırlanıyordu. Benim de canım hiç kavga etmek istemiyordu. Kapıyı açtım ve onu dışarı gönderdim. David iki adım attıktan sonra, geri dönüp "Anne, botlarımı ve paltomu giyeceğim" dedi.
Belki de ben bir saat, bağırıp, tehdit edip, ders verip uğraştıktan sonra, David hâlâ botlarını ve paltosunu giymemekte direnecekti. Halbuki doğal bir sonuç, iki yaşındaki bir çocuğun bile akıllıca kararlar almasını sağlayabiliyordu.
Doğal sonuçlar, çocukların kendi davranışları aracılığıyla (veya bir davranışta bulunmayarak) öğrenmelerini sağlar. Çocuklar kendi kendilerinin öğretmeni olur. En iyi öğrenme, çocuğun zoru denemesine izin verildiği zaman oluşur. Bu cümledeki anahtar sözcük "izin vermektir. Ebeveynler genellikle çocuklarının mutsuz olmalarına izin vermezler. Çocuklarını mutsuz edecek olaydan hemen önce müdahale edip, onların ancak biraz zorlanırlarsa öğrenebilecekleri bir dersi öğrenmelerini engellerler.
Kenarda durup, çocuğunuzun yanlış kararlarından dolayı acı çektiğini görmek çok kolay değildir, ama ebeveynin bir kenarda durup, çocuğuna sadece ağlayacak bir omuz veya sıcak bir kucak sunduğu zamanlar da vardır.
Anna, 9 yaşındaki kızı Heather´ın hep "yönetici" tavrı içinde olduğunu ve bu durumun özellikle arkadaşı Emma ile ilişkilerini olumsuz yönde etkilediğini söylemişti. Anna, doğal olarak kızıyla, arkadaşına karşı nasıl daha duyarlı ve nazik olması gerektiği konusunda konuşmuş ama Heather buna pek kulak asmamıştı. Anna, benden yardım istediğinde, ona biraz geri durup, doğal sonuçların öğretmenliğine izin vermesini önerdim.
Birkaç hafta sonra, Anna iki arkadaş arasındaki ilişkinin durumunu anlatmak üzere beni aradı. Emma, Heather´ın onu iki kez eve davet etmesine karşın bunu reddetmiş ve Heather ondan bir açıklama istediği zaman da, "Senin tarafından yönetilmekten hoşlanmıyorum, temam mı " demişti. Heather tabii bundan çok etkilendi ve annesi de ona destek olmak üzere yanındaydı.
Görülüyor ki, Heather arkadaşının sözlerini annesininkilerden çok daha rahat algılayabilmişti. Bu durumu izlemek Anna için çok acı olsa da, kızının arkadaşlık konusunda çok iyi bir ders aldığını kabul etti.

Doğal Sonuçlar Yeterlidir — Yeter ki Siz Kızgın Duygularınızı Olayın Dışında Tutun
Doğal sonuçların çocuklarınıza birşeyler öğretmesini istiyorsanız,bu doğal dersi desteklemek için sadece anlayış ve yakınlık gösterin.Bazan ebeveynler, bu sürecin sadece "sonuç" bölümü ile uğraşıp, kendi öfkelerini ön plana çıkarırlar ve çocuklarının bir ders alma şanslarını yok) ederler. Doğal akışı içinde, çocuk olaya kendini kaptıracaktır. Ama öf-j keli bir ebeveyn, "Ben sana söylemiştim" gibi söz ve tavırlarla duruma l müdahale ederse, çocuğun öğrenme sürecinden uzaklaşmasına ve ebeveyninin öfkesiyle uğraşmasına neden olmaktadır.
Şimdi önce işe çok doğru başlayan -çocuğu öğrenme sürecinde olan- ama olaya kendi öfkesini katıp, çocuğun öğrenmeye değil de kızgın annesine yoğunlaşmasına neden olan bir anne örneğini izleyelim.
Beşinci sınıf öğrencisi Amy, devamlı olarak ödevleri için gerekli kitap ve defterlerini okuldan getirmeyi unutuyordu. Annesi, Amy´ye bunu hatırlatmaktan, bu konuda söylenmekten ve okula gidip gerekli kitap ve defterleri almaktan bıkmıştı. Annesi bu yöntem hakkında birşeyler öğrenince, Amy´nin bu unutkanlığının sonuçlarının ona birşeyler öğretmesi için olayı kendi akışına bırakmayı denemeye karar verdi. Anne, ödev konusunda hiçbir söz söylememeye ve Amy´yi izlemeye başladı. Amy, unutkanlık alışkanlığını daha da kalıcı bir hale getirdi.
Tabii, Amy´nin aylık karnesinde notları çok düşmüştü ve öğretmeni karnesine şöyle bir not eklemişti. "Amy´nin düşük notlarının nedeni ödevlerini ihmal etmesidir. Daha iyi notlar alabilecek zeka ve yeteneğe sahiptir."
Annesi karneye bir bıkıp, "Amy, bu çok üzücü. Daha başarılı olabileceğini bile bile, böyle düşük notlar almak çok acı olmalı. Sanırım, ödev konusunda daha dikkatli olmayı sen de istersin. Eğer böyle gidersen, Sara ve Betsy altıncı sınıfa geçtiklerinde, senin beşinci sınıfı tekrarlaman gerekecek" dediğinde, Amy ağlamaya başladı, (iyiye işaret probleme sahip çıktığını ve pişman olduğunu gösteriyor.)
Buraya kadar, anne davranışın sonuçlarının öğretici olmasına izin vererek oldukça başarılı bir yaklaşım içindeydi. Burada konuşmayı kesip,VC den karneyi gördüğünde benzer uyarılarda bulunmasını isteyebilir ve
A v´ye daha düzenli olması için yardım önerebilirdi. Ama eski alışkanlıkların durumu nasıl da mahvettiğine bakın. Amy´nin alacağı dersi engelleyip, düşüncelerinin başka yöne kanalize olmasına neden oldu.
"Sorun ödev olduğuna göre, her gün okuldan geldikten sonra evde oturup, notlarını düzeltip, sorumluluklarını kanıtlayana kadar ders çalışmalısın. Sara ve Betsy´nin Cuma geceleri bizde kalmalarını da unutabilirsin. Bu karne üzerinde biraz düşünmeni istiyorum. Beni gerçekten çılgına çeviriyor"
Amy´nin gözyaşları birden kızgınlığa dönüşüyor. "Ama bu haksızlık! Çok katısın. Ödevimi unutmak benim kabahatim değil ki. Mr. Jones bana hiç hatırlatmıyor, sen de hep unutuyorsun. Üstelik bize çok ödev veriyor. Ödevim için gerekli o kalemlerden de almadın bana. Benim suçum değil ki! Haksızlık!"
Amy odasına gider. Notlarının zayıflığını düşünmek için mi Kesinlikle hayır. Annesinin ne kadar katı ve Mr. Jones´un ne kadar haksız olduğunu düşünmek için.
Eğer annesi Amy´nin davranışının sonuçlarını hissetmesine izin verseydi ve onunla birlikte bu problemi nasıl çözeceklerini tartışsaydı çok daha verimli bir yaklaşım olacaktı. Hem ödevler için bir çizelge hazırlamasına, hem de eve getirmeyi unutmaması için bazı yöntemler geliştirmesine yardımcı olabilirdi. Bu, onu azarlamaktan ve arkadaşlarının gelmesini yasaklamaktan daha etkili olurdu.
Ebeveynler böyle durumlarda kendi duygularını olayın dışında tutkalıdırlar. Sinirlenerek, çocuklarımızın kendi davranışlarının sonuçlarının acısına katlanma ayrıcalıklarını ellerinden almış oluyoruz,onun yerine, onları yönlendirebilir veya yardımcı olabilirsiniz. Empati* ("Ne kadar kötü", "Bu sana acı veriyor olmalı", "Eğer bu bana olsaydı, çok utanırdım", "Oh, Tanrım. Sanırım bu seni çok üzüyor"...) ile beraber verilen yardım ve yönlendirme, bu yöntemin en iyi destekleyicileridir.
* Empati, kendini başkalarının yerine koyarak onun duygularını paylaşabilme yeteneğidir.
Eğer çocuklarınızın davranışlarının sonuçlarından ders almasına izin verirseniz, hedefe ulaşmaya biraz daha yaklaşmış olursunuz. Hayır,: hedefimiz çocukları kontrol etmek ve onların iyi davranmalarını sağlamak değil. Asıl hedefimiz, çocuklarımızın düşünebilen, mutlu, güvenli,istekli ve başarılı birer yetişkin olarak büyümelerine yardımcı olmaktır.

Mantıksal Sonuçlar
Çok ciddi veya çok pahalı olacağı için bazı sonuçların doğal olarak oluşmasına izin veremeyeceğimiz zamanlar vardır. Karşıdan karşıya geçmeyi öğrenmesi için, çocuğunuza bir arabanın çarpmasına izin veremezsiniz. Sorumluluğu öğrenecek diye, çocuğun bisikletinin çalınmasına göz yumamazsınız. Bazan de olayların doğal bir sonucu olmayabilir.Bu gibi durumlarda, mantıksal sonuçlardan yararlanabilirsiniz. Mantıksal sonuçlar, çocuğunuzun belli davranışlarının veya davranış eksikliğinin sonucunda sizin ayarladığınız veya oluşturduğunuz sonuçlardır. Mantıksal sonuçlar, çocuk, davranışı ile sonucu arasındaki ilişkiyi net olarak görebildiği zamanlar etkili olur. işte size iki örnek.
Leslie, 8 yaşındaki Shannon´un her sabah uyuşukluğu yüzünden, diğer iki kardeşini de okula geç bıraktığından bahsetmişti. "Mantıksal sonuç yöntemini öğrendikten sonra, bir plan yaptım. Shannon´u uyandırdım ve ona okula gitmek için saat tam 8:00´de evden çıkacağımızı söyledim. Daha sonra, ona hiçbir şey söylemedim ve kendi işlerimle uğraştım. Shannon aşağıya geldiğinde, diğer iki kardeşi babalarıyla arabada hazır bekliyorlardı. Shannon daha dişini fırçalayacağını, saçını tarayacağını ve kahvaltı edeceğini söyledi. Dişlerinin ve saçlarının fırçalanamayacağını söyledikten sonra, eline bir torba kuru mısır gevreği tutuşturup kapıdan dışarı iteledim. Ertesi sabah, kahvaltıya ilk gelen oydu! iki hafta boyunca her gün vaktinde hazır oldu. Daha önceki bütün bağırmalarımdan ve yalvarmalarımdan çok daha etkili olmuştu.
Michelle ve Loren on yaşındaki kızları Sarah´a mantıksal sonuç yöntemini başarıyla uygulamışlar. Sarah, her banyodan sonra iki-üç havlu kirletiyor ve çamaşır makinasını dolduruyormuş. Loren, bir havlunun yıkanmadan önce, pek çok kez kullanılabileceğini anlatmaya çalışmış ama mesajı pek anlaşılmamış. Loren ve Michelle de, mantıksal bir sonucun öğretici olmasına karar vermişler. Sarah´a yeni bir görev vermişler: Havluların yıkanması. Şimdi, evde havlu kullanımını sıkı bir şekilde denetleyen bir bekçi varmış.
Mantıksal sonuçlar, davranışla doğrudan ilintili olursa çok daha etkili olmaktadırlar. Bir çocuk, yeni bisikletini parkta bıraktığı için, neden bir hafta TV seyredemediğini bir türlü anlayamaz. Ama onu parkta bıraktıktan sonra, bir hafta bisiklete binememek gibi bir sonucu daha iyi anlar.
Mantıksal sonuçların kullanımı ile ilgili önemli bir nokta şudur: ebeveynler tam o durumla ilgili bir sonuca varmakta zorluk çekerler, özellikle de canları sıkkınken. Çocuğunuza ne kadar mutsuz olduğunuzu ve henüz bu konuda ne yapacağınızı bilemediğinizi açıkladıktan sonra, en doğru sonucun ne olacağına karar vermek için biraz zaman kazanmaya çalışabilirsiniz. Bu geciktirme taktiği, çocuğunuza sorumluluk duymayı öğretmek açısından çok etkili bir araçtır, çünkü siz karar vermeye çalışırken, çocuğunuz da endişelenmektedir. Bunun nasıl işlediğini görelim.
Amy annesinin kazaklarını izinsiz kullanmayı alışkanlık haline getirmişti. Annesi, onu izin alması gerektiği konusunda defalarca uyarmıştı. Bir keresinde, Amy annesinin kazağını kullandıktan sonra, ona hiç haber vermeden yerine koydu. Annesi daha sonra kazağın koyu renk bir boya ile lekelenmiş olarak çekmecesinde durduğunu farketti. Annesi kazakla birlikte Amy´nin odasına gidip, "Buna çok kızdım. Bu konuda ne yapacağımı henüz bilmiyorum, ama sana sonra bildiririm." dedi. Daha sonra aynı gün içinde Amy annesine "Kazak konusunda bir karara vardın mı " diye sordu. Annesinden, "Henüz değil, karar verince sana bildiririm." cevabını aldı. Ertesi gün, iki kere annesini işyerinden arayıp kararını sordu. Açıkça görülüyordu ki, Amy kazak konusunda oldukça endişeleniyordu. O akşam, Amy annesine gelip, "Kazak için gerçekten çok üzgünüm. Mağazayı aradım, 23 dolarmış. işte parası. Bir dahaki sefere izin alacağım."dedi.
Çocuklar her zaman bir çözümle gelmeyebilirler. Ama zamanları olunca konu üzerinde düşünmek, onlara probleme sahip çıkma fırsatı Bu nedenle, ebeveyn sonucu açıkladığı zaman, genellikle tartışmasız kabul edilir. (Bence bunun nedeni biraz da çocukların hayal güçlerini kullanarak ulaştıkları sonuçların, ebeveynlerininkinden daha kötü olmasıdır.)

Dikkatini Dağıtma ve Kaçınma
Bütün ebeveynlerin,çocukları konusunda bütün her şeyi yitirdikleri duygusuna kapıldıkları günler olmuştur. Belki de bu sadece kötü bir gündür ya da çocuklar o gün sizi zorlamak için her yolu denemiştir: Bir kurabiye için saatlerce yalvarmış, kavga edip tartışmış, sızlanıp söylenmişlerdir. Her şeyinizi toparlayıp, tatile çıkmayı ne çok istemişsinizdir. işte size küçük "tatil" imkanları sağlayacak bir yaklaşım.
Benim "dikkat dağıtma ve kaçınma" adını verdiğim bu yaklaşım/j size hocalık rolünüzü bir kenara bırakma imkanı sağlayacak. Size ufak konuları dikkate almama fırsatı verecek. Arada sırada, tutarsız olmayı seçmek de mümkün olacak.
Bu yöntemi nasıl kullanabilirsiniz Önce bu yöntemi kullanabileceğinize bilinçli olarak karar verin ve şimdi kullanmanın uygun olup olmadığını iyice düşünün. (Diğer bir deyişle, "tesadüfi" bir şekilde kullanıp, kendinizi kandırmayın. Yani gerçekten gördüğünüz halde, "Josh´un Jissica´ya tekrar vurduğunu görmedim. Sanırım onun üzerine doğru zıpladı´´ gibi bahaneler bulmayın.) Bir davranışı gerçekten görmezden gelmeye karar vermek için şu basamakları uygulayın.
1. Adım. Derin bir nefes alın ve gevşeyin. Unutmayın ki, tek bir olay çocuğunuzun bütün geleceğini mahvetmeyecektir. Bazan, sessizlik ve huzur bir tartışmadan daha önemlidir. Bir seferlik öğretmenlik; kimliğinizden uzaklasın.
2. Adım. Onların dikkatlerini başka yöne çekin. Ellerinizi çırpın veya "Hey" diye seslenin. Çocukların dikkatini olaydan başka bir yöne çevirin.
"Hey! O penceredeki kedi miydi "
"Hey! Kim pizza ısmarlamak ister "
"Hey! O şarkının sözlerini şimdi hatırladım. Dinleyin."
3. Adım. Problemi unutun. Hayat devam ediyor. Bu dersi öğretebileceğiniz daha çok zamanınız olacak. Şimdi bu küçük tatilin tadını çıkarın.
Herkesin dikkatini bir noktadan uzaklaştırıp, bir tartışmayı önlemiş oldunuz. Ben buna, bir ebeveynin evde huzur ve uyumu sağlamak için rekli "gizli silah"ı diyorum. Bu size, mücadeleyi seçerken, durumun önemi kadar kendi ruhsal durumunuzu da dikkate alma imkanı verir.
Beş yaşın altında birden fazla çocuğunuz varsa - özellikle biri de bebekse, bu yöntemin hayat kurtarıcı olduğunu saptadım, ilk çocuklarına daha çok baskı uygulayan, ikincileri de Hayırlar, Yapmalar ve Durlar içinde büyüten pek çok ebeveyn biliyorum. Bunun yerine, dikkat dağıtma ve kaçınma yöntemini uygulayın. Bunu da, model oluşturarak, gerektiğinde överek ve sevgi göstererek destekleyin.Böylece, hem siz huzur bulursunuz, hem de olumlu davranışları yüreklendirmiş olursunuz.
Elbette bu yöntem, sürekli kullanılamaz. Özellikle çok ciddi bir durumda, örneğin şiddet ve cinsel taciz içeren bir davranış karşısında, hiçbir zaman kullanılmamalıdır. Ancak, bildiğiniz diğer yöntemlerle birlikte kullanıldığında, oldukça etkili olacaktır.

Davranış Beyzbolu
Ebeveynleri en bıktıran durumlardan biri de, aynı problemle tekrar tekrar defalarca uğraşmaktır. Konu ister bisikletin yerine kaldırılmaması olsun, ister ödev yapılmaması olsun çocuğunuza bir etkiniz olmadığını görmek çok moral bozucudur.
Angela altı yaşına girdiğinde, eve bir hayvan alma konusundaki ısrarlarına dayanamayıp sonunda ona bir kedi aldık, ilk iki ay, bu kedi, Ginger", Angela´nın hayatının merkezine yerleşmişti. Daha sonra, Angela ´nm diğer işleri kedinin beslenip beslenmediği ya da temizlenip temizlenmediği konularından daha öncelik kazanmaya başladı. Bütün becerilerimi denedim.
Durumla ilgili net cümleler kullandım: "Ginger´ın mutlu olması için, yuvasının temizlenmesi ve her gün yiyecek ve su verilmesi gerekir." Anneannemizin yöntemini denedim: "Ginger´ın yemeğini verdikten s°nrâ kahvaltını edebilirsin." Adım adım yapılacakları tanımladım:" Ginger a her gün kahvaltıdan önce yemek verilecek. Her salı ve cumartesi yuvası temizlenecek". Kısa ifadeler kullandım: "Ginger acıkmış." Angela ya seçenekler sundum: "Ginger´la şimdi mi, yemekten sonra mı ilgilenmek istersin " Ginger konuşuyormuş gibi yaptım: "Hey Angela,benim, Ginger! Öff, burası çok kötü kokuyor. Lütfen bana temiz toprak ver!" Angela´ya notlar yazıp, espiriler yapmaya çalıştım: "Ginger çok tatlı, Ginger çok şeker. Ama pis yuvası kokuyor beter beter."
Bütün ebeveynlik becerilerimi sergiledikten sonra da, Ginger hâlâ Angela´dan çok benim problemimdi.Günlük mücadelelerden çok sıkılmıştım. Eve kedi almak isteyen ben değildim ki! Angela´nın kendi hayvanının sorumluluğunu almasını istiyordum. Elime kalemi kağıdı aldım. Bu konu üzerinde biraz düşündükten sonra, harika bir çözüm buldum.Bu fikir aklıma, Angela´yı top oynarken seyrettiğim sırada gelmisti.Beyzbolda üç başarısız atıştan sonra oyunun dışında kalınır.Ben de davranış beyzbolu oynamaya karar verdim.
Davranış Beyzbolu: 3 vuruş ve oyundan atılıyorsun!
Zaman dilimi: Mayıs avı
Kurallar: Ginger´a her gün taze yiyecek ve su verilecek.
Ginger´ın yuvası her salı ve cumartesi temizlenecek.
Annesi Angela´ya hatırlatacak, ama bu işleri yapmayacak.
Başarısızlık durumunda uygulanacak sonuç: Ginger´ın yuvası Angela´nın odasından çıkarılıp, oturma odasına konacak.
ı 2 3 Oyun dışı kalma
Haziran ayının sonundaki sonuç: Ginger´ın yuvası bodrum katındaki odaya taşınacak.
Temmuz ayının sonundaki sonuç: Ginger satılacak.
Bu sonuçları çok düşünerek oluşturdum. Doğrudan Ginger´la ilgili olmalarına dikkat ettim. (Örneğin, Angela´nın patenlerini kaldırmayı düşünmedim.) Ginger´ın kendi odasında olması, Angela için çok önemsizdi.Bu yüzden, onu oradan almak çok acı verici olacaktı. Angela, bodrumdaki odaya çok seyrek geldiği için, onu oraya götürmek de, Angela´nın gözünde Sibirya´ya sürgüne göndermek gibi bir şeydi. Ve Ginger´ın satılması uygulanacak en son çözümdü. Bunu çok uzun düşündüm ve çocuklarıma bir ders verecekse, Angela´nın kedisini -ve onun suçunu- satmayı göze alacaktım: Eğer hayvan seninse, onun sorumluluğunu almak zorundasın. Eğer annen kendi hayvanı olsun isteseydi, kendisine bir tane alırdı.
Angela´yı karşıma alıp, planı gözden geçirdik. Tabii bu durumdan hiç memnun kalmadı. Ginger´ı satmamamız için ağlayıp yalvarmaya başladı. Ona, Ginger´ın satılmamasının onun ellerinde olduğunu açıkladım. Eğer programı uygularsa, her şey yolunda gidecekti.İlk önceleri, işler pek yolunda gitmedi. Birkaç gün sonra, Angela kahvaltı ederken, Ginger´ın su kabının boş olduğunu hatırlattım. "Sonra doldururum" dedi. Angela okula gittikten sonra, Ginger´ın şikayetlerinden kabın yine boş olduğunu anladım ve ben doldurdum. Elime siyah bir gazlı kalem alıp, "1. Vuruş" için kocaman bir x işareti koydum. Okuldan geldiğinde, x işaretini görünce Angela çok sinirlendi. "Anlamıyorsun! Eve gelince yapacaktım! Haksızlık bu!" Sonra, kağıdı buzdolabının üzerinden çıkarıp, buruşturdu ve çöp sepetine attı. Ben de sakince kağıdı geri aldım, kırışıklıkları düzelttim ve dolabın üzerine yeniden yapıştırdım.
Birkaç sakin günden sonra, yine bir sabah Angela´ya Ginger´ın yemek kabının boş olduğunu söyledim. Hatta ona seçenek sundum: "Şimdi mi, giyindikten sonra mı yapmak istersin " Zaman geçince, Angela yine kedisini unutup okula gitti. Yine kedinin yemeğini kendim verdikten sonra, kağıdımıza ikinci x işaretini koydum. Okuldan dönen Angela, yine benzer davranışlarda bulundu. (Sadece, geri asacağımı bildiği için kağıdı çıkarıp atmadı). Ama artık katlanması gereken sonuçları anlamıştı. Benden büyük bir karton kağıdı isteyip, kendisine renkli kaimleri ile bir takvim hazırladı. Ona kedisi ile ilgili işleri hatırlatıcı bu takvimi odasının kapısına astı. Her gün görevlerini yaptıktan sonra x işareti koyabileceği 236 tane kutu çizmişti.
Angela bu konudaki görevlerini birkaç kez daha unuttu ama bun-âr Çok uzun aralıklarla oldu. Burada önemli olan, kendi görevlerini takip etmek için kendi yöntemini geliştirmiş olmasıydı. Bir süre sonra,
astığımız kağıda gerek kalmadı. Orada devamlı kalması söz konusu olamazdı zaten. Çocuklar (bazan büyükler de) eski kötü alışkanlıklarına geri, dönebilirler. Eğer Ginger yeniden problem olursa, davranış beyzbolu kağıdımızı yeniden hazırlayabiliriz.
Bu yöntemi uygularken dikkat edilecek noktalar:
• Bu yöntemi sık sık tekrarlanan önemli problemler için, ama l bir seferde tek bir problem için kullanın. Eğer buzdolabınızın üzerini, beyzbol kağıtları ile doldurursanız, çocuğunuz başarısız olur. Uygulanabilecek diğer bazı durumlar, ödev, ev j görevleri, kardeş kavgaları ve uykuya gitme olabilir.
• Gerçekçi zaman dilimleri, kurallar ve sonuçlar kullanın, işleri çocuğunuzun başaramayacağı kadar zor yapmayın.Çocuğunuzun yaşını, kişiliğini ve yaşam tarzını dikkate alın.
• "Vuruş"lar konusunda tartışmayın. Eğer kuralı bozarsa, bir] vuruş alacaktır. (Bu yüzden, sonuçlara karar vermeden önce iyice düşünmeniz ve gerekirse uygulayabileceğiniz sonuçlar j bulmanız çok önemlidir.)
• Çocuğunuza isterse, hatırlatmalarda bulunmanızın hiçbir sakıncası yoktur. Zaten, çocuğumuzun başarmasını biz de isteriz.

Beraberce Problem Çözme
Daha önceki bölümlerde, çocuklarımıza kendileri hakkında düşünmelerine ve kendilerini keşfetmelerine yardımcı olmak amacıyla bazı yardımcı sorular sorma yönteminden bahsetmiştik. Problem çözme, bu yöntemin biraz daha geliştirilmiş halidir: Belli bir probleme çözümler üretme konusunda onlara yardımcı oluyorsunuz. Kendileri hakkında karar verme sürecine dahil ederek, onlara saygı göstermemiz ve cesaret vermemiz, problem çözme sürecinin çocuklar üzerinde çok etkili olmasını sağlar. Problem çözmenin, temel basamakları şöyledir:
1. Problemi konuşmak için rahatsız edilmeyeceğiniz ve sakin bir zaman seçin.
2. Problemi duygularınızı katmadan tanımlamaya çalışın.
3. Çocuğunuzun problemi kendi açısından anlatmasına izin verin. Sessizce dinleyin.
4. Mümkün olan bütün çözümleri beraberce tartışın.
5. Hangi çözümü seçeceğinize ve izleyeceğinize karar verin.
Problem çözme yöntemindeki başarının anahtarı, bir sonuca ulaşmak için beraber çalıştığınızı hiç unutmamaktır. Eğer sizin kafanızda bir çözüm varsa ve başka hiçbir çözüm sizi tatmin etmeyecekse, bu tekniği kullanmak için uygun bir zaman değildir. Problem çözme, esnek olmaya hazır ve çocuğunuzun önerilerine açık olduğunuz zaman işe yarar.
Pek çok ebeveynin bu yöntemi, ödev, kardeş kavgaları, ev görevleri, uyku zamanları, sokağa çıkma, spor ve müzik dersleri, evdeki hayvan fakımı ve harçlık gibi problemleri çözmede başarı ile uyguladıklarını gördüm. Bu yöntemin en güzel yanı, problemin çözümüne çocuklar kendileri de katıldıkları için, çözümün uygulanmasını sizin onlara dikte edeceğiniz bir çözümden daha kolay benimsemeleridir.
Birçok kişi bana, bir problemin çözümüne yardım etmek için bir çocuğun en az kaç yaşında olması gerektiğini sorar. Daha önceleri, çocuğun okul çağında olması gerektiğini düşünürdüm. Ama iki buçuk yaşındaki oğlum David, bu fikrimi değiştirdi.
Bir süredir David´in tuvalet eğitimine başlamıştık ama son dakikaya kadar beklediği için, her seferinde pantolonuna azıcık kaçırma problemini halledememiştik. Günde 8 kere pantalon değiştirmek çok zor gelmeye başlamıştı. Bu konuyu nasıl halledeceğimi düşünürken, bir gün tesadüfen kendimizi bir çeşit problem çözme seansının içinde bulduk. David´e problemi açıklıyordum ve ardından da "Bunu nasıl çözebiliriz " diye sordum. Birden, "ben biliyorum" diye cevapladı. "Babam evdeyken, altıma kaçırmayacağım" Gülmemeye çalışarak, ona boş boş baktım, "Oh " "Ve" diye devam etti. "Babam işe gidince de, altıma kaçırmayacağım". "Bu çok iyi bir fikir" dedim ve o içeri giderken, bunun da nereden çıktığını düşünüyordum. Aynı gün, David banyoya koşarken "Babam işte, altıma kaçırmasam iyi olur." dedi. ister inanın, ister inanmayın David´in çözümü gerçekten işe yaradı.
Unutmayın ki, David´in çözümü işe yaradı, çünkü o kendi çözdü. Eğer ben ona, "bak David, baban evdeyken altına kaçırma.Ayrıca, baban işe gidince de altına kaçırmayacaksın. Anladın mı " deseydim, suratıma anlamsızca bakıp bütün gün altına kaçırmaya devam edecekti. Ama bu kendi fikri olduğu için -çok saçma da olsa- onu etkiledi ve bu çözümü uygulamaya çalıştı. Ayrıca, bir çöz bulduğu için de kendisiyle gurur duyuyordu.

Sabır, Tekrar ve Israr
Artık çocuğunuzun işbirliğini arttırmak için, etkili ve gerçekçi bir disipline temel hazırlayacak pek çok yeni beceri öğrendiniz. Kendiniz aileniz için en uygun olan yöntemleri geliştirmek için bu becerilerden yararlanabilirsiniz. Her yeni uyguladığınız yöntemi, başarılı olma şansı olabilecek kadar uzun bir süre uygulayın. Özellikle daha önce yaj tıklarınızdan çok farklı olan yöntemleri saçma ve garip bulabilirsiniz Unutmayın ki, bu teknikleri uygulamak sadece çocuğunuzu değil, sizi değiştirecek. Bazı ebeveynler, uyguladıkları yeni teknikleri o kadar hayatlarının bir parçası olarak hissetmeye başlamışlar ki, eskiden yaptıklarını hatırlamakta güçlük çekmişler. Bu değişiklikleri uygulamalar çok fazla sabır ve tekrar gerektirdiği de bir gerçek. Bu kitabı bir kere okuyup, mucizevi bir şekildeharika bir ebeveyne dönüşmeyi beklemeyin. Her bölümün arkasındaki Bunları Unutmayın sayfalarını buzdolabınıza veya rahatça görebileceğiniz bir yere asmanızı öneririm. Bir ay boyunca, bu sayfalardan birine yoğunlaşmak daha iyi olacaktır. Hep sini birden asarsanız, duvar kağıdı gibi dikkatinizi çekmeyeceklerdir.
Her şeyden önce kendinize karşı sabırlı olmalısınız! Daha çok bildikçe, kendi ebeveynlik davranışlarınıza daha eleştirel bir gözle bakmaya başlayacaksınız. Ebeveynler, yaptıkları hatalarla ilgili hikayeler anlatırken, hata yapmaktan dolayı ne kadar utandıklarını ve suçluluk duyduklarını da ifade etmişlerdir. Aslında, böyle bir farkındalık değişme için atılan en önemli adımlardandır. Eğer birşeyleri yanlış yaptığınızı söyleyebiliyor ve ne yapmanız gerektiğini de ayırt edebiliyorsanız, bu kitabın felsefesini anlamaya başlıyorsunuz demektir. Bir konuda uzmanlaşmak için çok pratik yapmak ve ısrarlı olmak gereklidir. Bir süre sonra, o kadar iyi şeyler yapmaya başlayacaksınız ki bazı hatalarınızı kendiniz hoş görmeye başlayacaksınız. Unutmayın herkes hata yapar, bul insan olmanın gereğidir. Beceri ve bilginizi sadece % 50 oranında kullansanız bile, çocuklarınız çok yararlanacaktır.
Öyleyse, kendinize bir mola verin, elinizden geleni yapın ve ilerleyin.
Bunları Unutmayın —Ceza ve Disiplin
Bunları bir yere yazın ve sonuçlarını da planlayın.
Daha Az Konuşun,Daha Çok İş yapın
Önce düşünün. Bir şey söylediğiniz zaman, onu gerçekten kasdedin.
Mola
Sakinleşmek için mesafeler yaratın. Çabuk olun.
Doğal Sonuçlar
Çocuğunuzun deneyimlerle öğrenmesine izin verin. Bu öğrenmeyi, empati ile destekleyin.
Sonuçlar her zaman problemle ilgili olmalı ve kızgın duygular işe karıştırılmamalıdır.
Dikkatini Dağıtma ve Kaçınma
Bazı konularda mücadele etmeyin. Ara sıra küçük bir tatil yapın.
Davranış Beyzbolu
Bu tekniği tekrarlanan davranışlar için kullanın. Kurallar yazılı ve kesin. Üç vuruş ve oyun dışısın.
Beraber Problem Çözme
Çocuğunuzu çözüm bulma sürecine katın.
Sabır, Tekrar ve Israr
Kendinize karşı daha sabırlı olun. Değişikliklerin oluşması için zaman tanıyın.

Çocuğunuzun Benlik Saygısını Geliştirme
Monica, annesinin sevgi dolu, tatlı sesiyle uyandı: "Günaydın, prenses! Doğma ve parlama zamanı! Monica gerindi ve yataktan çıktı. Giyindi ve banyoya gitti. Saçını yıkarken, yanlışlıkla bir şişe şampuanı devirdi ve hepsi yerlere döküldü. "Hay Allah!" dedi ve hemen bir havlu ile hepsini temizledi. O sırada annesi içeri girdi ve "Ohhh! Bir kaza oldu galiba. Temizlediğin için teşekkürler. Saat 7:30. Kahvaltın masanın üzerinde." dedi. Monica kahvaltısını yaptı ve öğle yemeğini aldı. O günkü matematik sınavından dolayı çok gergin olduğunu söyledi. Annesi onun başını öperek,’Çok çalıştın, eminim çok iyi geçecek dedi. Monica yemeğini alıp, dışarı fırladı. Annesi mutfaktan, "Monica, ödevin mutfakta kalmış!" diye seslendi. Monica hızla geri dönüp, ödevini kaptı ve dışarı fırlarken annesinin "Seni seviyorum, Prenses, iyi günler!" dediğini duydu.
Okul otobüsünde, Monica´nın arkadaşı başka bir kızla birlikte ona bakıp gülüştüler. Monica onları pek önemsemeden, arkadaşı Sally´nin yanına oturdu ve konuşmaya başladılar. Otobüsten inerken, Monica neden gülüştüklerini biliyordu. Bir ayağına pembe, bir ayağına da mavi ayakkabılarını giymişti. Ayakkabılarını gösterip, Sally´ye gülerek "Bak! Herhalde yeni bir moda başlatacağım. Artık herkes iki farklı ayakkabı giymek isteyecek!" dedi. Sally de güldü ve sınıflarına gittiler.
Aynı zamanlarda, birkaç blok ötede, Lynn yavaş yavaş uyanmaya başlamıştı. Annesinin sesi kulaklarında patladı: "Lynn, hâlâ kalkmadın mı Neden her defasında sana 5 kez seslenmem gerekiyor Geç kalacaksın" Lynn, gerindi ve yataktan çıktı. Giyindi ve banyoya gitti. Saçını yıkarken, yanlışlıkla bir şişe şampuanı devirdi ve hepsi yerlere döküldü. "Ne kadar salağım!" dedi ve hemen bir havlu ile hepsini temizledi. O sırada annesi içeri girdi ve "Lynn, ne kadar salaksın! Üstelik onu temizlemek için de en yeni havluyu kullanıyorsun. Dur, sen yapamıyorsun, bırak ben yapayım. Saat 7:30´u geçiyor. Kahvaltın masanın üzerinde. Aşağı in ve onu bitir, yoksa yine geç kalacaksın". Lynn kahvaltısını etti ve annesinin öğle yemeği için hazırladığı sandviçe söylendi. Annesi, "Senden tek işittiğim şikayet, ister yersin, istersen aç kalırsın." dedi..
Lynn annesine, o günkü matematik sınavından dolayı çok gergin olduğunu söyledi. Annesi de "sana söylediğim gibi dün akşam biraz çalışsaydın, şimdi bu kadar kaygılanmazdın." dedi. Lynn yemeğini kapıp, kapıdan çıkmıştı ki annesi mutfaktan seslendi "Lynn ödevin masanın üzerinde kalmış. Eminim birgün aklını da unutup gideceksin". Lynn içeri dalıp, kağıtlarını aldı ve "hoşçakal anne!" deyip çıktı. Okul otobüsünde, Lynn´nin arkadaşı bir başkasının yanında oturuyordu. Lynn´e bakıp gülüştüler. Lynn başka bir yere oturup, kitabını okuyormuş gibi yaptı ama gerçekten "Bana neden gülüyorlar Eminim beni artık sevmiyorlar"diye düşünüyordu. Lynn otobüsten inerken kızların neye güldüklerini biliyordu -bir ayakkabısı pembe bir ayakkabısı maviydi. Gözleri yaşla doldu ve bir karın ağrısı numarası ile hemşireye gitmeyi ve belki de eve gönderilmeyi planladı.
Çocuklarınızın hayatta kazanacağı başarı ve mutluluk düzeyi ile sizin onun yetiştirme tarzınız arasında kesin bir ilişki vardır. Olumlu ve etkili ebeveynlik, mutlu ve başarılı çocukların ileride mutlu ve başarılı yetişkinler olma olasılığını arttıracaktır. Çocuklarınıza verebileceğiniz en güzel ödül nedir Sağlıklı bir benlik saygısı: Dışarıdan bir müdahaleye dayanmayan o içsel mutluluk, kendisini özde değerli görme becerisi, yaşanan her günü tatminkâr bir hale getiren o esneklik, dürüstlük ve her şeye açık olma duygusu. Çocuklarımızın mesleğini, evleneceği kişiyi, ebeveynlik tercihlerini ve nerede ve nasıl yaşayacağını belirleyemeyiz.Ama, çocuğunuzun benlik saygısını çok ciddi şekilde etkileyebiliriz. Bu bir gecede oluşmaz ve tek bir şeye bağlı değildir.Tam aksine, sizin tutumunuza ve çocuğunuzla gün boyunca aranızda oluşan etkileşime bağlıdır. Ulusal gençlik programının yaratıcısı, Dr. Larry Koenig, "benlik saygısı planlı ya da plansız bir şekilde, büyük ölçüde ebeveynler tarafından şekillendirilmektedir" der.
Bu bölümde, çocuğunuzun benlik saygısını artırabileceğiniz belli yöntemlerden söz edeceğiz. Çocuklarımızın kendilerine bakışlarının, bizim sözcük ve davranışlarımız tarafından nasıl etkilendiğini ve bu görüşlerin nasıl olumlu yöne kanalize edilebileceğini inceleyeceğiz.

Sözcüklerinizi Çok Dikkatle Seçin
Çocuklar kendileri ile ilgili imajlarını, özellikle erken yaşlarda bizden aldıkları verilere dayanarak oluştururlar. Çocuklar bizden kendi varlıklarını doğrulayacak bilgiler isterler. Onların kim olduğu konusunda, kendilerine verdiğimiz, sözlü ya da sözsüz bütün ipuçlarına karşı çok duyarlıdırlar. Çocuklar içgüdüsel olarak ebeveynlerinin sevgi ve onayını isterler. Tepki veren bir çocuk: Karşılanmamış bir ihtiyaçla ilgili bir mesaj göndermektedir. Bu ihtiyaçlar yapı, sınırlar, ilgi, zaman veya daha fazla sevgi gibi konulardan herhangi biri olabilir. Çocuk oldukları için, bu ihtiyaçlarını tam olarak açıkça ifade edemezler. Bizler de insan olduğumuz için, her zaman bunların tahmin edemeyebiliriz. Ebeveynler olarak tek yapabileceğimiz, onlara büyüdükçe daha güçlü ve kendine yeter hale gelecek olan, önemli, değerli ve farklı insanlar olduklarını sözlerimiz, vücut dilimiz ve hareketlerimizle hissettirmektir. (Ayrıca, en sürtüşmeli zamanlarda bile onlara olan sevgimizden hiç şüphe etmemeleri gerektiğini bilmelerini sağlamaktır.)
Çocuklarımızla gün boyu oluşturduğumuz etkileşim, büyük bir yapının yapı taşlarını tek tek yerleştirmek gibidir.Yapının tümü için her bir taş ne kadar önemliyse, çocuğumuzun öz-benliğinin oluşmasında her gün yaşanan olaylar da o kadar önemlidir.
Aşağıda, farkında olmadan yıkıcı etki yapan, bazı ebeveyn sözcüklerinden örnekler vereceğiz.
"Kötü çocuk!"
"Hiçbir zaman dinlemiyorsun!"
"Aptallık etme!"
"Kendine bir bak. - Kim seninle arkadaş olmak ister ki "
"Neyin var senin "
"Bir gün aklını da bir yerde unutup gideceksin"
"Bu temiz odaya bakın! Aman Tanrım, inanamıyorum. Yanlış biri eve gelmiş olmalıyım."
"Çok kabasın...... sakarsın...... pissin.... tembelsin...... dikkatsizsin.....arsızsın."
"Neden devamlı böyle yapıyorsun "
"Yapabileceğin en iyi şey bu mu "
"Yeterince çaba göstermiyorsun"
"Senin yaşındayken ben senin iki katın çalışırdım"
"Siz ikiniz bir dakika için birbirinizle iyi geçinemez misiniz "
"Büyü artık!"
"Bebek gibi ağlama!"
"Bu kadar bozulacak bir şey yok!"
"Sen umutsuz vakasın. Artık vazgeçiyorum."
"O saçlarla, ne kadar çirkin gözüktüğünü tahmin edemezsin!"
Bu ifadelere yakından bir bakın. Bir çocuk veya gencin hassas özgüveni üzerinde ne kadar incitici olabileceklerini görebiliyor musunuz Şaka olarak yapılmış bir cümle bile ciddiye alınabilir ve "Sen değersiz ve yetersizsin. Senden bütün beklediğim bu kadar" şeklinde algılanabilir.
Çocuklarınızla konuşurken söylediğiniz her şeyi dinleyin, özellikle onların bir davranışını onaylamadığınız zamanlarda. Sizi dinlemiyor gibi gözüken çocuklar bile, söylediğiniz her sözü veya yaptığınız her eleştiriyi almaktadır. Bu nedenle, eleştiri yaptığınız zamanlarda sözlerinizi çocuğun kişiliğine değil, davranışına yöneltmelisiniz.
Çocuklarımızla nasıl konuşmalıyız ki, onların benlik saygılarını geliştirelim ve kendileri hakkında olumlu bir imaj yaratabilmelerine yardımcı olalım Önce ne söyleyeceğinizi düşünün. Aklımıza ilk gelen sözcükleri veya belli klişeleri kullanmak, sözcükleri dikkatlice seçmekten daha kolaydır. Sözlerinizde olumlu ifadeler kullanmaya çalışın. Görmek istemediğinizi değil, görmek istediğinizi vurgulayın. Bazı örnekler verelim.
Olumsuz
Yemeğini unutma!
Sana kaç kere söylemem gerekiyor
Bu kadar kaba olma!
100 almışsın! İnanamıyorum!
Çocuklar bu kadar gürültü yapmak zorunda mısınız
Beni hiç dinlemiyorsun! Her zaman çok dağınıksın!
Ne biçim davranmak o öyle ahırda mı büyüdün
Olumlu
Yemeğini hatırlıyorsun, değil mi
Sana sadece bir kez söylemem yeterli olmalı.
Biliyorum, çok kibar olabilirsin ve senden onu bekliyorum.
Ooo, 100 almışsın. Gurur duyuyorsundur, herhalde.
Lütfen biraz daha sessiz oynayın.
Beni dinlemeni umuyorum.
Çalışmanı bitirince, lütfen boyalarını topla.
Senden, "hayır, teşekkür ederim. Başka istemem" demeni beklerdim.
Bir basketbol koçunun bu tekniği kullanarak, takımını başarılara götürdüğünü çok iyi biliyorum. Çocuklarınız da size hayranlık duyarlar, güvenir ve inanırlar. Onlar için sizin sözleriniz, diğer kişilerinkinden daha önemlidir. Bu gücü daha olumlu bir yönde onları yüreklendirmek JÇin kullanın.

Çocuklarınızın Olumlu Düşünme Becerilerini Geliştirmelerine Yardımcı Olun
Büyüme ve gelişme sürecinde çocuklar, pek çok kez kendilerine yönelik şüphe ve korku dönemlerinden geçerler. Her zaman kendilerini başkaları ile karşılaştırır ve genellikle bir eksiklik bulurlar. Ebeveynler olarak, çocuklarımızda olumlu düşünme becerileri kazandırarak bu doğal eğilimi engelleyebiliriz. Çocuklarınızı gerçekten dinleyip, onların olumsuz düşüncelerini yenmelerine yardımcı olabilirsiniz. Bu tabii ki, kendiniz olumlu düşünmeyi becerebilirseniz daha kolay olacaktır. (8. Bölüme bakın.)
Dünya hep olumsuzluklarla dolu. Çocuklarımıza olumlu tutumumuzla yardımcı olursak, doğru yöne gitmelerini sağlayabiliriz. Şimdi çocukların genellikle kullandığı olumsuz cümleler ve ebeveynlerin onlara verebilecekleri olumlu cevapları örnekleyelim.
Çocuğun olumsuz cümlesi
Bunu yapamıyorum.
Heather benden nefret ediyor.
Ben tarihi hiç beceremiyorum.
Ebeveynin olumlu cevabı
Biraz daha zaman harcayıp, tekrar dene. Ben sana güveniyorum.
Galiba Heather tarafından reddedilmiş hissediyorsun kendini. Bu çok üzücü. Heather´ın seni sevmesini istediğini biliyorum. Heather sana ne söylemiş ya da yapmış olursa olsun, sen çok sevilen, harika bir çocuksun. Belki de, seninle hiç ilgisi olmayan başka bir problemi vardır.
Daha önceleri iyi notlar getirdin. Yine yapabileceğinden eminim. Şu matematikten getirdiğin pekiyi notuna bak.
Çok beceriksizim. Paten yapmasını hiç öğrenemeyeceğim.
Yeni bir şey öğrenmek çok zordur. Buz patenini ilk denediğin zamanı hatırla. Ne kadar zordu Ama sen azmettin ve şimdi harika buz pateni yapıyorsun.
Benlik saygısı ve olumlu düşünme konularını, belli bir düzende çocuğunuzla tartışmanın çok yararlı olduğuna inanıyorum. Bu konuların, hâlâ okul programlarında olmaması çok üzücüdür. Hem çocuklar, hem de yetişkinler için olumlu düşünme yöntemlerini açıklayan çok güzel kitaplar var. Böyle bir kitabı beraberce okumak bu konulara giriş yapmak için iyi bir yol olabilir. Haberlerden veya gerçek hayattan örnekler vererek, olumlu ve olumsuz düşünmenin farkının gerçek hayatta nasıl işlediğini gösterebilirsiniz. Olumlu davranışlar için model oluşturmak çocuklara öğretmenin en etkili yoludur. Çocuklar yaşadıklarını öğrenirler.
Ebeveynler, çocuklarının hayata her zaman olumlu bakmalarını umarlar, ama bu genellikle şansa bırakılır. Bu konuyu ele alıp, çocuklarınızın düşüncelerini olumlu yönde geliştirmeye çalışırsanız, çok heyecan verici sonuçlarla karşılaşacaksınız.

Çocuklarınızın En İyi Yönlerini Ortaya Çıkarın ve Geliştirin
Her çocuğun daha yetenekli ve güçlü olduğu alanlar vardır. Kimisi akademik konularda, müzikte, sanatta, sporda veya iletişimde daha başarılı olabilir. Kimisinin doğal bir espiri anlayışı, çok yumuşak ve verici bir doğası veya yaşamak için sonsuz bir enerjisi ve isteği olabilir. Sonuçta her bireyin dünyaya sunacağı özel bir şeyi ve bir değer sayılması için özel nedenleri vardır. Bir çocuğun kendi özel yeteneklerinin farkında olarak büyümesinde ve onları keyifle kullanmasında ebeveynlerin çok önemli bir rolü vardır. Farkında olunmayan ve beslenmeyen yetenekler, solmaya ve yok olmaya veya hep saklı kalmaya mahkumdurlar.
Ebeveynlerin sevgi dolu yönlendirmeleri çocuğun içsel yeteneklerini kuvvetlendirir ve genişletir. Böyle beslenen çocuklar, kendi geleceklerini kontrol etmeyi daha iyi becerirler. Bu duygular, çocuğun benlik saygısını arttırır. Belli bir konudaki uzmanlık duygusu, çocuğun diğer alanlardaki başarılarını da olumlu etkiler.
Çocuğunuzun gücünü çeşitli yollarla arttırabilirsiniz. Her şeyden önce, ona yeni deneyimler kazanması için fırsat verin. Eğer dikkat ederseniz, çocuğunuzun kim olduğunu ortaya çıkarmasını sağlayabilecek yeni deneyimlerin neler olabileceği konusunda pek çok bilgi edinebilirsiniz. Çocuğunuz müziği mi seviyor Ya da dans Eğer güzel sanatlara yönelirse, benlik saygısındaki veya öz-disiplinindeki eksiklikler acaba yok olur mu Acaba, okul öncesi dönemdeki çocuğunuzun dışarılara taşan enerjisi bir jimnastik faaliyetinde bir çıkış noktası bulabilir mi
Okul dışı faaliyetler sonsuzdur, ama tek yol değildirler. Çocuğun katılımına ve sorumluluk almasına izin verilirse, evdeki işler de küçük bir çocuk için bile çok şey öğrenebileceği birer deneyime dönüşebilir. Marketteki alışveriş, yeni yürümeye başlayan küçüğünüzün katılımını sağlayacak bazı yöntemlerle korkunç bir kâbustan zevkli bir işe dönüştürülebilir. Uygun rafların yanına gidip, çocuğunuzun tanıdık olan ürünü "bulup" sepete koymasını isteyebilirsiniz. Hafif olan paketleri kasalara onun çıkarmasına izin verebilirsiniz. Marketten eve taşıması için, ona hafif bir torba hazırlayabilirsiniz. Eğer ebeveynler, çocuklarının bu tür sorumluluklar almalarına izin verirlerse, hem sosyal davranışların gelişimi açısından, hem de çocuğun kendine verdiği değer açısından sonuç çok olumlu olmaktadır.
Eğer çocuk yeni bir şey denediğinde, onu seviyor ve başarıyorsa, denemeye devam etmesi için olumlu pekiştireç verilmelidir. Çocuğunuza, o işi başardığında daha çok sevileceğini değil de, o işi başarmanın verdiği içsel mutluluğun ona kazandıracaklarını vurgulamaya çalışın. Diğer bir deyişle, onu başarılarından dolayı değil de, kişiliğinden dolayı sevdiğinizi anlatın. Çocuğunuzun güçlü olduğu noktaları vurgulamayı alışkanlık haline getirin. Hayatımız o kadar yoğun ki, çocuğumuza tatlı sözler söyleme fırsatlarını çok iyi değerlendiremiyoruz. "Ohh! Ne kadar yüksek bir kule! Bir şeyler inşa etmeyi gerçekten biliyorsun!" "Ne hoş bir melodi - onu kendin mi yaptın " "Bütün o matematik problemlerini ne kadar çabuk yaptın, gördün mü " Bu takdir sözcüklerini, çocuğunuzun ergenlik döneminde ve yetişkinliğe geçişinde de sürdürün. "Ne kadar da zevklisin - o elbisenin o botlarla bu kadar da yakışacağı hiç aklıma gelmezdi." Ebeveynleri tarafından sevildiklerini ve takdir edildiklerini hisseden bireyler, hayatta her zaman bir adım daha öndedirler. Kendilerinin değerli ve farklı olduğu duygusunu hep hissederler ve zor zamanlarında bu sevgiden güç alırlar.

Övme ve Yüreklendirme
İşten eve dönerken, arabanızın radyosunu dinliyor ve şarkıya eşlik ediyorsunuz. Bir an önce eve varıp, ayaklarınızı uzatmak istiyorsunuz. Birden, aynadan arkadaki polis arabasını farkediyorsunuz. Sizi durdurduğunda, elleriniz terlemeye, kalbiniz hızla çarpmaya başlıyor. "Ne yaptım acaba " diye düşünüyorsunuz. Memur ehliyet ve ruhsatınızı istiyor. Cüzdanınızdaki bütün kağıtları boşalttıktan sonra, nihayet gerekli evrakları buluyorsunuz. Memur ehliyetinize bir göz attıktan sonra, gözlüğünü çıkarıyor ve size dikkatlice bakarak, "Size sadece teşekkür etmek istemiştim. Bir süredir arkanızdan geliyorum, çok saygılı ve örnek bir sürücüsünüz. Size bu Güvenilir Sürücü Belgesi vermek istiyorum ve takdirlerimi sunuyorum. İyi günler!"
İlk şoktan sonra, sizce nasıl hissederdiniz Gururlu Mutlu Önemli Bu hikayeyi kimbilir kaç kişiye anlatırdınız Yolda ilerlerken, önünüze atlayan kişilere yol verip gülümsemez miydiniz Bir yetkili kişi (polis memuru, ebeveyn) içten bir övgü verdiğinde, alıcı (siz, çocuğunuz) kendini çok yeterli ve mutlu hissedecektir. Övgü, davranışın tekrarlanmasını da sağlar ve etkileri yaşamın diğer yanlarına da yansır.
Övgü, yüreklendirme ve takdir hayatın tadı tuzudur. Her zaman tatmak isteriz, tadına varınca da hiç doyamayız. Benlik saygımızı arttırır, hayatta daha iyi şeyler yapmak için bizi yüreklendirirler. Etkileri uzun sürelidir ve devamlı artar. Diğer güzel bir yanları da, övgüyü veren kişiye olumlu duygular besleriz.
Övgü, kişileri motive etme konusunda da çok güçlü bir araçtır. Çocukların olumlu davranışını pekiştirmede maddi ödüllerden veya cezalardan daha etkili bir yoldur. Övgü çocukların kendi kendilerine ilerlemelerini sağlar.
Hiçbir zaman çocuğunuzu gereğinden fazla övdüğünüzü düşünmeyin. içten bir övgü, onay ve takdir çocuğunuza sunabileceğiniz en iyi ödüllerden biridir.

Yürekten Dinleyin
Büyümek çok zordur. Kendi büyüme çağınız boyunca yaşadığınız bütün o kendinizle ilgili kuşkularınızı, karmaşa ve hayal kırıklıklarınızı düşünün. Çocukluktaki yara bereleri atlatabilmeleri için, sadece çocuğunuzun yanında olmanız yeterlidir. Çocuklar bütün dünyanın başlarına yıkıldığını hissettikleri zamanlarda; sığınabilecekleri emin, güvenli bir yerin ve onları sonsuz ve önkoşulsuz bir duyguyla seven birilerinin varlığını bilmek ihtiyacındadırlar.
Dinlemek de, konuşmak kadar beceri gerektirir. Sadece belli sesleri algılamak değildir: Aktif dinleme; ilgi, empati ve saygı gibi duyguları yansıtan davranışları içerir. Çocuklarınızı bu şekilde dinlemek, onları sizin önkoşulsuz sevginiz konusunda ikna edecektir. Çocuğunuzun size söyleyecek önemli birşeyleri olduğunda, dikkat etmeniz gereken bazı hususlar şunlardır:
1. Elinizdeki kağıdı veya tabak bezini bırakın. Televizyonu kapatın.Çocuğunuzla mümkün olduğu kadar göz teması kurun. Eğer gerekli görürseniz, fiziksel temas da kurun. Çocuklar sorunlarından bahsederken, ebeveynleri onları dinlediklerini söyleseler de dikkatlerinin bir kısmı başka bir yerdedir.Çocuğunuzu birkaç dakika ciddi ve dikkatlice dinlemekle, siz başka bir iş yaparken onun bir saatten fazla konuşmasını dinlemek eşdeğerdir.
2. Hemen öneriler, fikirler ve dersler vermeye kalkmayın. Çocukların genellikle kendi seslerini dinlemeye ihtiyaçları vardır. Ne yapmak istediklerini saptayabilmek için başka birisinin onları dinlemesi gerekir. Çocuğunuzun problemini çözmek onun rahatsızlığına son verdiğiniz için sizi rahatlatabilir, ama uzun vadede çocuğun ihtiyacı olan desteği, kendi problemini kendisi çözerek sağlaması çok daha yararlı olacaktır. "Ben sana söylemiştim!" tarzı yargı içeren ifadeler, çocuğunuzun bir daha seferki problemini size aktarma olasılığını azaltacaktır.
3. Uygun sorular sorarak ya da "Hmm" "Evet" "Gerçekten mi " "Hay Allah!" gibi "dinleme" sözcükleri kullanarak gerçekten dinlediğinizi gösterin. (Tabii, kendi kendine konuşma tarzınız ve çocuğunuzun yaşı bunları belirler.)
4. Çocuğunuzun korkularını, endişelerini ve çeşitli duygularını onaylayın. Çocuklarımız bize olumsuz duygularla geldiklerinde, "Haydi üzülme!", "Bunda korkacak bir şey yok!" gibi ifadelerle onlara sakinleştirmeye çalışmak yarardan çok zarar getirir. Çocuklar, gelişmelerinin bir parçası olarak, duygularına güvenmeyi ve onları dinlemeyi öğrenmelidirler. Onları azaltmaya çalışarak, çocuğunuza duygularının yanlış veya önemsiz olduğu mesajını vermiş olursunuz. Böyle çocuklar, büyüdükleri zaman ya duygularını bastırırlar ya da duygularını tanımlayamayan, hatta ne olduğunu bilemeyen kişiler olurlar. Bu yüzden onların duygularını, "Bu gerçekten çok utanç verici", "Dışarıda bırakılmış olmak gerçekten insanı çok üzer" veya "Şu anda çok korktuğunu biliyorum." gibi sözcüklerle onaylayın.
5. Çocuğunuzun problemin içinde kaybolmasına izin vermeyin ve olası çözümler üzerinde yoğunlaşmasını sağlayın. Eğer durumda çözümlenecek bir şey yoksa -problemden ziyade bir durumla karşı karşıya iseniz çocuğunuzun duygularını dışavurmasına imkan verin. Onu, ".... ne iyi olurdu.", "Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun " veya "Bu konuda benim ne düşündüğümü öğrenmek ister misin " gibi ifadelerle olumlu düşünmeye yöneltin.
Yıllar önce, hepsi de yüksek ve sağlıklı benlik saygısı olan 5 mutlu yetişkin çocuğu olan bir adam hakkında birşeyler okumuştum. Çocuklarının başarısında kendisinin nasıl bir rolü olduğu sorulduğunda hiç tereddütsüz, büyüme çağlarında her akşam yemekten sonra yaptıkları sohbetlerden bahsetmiş. Haftanın belli bir gününde, diğer kardeşleri sofrayı toplarken, bir çocuk babası ile dışarıdaki salıncağın üzerine otururmuş. Zamanın akışını çocuk belirlermiş. Bazan çok ciddi bir konuşma yaparlar, bazan havadan sudan söz ederler ve bazen de sessizce otururlarmış. Bu oğlanlar, babalarına onları dinlediği ve onlarla Orada olup, onlara değer verdiği için güvenirlermiş. Babalarının onları dinleyerek verdiği ödül, çocukların hayatlarında önemli bir etki yap-

Sevgi Kanatlarımızın Altındaki Rüzgârdır
Çocuklar için, sağlıklı bir benlik saygısı geliştirmenin en güçlü yardımcısı sevildiklerini bilmektir. Tümüyle.Çok farklı bir şekilde ve ön koşulsuz olarak. Bu sevgi olmaksızın, çocukların kendilerini önemli ve değerli hissetmeleri imkânsız olmasa bile çok zordur. Eğer çocuklar, sizin dünyanızdaki yerlerinin güvenli olduğunu bilirlerse, daha büyük dünyaya da güven içinde geçebilirler.
Çocuğunuzu sevdiğinizi biliyorum, yoksa bu kitabı okumazdınız. Ama çocuğunuzun sizin sevginizle kendini güvende hissettiğini var-sayamazsınız. Bu sevgiyi ona her gün hissettirmelisiniz. Bütün insanlar -çocuklar kadar yetişkinler de- sevginin varlığından emin olmak için onun çeşitli şekillerde hissettirilmesini isterler. Çocuğunuza sevginizi göstermenin bazı yolları şunlardır:
Ebeveynlik becerilerinizi kullanın. Sürekli bağıran, söylenen, tehdit eden ve ders veren ebeveynlerin çocukları, onların sevgilerini sorgularlar. Düzenli olarak olumlu beceriler sergileyen ebeveynlerin çocukları sevildiklerini hissederler, çünkü devamlı güvenli, disiplinli ve destekleyici bir çevrede büyürler.
Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin. Çocuk, takdir edildiği ve kendine özgü kişiliği kabul edildiği zaman sevildiğini hisseder. Eğer çocuk kronik olarak eleştirilirse ve ebeveynin kendisini başka birisi yapmaya çalıştığını hissederse sevilmediğini düşünür. Çocuğunuzun bazı temel özellikleri hoşunuza gitmese de -utangaç çocuğunuzun daha dışadönük ve saldırgan çocuğunuzun daha sakin olmasını isteseniz de- bu özelliklerin onun kendi seçimi olmadığını bilmelisiniz. Bu tür özellikler genellikle biyolojik olarak belirlenir. Seven bir ebeveyn olarak, yapmanız gereken, çocuğunuza kendisinin "yanlış" bir kişi olduğu hissini vermeden, istenilen davranış değişikliklerini destekleyecek yöntemler bulmaktır.
Çok aşırı bazı davranışlar -örneğin, hiçbir şekilde sosyal iletişim kuramama veya kronik ve vahşi bir saldırganlık gibi davranışlar- bir uzman yardımı gerektirecek biyokimyasal veya psikolojik problemlerin varlığının işareti olabilir. Gerekli olduğuna inanırsanız, çocuğunuz için böyle bir yardımı almaktan kesinlikle korkmayın veya utanmayın.
Çocuğunuza dokunun, onu kucaklayın ve öpün. Çocuklar (ve yetişkinler!) her gün belli bir dozda sevgi dolu bir dokunuş aldıkları oranda gelişip serpilirler. Ergenler bile, ebeveynlerinden gelen fiziksel sevgi gösterilerinden gizliden gizliye hoşlanırlar (Onlar böyle söylemese bile!). Olumlu fiziksel dokunuşun, çocuklarınız üzerinde çok olumlu bir etkisi vardır. Aslında, fiziksel dokunuştan yoksun kalan bebekler gelişemezler. Çocuğunuzun duygusal olduğu kadar, fiziksel sevgi temasına da ihtiyacı vardır.
Sevginizi ifade edin. Çocuğunuzun onu ne kadar sevdiğinizi bildiğini varsaymayın - bunu duymaya ihtiyacı vardır. Bunu çok tekrarladığınızı düşünmeyin, çünkü çocuklar ne kadar önemli olduklarının ve ne kadar sevildiklerinin söylenmesinden çok hoşlanırlar. "Seni seviyorum" sözünü değişik şekillerde ifade edebilirsiniz: "Benim için çok önemlisin.", "Seninle olmak çok hoşuma gidiyor, çok iyi bir arkadaşsın." "Sen harika bir çocuksun.", "Senin annen olmaktan çok mutluyum." "Senin gibi bir kızım-oğlum olduğu için çok şanslıyım." Çocuklarıma devamlı benim için ne kadar anlamlı olduklarını ve onları ne kadar sevdiğimi söylerdim. Bir gün, kızım Vanessa kollarını boynuma sarıp, derin derin içini çekti ve "Anneciğim, seni çok seviyorum - sevebileceğim en çok şekilde seviyorum!" dedi. Bu, bizim birbirimizi ne kadar sevdiğimizi ifade etme şeklimiz haline geldi.
Çocuklarımıza her gün onlara karşı duyduğumuz saf ve önkoşulsuz sevgiyi gösterirsek, en fırtınalı günleri bile atlatabilecek sağlam ve güvenli bir ilişkiyi oluşturmuş oluruz. Ebeveynlik hatalarımızın en büyüğünü yaptığımız zamanlarda bile, bizi birarada tutan tek şey sevgidir. Sevgi, ergenlik dönemi gibi fırtınalı yıllarda tampon vazifesi gören yumuşak bir bağdır. Çocuklarımızın sağlıklı bir benlik saygısı oluşturmalarında temel öğe sevgidir. Öğleyse bugünden başlayın ve çocuklarınıza onları ne kadar sevdiğinizi gösterin - ve bunu sözcüklerle yapın.
Bunları Unutmayın — Çocuğunuzun Benlik Saygısını Geliştirme
Sözcülerinizi Dikkatle Seçin Konuşmadan Önce düşünün.
Olumlu ´Düşünme Becerilerini Çeliştirin
Olumlu pekiştireç verin. Olumlu düşünme yöntemini tartışın. Kendiniz olumlu bir model oluşturun.
Çocuğunuzun En İyi Özellilerini Ortaya Çıkarın Çocuğunuzun güçlü ve yetenekli olduğu noktaları besleyin.
Bunu sık sık yapın.
Dinleyin.Aktif olarak dinleyin.Göz teması kurun, çocuğunuzun söylediğine yoğunlaşın, sözlerinizle veya vücudunuzla dinlediğinizi belli edin.Çocuğunuzun korku ve duygularını onaylayın.Çözümlere dikkat çekin.
Sevginizi Gösterin
Ebeveynlik yeteneklerinizi kullanın. Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin. Dokunun, öpün, kucaklayın. Çeşitli şekillerde, her gün "Seni seviyorum." deyin.

Kardeş İlişkilerini Nasıl Geliştirebiliriz
Yaşamımızın ilk yıllarındaki ilişkilerimizin; kişiliğimiz, benlik kavramımız ve bütün hayatımız boyunca yapacağımız seçimler üzerinde çok önemli etkileri vardır. Kardeşlerin birbirlerine söylediklerinin, birbirlerine karşı tavırlarının ve ebeveynler tarafından her kardeşe yüklenen rollerin birey üzerinde zararlı ya da yararlı etkileri olabilir. Siz çocuklarınıza önemli ve farklı birer kişi olarak davranırsanız, onlar da o oranda sizinle ve birbirleriyle uyum içinde büyüme şansına sahip olacaklardır. Eğer birden fazla çocuğunuz varsa, kardeşler arasındaki ilişkilerin dinamiğini anlamak, size aile içi olumlu ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunma imkânı verecektir. Ayrıca, çocuklarınız birbirlerine sağlıklı ve sevecen bir şekilde bağlıysa, ebeveyn olmaktan daha çok zevk alacaksınız.
Gerçekçi Beklentiler
Kardeş ilişkilerini anlayabilmenin ilk adımı, rekabetin nereden kaynaklandığını saptamak ve sizin beklentilerinizin gerçekçi olup olmadığını kontrol etmektir. Kardeşler arasındaki rekabet onların birbirlerine karşı hissettiklerinden değil, ebeveynleri tarafından sevilme ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. Her çocuk en çok ve en iyi şekilde sevilmek ister. Belki de yiyeceğin kıt olduğu zamanlardaki mücadeleye benziyor, ama çocukların arasındaki mücadeleyi kamçılayan da anne ve babanın paylaşılamayan sevgisi, onayı ve ilgisidir. (Bu mücadele, onlar kötü, bencil ve soğuk kişiler oldukları için olmaz.) Kendi seçmedikleri kişilerle uzun süreler birlikte olan insanlar arasında anlaşmazlıklar olması çok doğaldır. Çocuklar doğuştan bu anlaşmazlıkları çözecek yeteneklere sahip değildirler ve olmaları da beklenemez . Nesneleri, zamanı ve yeri paylaşma talebini ve çocukların pek de objektif olmayan adalet anlayışını biraraya getirirsek, kardeş rekabetinin son derece normal, doğal ve önlenemez olduğunu anlarız. Aslında psikologlar kardeş çatışmalarının artık korkulacak kadar kötü olmadığını vurgulamaktadırlar. Tam tersine, çocukların uzlaşmayı, anlaşmayı ve empati kurmayı içeren sosyal ilişkilerini geliştirmeleri için zengin bir ortam oluşturduğunu düşünmektedirler. O halde, ebeveynlerin çatışmaları doğal karşılamaları, nedenlerini anlamaları, olabildiğince başetmeye çalışmaları ve her zaman iyi bir çift kulak tıkacına sahip olmaları gerekir.

En Baştan Başlayın
Kardeş ilişkileri ile ilgili çalışmalarımın, ikinci çocuğuma hamile olduğum döneme rastlaması büyük bir şanstı. Bilgi ve kullanıma hazır bir sürü yönteme sahip olmak, iki ve daha sonra da üç çocukla başetmede bana çok yardımcı oldu. Kardeş problemleri ile yeni karşılaşan ebeveynlerle, başlangıç için en iyi yöntemleri paylaşmak istiyorum.
İlk çocuğunuzun yeni bebekle ilgili duygularını tanımlayın. Bu özellikle yeni doğan bebeğin eve ilk getirildiği uyum dönemi için çok önemlidir. Ona, "Bebeği çok seviyorsun." veya "Bir bebek kardeşin olduğu için çok şanslısın." gibi belki de onun hiç katılmadığı bazı ifadeler yerine, onun zor duygularını tanımlamaya çalışın. "Bebek uyurken sessiz durmanın senin için çok kolay olmadığını biliyorum.", "Annenin bebeğe bakmak için bu kadar çok zaman harcamak zorunda olmamasını isterdin değil mi " gibi ifadelerle, çocuğunuzun kendi duygularının normal olduğunu hissetmesini sağlayın. Ayrıca, bebeğin varlığına rağmen ilk çocuğunuzu hâlâ ne kadar sevdiğinizi anlatmaya çalışın. "Sen hâlâ
benim için çok özelsin, kardeşinle bazan çok meşgul olsam bile, seni her zaman çok seviyorum."
Bütün suçu "bebeğe" atmayın! Bu tuzağa düşmek çok kolaydır. "Şimdi parka gidemeyiz, çünkü bebek uyuyor." "Seninle oynayamam, bebeği yıkayacağım." "Bebeğin altını değiştirene kadar bekle." "Şimdi sessiz ol, bebek uyuyor." Bu, çocuğunuzun rekabet duygularını arttırmanın en iyi yoludur. Çocuğunuz, "bebekten başka laf duymuyorum! Bebek yüzünden artık eğlenceli bir şey yapamaz olduk. Ondan nefret ediyorum. Keşke burada olmasaydı!" gibi düşüncelere kapılacaktır. Böyle bir durum yaratmaktansa, çocuğunuza verecek başka nedenler bulun: "Şu anda yapamam, ellerim dolu.", "Daha sonra, yemekten sonra okuruz." "Parka baban eve gelince gideriz." Ya da sadece "Şu anda değil."
Hayır, yapma ve dur demekten kaçının. Bu sözler, eve kardeş gelir gelmez, daha büyük çocuğun tekrar tekrar duyduğu sözler olmaya başlar. Bunları sözlüğünüzden çıkarma kararı alın. Bu sözcükleri gerektiren durumlarla başetmenin başka yolları da vardır. Örneğin, bu sözcüklere neden olan bir durum da, çocuğun bebeğe, pek de yumuşak olmayan bir şekilde, "dokunma" isteğidir. Böyle bir durumla başetmenin bir yolu, uzaklaştırma veya dikkati başka bir yöne çekmektir. Önce, çocuğunuzun kardeşine dokunmasına ve hissetmesine izin verin, ama siz de gerektiğinde bebeği uzaklaştırmaya veya çocuğunuzun ilgisini başka yöne çekmeye hazır olun. Geçenlerde bir arkadaşımın yeni doğmuş kızı Jennifer´ı kucağımda tutarken, 2 yaşındaki oğlu Josh, kardeşine benim getirdiğim Büyük Kuş oyuncağını göstermeye çalışıyordu. Büyük Kuş bebeğin suratına yaklaştıkça yaklaşıyordu. Durum biraz tehlikeli bir hale gelince, "Dur" veya "Hayır" diye bağırmaktansa, "Josh, Büyük Kuşun ne renk gözleri olduğuna bakabilir miyim " dedim ve kuşun yönü birden bana doğru değişti. Eğer oyuncağın yönünü değiştirtecek kadar zamanım olmasaydı, bebekle birlikte ayağa kalkacaktım ve böylece onu Josh´un önünden çekmiş olacaktım. Bu yöntem, özellikle küçük çocukların yeni bir bebekle olan ilişkilerini düzenlemede çok etkilidir. Küçük çocuklar, bu küçük pembe nesnenin, nefes alan gerçek bir canlı olduğunu anlayamazlar. Bu konuda, ne kadar ders verirseniz verin, ancak zamanla öğrenecektir.
Bu yöntemle ilgili diğer bir nokta da, çocuk bebekle ilgili olarak bir davranışta bulunduğunda, olumlu birşeyler söylemektir. Bu olumlu davranışı pekiştirir, ikisi arasındaki bağı kuvvetlendirecek başka
olumlu ifadeler de kullanabilirsiniz: "Josh! Jennifer hep sana bakıyor! Sanırım seni çok seviyor!" "Josh onu ne kadar yumuşak okşuyorsun. Bebeklere nasıl dokunulacağını gerçekten çok iyi biliyorsun." Bazan, çocuğunuzun bebeğe dokunması için en uygun zaman o uyurkendir. Bazı bebekler her koşulda uyurlar - hatta kardeşi çoraplarını giydirirken ya da kafasına vururken bile.
Çocuğunuzun sevdiği bir kişiden -anne, baba ya da hayatındaki önemli bir yetişkinden- her gün mutlaka belli bir dozda sevgi görmesini sağlayın. Çocuğunuz, kendisinin evdeki yerinin güvende olduğunu ne kadar iyi bilir ve sevildiğini ne kadar çok hissederse, kardeş rekabeti de o kadar az problem olur. Bu "özel zamanlan da bebek olmaksızın sadece sen ve ben" şekline dönüştürmeyin. Bu tür yaklaşımlar, çocuğun kafasında özel zamanın sadece bebek yokken olabileceği fikrini oluşturur. Böyle zamanların doğal olarak oluşmasına çalışın, bebeğin dışarıda bırakıldığı gerçeğine dikkat çekmeyin. Eğer çocuk sevildiğini ve değer verildiğini hissederse, yeterli ilgiyi görebilirse, kardeş rekabeti de kontrol altına alınabilir.
Çocuğunuza her istediğinde, biraz zaman ayırırsanız, onun kendisine yeterince zaman ayrıldığı hissine kapılmasını sağlarsınız. Bunu yapmak çok kolaydır. Çocuğunuz "Benimle oynar mısın " ya da "Bana bunu j okur musun " diye sorduğunda, evet deyin. Çocuğunuza saatlerinizi ayırmanız gerekmeyecektir. Dört-beş dakikalık bölünmemiş bir ilgi bile bunu sağlayabilir. Bazen, şöyle bir yol da çok işe yarar: "Tamam. Seninle 4 dakika oynayabilirim. Saati kuracağım, çalınca işime geri dönmek zorundayım." Sonra çocuğunuzla, başka bir konuyla ilgilenmeden bir 4 dakika geçirin. Saat çalınca, onu öpün, kucaklayın ve "Çok eğlendim! Ama şimdi işime dönmeliyim." deyin. Çocuğunuz büyük ihtimalle, ihtiyacı olanı aldığını düşünüp, sizden kolaylıkla ayrılacaktır.
Bu konudaki çalışmalar, kardeşlik bağının çok erken yaşlarda oluştuğunu göstermektedir. (Dört aylık bebekler bile, büyük kardeşleri ile yakın bir ilişki kurabilmektedirler.) Bu erken etkileşimler, yaşam boyu sürecek bir ilişkinin sağlam temellerini oluşturmaktadır.

Huzur İçin Ortam Oluşturun
"Kardeş" dendiğinde aklınıza ilk gelen sözcük nedir Acaba hemen, "rekabet" sözcüğünü mü düşündünüz Geçenlerde bir sınıfımda, ebeveynlerden benimle çağrıştırma oyunu oynamalarını istedim. Gözlerini kapattılar ve ben "kardeş" dediğimde, akıllarına ilk gelen sözcüğü bağırdılar. Katılımcıların hemen hemen tamamı "rekabet" diye bağırdı. Arkasından da, anlamlı bir kahkaha koptu. Birden fazla çocuğu olan ebeveynlerin en önemli sorunu, çocuklar arasındaki etkileşimi nasıl sağlayacakları konusuydu.
Çocuklar dövüşür, kavga eder, atışır ve tartışır. Bu da sizi çılgına çevirir! Kavgayı önleyemezsiniz, ama onunla başetmek, sınırlamak ya da daha az yıkıcı ve daha yapıcı bir hale getirmek için yapabilecekleriniz vardır.
Çocuklarınız arasındaki kavgalara neden olan faktörleri kontrol etmek mümkündür. Çocuklar genellikle günün belli saatlerinde ve belli durumlarda kavga ederler. Kavganın gerçek nedenlerini saptamak için, ailenizi çok iyi gözlemleyin ve buna çözümler bulmaya çalışın.
Kavgalar genellikle akşam yemeğinden önce mi oluyor Çocukların günde üç kereden fazla yemeğe ihtiyaçları vardır. Bazı çocuklar için öğle ve akşam yemekleri arasındaki süre çok uzundur. Sizin yemek hazırlıklarınız sırasındaki koku ve görüntüler de onlar için işi daha da zorlaştırır. Hep ayak altında, birbirlerinin üzerinde ve sizin çevrenizdedirler. Çocuklarınızı erken saatte sağlıklı bir şekilde beslemeye çalışın, çünkü açlık (ya da sadece şeker ağırlıklı bir kahvaltı) huzursuzluğu körükler. Eğer evinizde yemek öncesi huzursuzluklar fazlaysa, çocuklarınızın yemeğini saat 4:30´da vermeye karar verebilirsiniz. Böylece, siz daha sonra eşinizle daha sakin bir yemek yerken, çocuklarınız ufak tefek atıştırmak ve tatlılarını yemek üzere size ve sohbete katılabilirler.
Can sıkkınlığı da okul sonrası ve yemek öncesi dönemde huzursuzluk nedeni olabilir. Bu dönem için planlanmış bazı faaliyetler yardımcı olabilir. Pek çok kişi yemek öncesi dönemde video veya televizyondaki çizgi filmlere başvurmaktadır. Bunların dışında da hem Çocuklarınızı eğlendirecek, hem de size yemek hazırlama imkanı verecek daha aktif başka çözümler de vardır. Okul öncesi çocukları için İe9o vb. oyuncaklar uygun olabilir. Daha büyük çocuklarınıza hangi oyunların onları mutlu edeceğini sorabilirsiniz. (Çevrede pek çok çocuktan güvenli bir yerde yaşayan ebeveynler çocukları bahçede oynayabildiği için ne kadar da şanslılar.)
Çocuklar yatmaya gitmeden önce mi kavga ediyorlar Ebeveynler genellikle bu saatte huysuzluk yapan çocukları için, "Çok uykusu geldi de!" açıklamasını yaparlar. Yemek sonrası dönemler için birtakım faaliyetler organize edebilirsiniz. Bunu yaparken anne ve baba ile geçirilecek bir süre ayırmayı unutmayın, çünkü birçok çocuk bilinçsizce anne ve babasının ilgisini çekmek için kavga eder. Günün bu saatinde genellikle herkesin ihtiyacı farklıdır: Ebeveynler bir yandan günün yorgunluğunu atmaya, bir yandan yapılması gerekli bazı işleri tamamlamaya çalışırken, çocuklar onların kesintisiz ilgisine ihtiyaç duyarlar.Zamanınızın bir bölümünü "aileyle oyun" için planlarsanız, akşam gerilimlerinin azaldığını göreceksiniz. Duyguların ve düşüncelerin paylaşıldığı bir bölümden sonra, bir süre beraberce okumak akşam kavgalarını sona erdirecek etkili bir yoldur. Aynı zamanda ailenin kaynaşmasını da sağlar. Bir diğer olumlu yanı da, çocuklarınızla iletişim kurma yeteneğinizi arttırarak ergenlik dönemi için de bir hazırlık olmasıdır. Eğer bu yöntemi kendinize uygun bulmadıysanız, daha önce anlattığımız 5 oğlu olan babanın yöntemini izleyebilirsiniz. Her akşam, her çocuk bir ebeveynle birlikte olup, kendi saptayacağı bir konuda konuşabilir. Çocuklarınız için önemli olan, bu süreyi sizinle birlikte geçirebilmeleridir.
Çocuklarınız birlikte geçirdikleri planlanmamış zamanları çok olduğu zamanlarda mı kavga ediyorlar Çocuklar birlikte oynamaya başladıklarında, genellikle her şey yolunda gider. Ama zaman geçtikçe, artık birbirlerine yeterince doyunca kavga ve tartışmalar başlar. Çocuklarınızın oyun zamanlarını tatsızlıklar başlamadan bölüp, ödev yapma, sofra hazırlama, yemek hazırlığına yardım etme gibi işler yapmalarını sağlayın. Okul öncesi dönemi çocukları bile bu tip sorumluluklar almayı çok severler. Eğer işlerin kötüye gittiğini hissederseniz, kendi işlerinizi 5-10 dakika erteleyerek, çocuklarınızla biraz zaman geçirebilirsiniz: Onlara bir kitap okuyabilir, bir müzik koyup dans edebilir veya onların yanına oturup onları kucaklayabilirsiniz. Böyle bir ara, herkese yeniden başlama imkanı verebilir.
Kavga, oyuncakların paylaşılması konusunda mı çıkıyor Çocuklarımızın paylaşmasını isteriz ve bunu yapmadıkları zaman da çok kızarız. Fakat pek az ebeveyn çocuklarına paylaşmayı öğretmek için planlı bir yöntem izlemiştir. Çocukların paylaşma konusunda izlenecek yollan bilmelerinde yarar vardır. Her ailenin bu konuda farklı yaklaşımları olabilir. En önemlisi zaman ayırıp, ailenizin paylaşma konusundaki kurallarını belirleyin. Daha sonra da, bu kurallara uyulmadığı zaman sonuçlarının ne olacağını saptayıp yazın. Çocuğun göz hizasında, buzdolabının üzerine asın ve en önemlisi durumun takipçisi olun.

Ailenin Hakemi Olmayın
"Bunu kim başlattı " ve "Ne oldu " soruları çok tehlikelidir. Genellikle bilmeniz gerekmez. Çocuklarınızın sizi her tartışmanın içine çekmesi, onların ilişkileri açısından çok sağlıksız, sizin açınızdan da moral bozucudur. Bunun yerine bu bölümdeki önerileri izleyin ve kavgalarla ba-şetme sorumluluğu ve yetkisini ait olduğu kişilere -yani çocuklarınıza- bırakın.
Kendinizi Olayların Dışında Tutun
Çocukların kavgaları ile ilgili en önemli kural şudur: Karışmayın! Genellikle odadan çıkarsanız, çocuklarınız siz olmadan da problemi çözeceklerdir. Eğer oralarda kalırsanız, iki şeyden biri olacaktır. Ya dayanamayıp duruma müdahale edeceksiniz. Ya da çocuklarınız sizin problemi çözebilmeniz ve galip ve mağlubu ilan edebilmeniz için kavgayı uzattıkça uzatacaklardır. Her probleme karışmanıza gerek yoktur. Durumun çok kötüye gittiğine dair bazı ipuçları almadıkça duruma karışmayın. Olayın ne kadar dışında kalırsanız, çocuklarınızın da kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmede o kadar yaratıcı olduklarını göreceksiniz.
Bizim evimizde bu yöntem çok etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Kısa bir süre önce ne kadar etkili olduğunu anlamama yardımcı olacak bir olay oldu:
3 yaşındaki David ve 7 yaşındaki Angela, mutfak masasının üzerinde renkli hamurları ile oynuyorlardı. Ben de yan odada, okulla ilgili mektuplarımı katlıyordum. Birden, David ve Angela ağız kavgasına başladılar. İlkönce sessizce dinlerken, David birden Angela´ya çok kötü bir söz söyledi. Ben de "David! Bu söz kardeşine söylenemeyecek kadar kötü" dedim. David, çok doğal bir şekilde, bana dönüp, "Özür dilerim anne, ama bu sadece benimle Angela arasında. Sen karışmamalısın" dedi.
Angela: Hayır.
Ben: Bir şey kırıldı
Angela: (Bir an sessizlik) Evet. Kalplerimiz.

Olumlu İlgi Gösterin
Çocuklarınız birbirleriyle güzelce oynuyorlarsa, onları övmeyi ve yüreklendirmeyi alışkanlık haline getirin. Sessizce oynayan çocukları ihmal etmek hiç doğru değildir. Belki de bu sizin yemek yapmak, birkaç kırtasiye işiyle uğraşmak veya sessiz ve sakin birkaç dakikanın tadını çıkarmak için tek şansınız! Ama bu, şöyle bir durup, çocuklarınızı kucaklayıp, onları ne kadar sevdiğinizi ve arkadaşlıklarına ne kadar sevindiğinizi söylemek için de en uygun zaman! Çünkü çocuklarınız sizin övgü ve ilginizi duymaya can atıyorlar. Onlara vereceğiniz övgü, olumlu davranışlarını pekiştirmede her türlü azardan daha etkilidir. Eğer çocuklarınız sizden sadece azar yoluyla ilgi görüyorsa, bu olumsuz davranışlarını pekiştirecektir çünkü azar da olsa o yine de ilgidir ve sizden gelmektedir. Bu nedenle, çocuklarınız arasında oluşmasını istediğiniz ilişkiyi sürekli izleyin, her fırsatta ne kadar başarılı olduklarını onlara söyleyin.

Çocuklarınızı Kendi Özellikleri Açısından Değerlendirin
"Odanı neden kardeşin gibi temizleyemiyorsun "
"Ödevini kendin hatırlayamıyor musun Kardeşine hiç hatırlatmak zorunda kalmamıştım."
"Ağlama, tatlım. Sadece, kardeşin kadar atletik değilsin, hepsi bu."
"Abinden daha da iyi yapabilirsin."
Çocuklarımızı karşılaştırdığımız zaman, her ikisini de incitiriz. Kontrol etmeye çalıştığımız kıskançlık ve rekabet de bu tip karşılaştırmalarla daha da artar. Çocuklar kim olduklarını bulmaya ve özgüvenlerini geliştirmeye çalışmaktadırlar. Bu süreci, başka birisi kadar iyi olmadığının söylenmesi kadar zedeleyen başka bir şey yoktur; üstelik bir de o başka birisi bir akran veya aile bireylerinden biriyse. Bu tür karşılaştırmalar, yüceltilen akran veya kardeşe karşı kıskançlık ve kızgınlık duygularının artmasına neden olmaktadır.
Her çocuğunuzu ayrı birer birey olarak algılayın ve onları kendileri olarak övün. Eğer kızlarınızdan birisinin odası her zaman çok düzenli, diğerininki de her zaman çok dağınık ise, "Niye sen de kardeşin gibi düzenli olamıyorsun " demektense, bu kitapta sunulan diğer yöntemleri deneyebilirsiniz. Belirli bir ifade kullanın: "Odan çok dağınık. Onu toplayacağından eminim." Anneannemizin Kuralını Uygulayın: "Odanı toplayınca, bizimle birlikte video seyredebilirsin." Yardımcı olacak sorular sorun: "Odanı daha düzenli tutmak için ne yapabiliriz "

Adalet Her Zaman Eşitlik Anlamına Gelmeyebilir
"Bu hiç de adil değil!"
"Ona benden daha çok verdin."
"Niye ben de bir tane alamıyorum."
Çocuklarınızdan kimbilir kaç kez haksızlığa karşı öfkelerini dile getiren ifadeler duymuşsunuzdur. Çocuklar, hayattaki her şeyden eşit pay aldıklarından emin olmak isterler. Ama hayat her zaman adil değildir ve olduğu zaman da bu eşitlik olmayabilir. Çocuklarınız bunu ne kadar erken öğrenirlerse, o kadar mutlu olurlar. Bunu öğrenemeden büyüyen Çocuklar, ileriki yıllarda mutluluğu yakalayamamış yetişkinler olurlar. Çünkü komşunun yeni arabası, iş arkadaşının terfisi, arkadaşının yeni evi ve milli piyangodan en yüksek parayı kazanan kadın her zaman onları meşgul eder.
Çocuklarınıza farklılıkların bize kattığı zenginliği öğretmeye çalışın, herkesin ihtiyaçlarının ve isteklerinin farklı olmasının getirdiği adaleti,farklı bireyler olmanın güzelliğini ve herkesin pastadan eşit paylar almasının imkânsızlığını vurgulayın. (Tabii ki çocuklarınıza,önyargı,kabalık etme ve insan kayırma ile ortaya çıkan haksızlıklara karşı durmayı öğretmeniz gerekebilir, ama bu başka bir tartışma konusudur.)
Çocuğunuzun öfke dolu itirazlarına verebileceğiniz bazı cevapları belirleyelim. Sakin ifade edilirlerse, bu cevaplar çocuğunuzun hayattaki dzı eşitsizlikleri daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır.
"Ona benden daha fazla verdin."
"Ona 3 tane sosis verdin, benim sadece 2 tane var."
"Neden bana da pijama almadın "
"Onun benden daha geç yatması haksızlık."
"Ben hiç babamla gidemiyorum!"
"Hep Becky´le birlikte oluyorsun. Biraz da benimle istiyorum.
"Ben kardeşinle ilgili bir şey duymak istemiyorum. Senin ihtiyacın ne "
"Eğer hâlâ açsan, sadece ´Anne, biraz daha alabilir miyim ´ diyebilirsin."
"Çünkü senin yeni pijamalara ihtiyacın yok."
"Hayat bazen haksızlıklarla doludur."
"Galiba bugün babanla gitmek isterdin."
"Bir parti vermek çok zaman alıyor. Becky´le işimiz bitince, seninle oynayabiliriz."

Durum
Çocuklarınıza yardım etmek istiyorsanız, onların duygu ve ihtiyaçlarını kardeşlerininkinden ayrı değerlendirin. Hem onların, hem de sizin üzerinde durmanız gereken önemli bir nokta da, bir kardeş bir hediye, bir güzel söz alırken ya da biraz ilgi görürken, diğer bir kardeşin bunları almamasının çok normal olduğudur. Hediyelerin, sözlerin ve ilginin ölçülebildiğini ve her zaman eşit miktarlarda dağıtıldığını düşünemeyiz. Bu hem size gereksiz bir yük getirir, hem de çocuklarınıza gerçek dünya ile ilgili gerçekdışı bir izlenim verir.
Tanıdığım bir aile, diğerleri dışlanmış hissetmesin diye, çocuklarından birinin doğum gününde her üçüne de hediye alıyordu. Çocuklarından birine birisi güzel sözler söylerse, hemen atılıp diğer ikisine de onlar güzel sözler söylüyorlardı. Eşitlik yaratmaya yönelik bu tür çabalar çocukları yanlış yönlendirir. Çocukları korumaktan çok, onları yanlış bir genellemeye götürmektedir: Eğer birisi bir şey alırsa, ben de almalıyım. Çocuklarına bunu sağlamaya çalışan ebeveynlerin göremedikleri şey gerçek dünyanın bunu veremeyeceği, hatta bu tür beklentilerle büyütülmüş çocuklar için çok acı ve hayal kırıcı sürprizler hazırladığıdır.
Çocuklarınıza yapacağınız en büyük iyilik, kardeşleri bir hediye veya güzel bir söz aldığında, ilgi gördüğünde mutlu olmaları gerektiğini öğretmektir. Bunu diğer çocukları da olayın içine katarak başarabilirsiniz. Şu iki durum arasındaki farkı inceleyin.
Lee amca: Reiko! Gerçekten çok güzel okuyorsun. (Reiko çok gururlanır ve sevinir.)
Ebeveyn: Midori´ye bakın. Daha şimdiden, bütün harfleri doğru söylüyor. (Midori harfleri seslendirmeye başlıyor. Reiko´nin suratı asılıyor.)
2. Durum
Lee Amca: Reiko! Gerçekten çok güzel okuyorsun. (Reiko çok gururlanır ve sevinir.)
Ebeveyn: Evet, gerçekten de öyle. Midori, Lee amcana Reiko´nun sana nasıl kitap okuduğunu anlatsana.
Reiko: (Çok önemli olduğunu hissederek) Midori, haydi kitabını getir, sana biraz okuyayım. (Her iki çocuk da mutlu oluyor.)
Çocuklardan biri bir övgü veya ödül aldığı zamanlarda, bu tekniği kullanabilirsiniz. Bir rekabet ortamı yaratmaktansa, diğer çocuğu konuşmanın içine öyle bir şekilde dahil edin ki, o da kardeşinin zaferine ortak olsun. Birine bir şey alıp, diğerine hiçbir şey almadığınız zamanlar olabileceğini onlara gösterin. Bu bir okul defteri, pijama ya da en sevdiği diziden bir kitap olabilir. Bunu ilk kez yaptığınızda, ödülsüz kalan Çocuktan şikayetler gelmesi normaldir. Ama olaya sevgi ve sıcaklıkla yaklaşırsanız, onun kırgınlığı da zamanla yok olacaktır. Bunu biliyorum, Çünkü eve gelirken genellikle üç çocuğumdan sadece birine bir şey alırım ve diğer ikisi alınan şeye ilgiyle, fakat kıskanmadan bakarlar. (Tabii, hep aynı çocuğu dışarıda bırakmamaya özen gösterin, bu o çocuktan çok fazla şey istemek olur.)

Kardeşler Arasındaki Sevgi Dolu Duyguları Arttırın
Kardeşlerin birbirleri için yaptığı ufak şeyleri abartarak övün. Sevgi hareketlerine dikkat çekin. Kardeşlerden biri diğerinin ödevine yardım ederse, "Kardeşine yardım etmen çok sorumlu bir davranış" deyin. Birinin canı yandığı zaman diğeri ona ilgi gösteriyorsa, "Sen çok sevecen ve tatlı bir abisin." gibi sözler söyleyin. Biri oyunda sırasını diğerine verirse, bu hareketi "kardeşinin önce yapmasına izin vermen çok kibar bir davranış" diyerek pekiştirin.
Çocuklarınızın, doğum günü partisi düzenlemek gibi özel bir durum için beraber hazırlık yapmalarını sağlayın. Kardeşi için alışveriş yapması için birisini çarşıya götürün. Birisine bir şey vermenin heyecan verici olduğunu ve ona en uygun hediyeyi almanın ne kadar tatmin edici olabileceğini vurgulayın. Özel bir durum olmasa bile, kardeşlerin birbirlerine sevgilerini göstermelerinin yollarını bulun. Bir öneri ile onu doğru yola yönlendirebilirsiniz. Örneğin, çocuklarınızdan biriyle alışveriş yaparken, diğer çocuğunuzun çok hoşuna gidecek bir şey görürseniz, "Şu Batman kıyafetine bak! Kardeşin buna bayılırdı, değil mi Ne der-j sin, bunu alsak da sen de evde ona sürpriz yapsan. Sen onun Batman´! ] ne kadar sevdiğini bilen tek insansın." diyebilirsiniz.
Bizim ailemizde kardeşlerin birbirlerine olan sevgilerini kutlamak! için çok güzel bir yöntem geliştirdik. Kardeşler Gününü kutluyoruz; (Anneler Günü, Babalar Günü oluyor da neden bu olmasın.) Ekim´den Mart´a kadarki aylarda çocukların doğum günleri olduğu için, Ağustos´un ilk haftasını seçtik. Birbirlerine hediyeler almaları için onları ayrı ayrı çarşıya götürüyorum. Evi süsleyip, pastalar ve dondurmalar ha-İ zırlıyoruz. Parti sırasında, birbirlerini her zaman koruyup seveceklerine söz veriyorlar ve tabii çok eğleniyorlar. Böyle bir vesileyle, çocuklarınızı ömür boyu birarada tutacak özel bir gün de oluşturmuş olursunuz.
Bunlan Unutmayın-Kardeş İlişkilerini Nasıl Geliştirebiliriz
Çatışma normaldir.
Huzurtu Bir Ortam Olsun
Kurallar ve ilkeler koyun. Rekabeti besleyecek durumlar yaratmaktan kaçının.
Geri Çekilip İzleyin
Kendi problemlerini kendileri çözsünler.
Olumlu Davranın
Olumlu sözcükler seçin. Öneriler yapın. Şikayeti engelleyin.
Olumlu İlgi Gösterin
Çocuklarınızı kendileri oldukları için övün. Karşılaştırma yapmayın.
Her çocuğun bireysel ihtiyaçlarını ön plana çıkarın.
Sevgisini Arttırın.
Hep iyiyi görün. Çocuklarınız arasındaki sevgiyi arttıracak yorumlar yapın.

Neden Bu KadarÖfkeleniyorum Bunu Nasıl Engelleyebilirim
Öfke. Kimse onun hakkında konuşmak istemez. Herkes o konuda suçluluk hisseder. Bütün ebeveynler çocuklarına o kadar çok sinirlenenin sadece kendileri olduğunu zanneder. Kimse bununla nasıl başedeceğini bilemez. Ama öfke ebeveynliğin kaçınılmaz bir parçasıdır. Artık suçluluk duygularımızdan sıyrılıp, öfkemizi biraz daha iyi anlamanın ve onunla başetmemizi sağlayacak yeni yöntemler öğrenmenin zamanı geldi. Ebeveynlik karşılaşabileceğiniz en zaman alıcı, enerji tüketici ve zor işlerden biridir ve öfke de bu kadar yoğun bir işin doğal bir sonucudur. Ayrıca şundan emin olun ki herkesin başına gelmektedir.
Ben ebeveynlik dersleri veriyorum. Pek çok ebeveynlik yeteneğim var.Bilgim var ve disiplin problemleri olan ebeveynlere nasıl yardım edileceğini biliyorum. Ama... ben de bir insanım.
Şunu bir izleyin. Saat akşam 10:30. Üç çocuğum, kardeşimin iki çocuğunu bize yatmaya davet etmişler. Ama kimse uyumuyor. Sadece bir kişi uyumak istiyor - ama bu kişi çocuklardan biri değil! Benim! Beş çocuğu yatağa yatırmak için iki saat uğraştıktan sonra, sonunda bağırmaya başladım, "Herkes yatağa!" Pek de kibar olmayan bir şekilde tabii, onları yatak odasına soktum ve yine bağırdım, "Şimdi herkes uyusun!" ve kapıyı sertçe çarptım. Bunu yaptığımda, kapının kolu elimde kaldı. Annem, kapının çarpıldığını duymuş, odasından çıktı ve bana şöyle bir baktı. Kızarmış suratımı, boynumdan fırlayan damarlarımı ve elimdeki kapı kolunu görünce, arkasını döndü ve odasına gitti. Kapısının kilitlenme sesini duydum.
Bu korkunç olaydan sonra, ebeveynlerin öfkesini araştırmaya başladım. Hikayemi anlatarak konuyu açtığım zaman duyduğum hikayelere inanamayacaksınız. Ebeveynler her yerde öfke konusunda benzer duyguları paylaşıyorlardı.
"Bu kadar çok sinirlenmekten nefret ediyorum."
"Kendime nasıl engel olacağımı bilemiyorum."
"Beni korkutuyor."
"Bağırmak istiyorum!"
"Kontrolü kaybettiğimi hissediyorum."
"Daha sonra suçluluk ve utanç duyuyorum."
Neden Bu Kadar Öfkeleniyoruz
Çocuklarımıza bu kadar sinirlenmemizin çeşitli nedenleri vardır. Sinirlerimizi kontrol etmenin ve daha iyi sonuçlara ulaşmanın ilk adımı, öfkemizin nedenlerini anlamaktır. Böylece duruma daha nesnel bir gözle bakabiliriz. Öfkemizi dışavurmadan engelleyebilmek için, nedenlerini daha derinlemesine incelememiz gerekir. Öyleyse çocuklarımıza kızma nedenlerimizi derinlemesine incelemeye çalışalım.

Eğitim İşi
Ebeveynlik 24 saat süren zorlu bir iştir. Ama çoğumuz bu konuda eğitim almadık. O harika çocuğumuzu eve getirdiğimizde, yapmamız gerekenlerin belirlenmemiş olduğunu ve bu işi hiçbir öğretmenden yardım almaksızın bir yandan yapıp, bir yandan öğreneceğimizi anlarız. Herkes ehliyet almadan önce, belli bir eğitimden ve imtihandan geçirilir, ama hiçbir yeteneği, bilgisi ve eğitimi olmayan herkes ebeveyn olabilir. Ama bir çocuk yetiştirmek bir ölüm-kalım meselesidir; belki de sahip olabileceğiniz en önemli, en zorlayıcı, en yoğun, en heyecan verici ve en fazla hayal kırıklığı yapan meslektir. Bazen bu kadar sinirlenmemizin nedeni de işte bu korku, karmaşa ve hayal kırıklığı dolu duygularımızdır.

Çocukların Özgür İradeleri Vardır
Çocukları yemeğe, uyumaya, dinlemeye, hareket etmeye, özür dilerim demeye veya tuvalete gitmeye mecbur edemezseniz. Onların özgür iradeleri vardır ve doğdukları andan itibaren, yaşamlarını yardımsız sürdürmekten yoksun olmalarına rağmen, ebeveynlerinden bağımsız hareket eden bireylerdir. Bu çok hayal kırıklığı yaratan bir şeydir. Çocuklar çocuktur. Yetişkinler gibi bir "mantığa" sahip değildirler. Onların neyi neden yaptığını anlamakta zorlanırız, çünkü kendileri de anlamazlar. Çocuklar, yetişkinlerin küçüğü değildirler. Yaşamın anlamını tam olarak kavrayabilmek için daha çok uzun bir süre gereklidir. O halde, çocuklarımızı kontrol edemeyiz, ama bunu ne kadar da çok yapmaya çalışırız. Bizim kafamızdakileri yapmadıkları, kullandığımız ebeveynlik becerilerinden birine gerekli tepkiyi vermedikleri ve onlara zararlı olan davranışları yapmaya devam ettikleri zamanlarda bizim de patlamamız çok kolaydır.

Gerçekler Farklıdır
İlk bebeğimize hamileyken, evimizin bebek geldikten sonraki halini kafamda canlandırmıştım. Sevimli evimizde, ben mutfakta kurabiyeler hazırlarken, çocuğumuzu oyun oynarken ve gülerken izliyordum. Kafamda hiçbir zaman sinirden kapının kolunu kıracağımı cânlandırmamıştım. Beklentilerimiz gerçeklere uymadığı zaman, hayal kırıklığı ve öfke yapmaktadır. Bu bütün ailemizle ilgili beklentilerimiz kâdar, bizim kişisel beklentilerimiz için de geçerlidir. Beklentilerimizle gerçekler arasındaki uçurum ne kadar derin olursa, öfkeye de o kadar yer vardır.
Debbie işinden izin alıp, iki oğluyla birlikte hayvanat bahçesine gitmeye karar verdi. Kafasında eğlenen bir aileyi ve çocukları ile geçirilen mutlu saatleri canlandırıyordu. Gerçekler onun kafasındakinden o kadar farklıydı ki. Daha arabada başladılar "Onun eşyası benim tarafıma geçiyor. Benim kalemlerimi alıyor! Bana bakıyor!" gibi ufacık şeylerden kavga etmeye. Bu sadece başlangıçtı. Hayvanat bahçesine vardıklarında, Kyle timsahları, Luke da arslanları görmek istediği için kavga ettiler ve Debbie maymunları görmeye gideceklerini söylediğinde ona çok kızdılar. Sonra onlara bir tane pamuk helva aldı, ama oğlanlar yine söylendiler çünkü her biri ayrı bir helva istiyordu. Bu böylece sürüp gittiği için Debbie geziyi kısa kesti. Oğlanlar yol boyunca ağlarlarken, Debbie de ziyan olan maaş kesintisine ve zamanına yanıyordu.

Başka Konulara Karşı Öf kemizi Çocuklarımızdan Çıkarırız
Şu iki senaryoyu inceleyelim.
Senaryo 1:
Siz ve eşiniz akşam yemeğini dışarıda yemeği kararlaştırıyorsunuz. Eşiniz eve bir demet çiçekle geliyor. Çocuklarınızı sevdikleri bir bakıcı ile bırakacaksınız. Siz arabayla uzaklaşırken, onlar da tatlı yüzleriyle gülümseyerek size el sallıyorlar. Eşiniz yolda çok güzel sözler söylüyor, en sevdiğiniz lokantaya gidiyorsunuz, yediğiniz yemek de, sohbet de çok hoşunuza gidiyor. Daha sonra, çok romantik "The Body Guard" filmini izliyorsunuz. Eve döndüğünüzde, çocuklara bakan öğrenci kızı ödevlerini yaparken buluyorsunuz. Çocuklar da mışıl mışıl uyuyorlar. Bakıcı çocukların akşam çok sakin olduğunu, kendisinin de fırsattan istifade evi toparlayıp, çamaşırları da kaldırdığını söylüyor. Annesi onu almaya geldiği için, onu evine bırakmaktan da kurtuluyorsunuz. O gider gitmez, siz ve eşiniz elele yukarı çıkıp, eşinizle aşk dolu bir gece geçiriyor ve sevdiğinizin kollarında uyuyakalıyorsunuz. Ertesi sabah uyandığınızda, eşinizin yastığın üzerine bıraktığı notu buluyorsunuz:"Seni seviyorum!" Çocuklara kahvaltı hazırlamak için uçar gibi aşağıya iniyorsunuz. Bu arada en küçük çocuğunuz bir tabak dolusu mısır gevreğini yanlışlıkla masanın üzerine döküyor. "Üzülme tatlım. Ben temizlerim. Sana da yeni bir tabak veririm. Problem değil! Herkes kaza yapar. Sizi gerçekten çok seviyorum çocuklar" diyorsunuz.

Senaryo 2:
Siz ve eşiniz akşam yemeğini dışarıda yemeği kararlaştırıyorsunuz. Çocuklarınızı bakıcıyla bırakacaksınız, ama küçüğünüzün çikolatalı ellerini beyaz ipek eteğinizden uzak tutmaya çalışırken, gitmemeniz için ağlayan 3 yaşındakini de yatıştırmaya çalışıyorsunuz ve bu arada eşiniz de arabanın kornasına devamlı basıyor. Yolda giderken, eşiniz geç kaldığınız için size söyleniyor, bütün yol boyunca tartışıyorsunuz. En sevdiğiniz lokantaya gittiğinizde, 45 dakika sonra ancak bir masa bulabileceğinizi görüyorsunuz. O kadar vaktiniz olmadığı için, bir hamburger yiyorsunuz. "The Body Guard" filmini görmeye gidiyorsunuz ama bütün biletler satıldığı için,bir Rambo filmine gidiyorsunuz. Eşinizle dönüşte de tartışıyorsunuz. Eve döndüğünüzde, bakıcı kızı uyurken, çocuklarınızı da ayakta buluyorsunuz. Oturma odasında, TV´nin önünde, bir kutu bisküvi ve bir torba patates cipsinin kırıntılarını odanın her-yerine dağıtmış bir vaziyette hem de. Eşiniz bakıcıyı evine bırakıp, uyumaya gidiyor. Çocuklarınızı uyuttuğunuzda, eşiniz horlamaya başlamış bile. Ertesi sabah uyandığınızda, eşiniz banyoyu darmadağınık bırakıp erkenden işe gitmiş. Çocuklara kahvaltı hazırlamak için sürünerek aşağıya iniyorsunuz. Bu arada en küçük çocuğunuz bir tabak dolusu mısır gevreğini yanlışlıkla masanın üzerine döküyor. "Seni sakar! Şu hale bak! Çekil yolumdan! Beni hizmetçiniz sanıyorsunuz. Sizin arkanızı toplayıp temizlemekten bıktım usandım. Bu evde tek yaptığım bu, herkesin arkasını temizlemek..." diye bağırmaya başlıyorsunuz.
Sizin öfkenizin nedeni, dökülen bir kap mısır gevreği değil! Asıl neden, eşinizle geçirdiğiniz kötü bir akşam, dağınık bırakılmış banyo ve genel mutsuzluğunuzdu. Bu örnekler, bazen çocuklarımıza olan kızgınlığımızın onlarla hiç ilgisi olmadığını ortaya koymaktadır. Bu ikisini ayırmayı öğrendiğimiz zaman, duygularımızı kontrol etmeyi de öğrenmeye başlayacağız. (Bunu nasıl yapacağımızı daha sonra öğreneceğiz.)
Ergenlik çağındaki çocuğunuzun saat 10:00´da evde olması gerekiyordu. Saat 10:30, geç kaldığı için biraz bozuksunuz. 11:00´e doğru çok kızmaya başladınız.Nerede olduğunu merak etmeye ve endişelenmeye başladınız. Saat ll:45´de korkunç telaşlandınız. ll:50´de Merhaba, geç kaldığım için özür dilerim." diyerek içeriye giriyor.
Ona sarılın, öpün ve "Senin için çok endişelendim, iyi olduğun için çok mutluyum!" deyin. Ne mümkün! "iki saat geç kaldın, küçük bey. Kuralları biliyorsun! Nerelerdeydin Odana çık, iki hafta dışarı çıkmayacaksın!" diye bağırmaya başlıyorsunuz. Aslında hissettiğiniz duygular korku ve rahatlama olmasına rağmen, ortaya çıkan duygu sadece öfke.
Genellikle öfkemiz korku, hayal kırıklığı, acı, utanma, karmaşa ve stres gibi duygularımızı örter ve bu duyguların yaşanmasını engeller. Bu duyguları olay anında yaşamak çok zor olduğu halde, eğer onların orda olduğunun bilincine varırsanız, büyük ilerleme kaydetmiş olursunuz.
İnsan olmak çok geniş bir duygu yumağına sahip olmak demektir. Öfke pek hoş olmayan, ama normal ve doğal bir duygudur. Öfke ilk olarak, kırmızı yüzüyle bağıran bir bebekte görülür.
Pek çok kişi topluluk içinde öfkeleriyle görülmektense,iç çamaşırlarıyla görülmeyi tercih eder. Bize yakın kişilere sinirlenmemiz çok daha kolay olmaktadır, çünkü kendimizi daha güvende hissederiz ve "daha rahat" davranırız. Ayrıca, zamanımızın büyük bir bölümünü aynı çatı altında geçirdiğimiz için, çocuklarımızla olan ilişkilerimizde öfkenin görülmesi çok olağandır. Korku, hayal kırıklığı, acı, utanç, karmaşa ve stres gibi duygularımızı bu samimi ilişkilerimiz harekete geçirirken, biz de öfkemizi ön plana çıkararak bu duygulardan kaçmaya çalışırız.
Öfke normal olmasına rağmen, herkes onunla farklı şekillerde başetmeye çalışır. Kimse öfkelenmeyi tümüyle ortadan kaldıramaz, ama öfkemizi kontrol etmeyi ve onu daha yapıcı bir yöne kanalize etmeyi öğrenebiliriz.
Öfkenin İki Farklı Düzeyi
İki farklı düzeyde öfke vardır, ilk aşamada, kendinizi rahatsız, huzursuz, üzgün, kızgın hissedersiniz ama hâlâ mantıklı düşünebilirsiniz. Kızgınlığınız kendisini fazlasıyla hissettirir ve ona yoğunlaşırsınız. Bu genellikle beynin daha yapıcı olduğu bir aşamadır. Psikologlar buna "kontrollü öfke" derler. Öfkemize neden olan faktörü biliriz ve bilinçli bir şekilde duruma cevap veririz. Kontrollü öfke çok güçlü bir duygudur ve olumlu bir şekilde kullanılabilir. Dr. Martin Luther King, Mahatma Gandhi gibi kişilerle, Alkollü Araç Kullananlara Karşı Olan Anneler ve Uyuşturucu Madde ve Alkole Direnme Eğitimi Programlarını başlatan gruplar kontrollü öfkenin etkisini kanıtlamışlardır. Ebeveynler de çocuklarını her an tetikte tutmak için kontrollü öfkeyi kullanabilirler.
May bahçe kapısının önünde bir komşusuyla konuşuyordu, iki yaşındaki oğlu Matthevv da yanında oynuyordu. Mattheu birden sokağa fırladı. May onun arkasından koşup, sıkıca yakaladı, gözlerinin içine bakarak kızgın bir sesle, "Mattheu. Sokak yok. Çok tehlikeli! Annenin yanında kal." dedi.
3. sınıf öğrencisi Scott´a, doğum gününde hediye olarak bir bilgisayar oyunu gelmişti. Onunla o kadar çok oynamaya başladı ki, ödevlerini yapmayı unutmaya başladı. Scott genellikle sorumluluklarını bilen başarılı bir çocuktu. O gün Scott´un babasına öğretmeninden bir telefon geldi. Eve gönderdiği ve Scott´un son durumunu sorgulayan bir mektuptan söz ediyordu. Ama babası mektubu hiç görmemişti. Scott´la konuşup, durumu halledeceğini söyledi. O gün öğleden sonra, Scott okuldan dönünce, babasıyla bu problemi tartıştılar. Ödevler ve bilgisayar oyunu için birer zaman çizelgesi oluşturdular. Öğretmeninin gönderdiği mektubu babasına vermemesinin ve ödevlerini ihmal etmesinin cezası da bir hafta boyunca bilgisayar oyunu oynamamak oldu. Öğretmenine de yeni programını açıklayan bir mektup yazmak zorunda kaldı.
Burada verilen her iki örnekte de, ebeveynler öfkelerini kontrollü bir düzeyde tutmayı ve bunun olumlu sonuçlarını almayı da başardılar. Ama bazen öfkenin bir ileri düzeyine geçtiğimiz zamanlar olur. Böyle anlarda, vahşi, çok kızgın, şiddet dolu ve çileden çıkmış bir çılgın gibi olu´uruz. Artık normal davranışlar gösteremeyiz, sadece tepkiler veririz, hasaya bir yumruk indiririz, çocuğumuzun suratına bir tokat indiririz, Çalıklar atarız veya kapının kolunu kırarız! Öfkemiz beynimizin düşünme yeteneğini yok eder ve daha ilkel tepkiler gösteririz. Tepkilerimiz ilamsızdır, gerçekten istemediğimiz şeyleri söyleriz ya da yaparız. Bu yıkıcı öfkedir ve başarılı ebeveynliği engeller. Seçenekler bulma yedeğimizi yokettiği için probleme bulabildiğimiz tek çözüm çoğumuzun boynunu koparmaktır!
Kırıcı öfke aşamasındaysak, öfkemizi çocuğun davranışına ve kendisine yöneltme eğiliminde oluruz. Şöyle ifadeler kullanırız: Sen her zaman ...., sen hiçbir zaman....., sen öyle bir....., beni.......yorsun.
Diğer bir deyişle, çocuğa "Sen kötüsün." "Sen problemsin." mesajını göndermiş oluruz. Kırıcı öfke hem çocukta, hem de ebeveynde kötü duygular uyandırır. Bir öfke nöbetinden sonra her ebeveyn suçluluk duyar: Gerçekte öfkelerinin olumlu sonuçlar ortaya çıkarmadığını görürler. Çocuk da pişman ve öfkelidir. Aslında sizin öfkeniz çocuğunuzun düşünme yeteneğini yokeder. Pişmanlık duyguları içinde olan çocuk, problemi gerçekçi bir açıdan göremez. Sizin öfkeniz çocuğunuzun öz-disiplin kazanmasına en ufak bir katkıda bulunmaz.
Kontrolden çıkmış olan öfke, sadece duygusal problemler yaratır ve çocuklarımızın hayatla ilgili daha doğru kararlar alma becerileri kazanmalarını engeller.

İşleri Daha Kötü Yapan Bazı Düşünceler
Kırıcı ve kontrolden çıkmış bir öfke durumunda, kafanızdan geçenler genellikle yanlış birtakım inançlara dayanan düşüncelerdir. Durumu bir sürecin parçası olarak değil de, varılmış en son nokta olarak değerlendiririz. Şu anki sakin ruhsal durumumuzdan yararlanıp, öfke anında bir ebeveynin kapılabileceği olumsuz düşünceleri inceleyelim ve bunlara daha akılcı bir açıdan bakalım.
Benim Çocuklarım Yanlış Davranamaz.
Artık bunu kabul edin. Sizin çocuklarınız da yanlış davranır. Bütün çocuklar yanlış davranır. Yanlış davranışlarda bulunmayan çocuk bilmiyorum,hayatımda hiç rastlamadım! Yanlış davranışlarla uğraşmak da ebeveynliğin en temel gereklerinden biridir. Diğer bir deyişte çocuklar deneye yanıla öğrenirler - ve bu arada da hata yaparlar. Hiçbir çocuk kuralları bilerek doğmaz. Bu davranışları öğrenmek de bir süreçtir. Bu süreç boyunca, çocuklarımız ailenin, toplumun ve doğanın kurallarını denerler. Ebeveynler olarak bizim görevimiz de, çocuklarımızı bu süreç boyunca yönlendirmektir. Onlara doğruyu yanlışı öğreterek yetişkinliğe geçmelerini sağlamak ve her gelişim aşamasında bunun gereğini yapmaktır.
Aslında bizi öfkelendiren çocuğumuzun davranışı değildir. Biz kendimizi, çocuğumuzun davranışı hakkındaki düşüncelerimiz nedeniyle öfkelendiriyoruz. Bu görüşü belki yazıp bir yere asmak istersiniz.
Benim öfkeme neden olan çocuğumun yanlış davranışı değil. Öfkeme neden olan, onun yanlış davranışı ile ilgili düşüncem ve bu davranışa gösterdiğim tepkidir.
Çocuğunuzun yanlış bir davranışı karşısında, çok etkilenebilirsiniz. Ama unutmayın ki bütün çocuklar yanlış davranışlarda bulunurlar ve bütün ebeveynler bunlarla uğraşmak zorundadırlar. Eğer çocuk gelişimi ile ilgili bilgilere sahip olursanız, çocuğunuzun bazı davranışlarını daha normal karşılayabilirsiniz. Eğer iki yaşındakilerin, bağımsızlık mücadelesi içinde oldukları için zaman zaman öfke nöbetlerine tutulduklarını bilirseniz, sadece benim çocuğum çok arsız diye düşünmeyeceksiniz ve böyle bir durumla başetmek çok daha kolay olacaktır. Ergenlik çağındaki çocukların çok hızlı fiziksel, zihinsel ve psikolojik değişikliklerden geçtiğini bilirseniz, isyankâr tavırlarını daha olağan karşılamaya hazırlıklı olursunuz.
Bir mağazanın ortasında, çocuğunuz bir öfke nöbetine tutulduğunda, sizi izleyen bir yabancı ile ilgili üç yorumda bulunabiliriz: Ya hiç çocuğu yoktur ve durumu anlayamamıştır; ya çocuğu vardır ve sizi izleyerek durumu nasıl halledeceğinizi öğrenmeye çalışmaktadır ya da bu kişi "Allah’tan bu sefer herkesin içinde kendini kaybeden çocuğuyla uğraşan kişi ben değilim!" diye düşünüyordur.
Benim çocuklarım yanlış davranışlarda bulunmaz düşüncesi Çok yanlış bir inançtır. Bu inancınızın yerine daha gerçekçi ifadeler getirmeniz, öfkenizi kontrol etmenize yardımcı olacaktır.
Bütün çocuklar yanlış davranışlarda bulunur.
Benim çocuğum bu deneyim sonunda birşeyler öğrenecek.
Deneme yanılma sürecinde hata bölümü de vardır.
Benim çocuğum çok normal. Bu tipik bir davranış.
Bununla başedebilirim.
Bu da geçecek.
Bunlar gibi gerçekçi bazı cümleleri bir kartın üzerine yazıp, cüzdanınıza yerleştirin ve yanlış inançlarınızı canlandırmaya başlarsanız, o zamanlarda tekrar gözden geçirin. Bu yanlış ve gerçekçi olmayan düşünceler sadece öfkenizi arttırır. Onların yerine gerçekçi cümleleri geçirmek, çocuğunuzun yanlış bir davranışı karşısında tepki değil, sağlıklı bir davranış göstermenizi sağlayacaktır.
2 yaşındaki oğlum çok hareketli ve ele avuca sığmaz bir çocuktu. Eşimin, annemin ya da kendimin gerilmeye başladığımızı hissettiğimde, hemen yetişkinlerden birinin kulağına eğilip, "Hey, David!; Hadi büyü artık! Yaşına uygun davran! Bebek gibi davranma!" diye fısıldardım. Onun gerçekten bebek olduğunu hatırlayıp, hepimiz gülerdik.

Çocuklarım Beni Çıldırtmak İçin Böyle Davranıyor
Bazen gerçekten böyle gözükse bile, bunun doğruluğunu saptamaya çalışalım. Kızınızın gerçekten sizi çıldırtıp, akşam arkadaşlarında kalmasına izin vermenize engel olmak ister mi Ya da; çocuklarınız, babalarını kimin en çok kızdıracağını ve sonunda dayağı yiyeceğini mi saptamaya çalışıyorlar Veya oğlunuzun amacının sizi: onu odasına gönderecek kadar kızdırmak mı olduğunu d sunuyorsunuz Çocuklar ebeveynlerini öfkeli görmekten nefret ederdiler. Öfkenizin sonuçlarına katlanmaktan hoşlanmazlar. Ama sürekli| olarak sizin ilginizi (olumsuz da olsa) çekmeye çalışırlar ve oyunun kurallarını belirlemeye çalışırlar. Bu da sizin sabır ve hoşgörü sınırlarınızı devamlı olarak zorlamak anlamına gelebilir, ilgiye ihtiyaç duyan bir çocuk, bilinçsizce de olsa bazı yanlış davranışların sizi, elinizdeki işi bırakıp, tüm ilginizi ona yöneltecek kadar öfkelendireceğini bilir. Sınırları zorlama ve kuralları belirleme konusunda çocuklar bizi sonuna kadar denemekte ve bizim fikrimizi değiştirmemizi sağlamaya çalışmaktadırlar. Yanlış bir davranışın nedeni bazen çok basit ve amaçsız olabilir: Çocuğunuz, sizin onu anlamanız için o kadar çok çaba göstermiş ve bu konuda o kadar duygusal olabilir ki, duyguları onun akılcı davranabilmesini engellemektedir. Bu nedenle asıl suçlu hayal kırıklığı olabilir. Bütün bunları aklınızda bulundurarak, çocuğunuzu anlamaya,ve problemi saptayıp çözümünü bulmaya çalışın.

Çocuklarım Her Şeyi Gayet İyi Bilirler
Bu gerçekten doğru mu Cevabınızın evet olmasına pek şaşır ayacağım. Çocuklar gerçekten kuralları ve ebeveynlerinin sınırlarını nereye kadar zorlayabileceklerini denemekte uzmandırlar. Genellikle, çocuklar her şeyi gayet iyi bilirler, ama kuralların hâlâ geçerli olup olmadığını veya birşeyler koparıp koparamayacaklarını saptamaya çalışırlar. Bu durum daha çok tutarlılık göstermeyen ebeveynlerin çocuklarında görülür. Bu çocuklar bazı kuralları zorladıkları zaman, birşeyler koparabildiklerini saptamışlardır. Bu da onları tekrar tekrar denemeye iter. Kuralların tutarlı bir şekilde uygulandığı ailelerde bile çocuklar o kuralın hâlâ geçerli olup olmadığını veya herhangi bir nedenle değişip değişmediğini denemek isterler. O halde, evet, çocuklarımız kuralları gayet iyi bilirler, ama bu onlara her zaman uyacakları anlamına gelmez. Biz de hız sınırını biliriz, ama ona her zaman uyar mısınız Yetişkinler de, tıpkı çocuklar gibi, eğer geçerli bir nedenleri veya ondan kurtulma şansları varsa ya da sadece istemedikleri için, arada bir kuralları bozabilirler.
Buradan çıkaracağımız ders şudur: Normal ve doğal bir çocukluk davranışı için kendinizi harabetmeyin. Bu davranışı sevmeyebilirsiniz, ama ona hakettiğinden daha çok zaman ve enerji harcamanıza da gerek yoktur.

Çocuklarım Böyle Davrandığında, İnsanlar Benim Kötü Bir Ebeveyn Olduğumu Düşünüyorlar
Şimde daha önce verdiğimiz, markette öfke nöbetleri geçiren çocuk örneğine geri dönelim, ilk izleyici, -çocukları olmayan- biraz yanlış düşüncelere sahip olabilir. Unutmayın ki, onun düşüncelerinin sizin kim olduğunuz veya nasıl bir ebeveyn olduğunuz konusuna hiçbir etkisi yoktur. (Tabii, sizin davranışlarınızı başkalarının sizin hakkınızda ne düşüneceğine göre ayarlamamanız şartıyla...) Önceliklerinizi belirleyin; sizin için şu an en önemli konu mantıklı olup, en iyi ebeveynlik becerilerinizi kullanarak çocuğunuzun öfkesiyle başetmektir. Şimdi toplum önünde bir yarışmada değilsiniz. Ebeveyn olan izleyiciler, size empati ile bâkıp, acınızı anlayabilirler ya da onlar da sizi yargılayabilirler, çünkü durumu tam olarak anlamadan, sınırlı bir veriye dayanarak değerlendirme yapmaktadırlar. Eğer bu insanlar sizin için, çocuğunuzla olan ilişkinizden önemli değillerse, onları görmezden gelin.
Bir gün 3 çocuğumu aldım, hayvanat bahçesine götürdüm. Bir çocuk arabamız olmadığı için, oradan bir tane kiraladık. Bu, yeşil bir yunus şeklinde, tekerlekli plastik bir arabaydı. O zamanlar 2 yaşında olan David arabaya bayıldı. Dört yaşındaki Vanessa ve 6 yaşındaki Angela da çok hoşlandılar. Tabii, adil ve mantıklı bir anne olarak, arabaya daha çok David´in bineceğini, Angela ve Vanessa´nın da sırayla birer kere binebileceklerini söyledim. David, Vanessa´nın sırası gelene kadar en mutlu çocuktu, inmesi gerektiğini öğrendiğinde, önce arabanın kenarına yapışmış minik parmaklarını zorla çıkarmak, sonra da ayaklarını kurtarıp, onu arabanın dışına çekmek zorunda kaldım. Yere inince, ayaklarını yere vurmaya ve ancak 2 yaşındakilerin becereceği o öfke krizlerinden birini geçirmeye başladı. Derin bir nefes aldım, gözlerimi çevredeki izleyicilerin üzerinde şöyle bir gezdirdikten sonra, "Haydi David!" dedim ve ilerlemeye başladım. Sonra kendini yere atıp, gösterisine devam etti. Derin bir nefes daha aldıktan sonra, ona doğru yürüdüm, onu yerden kaldırdım ve kolumun altına sıkıştırdım. Bütün bağırmalarına ve kalçama yediğim tekmelere aldırmadan, sakin sakin yürümeye başladım. O kötü bakışlar izleyiciler benim dünyadaki en kötü anne olduğumu düşündüler herhalde.
Gerçek şu ki, David´le hayvanat bahçesinde başetme konusunda, ebeveynlik becerilerimi iyi kullanmıştım. Eğer o gün, onun bağırmalarına yenilseydim ve arabayı devamlı kullanmasına izin verseydim, bu tür krizlerin tekrarlanmasına kendimi hazırlamalıydım. Bunun yerine, bir kere dişimi sıktım ve dersimi verdim. Orada önemli olan nokta şuydu: Yabancıların düşünceleri mi, benim çocuklarımla olan ilişkilerim mi Unutmayın ki, ne kadar çok beceriniz olursa olsun, hiçbir zaman mükemmel çocuklarınız olmayacak, siz de hiçbir zaman mükemmel ebeveyn olmayacaksınız! (Belki de bu son cümleyi tekrar okusanız iyi olacak.) Aslında, mükemmel ebeveyn olmadığı gibi, mükemmel insan da yoktur.
Hikayenin devamında, Angela ya bana, ya David´e ya da kendisine acıdı. Küçük kardeşinin kafasını okşadı, ve "Tamam, David. Sen benim sıramı alabilirsin." dedi. (O, abla olarak bunu kabul edebilirdi, ama anne olarak ben edemezdim.) Teşekkürler, Angela. Teşekkürler.

Çocuklarım Böyle Davranıyor Çünkü Ben Kötü Bir Ebeveynim
Genellikle annelerin böyle düşünmeye çok eğilimleri vardır. Bu çağda bile, anne olan kadınlara, ancak iyi olan annelerin çocuklarının da iyi olacağı mesajı verilmektedir. Şu soruları cevaplayabilir misiniz Evin dışında çalışan kadına ne denir Çalışan anne, değil mi Evin dışında çalışan babaya ne denir Meslek sahibi bir adam Bir avukat, bir öğretmen Anne, genellikle, birincil ebeveyn kabul edilir ve -baba çalışmıyor bile olsa- çocuklarının davranışlarından anneler sorumludur.Bu durum çalışan annelerin hata yapma özgürlüğünü kısıtlamaktadır.
Eğer anneler veya babalar kendi değerlerini, çocuklarının davranışına göre saptamaya kalkarsa, yanlış davranışlar karşısında suçluluk duymaları çok kolaydır. Böyle düşünen ebeveynlerin, çocuklarının söylediği veya yaptığı karşısında sağlıklı bir davranışta bulunmaları çok zordur. Bunu yapabilmeleri için herkesin farklı olduğu görüşünü benimsemelidirler. Çocukların da, kim olduklarını - ya da olmadıklarını anlamak için ihtiyaçları olan farklılık duygusunu geliştirmeleri zordur. Bu problem, çocukları ebeveynleri tarafından her istenilen şekle sokulabilen kilden bir hamura benzeten görüşte yansıtılmaktadır. Ne kadar saçma! Yaşlan birbirine yakın, aynı ebeveynden, aynı evde yaşayan, aynı okula giden 3 çocuğum var; fakat birbirlerinden ne kadar da farklılar. Çocuklarla ilgili çok daha güzel bir benzetme yapabiliriz.
Çocuklar tohumlara benzerler. Bazıları elma, bazıları portakal ve bazıları da armut ağacıdır. Bazıları domatese, bazıları da gül fidanlarına benzer. Ebeveynler bahçıvanlar gibidir. Taze fidanlara su verip, bakmaları gerekir. Genç bir fidanı ne zaman bir sopa ile destekleyeceğini veya bir kavanozun içine koyup koruyacağını bilir, iyi bir ebeveyn, iyi bir bahçıvan gibi, bitkilerin daha sağlıklı, enerjik ve meyva dolu olmasına yardımcı olur. Ama bir ebeveyn de, bahçıvan gibi, bir elma ağacını, armuda veya domatesi güle dönüştüremez.
Çocuklarımız özgürdür. Onları yönlendirebilir, besleyebilir veya birşeyler öğretebiliriz. Ama hiçbir zaman tümüyle sahip olamayız ve bunu da istemeyiz. Bazen bizi şaşırtan, üzen ve öfkelendiren şeyler yapabilirler. Olgun birer yetişkin olma süreci içinde de, bizlerden farktırlar.

Çocuklarım Beni Sadece Bağırdığım Zaman Dinliyorlar
Sadece bağırdığınız zaman söylediğiniz sözlerde ciddiyseniz, bu gerçekten de doğru olabilir. Genellikle ebeveynler, artık o davranışa tahammül edemeyecek hale gelene kadar boş sözler sarfedip kendilerini öfkelendirirler. Amaçlarını çocuklarına iletirken öfkelerini kullanırlar. Bir çocuğa bir şey yapmasını üç kez tekrarladıktan sonra, "Bunu gerçekten söylüyorum." diye bağırırlar. (Sanki daha önce gerçekten söylemiyormuş gibi!) Şu örneği inceleyelim:
John mutfak masasında bazı evraklarla uğraşıyordu. Çocukları, Tina ve Will, oturma odasında oynuyorlardı. Bir oyuncak için kavga etmeye başladılar. John, masadan seslendi: "Haydi çocuklar, çalışmam gerekiyor." Birkaç dakika sonra, gürültü düzeyi yükselmeye başladı. John, "Çocuklar! Ben çalışıyorum." Tabii, gürültü devam etti ve John kafasını işinden kaldırıp, "artık kızmaya başlıyorum" diye seslendi. Birazdan, oturma odasından büyük gürültüler gelmeye başladı. John, birden, kızgınlıktan köpürmüş vaziyette, odaya gitti, yumruğunu masaya indirdi. "Yeter artık! Çalışmam gerekiyor! Ya gürültüyü kesin, ya da odalarınıza gidip oynayın!" diye bağırdı. Çocuklar birden sustular. John, onun sözünü dinlemeleri için neden bu kadar öfkelenmesi gerektiğini düşündü.
John´un çelişkisini inceleyelim, ilk üç uyarısını başka bir odadan davranışa yönelik birşeyler söylemeden yaptı. ("Haydi çocuklar, çalışmam gerekiyor." tam olarak ne demek ) Doğru becerileri, ancak sinirlendikten sonra kullandı, ilk olarak, odaya gitti ve çocuklarla yüzyüze konuştu, ikinci olarak da, onlara bir seçenek sundu - sessizce oynayın ya da gidin. Aslında problemi çözen onun öfkesi değil, olumlu ebeveynlik becerileriydi. Ama öfkesi bunları geri planda bıraktı. Eğer John bu yöntemi devamlı kullansaydı, çocuklar öfkelenmeden söylediği sözlerin de ciddi olduğunu bilirlerdi. Eğer John, ebeveynlik becerilerini en baştan, işe öfke karıştırmadan kullansaydı, sözlerinin sakin ve neşeli bir şekilde söylendiklerinde bile önemli oldukları mesajını çocuklarına ulaştırabilirdi.
Öfke ve kızgınlığınızı arttıran bazı şeylerin farkına vardıktan sonra, bir sonraki aşamaya geçebilirsiniz: Öfkelenmeye başladığınızı hisgittiğiniz anda kullanabileceğiniz bazı beceriler kazanmak. Eğer öfkenizle başetmek için bir planınız olursa, onu daha kolay uzak|aştırırsınız. Bu konuyu araştırıp, Ebeveynlik Öfkesiyle Başetme konulu dersi vermeye başladığımdan beri, bizim evdeki kapı kolları da kırılmıyor. Daha da önemlisi, artık "kırıcı öfke" durumuna hiçbir zaman gelmiyorum. Diğer ebeveynler de, bu becerilerin kendilerinde büyük değişiklikler oluşturduğunu söylediler. Şimdi, sakin kalmanın dört aşamasını inceleyelim.

Sakin Kalmanın Dört Aşaması
İlk adım ,Durun, Nefes alın ve Sayı Sayın
Durun
Şiddetli bir şekilde öfkeleneceğinizi gösteren çeşitli aşamalar vardır. Kendiniz de bu aşamaların neler olduğunu saptamaya çalışabilirsiniz. Herkes farklıdır, ancak öfkenin bazı yaygın belirtileri vardır; hızla nefes alma, midenin sıkışması, kasların gerilmesi, terleme, titreme, vurma veya bağırma isteği. Eğer bu belirtilerden birinin farkına varırsanız, kendinize "Dur! Öfkeleniyorsun" diyebilirsiniz. Böylece kendinizle çocuğunuz arasında bir mesafe bırakabilirsiniz. Bu, kendinize ya da çocuğunuza güvenli bir yerde bir süre mola vermek şeklinde olabilir. Önemli olan, içinizde öfkenin artmaya başladığını hissettiğiniz anda, duruma müdahale etmemektir. Kendiniz ve çocuğunuz arasında mesafe koyup tepki göstermemeniz ve olumlu bir davranışta bulunabilmek için de kontrolünüzü kazanmanız gereklidir.
Bu çok önemli bir aşamadır. Öfkeleneceğinizi hissettiğiniz bir aşamadayken, erkenden öfkeyi durdurma kararı alarak, öfkeniz tehlikeli bir hale gelmeden ona karşı koymayı mümkün kılacaksınız. Kendinizle çocuğunuz arasına mesafe koymak size iki şey kazandıracaktır: Çocuğunuza öfkelendiğinizi iletmiş olacaksınız ve sizi öfkelendiren durumla uğraşmadan önce, ihtiyacınız olan zamanı kazanacaksınız.
Şunu hiç unutmayın ki, bir ebeveyn olarak, her davranışa bir kar-, her soruya bir cevap, her yanlış davranışa anında bir ceza vermeniz gerekmemektedir. Çocuklarla uğraşmanın bir avantajı da, köpek ve atların tersine,ayrı zamanlarda meydana gelen olaylar arasında ilişki kurabilmeleridir. Hazırladığınız yemeği mahveden köpeğinize, biraz sakinleşip,uygun bir ceza bulduktan sonra seni cezalandıracağım." diyemezsiniz. Ya da diyebilirsiniz, ama köpeğiniz verdiğiniz ceza ile yaptığı hata arasında bir ilişki kuramayacaktır. Ama iki yaşındaki çocukların bile, uzun süreli hafızaları vardır ve biraz gecikmiş olarak göstereceğiniz bazı davranışların nedenlerini bilebilirler. (Eğer bana inanmıyorsanız, iki yaşındaki bir çocuğa onu yemekten sonra dondurma yemeğe götüreceğinizi söyleyin, hatırlayıp hatırlamadığını göreceksiniz.)
Kısa bir süre önce, bu tekniği 7 yaşındaki kızımda deneme imkânım oldu. Derse yetişmek üzere hazırlanıyordum ve üç çocuğum da banyoda bana eşlik ediyordu. Angela kedisinin kayısıyla oynuyordu. Onun kayışı tehlikeli bir şekilde çevirmeye başladığını görünce, onu uyardım. Hepimiz banyodayken bunun doğru olmadığını söyledim. Birkaç dakika sonra, tekrar yapmaya başladı ve ben de yapmamasını tekrarladım. Birkaç dakika sonra, tabii yine yapıyordu. (Sınırları zorlayan normal, sağlıklı bir 7 yaş çocuğu) Sonunda, kayış kardeşinin gözüne çarptı. Vanessa´nın göz kapağı anında şişti ve kızardı. Öfkeden deliye döndüm. Yüzüm kıpkırmızı, gözlerimden şimşekler çakarak Angela ´ya baktım, "Çabuk buradan çık git!" diye bağırdım. Akıllı bir çocuk olan Angela, küçük bacaklarının onu götürebileceği en hızlı şekilde oradan kaçtı. Vanessa´nın gözüne buz koydum, gözünde ciddi bir durum olmadığını anladıktan sonra onu sakinleştirdim.
Kendimi de sakinleştirdikten sonra, gerekli bir ceza düşünüp karar verdim ve Vanessa ile yüzleşebildim. Odasına gittim ve ona yardımcı bazı sorular sordum: "Anneni dinlemeyince ne oldu " "Bu kuralları neden koyuyorum zannediyorsun " "Gözüne senin kayışın girdiği zaman Vanessa nasıl hissetti hiç düşündün mü " Bu sorulara beraberce cevaplar vermeye çalıştık ve ondan kayışını istedim, üç gün sonra alabileceğini söyledim. Hiç itirazsız verdi. (Olayı takip eden üç gün boyunca ne kadar sıkıldığından, kayışı olsaydı neler yapabileceğinden bahsedip durdu.)
Sağlıklı ve sevgi dolu ilişkimizi koruyabilmek için bu aşamadan sonra kızıma nasıl yaklaştığımı, önemli bir adım olarak size aktarmak istiyorum. Tatlı kızıma sarıldım, gözlerinin içine baktım ve "Tatlım, beni dinlemediğin veya yanlış davranışlarda bulunduğun zamanlarda bile seni bütün kalbimle seviyorum. Benim tek Angela´msın ve benim için çok özelsin" dedim. O da bana baktı ve çok ciddi bir şekilde, "Anne, söz veriyorum, bir daha hiç yanlış davranmayacağını" dedi.
Sakin kalmak için izlememiz gereken adımlara geri dönelim, ilk önce, öfkelenmeye başladığınızı hissettiğiniz anda, çocuğunuzla aranıza bir mesafe koyun. Ama bu sürede ondan uzakta ne yaptığınız da çok Önemlidir. Kendi kendinize konuşup, problemi ve ne kadar öfkelendiğinizi tekrarlamayın. Bunun yerine:
Derin Nefes Alın
Çocuğunuzdan uzaklaştıktan sonra, birkaç derin nefes alın. Ciğerlerinizi hava ile doldurun ve dışarı verin. Derin nefes almak öfkenin fiziksel belirtilerini ortadan kaldıracaktır. Beyninize ve kaslarınıza oksijen göndermek vücudunuzu gevşetir. Öfkelendiğimizde sığ ve kısa nefesler alırız, beyin ve kaslarımızı iyi çalışabilmek için ihtiyaçları olan oksijenden mahrum bırakırız. Yavaş yavaş nefes alma süreci, duygusal yanınızı kontrol altına almanıza da yardımcı olur.
Sayı Sayın
Bunu önceden duymuşsunuzdur çünkü çok işe yarar. Yavaş yavaş ve bilinçli olarak 10 veya 20´ye kadar sayın (eğer çok kötüyseniz 100´e kadar devam edebilirsiniz). Sayı sayma işlemi, kafanızın problemden uzaklaşmasını ve enerjinizin tekrar toplanmasını sağlar. Birkaç dakikalığına problemden kaçmanız ve sakinleşmeniz için bir fırsat verir. Bazı kişiler, sayı saymayı onları problemden uzaklaştıramayacak kadar basit ve mekanik bulurlar. Bu durumda, milli marşınızı, karmaşık bir şiiri, bir şarkıyı söylemeyi ya da alışveriş listenizi yazmayı deneyin. Bütün bu taktiklerin amacı, problemle aranıza zihinsel bir mesafe koyarak, gücünüzü tekrar toplamanız için gerekli olan zamanı kazandırmaktır.
Dur, derin nefes al ve sayı say taktiğini evin dışında da kullanabilirsiniz. Böyle bir durumda, mesafe koyma aşamasını uygulayamayabilirsiniz. Ama bu aşamayı da uygulayan yaratıcı bir anne tanıyorum ve işte onun hikayesi!
Diane 3 çocuğunu yüzme dersinden almaya gitmişti. Arabaya binerken kızlardan ikisi arabada nereye oturacakları konusunda tartışmaya başladılar (herkesin ortak problemi). Diane olaya müdahale edip, "Julie sen arkaya, Emily sen öne" dedi. Sonuçtan hiç memnun olmayan Julie tipik bir 12 yaş isyankârlığı göstererek, kollarını kavuşturup, suratını asıp, araba parkının ortasına dikildi ve "o zaman ben de arabaya binmiyorum" dedi. Diane ve Julie arasındaki birkaç dakikalık tartışmadan sonra, Diane şiddetli bir şekilde öfkelenmeye başladığını hissetti. Durdu, derin nefes aldı ve sayı saymaya başladı ve sakin bir şekilde arabaya binip oradan uzaklaştı gitti. Julie şok olmuş bir ifadeyle park yerinde öylece kaldı. (Diane yolda araba telefonundan kocasını arayıp, işten dönerken kızlarını yüzme havuzunun önünden almasını rica etti.)
Çocuğunuzu olay yerinde terkedip gitmenizi önermiyorum tabii ama bu hikaye anlatıldığında bütün sınıf gülmekten kırılıyordu.
2. Adım -Kendinizi Görün
Durup, nefes alıp sayı saydığınıza göre, artık durumu daha iyi değerlendirecek duruma gelmiş olmanız gerekir. Kendinizi TV´de ya da ileri-geri alabileceğiniz bir video filminde izliyormuş gibi farzedin. Çocuğunuz karnıbahar yemediği için, boğazını sıkmak üzere olduğunuzu görmek sizi çok şaşırtacak.
Kendinizi daha objektif bir açıdan değerlendirebilirseniz, durumu daha iyi kavrar ve çocuğunuzla yüzyüze gelmeden önce nasıl davranacağınız konusunda daha doğru kararlar verebilirsiniz. Kendinize dışarıdan bir gözlemci olarak bakarak, birbiriyle çatışan kısa vadeli isteklere yoğunlaşmak yerine, çocuğunuzun büyümesine yardımcı olacak uzun vadeli hedefinize ulaşmış olursunuz. Kendinizi görmeniz, öfkeli duygularınızı uzaklaştırıp, çocuğunuza daha iyi ebeveynlik yapmanızı sağlayacaktır. Bu fikrin ne kadar etkili olduğunu anlayabilmek için, kızkardeşinizin, komşunuzun ya da marketteki annenin ebeveynlik hatalarını bulmanın ne kadar kolay olduğunu bir düşünün. Kendinize dışarıdan bakmak, egonuzu sürecin dışına çıkartıp, olaya belli bir açı kazandıracaktır.
3. Adım: Beklentilerinizi Uyarlayın
Beklentilerimiz gerçeklerden uzak olduğu sürece, öfke düzeylerimiz de yüksek olacaktır. Beklentiler gerçeklerden ne kadar uzak olursa, öfkeye de o derecede yer açılacaktır. Bunu, benim başımdan geçen o öfke krizi örneğini ele alarak şekillerle gösterelim (Bak. Sayfa 143).
Gerçekçi beklentiler, bizi öfkelendiren yanlış davranışları hesaba katmamızı sağlar. Böylece de, bu tip • davranışlarla karşılaştığımızda şaşırmayız. Hatta onlarla başedebilmek için önceden bir plan bile oluşturabiliriz. Gerçekçi beklentiler oluşturmak, olmasını istediğiniz ve onu
Beklentiler:
5 çocuk da saat
9:00´da uyumuş olacak.
Beklentiler:
Gece yatıya gelen çocuklar
geç saatlere kadar uyumazlar.
Öfke Düzeyi
Yüksek
Düşük
Gerçek:
5 çocuk da saat
10:00´da uyanık.
Öfke Düzeyi
Yüksek
Düşük
Gerçek:
5 çocuk da saat
10:00´da uyanık.
Bozdukları için çocuklarınızı suçladığınız hayatla değil, gerçekte varolan hayatla karşılaşmamızı sağlar. Bu bölümde üzerinde durmak istediğim en önemli nokta da bu. Eğer ebeveyliğin bir süreç olduğunu anlarsanız, öfkenizi azaltabilirsiniz. Böylece daha geniş bir açıdan bakıp bütün bir resmi görebilirsiniz: Bu süreç, plana uymayan günlük konular için ısdırap çekme süreci değil, çocuklarımızın yetişkinliğe ulaşmasına yardımcı olma sürecidir. Çocuk gelişimi konusunda, az da olsa bilgi sahibi olmak da, belli durumlarda çocuklarımızın "tam yaşlarına uygun " davrandıklarını anlayabilmek için gereklidir. Bu aşamada da, geliştirdiğiniz Becerilerinizi kullanarak, değişik çocukluk dönemlerindeki davranışları ile başedebilirsiniz. Bu konuda, Louise Bates Ames´in l yaşındakinden 14 yaşındakine kadar uzanan kitaplar serisi çok yardımcı kitaplardır. Çocuğunuzun belli bir yaştaki normal davranışları hakkında ne kadar çok bilirseniz, onun "sağlıklı gelişimini" gösteren davranışları karşısında o kadar rahat olursunuz. Bu bilgiler, daha gerçekçi beklentiler sap-ternanızı ve çocuğunuzun gelişimiyle ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanan öfkeyi engellemenizi sağlayacaktır. Çocuğunuz beklenen bir şekilde davrandığı zaman, kendi kendinize "Oh! Bunun hakkında okumuştum!" dersiniz ve rahatlarsınız. Tabii ki bilgi, ne o davranışı ortadan kaldıracaktır, ne de sizin memnuniyetsizliğinizi azaltacaktır, ama onunla daha rahat bir şekilde başetmenizi sağlayacaktır.
Beklentilerinizi uyarlarken, problemin gerçeğine yoğunlaşmaya çalışın. Bugün çok sinirlendiğimiz bir şeyi, üç hafta sonra belki de hiç hatırlamayacağız; bir de üç yıl sonrasını düşünün. Bir süre önce bir söz görmüştüm: "Küçük şeyler için ter dökmeyin" ve onun altında küçük harflerle yazılmış bir cümle: "Her şey küçüktür."
4. Adım: Becerilerinizi Kullanın
Şöyle bir özetlersek; durdunuz, derin nefes aldınız, sayı saydınız, kendinizi TV´de izlediniz ve beklentilerinizi uyarladınız. Bütün bunlar, durumun ciddiyetine göre, sadece birkaç dakika veya bir saat alır. Artık durumu analiz edip, her şeyi kontrol altına almak için hangi beceriyi kullanmanız gerektiğine karar verme zamanı geldi.
Örneğin, benim 5 tatlı çocuğum saat 10:30´da hâlâ duvarlara tırmanırken, ben şöyle yapabilirdim.
• Net bir cümle kurabilirdim:
Bir seçenek verebilirdim:
• Anneannemizin kuralını kullanabilirdim:
• Kısa bir ifade kullanabilirdim:
• Bir şeyi konuşturabilirdim:
Saat 10:30 ve uyku zamanı çoktan geçti. Herkes artık sessizce yatmalı.
"Hepiniz sessizce birarada yatabilir ya da herkese ayrı bir yer ayarlayabilirim."
"Eğer hepiniz sessizce yatağa girerseniz, ışığı söndürmeden önce bir kitap okuyabilirim."
"Çocuklar, yatağa!"
"Selâm! Ben uyku perisiyim. Hepiniz yataklarınıza girip, gözlerinizi kapatınca, üzerinize sihirli uyku tozumu serpeceğim ve size tatlı rüyalar getireceğim."
• Bir not yazabilirdim: Odaya kağıttan bir uçakla bir not gönderebilirdim. Saat onu geçti Yatağa girseniz iyi olacak, Yoksa birazdan anneniz Çok kızacak.
Odaya girip, kendimi yere atıp, ağlıyormuş gibi yapar ve "Hemen uyumalıyım! Ölüyorum! Hemen uyumalıyım!" diyebilirdim.
"Şimdi beni dinleyin çocuklar, Ben yatmaya gidiyorum. Bu odadan çıkmayın ve beni rahatsız etmeyin."
Kapının kolunu çıkartırdım. (Hey bir dakika! Bu bir beceri değil!!!)
Hangi beceriyi kullanacağınıza karar verdikten ve onu destekleyecek başka bir tane daha saptadıktan sonra, çocuğunuza çok farklı bir şekilde ve "Ben ebeveynim. Yetki bende. Planım da bu." diyen bir tavırla yaklaşacaksınız . Bir planınızın olması, sizin duruma daha sakin ve yapıcı bir şekilde yaklaşmanızı sağlayacaktır.
Bu aşamaları deneyerek, öfkelenmeyi engelleyip, daha sakin kalabildiğinizi göreceksiniz. Çok öfkelenseniz bile, artık öfkeniz kontrol dışı olmayacak ve onunla başedebilmek için iyi bir planınız olacak.
• Espiri anlayışımı kullanabilirdim:
• Onları gözardı edebilirdim:
´ Bir oyun sergilerdim:
Bunları Unutmayın —
Neden Bu Kadar Öfkeleniyorum
Bunu Nasıl Önlerim
Sakin Olmanın Aşamaları
1. Adım
• Durun
• Çocukla aranıza mesafe koyun
• Derin nefes alın
• Sayı sayın
2. Adım
• Kendinizi TV´de izler gibi izleyin.
3. Adım
• Beklentilerinizi uyarlayın
• Düşüncelerinizi uyarlayın
4. Adım
Kullanacağınız beceriyi seçin, onu destekleyici bir yönteminiz daha olsun.
***
Liste saat tam 8:00´de tamamlanmış olmalı:
7:00
1. Kalk
2. Kahvaltı et.
3. Giyin, dişlerini ve saçını fırçala.
7:30
4. Yemeğini hazırla.
5. Köpeğini besle.
6. Çantanı hazırla.
8:00
7. Ayakkabılarını, paltonu, yemeğini ve çantanı kapının önüne koy.
Bu listeyi tamamlamaktan sorumlusun. Hatırlatma olmayacak. Eğer listedekiler zamanında tamamlanmış olmazsa, aynı gün içinde aşağıdakiler tamamlanacaktır (bu konuda tartışma ve ikinci bir şans yoktur):
1. Okuldan gelir gelmez ertesi günün öğle yemeği, giyilecek elbiseler ve okul çantası hazırlanacak.
2. Yatağa yatma zamanı bir saat öne alınacak. Böylece ertesi sabah listedekileri yapabilmek için daha zinde kalkabileceksin.
Burada belirtilen zaman çıkış saatinden 10-15 dakika öncesi olmalı ki, kontrol etmek ve tamamlanamayan işleri bitirmek için zaman kalabilsin.

Pek çok ebeveynin çocuklarını uykuya yatıramamaktan şikayet ettiklerini duymuşumdur. Bu kavramı yakından inceleyelim. Çocuğunuzu uykuya değil, yatağa yatırabilirsiniz, ikisi arasında çok büyük fark vardır. Eğer çocuğunuzun uykuya dalma yeteneğini kontrol etmeye çalışıyorsanız, daha başlamadan mücadeleyi kaybettiniz demektir. Çocukların kendileri bile ne zaman uykuya dalacaklarını kontrol edemezler. Ebeveynler olarak bizim yapabileceğimiz, ortamı uykuya uygun hale getirmektir; uyku kendiliğinden gelecektir.
Ebeveynler yatağa gitme kuralları konusundaki kararsızlıklarıyla işi daha da zorlaştırırlar. Çocuk, "bir öpücük daha " veya "bir daha su" isteyince genellikle alır. Tuvalete gitmek isteyince götürülür. Yataktan çıktıkça, onunla konuşulur (Belki çok büyük bir sohbet değil ama yine de bir iletişimdir.).
Artık yatağa gitme kuralları konusundaki duygularınızı belirleme zamanı geldi. Hem kendi, hem de çocuğunuzun duygu ve ihtiyaçlarını analiz edip, bu problemi nasıl ele alacağınızı saptamalısınız. Size üç tane çözüm sunuyorum. Bunlardan sadece birini beğenebilir veya hepsinden birer noktayı birleştirebilirsiniz. En önemli olan, ne yapacağınıza karar verip ona uygun olarak davranmaktır. Ebeveynler kendileri öfkelenene, çocukların da aklı iyice karışana kadar değişik yöntemler etrafında dolanıp, problemi kendileri yaratmaktadırlar. O halde, ilk adım ne yapacağınıza karar vermek, ikinci adım, kuralları çocuklara aktarmak ve üçüncü adım planı uygulamaktır.
Çözüm:Xavier ile konuşmanın zamanı gelmiş! Gündüz herhangi bir saatte (yatmadan yarım saat önce değil) onu karşınıza alın ve kuralları saptayın. Şunları söyleyebilirsiniz: "Xavier, son zamanlarda yatağa yatma zamanı çok kötü geçmeye başladı. Ben genellikle sana bağırıyorum ve sen de ağlayarak uyuyorsun. Artık bu böyle olmayacak. Yeni bir planımız olacak. Senin için Yatağa Yatma Çizelgesi hazırladım"
Xavier´in Yatağa Yatma Çizelgesi
1. Pijamalarını giy.
2. Sütünü iç.
3. Dişlerini fırçala.
4. 5 kitap oku. (Ya da 15 dakika oku.)
5. Suyunu iç ve tuvalete git.
6. Gece lambanı aç.
7. Anne/Baba odadan gidecek.
8. Xavier sessizce yatağında yatacak ve uykuya dalacak.
Çizelgeniz aşamalar net olarak gösterilecek şekilde büyük bir kağıda yazılmalıdır. Eğer çocuğunuz daha okuyamıyorsa, çöpten adamlar işe yarayabilir.
Bu çizelgeyi Xavier´in odasının kapısına, göz hizasına asın. Ona "bundan sonra ne var " gibi sorular sorarak, çizelgeyi izlemesine yardımcı olun. Pek çok çocuk için, planın varlığı bile belli bir tutarlılıkla size yardımcı olması için yeterlidir. Xavier, 8´inci adıma geldiğinizde yatağında kalacak mı Tabii ki hayır! Bu kaçışa vereceğiniz tepki, bu konudaki başarınızı belirleyecektir. Eğer ona bir öpücük veya su verirseniz, tuvalete götürürseniz, ona hiçbir şeyin değişmediğini söylemiş olursunuz ve o da bütün numaralarına devam eder. Bununla başetmenin çeşitli yolları vardır:
Seçenek 1: Xavier yanınıza geldiğinde, elinden tutup ya da kucağınıza alıp onunla birlikte odasına gidin. Çok fazla konuşmayın, sadece "planımıza göre şu anda senin yatağında olman gerekiyor" deyin, içecek bir şey, bir öpücük ya da tereyağlı ekmek için yalvarmalarını dikkate almayın. Yarının ne gün olduğu, saatin kaç olduğu veya yılbaşına ne kadar kaldığı gibi sorularını cevaplandırmayın. Onu yatağına yatırdıktan sonra, kapıda bekleyin ve yatağından çıktığı anda onu geri götürün. Hazırlıklı olun! ilk gece, Xavier çok sinirli olacaktır. Ağlayıp, bağırıp, kapıları tekmeleyebilir. Nefesinizi tutun ve şunu tekrarlayın: "Bu da geçecek". Emin olun, ertesi sabaha kafasında çok daha hoş şeyler olacaktır. Ertesi gece aynı şeyleri tekrarlayın. Ve daha sonraki geceler de. Sonunda Xavier vazgeçecek ve yatağında kalacaktır. Çocuğuna göre, bu sadece iki gece ya da yirmi gece sürebilir. Ama siz sakin kaldığınız ve ondan daha çok dayandığınız sürece siz kazanacaksınız! Ondan sonraki yıllarda da uyku zamanları çok sakin ve huzurlu geçecektir.
Seçenek 2: Eğer çocuğunuzun 8´inci adımdan sonra kaçacağını biliyorsanız, 9´uncu adımı ekleyin:
9. Xavier´in iki tane "Odadan dışarı çıkabilme kartı" olacak. Su, öpücük, tuvalet ya da sarılmak için sadece iki kere odadan çıkabilir. (Dışarı çıktığında size kartını vermeli.)
Eğer odadan iki kereden fazla çıkarsa, ona uygun bir ceza düşünün.Bunu önceden ona bildirin ve buna sadık kalın. Bu, bir dışarı çıkma kartı alamama veya oda kapısının kapalı tutulması olabilir (kapıyı kapattığınızda, gece lambasının yandığından emin olun ve ona kapının öbür tarafında olduğunuzu belirtin). Bunların dışında bir şey de belirleyebilirsiniz, ama kararlı olun!
Çözüm: 2.
Kişisel olarak ebeveynlerin yatma saatini neden büyük bir mücadeleye çevirdiklerini hiç anlayamamışımdır. Her gece süren bir bağırma, yalvarma, ağlama ve hayal kırıklığı. Ben genellikle günü sevgi ve huzur dolu bir şekilde bitirmeyi tercih ederim. Yatağa yatma saatini, çocuklarımla aramdaki bağı kurabileceğim bir fırsat olarak değerlendirmeyi tercih ederim.
Beklentilerinizi yeniden gözden geçirerek, üzerinizdeki baskıyı biraz azaltabilirsiniz. Eğer Xavier´i size iyi geceler dileyip, tıpış tıpış odasına gidip, yüzünde bir gülümseme ile yatağına girerken hayal ediyorsanız, tabii ki hayal kırıklığına uğrarsınız. Yatma zamanını çocuklarınızla geçireceğiniz, o sürekli isteyip de bulumadığımız değerli bir zaman olarak görüp bu fırsatı değerlendirin. Çocuğunuz ve sizin sessizce birlikte geçireceğiniz bazı yatak aktiviteleri geliştirin. Bunlar biraz kucaklaşma ve sırt kaşıma ya da kitap okuma ve konuşma olabilir. Geceye hazırlanana ve hatta uyuyana kadar onunla kalın. Bu konuda konuştuğum ebeveynlerin çoğu, bunu yaptıkları zamanlarda, orada onun güvendiği birisinin varlığını bildiği için çocuğun daha çabuk uykuya daldığını söylediler.
Ben oldukça yoğun bir hayat sürdürüyorum. Günlerim öğreterek, yazarak ve işimi yürütmeye çalışarak geçiyor. Üç çocuğumun üzerine titriyorum. Aileme ayrılmış iki özel zaman var; hafta sonları ve yatma zamanları. Evde olduğum akşamlar, çok özel, sevgi dolu bir şey yapıyoruz. Hepimiz pijamalarımızı giyiyoruz, hep beraber dişlerimizi fırçalıyoruz, sonra hep beraber onların büyük yataklarına uzanıyoruz (hepsi beraber uyuyorlar ve bu kendi seçimleri) ve ben onlara kitap okuyorum. Otuz dakika ile bir saat süresince kendi uykum gelene kadar onlara okuyorum. Daha sonra ışığı söndürüp, ana kedi ve yavruları gibi birbirimize irilip uyuyoruz. Bazı geceler üç meleğim uyuduktan sonra, kalkıp eşime ya da kendime zaman ayırıyorum. Bazı geceler de, ana kedi yavruları ile birlikte uykuya dalıyor. Bence bu günü bitirmek için çok sevecen, huzurlu ve harika bir yol.
Çözüm: 3.
Çocuklarınız kendi kendilerine okuyabilecek yaşa geldiklerinde çok etkili bir yatak aktivitesi başlatabilirsiniz. Bu yaklaşım daha önce açıkladığım bir gerçeğe dayanıyor: Çocuklarınızı uyutamazsınız, ama onların yatakta kalmasını sağlayabilirsiniz. Ayrıca çocukların doğal sonuçlardan hayat dersi almalarını da sağlıyor.
Ebeveyn: Oğlum, artık kendi uyku zamanını ayarlama sorumluluğunu üstlenme zamanının geldiğini düşünüyorum. Artık bunu yapabilecek kapasiteye sahipsin. Şimdi şöyle bir şey yapacağız. Yatağa gitme saatin saat 9:00 olacak, yani o saatte senin yatakta olmanı bekliyorum. Uyumadan önce biraz okumak isteyebilirsin. Işığını ne zaman kapatacağına kendin karar vereceksin. Yalnız şunu unutma; sabah 6: 30 ´da kalkacağız ve uykunu iyi alamazsan sabah kalkmak çok zor olur.
Tek uyarı sözcüğü yeterli! Çocukların çoğu istedikleri kadar oturabilme fikrinden çok heyecanlanırlar, ilk gece ışığın saat ll:30´a kadar açık kaldığını göreceksiniz. Bunun hiç önemi yok! Ertesi gün iyi bir deneyim kazanacak: Çok az uykuyla idare etmenin nasıl olduğunu öğrenecek. (Ne demek olduğunu biz çok iyi biliriz.) Başarılı olmanın anahtarı, ders vermekten kaçınmaktır. Sadece çocuğunuza sarılıp, gün boyunca çok yorgun hissederek dolaşmanın ne demek olduğunu anladığınızı belirtin. Bana güvenin! Ertesi gece ışık çok çok daha erken sönecek!
Yatağa yatma konusuyla başetmek için artık birkaç yeni fikriniz var. Bu seçeneklerin çok başarılı olduğunu söyleyen ebeveynlerle de, kendi yöntemlerini uygulayan ebeveynlerle de beraber çalıştım. Yüreğinizin sesini dinleyin. Doğru cevap her aile için farklıdır. Hangi yöntemi seçerseniz seçin sizin için doğru olan odur. Unutmayın ki, seçtiğiniz hangi yöntem olursa olsun, çocuğunuzda ömür boyu devam edecek duygusal ve psikolojik problemlere neden olmayacaktır. Çocuklar o kadar dayanıksız değildir. Çocukların hayatı yapboz oyuncaklarındaki gibi küçük parçalardan oluşmuştur. Bu problemi halletme yönteminiz sadece yapbozun küçük bir parçasıdır. Bir çocuğun yaratılmasını ve kimliğinin oluşmasını sağlayan bütün bu parçaların nasıl biraraya geldiğini görebilmek için, çocuğun hayatının her aşamasındaki resmin tümüne bakmanız gerekir.
Ebeveynlerin pek çoğu çocukları genellikle yürümeye başladıktan sekiz yaşına kadarki dönem içindeyken, yatağa gitme problemleri olduğundan söz etmişlerdir. Dokuz yaş ve üstü için bu problemi hemen hiç duymadım. Galiba yatağa gitme konusu, ayakkabıyı yanlış ayağa giyme problemi gibi. Biraz erken yaşta bunun düzelmesini istiyoruz, ama ortaokul çağına geldikleri anda konu kendiliğinden bitiyor.
Şimdi bütün önerileri değerlendirip, kendi yatağa yatma yönteminize karar verin ve onu uygulayın. Şimdi yaşadığınız kargaşalıktan yeni bir uygulamaya geçmek zaman alabilir, bu yüzden sabırlı ve kararlı olun. Tatlı rüyalar!
S: 3 yaşındaki kızım Stephanie, bir şeyi paylaşmakta çok zorlanıyor. Sadece kendi eşyalarını değil, her şeyi sahipleniyor. Kız kardeşimin 3 yaşındaki çocuğu her şeyi çok güzel paylaşıyor. Birlikteyken, Stephanie´nin geçirdiği öfke nöbetlerinden utanıyorum. Kızımı paylaşmaya yöneltmenin en iyi yolu nedir
C:Bir Çocuğun Felsefesi
Benim olan benimdir, bu çok açık,
Benim gibi gözüken de tabii ki benim olacak,
Eğer çok beğenirsem, hemen iddia ederim,
(Belki de ileride bir gün beğenirim, durum yine aynıdır.)
Şimdi onu sen mi istiyorsun, o zaman ben de istiyorum,
Sen fikrini değiştir irsen, ben de değiştiririm,
Eğer benim odamdaysa, eğer benim elimdeyse,
Eğer benim evimdeyse, anlamıyor musun Belki de bir gün onunla oynamak isteyebilirim, Ama şimdi verirsem o zaman ne yaparım
Küçük bir çocuğun benmerkezci bakış açısından, eşyaları tanımlamanın bir tek adı vardır: "Benim". Paylaşmak bu tanıma uymaz. Ama paylaşmaya da, okumaya baktığımız gibi öğrenilebilecek bir şey olarak bakmalıyız. Her ikisi de geliştirilebilen bir olgudur ve çocuk kendiliğinden o aşamaya gelmez, her ikisi de öğrenilmelidir.
Çocuğun paylaşmayı birdenbire öğrendiği sihirli bir yaş yoktur. Paylaşmayı öğrenme çevrenin etkisiyle olur: Kardeşlerinin sayısı, cinsiyetleri ve yaşları; kendi yaşındaki çocuklarla birlikte olma miktarı ve hangi ortamlarda onlarla olduğu (sistemli bir yuvada veya her şeyin özgür olduğu bir oynama grubunda) veya kendisine paylaşmanın öğretildiği bir eğitim alıp almadığı bu konuda belirleyicidir. Paylaşabilme yeteneği çocuğun kişiliği ile de ilintilidir. Hırslı ve istekleri olan bir çocuk, uysal ve yumuşak başlı bir çocuktan daha zor paylaşacaktır.
Çocuğunuzu paylaşmaya yöneltmenin birçok yolu vardır. Önce, ona model oluşturun ve yaptığınızı tanımlayın. Kurabiyenizin bir kısmını ona verirken, "Stephanie, işte kurabiyemin bir kısmı. Bunu seninle paylaşmak istiyorum. Paylaşmak beni çok mutlu ediyor." deyin. Onu oyuncaklarını sizinle paylaşmaya yöneltin ve bunu yaptığında onu övün. Bu özellikle çocuğunuzun kardeşi yoksa çok önemlidir. Ayrıca, çocuklar için ebeveynleriyle paylaşmak, yaşıtlarıyla paylaşmaktan daha kolaydır ve bu paylaşmayı öğretmek için iyi bir fırsat yaratır. Eğer birden fazla çocuğunuz varsa, paylaşma konusunda ailenizin kurallarını belirlemeniz çok önemlidir. Benim önerim, aldığınız oyuncak ve oyunların % 50´si "herkes" için olmalı ki, ortak paylaşma iyi bir deneyim olsun. Oyuncakların diğer yarısının, özel sahipleri olmalı ki, çocuğunuz kendisinin olduğunu iddia edeceği bir şeylere sahip olsun. Paylaşamadığı için çocuğunuzu hiçbir zaman ayıplamayın ve utandırmayın. Bu sadece daha olumsuz duygulara ve dirence neden olur.
Çocuğunuzu paylaşması gereken zamanlara önceden hazırlayın. Örneğin, evinize başka bir çocuk gelmeden önce, "Stephanie, biraz sonra kuzenin Molly gelecek. Seninle oynamayı çok seviyor! Burada olduğu sürece senin oyuncaklarınla oynayacak. Birkaç özel oyuncağını seçip, dolabına kaldırabilirsin. Geri kalan oyuncaklarınla sen ve Molly beraberce oynayabilirsiniz" deyin. Sonra, Molly gelince, birkaç dakika onlarla beraber oynayıp, aralarındaki ilişkiyi ayarlayabilirsiniz. Eğer Stephanie, ben paylaşmak istemiyorum krizine girerse, yapacağınız birkaç şey olabilir:
1. Onu sakin bir odaya götürüp, sakinleşinceye kadar orada bekletin. Molly´nin kendisiyle ve oyuncaklarıyla oynamak için hâlâ içeride olduğunu hatırlatın.
2. Ona seçenek sunun: "Molly´le oyuncaklarını paylaşabilirsin ya da odana gidip, hazır olana kadar buraya gelmezsin. Molly de yalnız başına oynamaya devam eder."
3. Dikkatini başka bir oyuncağa çekin.
4. Süre tutup, her iki çocuğun belli bir oyuncakla bir süre oynamasına fırsat verin. Genellikle 3-5 dakikalık süre yeterlidir.
5. Problem çözme sürecini kullanarak onların kendi çözümlerini bulmalarına yardımcı olun:
• Problemi belirtin
• Olası çözümleri sıralayın
• Çözümleri gözden geçirin ve birini seçin
• Planı uygulayın
S: 4 yaşındaki oğlum neden herkesin içinde problem yaratıyor Sızlanıyor, yaygara kopartıyor, hiçbir zaman işbirliği yapmıyor. Beni çok zorluyor. Yeni utanç verici bir olay yaşama korkusundan, onu bir yere götürmeye korkuyorum. Bunun geçmesini mi beklemek zorundayım
C: Eğer beklerseniz, bundan kurtulamayacaktır:
12 yaşında da herkesin içinde öfke krizleri gebren sıkışacaksınız. Çocukların en kötü davranışlarını topluluk içinde sergilemelerinin iki nedeni vardır Birincisi bizim beklentilerimizin mantıksız olmasıdır.
4 yaşındaki bir çocuğu, kendi arkadaşlarımızla gittiğimiz bir yemeğe götürürüz ve onun uyku saati geldiği halde, iki saat boyunca elleri kucağında sessizce oturmasını bekleriz. Çok hareketli bir küçük çocuğu uçağa bindiririz ve bir paket fıstık yerken pencereden bulutları seyretmesini isteriz. Çocukları bir oyuncakçı dükkanına götürürüz ve ellerini hiçbir şeye sürmemelerini ve hiçbir şey sormamalarını bekleriz. Güneşli bir Cumartesi öğleden sonrasında, çocuklarımızı alışverişe götürürüz, küçük yavru köpekler gibi peşimizden dolaşmalarını isteriz.
Çocukların topluluk içinde olumsuz davranmalarının diğer bir nedeni de, bizim bunu onlara öğretmemizdir. Biz topluluk içine girdiğimiz anda, evde uyguladığımız kuralları gevşetir ve bozarız. Çocuğumuzu topluluk içinde terbiye etmekten kaçınırız. Onlar da bunu öğrenirler ve yaptıkları yanlarına kâr kalır!
Topluluk içindeki davranışları kontrol etmenin pek çok yolu vardır, ilki daha gerçekçi beklentiler içinde olmak ve işlerin yolunda gidebilmesi için her şeye önceden hazırlıklı olmaktır, işe çocuğunuzun yaş grubunun davranış özelliklerini öğrenerek başlayın. Örneğin, iki yaşındaki çocukların genellikle yorgun ve aç oldukları zamanlarda öfke nöbetleri geçirdiklerini bilmek size yardımcı olabilir. Canı sıkılan 9 yaşındakinin, problem yaratabileceğini bilmek yararlı olabilir. Hangi davranışın normal olduğunu bilirseniz, önceden hazırlıklı olarak olumsuz davranışı engellemek için elinizden geleni yapabilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzla uzun bir alışverişe çıkıyorsanız, yanınıza atıştıracağı ve içeceği birşeyler ve kolay taşınacak bir oyuncak alabilirsiniz. Bir restorana gi-diyorsanız, çocuğunuza uygun yiyecekler bulunan uygun bir ortam (çocuk sandalyesi, akvaryum, çocuklar için minik boya kalemi vb. şeyler olan bir yer) olmasına dikkat etmelisiniz.
Beklentilerinizi çocuğunuza önceden bildirin. Daha arabadayken, mağazaya veya restorana girmeden, uygun davranışları tekrarlamanızda yarar vardır. "Şimdi mağazaya giriyoruz. Benim yanımda kalmanı istiyorum. Koşmak yok, yürüyeceksin. Alçak sesle konuş. Ellerle dokunmak yok, sadece gözlerimizle bakacağız."
En iyi hazırlanmış planlarla bile, topluluk içinde olumsuz davranışlarla karşılaşabileceğinizi söylemekten üzgünüm. Bu problemle başetmenin en can alıcı noktası, yabancıların ne düşüneceklerini düşünmemenizde. Zor olduğunu biliyorum, ama yapabilirsiniz. Seyircilerin değil de, çocuğunuzun davranışına yoğunlaşırsanız kendinizi daha güçlü hissedersiniz. Eğer çocuğunuzun davranışına dikkat ederseniz, onu kontrol edebilmek için bildiğiniz en güzel becerilerinizi kullanırsınız.
Bildiğiniz bütün yöntemleri (seçenek verme, açık ifadeler kullanma, anneannemizin kuralı, bir şeyi konuşturma, espiri yapma) denedikten sonra, çocuğunuz hâlâ kontrolden çıkıyorsa, artık "ciddi bir eğitim"in zamanı gelmiştir. Çok çeşitli şeyler yapabilirsiniz. Ama amacımız, çocuğun gözlerini açmasını ve çok etkilenmesini sağlamaktır. Bunlardan birini deneyebilirsiniz:
• Bir mola vermek için çocuğunuzu arabaya götürün. Onu arabaya oturtun. Bu arada, siz de arabanın dışında birşeyler okuyabilirsiniz. Ona, "Güzel davranmaya hazır olduğun zaman, mağazaya geri gideceğiz" deyin.
• Çocuğunuzu bir kenara çekin, onu sıkıca tutun ve onu sıkan şeyin ne olduğunu söylemesini isteyin. Sonra kendi beklentilerinizi netleştirin. Bazen birkaç dakikalık sakin bir yaklaşım her şeyin düzelmesini sağlayabilir.
• Mağazada doldurduğunuz arabanızı,restorandaki yemeklerinizi veya seçtiğiniz bir giysiyi olduğu gibi bırakıp, özür dileyin (restorandaki ödemenizi yapın) ve eve gidin. (Eğer çocuğunuz alışverişi seviyorsa ya da almakta olduğunuz giysi onun içinse, bu yaptığınız çok etkili olacaktır.)
• O günkü işinizi çabucak bitirin. Bir dahaki alışveriş ve restoran için bir bakıcı ayarlayın. Öfkelenmeden ve eleştirmeden, "Geçen seferki davranışın kabul edilemez bir davranıştı. Sen bugün evde kalacaksın" deyin.
Eğer önceden hazırladığınız bir planınız varsa, onları uygulayın ki çocuğunuz evdeki kuralların topluluk içinde de geçerli olduğunu öğrenebilsin. Bir süre sonra bu tür davranışlar mazide kalacaktır.
S: 14 yaşındaki kızımın bana daha saygılı olmasını nasıl sağlayabilirim Bu ona yaptırılması en zor işlerden biri gibi. Bana küstahlık ediyor, isimler takıyor ve benimle tartışıyor. Davranışlarını kontrol edebiliyorum ama dilini edemiyorum!
C: Saygısızlık, ebeveynlerde öfke ve kargaşa yaratır, çünkü bizi tam kalbimizden vurur. Bu kadar sevdiğimiz, üzerine titrediğimiz çocuk bize bu kadar kötü davranıyor. Doğal olarak öfke ve cezalandırmayla tepki veririz, ama bu çocuğun saygılı davranmasını sağlamaz. Genellikle de, çocuklarımız bize saygısızlık yaptığında, biz de saygısız bir ifade kullanırız. Çocuklarımıza saygılı olmayı öğretmenin daha etkili yolları vardır.
Çocuklarınızı etkilemenin birinci şartı onlara model oluşturmaktır. Bir topluluk içinde olduğunuz zaman, çevrenizi biraz gözleyin. Ebeveynler ve çocuklar arasındaki saygısızlık örneklerinin çokluğu karşısında şaşıracaksınız. Yakın zamanda çocuklarımla birlikte gittiğim bir mağazanın kasasında sıramızı beklerken, arkamızda 8-9 yaşlarındaki çocuğuyla bekleyen bir baba vardı. Çocuk alışveriş arabasını öne arkaya oynatırken, babasının bileğine çarptı. Adam birden bağırmaya başladı "Neler oluyor sana Bir dakika bile doğru düzgün davranamaz mısın " Sonra çocuğunu kaba bir şekilde kenara itip, arabayı tuttu ve bana bakıp "Çocuklar!" dedi. Ben de "Ebeveynler!" dememek için dudağımı ısırmak zorunda kaldım. Bu çocuğun saygılı olmayı öğrenme konusunda sıkıntı çekeceğini tahmin etmek için uzman olmama gerek yok. Çocuklarımızdan beklediğimiz saygılı olma davranışlarını göstererek model oluşturmamız çok önemlidir.
Çocuğunuz size küstahlık ettiğinde, isimler taktığında, sizinle tartıştığında ve sizinle bilinçli olarak saygısız bir ses tonuyla konuştuğunda şok olmanız çok normaldir. Onun ağzını kontrol edemeyeceğiniz doğrudur. Ama onu dinleyip dinlememe durumunu kontrol edebilirsiniz. Tartışmak için iki kişi gerekir! Kızınıza tartışma ortamını hazırlamayın. Bunun yerine, "bana saygı gösterebildiğin zamanlarda seni dinlemekten mutluluk duyacağım" gibi bir ifade kullanıp, oradan uzaklasın. Eğer çocuğunuz sizi izliyorsa, banyoya girin ve kapıyı kilitleyin. Daha sonra, duygusal olarak daha tarafsız olduğunuz bir zamanda, bu olayı çocuğunuzla tartışın. Saygı sözcüğüyle ne kasdettiğinizi kesin olarak ona açıklayın. Tekrarlanan davranışlar için bir ceza uygulamayı da düşünebilirsiniz. Bu durum "Davranış Beyzbolu" yöntemi ile kontrol altına alınabilir (Bölüm 4´e bakın).
S: Çocuklanmı her şeyi isteme huylarından nasıl vazgeçirebilirim Çocuklarım sahip olduklarıyla hiçbir zaman tatmin olmuyorlar hep daha fazlasını istiyorlar. Çok moralim bozuluyor! Özellikle bir mağazada, çok cazip şeyler varken istekler daha da artıyor. Çocuklarımın benim sahip olmadığım şeylere sahip olmalarını istiyorum, ama onları şımartmak istemiyorum. Sahip olduklarının değerini bilmelerini nasıl sağlayabilirim
C: isteklerle ihtiyaçlar arasındaki farkı öğrenmek, olgunlaşmanın önemli bir aşamasıdır (Yüksek limitli kredi kartı olan pek çok yetişkin de bunu tam olarak öğrenebilmiş değil!). Çocuklarımızın isteklerini kontrol etmeyi öğrenmelerine, önce onları bilgilendirerek yardımcı olabiliriz. Çocuk "Bu bebeği istiyorum" dediğinde, tipik olarak şu cevabı veririz "Yeni bir bebeğe ihtiyacın yok. Diğer üç tanesiyle bile doğru düzgün oynamıyorsun." Böyle bir cevap, onun isteklerini anlayabilmesini sağlamaz. (Eğer bir arkadaşınızla alışverişte olsaydınız ve o da size "bu pantalonu çok beğendim," deseydi, cevap "başka bir pantalona ihtiyacın yok ki, zaten dolabındakilerin bile hepsini giymiyorsun!" mu olacaktı ). "Bu bebeği istiyorum" diyen bir çocuğa, daha iyi bir cevap şöyle olabilirdi: "Gerçekten çok tatlı. Bu mağazadan istediğin oyuncakları alabilseydin ne eğlenceli olurdu, değil mi " Hatta onun hayal gücünü bir varsayımla süsleyebilirsiniz: "Mağaza bize kocaman bir süper kart verseydi ve istediğimiz her şeyi ona yazıp, bedavaya alabilseydik ne iyi olurdu, değil mi Sen neleri seçerdin " Bir istekler listesi hazırlama fikri, devamlı isteme davranışını azaltacaktır. Çocuk "Bu bebeği istiyorum dediği zaman, bir kağıt-kalem çıkarıp "Tamam, istekler listene ekleyeyim. Kahverengi saçlısını mı, siyah saçlısını mı istersin Elbisesi mavi mi, yeşil mi olsun Tamam, yazdım. Belki de doğum gününe onu alabilirsin " isteklerini yazdığınızı görmek bile çocuğun isteğini daha geçerli kılacak ve çocuk da rahatlayacaktır. Çocuğunuzun istekleriyle başetmek için, önceden hazırlık yapmanız da yararlı olacaktır. Mağazaya girmeden önce, o gün ne alıp, ne almayacağınızı çocuğa söyleyin. Önlerine net beklentiler konursa, isteklerini daha kolay kontrol edebileceklerdir.
Çocukların paranın değeri ve onu nelere harcamaya karar verdiğimiz konusunda da eğitilmeleri gerekir. Çocuklarınız bir şey almanızı istedikleri zaman, "bunu karşılayamayız" demekten kaçının. Bu çocuğa, eğer alabilecek gücünüz olsaydı, alırdınız mesajını verir. Bunun yerine, "paramızı böyle bir şeye harcamak istemiyorum" diyebilirsiniz. Ve paranızı harcamayı tercih ettiğiniz şeyleri konuşabilirsiniz. Belli bir harçlık alan, çeşitli sekililerde para kazanan ve paralarını istedikleri şeylere harcama ayrıcalığına sahip olan çocuklar, paranın ve iyi bir seçim yapmanın değerini daha iyi bilirler.
S: Çocukların arkalarını toplamaktan bıktım usandım! Oyuncaklar, futbol malzemeleri, ödevler, resim malzemeleri, kirli çoraplar... hiç bitmiyor! Tek yaptığım şey, herkesin arkasını toplamak. Artık patlamak üzereyim ve bütün oyuncakları vermeye hazırım.
C: Daha pes etmeyin! Bu çok yaygın olan problemle ilgili pek çok fikir size yararlı olabilir. Aslında bu problemi farkına varmadan biz yaratıyoruz! Nasıl Çocuklarımıza çok fazla oyuncak ve gereksiz malzeme vererek. Görünen o ki, ne kadar çok oyuncakları varsa, o kadar az oynuyorlar. Oyuncak kutularını dolduranlar büyük bir kargaşadan ve hurdadan başka bir şey değil! Bunlar korkunç boyutlara gelince de, çocuğun yaptığı en sevdiği birkaç tanesini seçip, diğerlerine ilgi göstermemektir.
ilk önerim çocuğunuz evde yokken, bir gününüzü oyuncakların gereksiz olanlarını ayırmaya harcayın. Çocuğunuzun belli aralıklarla da olsa oynadığı oyuncakları seçin ve diğerlerini kutulara doldurup ihtiyacı olan birilerine verin. En çok sevilenleri düzenlemeye çalışın. Benim önerim çeşitli kutuları etiketleyerek oyuncakları bloklar, legolar, kitaplar, hayvanlar vb. şeklinde gruplamanızdır.
ikinci adım temizlik için günlük bir zaman saptamaktır. Çocuklar dağınıklık kontrolden çıkmadan, toplama işini yapmalıdırlar. Bir günlük dağınıklıkla başedebilirler ama bir haftalık dağınıklık bir felâket olabilir. Toplamanın hangi saatte (örneğin, akşam yemeğinden sonra) yapılacağına karar verdikten sonra, bu alışkanlığın yerleşmesi yaklaşık 30 gün gibi bir süre alabilir. Bundan sonra, ufak bir hatırlatma çocukların eşyalarını toplamalarını sağlar. Üç yaşından itibaren çocuklar ortalığı temizleme planlarına çok güzel uyarlar. İlk önceleri siz de katılıp, onları teşvik edebilirsiniz, ama siz yavaş yavaş kendinizi dışarıda bıraktığınızda, onların toplamaya devam ettiklerini göreceksiniz.
Eğer çocuklar yaptığınız plana uymazlarsa ne yapacaksınız Önce onlara seçenek sunabilirsiniz: "Önce neyi toplamak istiyorsunuz, kitaplarınızı mı, legolarınızı mı " Anneannemizin kuralını uygulayabilirsiniz: "Bu oda toplanır toplanmaz, dışarıda oynayabilirsiniz " Bir oyun yaratabilirsiniz: Ben şimdi yukarıya gidiyorum. Ben aşağıya gelmeden, iki küçük kurabiye çıkıp da her şeyi temizleyecek mi acaba " (Geldiğinizde de, çok şaşırmış gibi yapabilirsiniz.) Deneyebileceğiniz pek çok yaratıcı çözüm vardır. Rick ve Tracie´nin yaptığını izleyin:
4 çocuğumuz var; Brian 12, Daniel 9, Timothy 7 ve Jennifer 4 yaşında. Çocukların oyuncaklarının evin her tarafına yayılmasından bıkmıştık. Bir gece Rick çocuklara onlar yattıktan sonra ortalıkta kalmış olan oyuncakların garajdaki kutuya gideceğini söyledi. Oyuncağını kurtarmak isteyen ya 25 centlik bir ceza verecek ya da bir ev işini yapacak. Ayakkabılarının, beyzbol eldivenlerinin veya en sevdikleri oyuncaklarının garajdaki kutuya gittiğini gören çocukların ne kadar yardımcı olmaya başladıklarına inanamazsınız. Jennifer bile bir gün bana, "Anne, bebeğimle oynamak istiyorum, ama o kutunun içinde. Nasıl bir iş yapabilirim "diye sordu. Bu ona masayı kurmayı ve çatal kaşıkları bulaşık makinasına koymayı öğretmek için büyük bir fırsat oldu.
Ceza kutusuna bir alternatif olarak, ortalıkta bırakılmış olan oyuncağın bir dahaki cumartesiye kadar bir yere kaldırılması yöntemi de uygulanabilir.
S: Çocuklarımın yeme alışkanlıkları bir felâket! Okuldan eve gelir gelmez başlıyorlar, akşam yemeğine kadar atıştırıyorlar ve yemeğe oturduğumuzda da aç olmadıklarını söylüyorlar. Sofrada doğru düzgün yemek yemiyorlar ve iki saat sonra açlıktan şikayet ediyorlar. Bir de, sofraya koyduğum her şeye burun kıvırıyorlar ve başka birşeyler yapmamı istiyorlar! Yemek zamanlarını nasıl kontrol altına alabilirim
C: Pek çok ailenin yemek konusunda problem yaşadığını biliyorum. Bunun nedeni ebeveynlerin çocuklarını yetişkinlerin yemek saatlerine göre beslemeye çalışmalarıdır: Üç öğün yemek. Çocuklar gün boyu sürdürdükleri aktiviteler ve büyüme süreci içinde olmaları nedeniyle çok fazla enerji harcarlar. Her iki üç saatte bir besin takviyesine ihtiyaçları vardır. Pek çok çocuk okuldan eve gelir gelmez mutfağa gider. Bu nedenle, herkesin istek ve ihtiyaçlarına uyacak şekilde, yemek alışkanlıklarını yeniden belirleyin:
Sağlıklı yiyeceklerden oluşan bir atıştırma listesi oluşturun. Bu tip yiyeceklerin atıştırılabileceği saatleri belirleyen bir notu mutfak kapısına asın.
Akşam yemeği saatini öne alın. Eğer siz erken yemek istemiyorsanız, çocuklarınızı daha erken yedirin ve daha sonra siz yerken tatlılarını yemek ve sohbete katılmak için masaya gelebilirler.
Akşam yemeğini iki bölümde sunun. Önden ekmek, zeytin, salata, havuç, diğer çiğ sebzeler ve yoğurt gibi bir iştah açıcıları ya da yemeğinizin bir bölümünü masaya hazırlayın. Siz asıl yemeği hazırlarken, her beş dakikada bir mutfağa koşup "ben acıktım!" demelerini engellemiş olursunuz.
Çocukların çok karmaşık ve değişik yemekleri pek sevmediklerini unutmayın. Belli yaşlarda çocuklar basit ve alışık oldukları yemekleri isterler. Kendi yediğinizden onlara teklif edin. Eğer istemezlerse, onlara yeniden bir şey hazırlamanızı gerektirmeyecek, besleyici yiyecekler verin (mısır gevreği, ekmek-peynir, meyva ve yoğurt gibi).
Yemek konusundaki tutumunuzu biraz gevşetin. Bu konunun üzerinde ne kadar durursanız, yemek konusu da o derece mücadeleye dönüşecektir. Çocuklarınızın acıkma içgüdülerine göre yemek yemelerine izin verin. Acıktıkları zaman yemeğe, doydukları zaman da bırakmaya alıştırın. Bir çocuğu tabağını temizlemeye veya sadece saat 5:00 olduğu için yemeğe zorlamak yanlış yeme alışkanlıkları kazanmasına neden olacaktır.
S: Çocuklarım ne zaman büyükanne-büyükbabalarına gitseler, onları tekrar eğitmem bir haftamı alıyor. Annem ve babam çocuklara hiç kural uygulamıyorlar. Abur cubur yemelerine, arkalarını temizlemeden bırakmalarına ve geç vakitlere kadar oturmalarına izin veriyorlar. Çocuklara belli kurallar uygulamaları gerektiğini ebeveynlerime nasıl kabul ettirebilirim
C: Bunu yapmaya çalışmayın. Çocuklar büyükanne ve babalarıyla çok özel bir ilişki kurabilmelidirler. Büyük anne ve babalar da torunlarıyla, sizi yetiştirirken uyguladıkları kurallar ve sınırlamalar olmadan rahat bir ilişkinin tadını çıkarmalıdırlar. Çocuklar da, büyükanne ve babalarıyla birlikteyken, kural ve sınırlamalardan uzak bir tatilde olduklarını düşünmelidirler. Onlar arasındaki bu esnek ilişkiye izin vererek, çocuklarınızla ilişkinizi kuvvetlendirebilirsiniz.
Buna izin vermeniz, çocuklarınızın eski düzene girebilmeleri için bir hafta geçmesine göz yummanız anlamına gelmez. Onları bu konuda bilgilendirin: "Büyükanne ve babanızın evinde çok özel bir durum var. Evde yapamadığınız bazı şeyleri orada yapabiliyorsunuz. Ama artık evdesiniz ve her zamanki gibi bizim ailemizdeki kuralları uygulayacaksınız." Bu konuda katı olun! Bu işin böyle yürüdüğünü kısa zamanda öğreneceklerdir.
Eğer büyük anne ve babaları çocuklarınıza aşırı ilgi gösteriyor ve koruyucu rolü üstleniyorlarsa, o zaman durum biraz farklıdır. Bu durumda, daha çok bir "ebeveyn" gibi davranmaktadırlar ve sizin için önemli olan kurallar konusunda uyarılmalıdırlar. Duygularınızı aktarmak için şu yolları öneririm:
Ders vermeye çalışmayın. Böyle bir tutum, iletişimi tümüyle kapatmalarına yol açabilir. Derslerinizle ortaya çıkan duygular, gönderdiğiniz mesajların algılanmasını engelleyecektir.
Örneklerle öğretmeye çalışın. Birisinin davranışını değiştirmek için en etkili yol model oluşturmaktır.
Empati gösterin, iyi bir dinleyici olun ve yardımcı olacak sorular sorun. Ebeveyninizin bazı önerilerinizden hoşlanacağını görmek sizi şaşırtabilir, iyi bir dinleyici olarak, iletişim yollarını açın. Onun duygu ve ihtiyaçlarını belirtmesine izin verin, bu arada siz de "anlıyorum, hmm, gerçekten mi " gibi sözcüklerle dinlediğinizi gösterin ve göz iletişimini hiç kaybetmeyin. Ancak kendi düşüncelerini ortaya koyduktan ve sizin olumlu desteğinizi aldıktan sonra, sizin görüşlerinizi dinlemeye hazır olacaktır.
Fikirlerinizi paylaşırken, suçlamalardan kaçının. "Çocuklara çok abur cubur yediriyorsun. Neden onlara sağlıklı bir şeyler hazırlamıyorsun " gibi sözler söylemeyin. Şöyle ifadeleri tercih edin: "Çocukların çok tatlı yemelerini engellemeliyiz sanırım. Daha sağlıklı yiyecekler yemeleri konusunda bana yardımcı olursan çok minnettar kalırım."
Çocuk eğitimi konusundaki bazı kitapları paylaşmayı önerin. Kitabı önce siz okuyup, önemli bulduğunuz bölümlerin altını çizmeniz çok iyi olabilir. Ebeveynlerinize tehditkâr olmayan bir yaklaşımla şunu söyleyebilirsiniz: "Ebeveynlik konusunda şu harika kitabı okudum. Gerçekten çok şey öğrendim, belki siz de bir bakmak istersiniz. En ilginç bulduğum bölümlerin altını çizdim. Bana ne düşündüğünüzü söyleyebilir misiniz "
Ebeveynlikle ilgili farklılıklarınız konusunda uzlaşmaya varın. Ebeveynleriniz ve sizin farklı insanlar olduğunuzu ve çocuklarla ilgili konulan farklı şekillerde ele alacağınızı kabul edin. Farklılıklar her zaman kötü değildir! Çocuklara farklılıklarla dolu olan bir dünyayla baş etmeyi öğretir ve aynı şeyi yapmanın çok farklı yolları olduğunu anlamalarını sağlar.
S: Çocuklarımın tüm dikkatini üzerime toplamanın bir yolunu biliyorum: Tek yapmam gereken telefonu elime almam! Nasıl oluyor da, ne zaman telefonda konuşmaya çalışsam, birden ortaya çıkıp tüm dikkatimi onlara vermemi istiyorlar Bunu nasıl önleyebilirim
C: Küçük çocuklar telefonun öbür ucunda bir insan olduğunu kavrayamazlar. Tek gördükleri orada oturup, kendi kendine konuşan birisidir, üstelik de tam ulaşabilecekleri bir durumdadır. Bu problemle mücadele etmenin çeşitli yolları vardır.
Önceden plan yapın. Telefonda konuşmanın adabını çocuklarınıza öğretmeye çalışın. Bir arkadaş ya da akrabanızdan yardım isteyin ve gerçek telefon konuşması yaptırın. Çocuğunuza telefonu nasıl
cevaplayacağını, nasıl yürüteceğini ve nasıl bitireceğini öğretin. Nasıl telefon edeceğini, numarayı çevirmekten alo demeye ve konuşmak istediği kişiyi istemeye kadar her şeyi gösterin. Telefonda konuşmanın, birisi araya girmeye çalışırsa ne kadar zor olacağını göstermeye çalışın ve gerçekten önemli bir şey olduğu zaman nasıl araya gireceklerini anlatın. "Gerçekten önemli" olan şeyleri tartışın ve bütün önemli olabilecek olayların bir listesini çıkarın. Telefonun nasıl çalıştığını anlayabilmeleri için onlara bunu birkaç kez anlatmanız gerekebilir. Ama bir kez anladıktan sonra, siz telefonda konuşurken daha dikkatli olacaklardır.
Onları övün ve yüreklendirin: Sizi rahatsız etmedikleri her telefon konuşmasından sonra, onları takdir ettiğinizi söyleyin. Övgü, çocukları o hareketi tekrarlamaya teşvik eder.
Telefonun yanına bazı oyuncaklar olan bir kutu koyun. Sadece siz telefondayken oynayabilecekleri oyuncakları telefonun yanında bulundurun. Telefon konuşmanız biter bitmez oyuncakları kaldırın. Bu kuralı uygulama konusunda katı olun; ama bir kez anlaşılınca, çocuklar sizin telefon konuşmalarınızı dört gözle beklemeye başlayacaklar!
S: Kızım Emi, 5´inci Sınıfa gidiyor. Bizim problemimiz ödev. Devamlı oyalanıyor ve ona devamlı olarak ödevini yapmasını hatırlatmak zorunda kalıyorum. Kalemini açarak, kağıtlarını düzelterek, kâğıtlara şekiller çizerek ve bana sorular sorarak o kadar çok zaman harcıyor ki akşam oluyor! Bu problemi nasıl kontrol altına alabilirim
C: Önce probleme bakış açınızı düzelterek işe başlamalıyız. "Bizim" problemimiz demişsiniz. Hayır değil! Bu Emi´nin problemi. Artık ödev yapma sorumluluğunu kızınıza vermenin zamanı geldi. Uzmanlar ödev problemine en etkili çözümü şöyle veriyorlar:
Çocuğa Ödevinin Sorumluluğunu ve Sahipliğini Verin
Ebeveynliğiniz süresince yapmadığınız için övüneceğiniz şeylerden birisi budur işte. Siz yönetmeyin! Çok karışmayın! Çocuğunuz tüm sorumluluğu alsın, bu zor birkaç dersi öğrenmeyi gerektirse bile.
Çocuk: Yazı kitabımı unutmuşum ve yarın önemli bir sınav var.
Ebeveyn: (Üzgün olarak) Hay Allah.
Çocuk: Sınavdan kalacağım.
Ebeveyn: Bu pek hoş olmaz.
Çocuk: Kitabımı almak için beni okula götürmelisin.
Ebeveyn: (Üzgün olarak) Özür dilerim, bu akşam için başka planlarım var. Belki de başka bir çözüm bulmalısın, iyi şanslar!
Böyle bir konuşmadan sonra, bu çocuğun bir dahaki sefere kitabını unutmama ihtimali; ebeveynin onu okula götürürken yol boyunca sorumluluklardan bahsettiğinde olacağından daha çoktur. Tabii ki, her zaman sorumluklarını bilen ve görevlerini unutmayan bir çocuğunuz varsa, bir kere ona yardımcı olmanız çok normaldir. Ama devamlı olarak "unutan" ve bir başkasının onu kurtarmasını bekleyen bir çocuğa sözlü olarak ders vermektense, doğal sonuçların bunu sizin yerinize yapmasına izin verin.
Çocuğunuzun Nasıl Ne Zaman ve Nerede Ödev Çapacağına Karar Vermesine İzin Verin -
Çocuğunuzla birlikte oturup, bir ödev düzeni oluşturun. Okuldan sonra mı, yemekten sonra mı Mutfak masasında mı, kendi odasında mı Bu düzen belirlendikten sonra, çocuğunuzun kısa bir hatırlatmadan sonra buna uymasını sağlayın ("Emi, mutfak masası boşaldı - ödev zamanı.") Ondan sonra hiçbir şey söylemeyin. Lütfen hiç söylenmeyin. Söylenmek ödevi sizin probleminiz, sessizlik onun problemi yapar. Eğer Emi "unutursa", bunun doğal sonuçlarına da katlanmalıdır. Böylece iyi bir ders almış olur.
Bu konuda öğretmenle de konuşmanızı öneririm ve ona ne yapmakta olduğunuzu önceden bildirin. Ona Emi´nin ödev sorumluluğunu almış olduğunu ve ödevlerini zamanında yapmaması durumunda öğretmenin katı bir tutum içinde olmasını destekleyeceğinizi söyleyin. Eğer çocuğunuzun problemleri devam ederse, ona belli bir zaman düzenlemesi konusunda yardımcı olabileceğinizi ve tek yapacağının bunu sizden istemek olduğunu söyleyin.
Çocuğunuzun Ödevlerine Karışma Miktarınızı Sınırlayın, Ama Her Zaman İlgili Olun
İlgi ve karışma birbirinden çok farklı şeylerdir, ilgilenmek, çocuğun ne çalıştığının farkında olmak, bitirdiği ödevleri onu övmek ve yüreklendirmek için gözden geçirmek ve ihtiyacı olduğu zaman yardımcı olmak üzere yakınında olmaktır. Karışmalar da; yapılması gerekenleri anlamasına yardımcı olmak, bir problemin nasıl çözüleceğini göstermek, bitirilmiş bir ödevini kontrol etmek ve bir sınavdan önce evde bilgisini sınamakla sınırlandırılmalıdır.
Sadece sizden yardım istendiği zaman yardım edin ve bu da kısa ve yüreklendirici olsun. Eğer çocuğunuz sizden gereğinden fazla yardım istiyorsa, şu ikisinden biri olabilir. Birincisi, çocuk sizin yardımınıza alışmıştır ve bundan vazgeçirilmelidir. ikincisi, okulda öğretmenle konuşmanızı gerektirecek bir problem vardır.
Ödevle İlgili Ödül ve Cezalardan Kaçının
Ödüller ve cezalar çocuğun ilgisini öğrenme sürecinden uzaklaştırır. Çocuk bir ödül kazanmaya veya bir cezadan kurtulmaya o kadar yoğunlaşır ki, bu durum problem yaratmaya başlar. Ödev okulun gerekli bir parçasıdır ve böyle ele alınmalı, duygular işe karıştırılmamalıdır.
Çocuğunuzun Yaptığı Doğrularla İlgilenin
Bir insanın devamlı olarak neleri yanlış yaptığı veya bir şeyi nasıl daha iyi yapabileceği ile ilgilenilmesi çok moral bozucudur. Başarılı insanların en önemli özelliklerinden birisi, iyi yanlarını görüp takdir etmeleri ve hatalarından ders almalarıdır. Çocuklarınızın yaptıklarını değerlendirirken, nelerin doğru yapıldığına yoğunlaşmanız çok önemlidir. Onları övecek bir nokta bulmaya çalışın. Çocuklar övgü ve yüreklendirmeye olumlu tepki verirler, çünkü bu onların iyi yönlerini görmelerini sağlar. Güçlü oldukları noktaları keşfedip onları geliştirmek için gerekli motivasyonu ve zayıflıklarını görüp onları düzeltmek için gerekli öz-güveni edinmelerine yardımcı olur.
Çocuğunuza, Okuldaki Notları Ne Otursa Olsun, Onun Sizin İçin Önemli Olduğunu ve Sevildiğini Hissettirin
Çaba ve tutumunun notlarından daha önemli olduğu mesajını ona ulaştırın.
Kızım karnesini eve getirdiğinde, notların olduğu kısmı katlayıp, sadece tutumu, çabası, katılımı ve dakikliği ile ilgili notlarına bakarız. Her bir maddeyi ayrı ayrı inceleriz. Her biri için bir yorum yaparım ve onu överim. Sonra da, "Angela, karnenin en önemli bölümü burası. Bu bölüm bana senin iyi çalıştığını, dikkatle dinlediğini, söylenenleri yaptığını ve olumlu bir tutum içinde olduğunu gösteriyor. Bu karnenin diğer bölümü de nasıl olursa olsun önemli değil, çünkü şimdi biliyorum ki sen elinden geleni yapıyorsun.
Karnenin diğer kısmına bakarken, her notu ayrı ayrı değerlendirin. Eğer düzeltilmesi gereken bir not ise, bunu nasıl yapabileceği konusunda beraberce problem çözme yöntemini uygulayın. Eğer not iyi ise, fazla aşırıya kaçmadan olumlu yorumlar yapın. Çocuğunuzun ona olan sevginizin ve kişisel değerinin, aldığı yüksek notlara bağlı olduğunu düşünmesini istemezsiniz.
Hepsinden önemlisi, her zaman onu destekleyeceğinizi, yüreklendireceğinizi ve yol göstereceğinizi bilmesini sağlayın, ama okul görevlerini başarıyla yürütmenin onun elinde olduğuna inandığınızı da belirtin.
S: 4 yaşındaki oğlum Jason çok sinirlendiği bir anda, çok kötü bir küfür etti. Çok şaşırdım! Bunu nerden öğrendiğini bilmiyorum Neyi yanlış yapıyorum Bunu nasıl engelleyebilirim
C: Sakinleşip bir yere oturun ve sizinle biraz konuşalım. Küçük çocuklar hayatı genellikle model alarak öğrenirler. Eğer bir çocuk küfür sözcüklerini duyduysa, genellikle bunu kızgınlık anında kullanan bir yetişkinden duymuştur. Sizin çocuğunuz da bunu eline çekiçle vurmuş olan, bilgisayarda yazdığı her şeyi silmiş olan veya otoyolda yanlış bir yere sapan bir yetişkinden duymuş olabilir. Bunu duymuş olsa bile, anlamını bilmiyordur. Sadece çok kızgın olunduğunda söylenen bir söz olduğunu biliyordur. Küçük bir kuş gibi, yetişkinlerden veya kendinden büyük bir çocuktan duyduklarını tekrarlamaktadır. Şimdi Jason´un tepkisine nasıl bir cevap verebileceğinizi görelim:
Ebeveyn: Jason. Bu çocukların kullandıkları bir sözcük değil. Onun yerine "Bumerak (uydurduğunuz bir sözcük)" diyebilirsin. (Sözcüğü söylerken küfür eder gibi bir tonlama ile söyleyin.)
Gördüğünüz gibi ebeveyn sakin ve düşünerek davranırsa, durumu kontrol altına alabilir. Eğer siz çok büyük bir tepki gösterirseniz, çocuğu kötü sözcükleri kullanmaya teşvik etmiş olursunuz. Çünkü "Hey! Bu çok etkili bir sözcük!" diye düşünecektir. Sakin bir şekilde neden küfür edemeyeceğini açıkladıktan -ve daha önemlisi yerine başka bir sözcük önerdikten- sonra, çocuğunuzun böyle bir dil kullanma isteğini kırmış olursunuz.
Eğer çocuğunuz daha büyükse ve sözcüğün anlamını gerçekten biliyorsa, duruma biraz daha değişik yaklaşmanız gerekecektir. Her şeyden önce, küfür etmenin yetişkinliğe giden yolda bütün çocukların geçmesi gereken bir aşama olduğunu kabul etmelisiniz. Beşinci sınıftayken başımdan geçen şu olayı hiç unutmam.
3 arkadaşımla birlikte okuldan eve dönüyordum. Çok kibar olduğum ve hiç küfür etmediğim için benimle alay ediyorlar ve isimler takıyorlardı. Bana kötü sözler söyletmeye çalışıyorlar ve söylemediğim zaman da gülüyorlardı. Midemdeki o rahatsız edici sızıyı ve arkadaşlarımın beni sevmesini ne kadar çok istediğimi hatırlıyorum. Bu yüzden, birkaç dakika sonra kitabımın kabı yırtılınca, sessizce "bok" dedim. Arkadaşlarım beni alkışlamaya, çığlıklar atmaya, etrafımda dansetmeye başladılar. Kabul edilmiştim! Kendimi o kadar iyi hissettim ki eve gelinceye kadar "bok" demek için üç neden daha buldum. Hepsinde de arkadaşlarımdan aynı tepkiyi gördüm.
Biz çocuklarımızın kötü sözler söylemesini istemeyiz, ama onlar bunu deneyeceklerdir. En iyisi çok sakin bir şekilde karşılamaktır: "Bu sözcükler kabul edilemez. Daha kibar bir şekilde konuştuğun zaman seni dinlemeye hazırım." Çocuğunuzla oturup, konuştuğu dil konusunda tartışmak için de bu iyi bir fırsat olabilir. Tehditkâr olmayan bir yaklaşımla ona kendi görüşlerinizi açıklayın. Dilinizi çocuğunuzun yaşına göre ayarlamayı unutmayın. On iki yaşında bir çocukla şöyle bir konuşma yapabilirsiniz:
Mark, bazı insanlar çok küfürlü konuşurlar. Böyle insanlar genellikle kendilerine pek güvenmeyen kişilerdir. Bazıları sadece daha önemli ve güçlü gözükmeye çalışıyorlar. Ve bunların pek çoğu da o kadar az eğitim almışlar ve o kadar az okumuşlardır ki, duygu ve deneyimlerini anlatabilmek için gerekli sözcükleri bulamazlar. Kötü sözcükler kullanmanın kötü bir yanı karşındakinin senin için olumsuz şeyler düşünmesidir. Şunu bilmelisin ki, küfür bizim ailemizde kabul edilemez. Sen küfürlü konuşan kişiler hakkında neler düşünüyorsun
Konuyu çocuğunuzla açıkça tartışmak, sizi ona yaklaştıracak ve onun kendi duygularını dışavurup, sorularına yanıt almasına yardımcı olacaktır. Bir anne bana, oğluna kabul edemeyeceği küfürleri tek tek saydığını söylemişti. Çok gizemli bulduğu sözcükleri annesinin ağzından duyunca, çocuk için onların bütün büyüsü bozulmuştu.
S: 7 yaşında Mike ve 3 yaşında Jan adında iki oğlum var. Onların çekişmelerine müdahale etmenin doğru olmadığını biliyorum, ama ben karışmadığım zaman Jan hep haksızlığa uğruyor. Aralarında daha adil bir ilişki kurulabilmesi için ne yapabilirim
C: Bu soru bana Angela 6 ve Vanessa 4 yaşlarındayken yaşadıkları bir olayı hatırlattı. Kızlar hangi filmi seyredeceklerine karar vermeye çalışıyorlardı. Onların konuşmalarını dinlemek için, okumakta olduğum kitaptan biraz uzaklaşmak zorunda kaldım.
Angela: Ben Alaaddin´i izlemek istiyorum.
Vanessa: Ama ben Denizkızı´nı seyretmek istiyorum.
Angela: Bugün Alaaddin´i yarın da seninkini izleriz.
Vanessa: Hayır!
Angela Pekala, Eğer Alaaddini seyredersek, ben sana bir yiyecek getireceğim.
Vanessa: Eğer Denizkızı´nı seyredersek, ben sana iki yiyecek getireceğim.
Angela: Eğer Alaaddin´i izlememe izin vermezsen, sana doğum günü hediyesi almayacağım.
(Bu konuşma Haziran´da geçiyordu ve Vanessa´nın doğum günü Ekim ayında)
Vanessa: (içini çekerek) Pekala. Ama ben de sana sadece bir yiyecek getireceğim.
Gülmemek için yüzümü yastığa gizlemek zorunda kalmıştım! Konuşmalarındaki komik tarafı bir kenara bırakırsak, kızların her ikisi de sonuçtan son derece memnundu ve 4 yaşındaki Vanessa kendilerine bir yiyecek getirmek için neşe içinde mutfağa gitti. Yetişkinlerin ölçülerine göre sonuç pek "adil" olmasa bile, kızlar tartışma ve uzlaşma konusunda birşeyler öğrenmişlerdi. Kardeşlik ilişkilerine de olumlu bir deneyim daha katmışlardı.
Bir anne olarak, duruma ortasında müdahale edip, kızların doğru yolu -benim yolumu- bulmalarını sağlayabilirdim. Ama bu sadece onlara annelerinin çözüm bulabilecek tek kişi olduğu fikrini öğretirdi. Deneyimler yoluyla öğrenmeleri en iyisi.
Eğer küçük kardeşin her zaman kaybeden taraf olduğunu düşünüyorsanız, bu durumu dengelemenin bir yolu da, ona zaman ayırıp, uzlaşma tekniklerini öğretmek ve hakkını korumanın bazı yollarını göstermek olabilir. Bunu yapmanın en güzel yolu beraberce bir konuşmayı canlandırmak olabilir.
Zaman geçtikçe, Vanessa büyüyüp akıllandıkça, böyle adil olmayan durumlarla daha az ve eşitliklerle daha çok karşılaşmaya başladım. Tabii David hâlâ öğreniyor...
S: 11 yaşındaki kızım yeni bir bisiklet için bana yalvarıp duruyor. Eski bisikleti ona artık küçük geliyor, ama içimden bir ses böyle büyük bir şeyi o istediği anda almanın doğru olmadığını söylüyor. Doğru olan ne
C: Bu konuda içgüdülerinize güvenin. Çocuklarımıza istedikleri şeyleri (bunlar ihtiyaçları olanlardan farklıdır) almak, onlara paranın değeri, biriktirmenin yararları ve istenilen bir şeyi kazanmanın keyfi konusunda çok az şey öğretiyor. Kızınızın isteğini ona para konusunda birşeyler öğretmek için bir fırsat olarak görebilirsiniz.
Kızınızla oturup, onun bisiklet isteği konusunu tartışın. Bisikletin ücretinin bir kısmını -diyelim ki üçte birini veya yarısını- ödemeyi ve geri kalanını da kendisinin biriktirmesini teklif edin. Bu parayı nasıl kazanacağı ve biriktireceği konusunda ona yardımcı olun. Çabalarını destekleyin. Paranın kendi ödemesi gereken kısmını biriktirmenin ne kadar zaman alacağı konusunda bir çetele hazırlayıp bir bütçe çıkarmasına yardım edin. Nasıl gittiğini görebilmesini sağlayın ve her ilerlemeyi kutlayın.
Bunun daha da yararlı bir ders olması için, belli bir miktara ulaşma hedefi koyup, oraya ulaştığı zaman bir banka hesabı açmasını sağlayabilirsiniz. Bir diğer teşvik de, katalog veya reklamlarda gördüğünüz bisiklet resimlerini kesmek olabilir. Kızınız amacına ulaştığı zaman, bankaya beraber gidin ve parasını çekin. Çocuklar büyük kağıt paraları severler, parasını o şekilde vermelerini isteyin!
Alışverişinizi özel bir olay haline getirin. Ardından yemeğe veya dondurmacıya gidebilirsiniz. Kutlanacak bir şeyiniz var! Çocuğunuz çok sevdiği bir şey için para biriktirip hedefe ulaşmanın zevkini yaşayacak ve bu onun yeni bir hedef koymasına neden olacaktır. Ayrıca, kendi kazandığı parayla alınan bir bisiklete, bir gün garajda birden ortaya çıkıveren bir bisikletten çok daha özen gösterecektir.
S: Molly 3 yaşında. Son zamanlarda, sabahları ekmeğini nasıl kestiğimden, akşamlan pijamalarını giymesine kadar her şey bir problem olmaya başladı. Ne söylersem, ne yaparsam sonuç bir öfke ve ağlama krizi. Bu krizleri nasıl kontrol altına alacağım ve normale döneceğiz
C: Cevabımı tahmin edin! Normal! Çocuğun gelişim aşamalarını sık sık gözden geçirip, neyin normal olduğu konusundaki beklentilerinizi düzeltmeniz gerekebilir. Iki-beş yaşlan arasında -hatta bazı çocuklarda daha da ileri yaşlarda ağlama krizlerinin son derece normal ve önlenemez olduğunu söylemek zorundayım. Çocuklar kendilerini öfkeli ve çaresiz hissettikleri zaman, sonuç genellikle bir ağlama nöbeti şeklindedir. Küçük olan çocuklar, tekmeler ve çığlıklar atar, yerlerde yuvarlanır. Daha büyükleri bağırıp, kontrolü kaybederler. Ebeveynler bu nöbetlerle nasıl başederler Onlar da bağırır, tehdit eder, yenilir, döver ve bir yetişkin krizi geçirir. En iyi yol, ne yapacağınızı önceden planlamak ve ihtiyacınız olduğunda da planı uygulamaktır. Ebeveynliğin pek çok aşamasında olduğu gibi, ne kadar hazırlıklı olursanız, durumu ve duygularınızı da o kadar kontrol altına alabilirsiniz.
Nöbetlerini Tedavi Edin
1. Adim : Bir Yer Seçin
Nöbetin etkili olması için topluluk içinde olması gerekir. Molly yalnızken böyle bir nöbet geçirirse, çok daha kısa ve hafif geçtiğini göreceksiniz. Bütün ailenin önünde yaşananlardan çok daha çabuk bitecektir. Bundan sonraki nöbetler için evde uygun bir yer düşünün. Banyo veya çamaşır odası gibi küçük ve emniyetli bir oda bulun. Bazı çocuklar için yatak odalan da uygun olabilir, ama bazıları duygularını devam ettirip orayı da karıştırdıkları için, bu yeri çocuğunuzun kişiliğine göre seçin.
2. Adım: Çocuğunuzun Nöbeti Geçirmesine İzin Verin .Nöbet Yerinde Tabii.
Yeni kuralı sakin ve sessiz bir zamanda açık bir şekilde anlatın.
Ebeveyn: Molly, çok kızgın olduğun zamanlarda, çığlıklar atıyorsun, ağlıyorsun, tükürüyorsun ve tepmiyorsun; yani bir kriz geçiriyorsun ve ben bunu hiç sevmiyorum. Bu yüzden, bundan sonraki krizlerini kapıyı da kapatarak banyoda geçirmeni istiyorum. Seni orada kimse rahatsız etmeyecek. Orada istediğin kadar bağırıp çağırabilir veya kitap okuyarak ya da oyuncaklarınla oynayak kendini sakinleştirebilirsin. iyi olduğun zaman banyodan çıkabilirsin.
3. Adım: Takip Edin
Molly´nin bir sonraki krizinde, onu nöbet yerine yönlendirin ya da götürün. Sakin bir şekilde, "iyi olduğun zaman dışarı çıkabilirsin." deyin.
Eğer sakinleşmeden dışarı çıkarsa, onu geri götürün ve "daha iyi olmamışsın. Sakinleşince çıkabilirsin" deyin. Hazırlıklı olun! ilk başlarda bunu çok sık yapmanız gerekebilir, ama zamanla yeterince ilgi göremeyeceği için bu nöbetler çabuk bitecektir.
Bu yöntem hemen hemen bütün çocuklarda işler. Ama çocuğunuzu tanımanız çok önemlidir, çünkü bazı çocuklar krizi atlatabilmek için sizin yardımınıza ihtiyaç duyabilirler. Çocuklarımdan biri birkaç kere çok ciddi bir kriz geçirdi; bir yandan çığlıklar atıyor bir yandan da kendini incitiyordu (çocuklar kollarını çimdikleyebilir, çizebilir, saçlarını çekebilir ve kafalarını duvarlara vurabilirler). Böyle bir çocuğu, başka bir odaya koymak hem faydasız, hem de tehlikelidir. Böyle bir durumda çocuğu kollarınıza alıp, yumuşakça sarsmak ve "Tamam, annen burada" gibi sakinleştirici sözler söylemek gerekir. Ancak çocuğunuz sakinleştikten sonra, probleme farklı yaklaşabilirsiniz. Kendilerini bu şekilde kaybeden çocuklara, sevecen ve tehditkâr olmayan bir şekilde kendilerini kontrol etmeleri öğretilmeli ve (eğer konuşabildikleri bir yaştaysalar) duygularını sözcükler kullanarak ifade etmeleri istenmelidir. Öfkelerini, ağlamak gibi daha güvenli bir şekilde dışarı atmayı öğrenmeleri gerekir.
Krizi atlattıktan sonra, bazı dersler vermeye gerek yoktur. Kriz geçtiyse, geçmiştir! Böyle bir yaklaşım krizi yeniden başlatabilir. Amacınız onu atlatmaktı ve bunu da başardınız. Eğer bu planı tutarlı bir şekilde uygularsanız, krizler mazi olacaktır.
S: Çok yakında, 3 ve 6 yaşlarında iki çocuğumuzla 5 saatlik bir uçak yolculuğuna çıkacağız. Şimdiden yolcuğumuzla ilgili kâbuslar görmeye başladım. Bunu bir şekilde atlatmanın bir yolu var mı Her şeyin yolunda gitmesi için yapabileceğimiz bir şey var mı Hatta eğlenceli olmasını sağlamanın bir yolu var mı
C: Evet, evet ve evet!İlk kızımız 12 günlükken başlamak üzere, 3 çocuğumuzla da çok sık seyahat ettik. Çocuklarla seyahat etmek konusunda çok şey öğrendim ve bildiklerimi diğer insanlarla paylaşırken onlardan da çok şey öğrendim, işte size bir plan:
Yolculuktan haftalar önceden çocukları yolculuk hakkında bilgilendirerek onları hazırlayın. Düşünebileceğiniz her türlü ayrıntıyı açıklayan konuşmalar yapın. Bunu uyku zamanı hikayesine dönüştürebilir veya tiyatro gibi canlandırabilirsiniz. Önemsiz gibi görünen bütün ayrıntıları katın, çünkü çocukları hazırlıksız yakalayıp yolculukları mahveden genellikle o küçük ayrıntılar olabiliyor. Bazı önemli ayrıntılar şunlar olabilir: Havaalanına gitmek için yapılan araba yolculuğu, havaalanında biletler ve bavullarla ilgilenmeniz gerekeceği gerçeği, havaalanındaki uzun beklemeler, gecikme olasılıkları, uçakta kemerlerin bağlı oturulması gerektiği, tuvaletin küçüklüğü, yolculuğun uzunluğu (3 yaşındaki için 5 saat sonsuzluk gibidir) ve uçaktan iner inmez hemen bir eve gidemeyeceğiniz gerçeği!
Çocukların çoğu normal uçak yemeklerinden nefret ederler. Bazı havayolları çocuklar için özel menüler sunabiliyor, çocuğunuz için bunu önceden ısmarlamanızda yarar vardır. Ya da çocuğunuzun hoşlanacağını bildiğiniz yiyeceklerden oluşan bir paket hazırlayın. Çiklet hem çocuğu yarım saat kadar oyalar, hem de iniş-kalkışlarda kulak yolunun tıkanmasını engeller.
Çocuğunuzda araba tutması problemi varsa, yanınıza alacağınız bir çantada yedek kıyafetler, bir naylon torba, kolonyalı mendiller ve kağıt mendil bulundurun. Gideceğiniz yere kusmuk içinde varmaktan daha kötü bir şey olamaz. Doktorunuza bu problemle ilgili ilaçları ve çocuğunuzun alabileceği dozu sorun. Eğer çocuğunuzun grip vb. bir rahatsızlığı varsa, yolculuğa çıkmamanızda yarar vardır. Ama mutlaka uçmanız gerekiyorsa, bu konuda gerekli ilaçlan da yanınızda bulundurun. Bazı havayolu şirketlerinde, belli bir kilonun altındaki çocukları araba koltuğuna oturtma konusunda bazı uygulamalar var. Bu hem daha güvenli bir yolculuk olmasını, hem de çocuğunuzun alışık olduğu bir yerde gitmesini sağlar.
Uçuşunuzu, çocuğunuzun genellikle en neşeli olduğu saatlere ayarlamaya çalışın. Ebeveynler genellikle seyahatleri uyku saatlerine denk getirmeye çalışırlar, ama çocuklar uyumayı reddedip daha da huysuzlaşırlar. Çocuklar arasındaki çatışmayı engellemek için, bir çocuğun bir ebeveynle oturmasını sağlayın.
Sıkılan çocuklar yolculukları mahvedebilir! Buna rağmen, çocuklarını oyalayacak hiçbir şey almadan yolculuğa çıkan birçok aile gördüm. Bir boyama kitabı, biraz kalem, bir de fındık-fıstık 5 saatlik bir uçuşta çocukları oyalayamaz. Yanınıza alabileceğiniz bir çantaya eğlenceli paketler hazırlayın. Bunlar her biri farklı oyuncaklardan oluşan plastik torbalar olabilir. Her 30 dakikalık süre için bir torba planlayın. Hatta yeriniz varsa, biraz fazlasını da alabilirsiniz. Çocuğunuzun hoşuna gidecek ve kolayca taşınabilecek her türlü oyuncağı (legolar, bebekler, kâğıt-kalem vb.) alabilirsiniz. Daha büyük çocuklar için, onların sevdikleri oyunların seyahat için hazırlanmış minyatürlerini bulabilirsiniz. Kural şu: Her defasında bir oyuncakla oynamasına izin verin, diğerlerini torbalarında tutun. Oyuncakları sadece uçuşlarda verin, gittiğiniz yerde sadece acil durumlarda kullanın.
Ben her zaman bu hayat kurtarıcı yöntemi uyguladım. En son uçuşumuzdan sonra, önümüzde oturan bey uçaktan inmek için ayağa kalktığında, bana ve çocuklanma bir göz attı ve şaşırmış bir sesle, "arkamda 3 tane çocuğun oturduğunu bilmiyordum! Bunu nasıl başardınız "
S: 12 yaşındaki oğlum, Gary, hemen hemen bütün vaktini TV seyrederek geçiriyor. Artık çok az kitap okuyor, pek bisiklete binmiyor ve dışarıda oynamıyor. Notlan iyi, atletik bir yapısı var ve sağlıklı arkadaşlıklar kuruyor. TV konusundaki saplantısı ile ilgili kavgalarımız dışında, genelde iyi bir çocuk. Bu sadece geçici bir dönem mi
C: TV günümüzün en önemli teknolojik gelişmelerinden biri, ama çocuklarımızı da ciddi bir şekilde tehdit ediyor. Ortalama bir Amerikalı çocuğun, uyumanın dışında en çok zaman harcadığı aktivite TV seyretmek. Amerikan Pediatristler Akademisine göre, ortalama bir çocuk haftada 20-30 saat arası TV seyrediyor, bu neredeyse tam gün bir işe ayrılan zamana eşit. Programların çoğu eğitimsel olsa bile, bazen bizim çocuklarımızın öğrenmesini istemediğimiz şeyleri de öğretiyorlar. Ebeveynler olarak, çocuklarımızın neyi ne kadar seyrettiklerini belirlemede aktif bir rol almamız gerekiyor.
Gary´nin durumunda, ondan TV´yi kapatmasını istemek evde büyük bir savaş başlatabilir. Bunun yerine, duruma hakim olmak için bir plan yapmalısınız. Aşağıdaki basamakları izlemenizi öneriyorum.
Ne kadar TV seyretmesinin uygun olacağını belirleyin. Bunu genellikle iki kategoride değerlendirmek iyi olur: Okul günleri ve tatil günleri. Hangi programları onaylayacağınıza karar verin.
Yeni planı uygulayacağınız bir gün saptayın. Özellikle çocuklarınızın başka aktivitelerle dolu oldukları bir günü seçin.
Aile hep birlikteyken planınızı açıklayın. Ders vermeyin! Bunu bir ceza olarak sunmayın, yani "Sen çok fazla TV seyrediyorsun. Buna bir son vereceğiz." demeyin. Bunun yerine W ile ilgili bazı gerçekleri anlatın ve ailenin TV seyretme alışkanlıklarını değiştirmeyi neden istediğinizi açıklayın. Bunu sevecen ve saygı dolu bir şekilde yapın.
TV seyredilmediği zamanlarda ne yapılacağını planlayın. Çocuklar W seyretmeye çok alışmışlarsa, oyun oynamayı bile unutmuşlardır. Bütün spor malzemelerinizi, oyunları, el hobilerini ve aktiviteleri toparlayın. Kütüphanelerden veya kitapçılardan, resimli kitaplar, dergiler ve eğlendirici yayınlar bulun. Çocuklarla birlikte gezintiler organize edin.
Planı uygulayın ama bu konuda konuşmayın. Yorumlarınızı kendinize saklayın! "Ohh! Değişiklik olsun diye kitap mı okuyorsun " demek bir övgü olarak algılanmayacaktır. Adil olmaya çalışın. Kendiniz de planı uygulayın, çocukların en çok sizin davranışlarınızı model alarak öğrendiğini unutmayın.
Bir iki ay boyunca olumsuz tepkilere, vazgeçme belirtilerine ve şikayetlere hazırlıklı olun. Belli bir alışma döneminden sonra her şey çok farklı olacaktır ve çocuklarınız için böyle önemli bir karar aldığınız için çok mutlu olacaksınız.
Çocuklar ve televizyon hakkında okuyabileceğiniz harika kitaplar var. Bu konuda kendiniz ve çocuklarınız için en uygun durumu saptayabilmek ve daha çok şey öğrenebilmek için bunlardan bir ikisini seçebilirsiniz:
Bennett, Steven J. and Ruth Kick tine TV Habit (New York, Penguin Books, 1994)
Canter, Lee Couch Potato Kids (Santa Monica, CA, Canter and Associates, 1994)
Winn, Marie Unplugging the Plug-in Dmg (New York, Penguin Books, 1987)
DeGaetano, Gloria Television and the Lives of Our Children (Red-mond, WA, Train of Thought Publishing, 1993)
Healey, Jane Endangered Minds: Wyh Our Children Don´t Think (New York, Simon and Schuster, 1990)
Lappe, Frances Moore What to Do Af ter You Tura Of f the TV (New York, Ballantine Books, 1985)
S: Bu soruyu sorduğum için kendimi aptal gibi hissediyorum, ama evimizde her gün bir sürü enerjinin bu konuya harcanmasına neden oluyor: Çocukların dişlerini fırçalamalarını kavga etmeden nasıl sağlayabilirim
C: Şu anda pek çok aptal kişi bizi okuyor olmalı, çünkü bu çok sık gelen bir soru. Sanırım çok da eğlenceli olmayan bir işi her gün yapmamız gerekince, birtakım kavgalara neden olabiliyor ve diş fırçalamak da bu tip işlerden (özellikle de herkesin çok huysuz olduğu gece vakti yapmamız gereken bir iş). Ebeveynlerin genellikle çocuklarına yaşlandıklarında dişlerini kaybetmemek için şimdi çok iyi bakmaları gerektiği konusunda dersler verdiklerini sanıyorum. Bu, aya yapacağın yolculuk için şimdiden para biriktirmeye başla demeye benzer! Diğer çok kullanılan taktik de, sevdikleri bir şeyi yapmamakla -örneğin yatakta bir masal okumamakla- tehdit etmektir. Ama bunlar, diş bakımı konusunda olumlu duygular geliştireceğine, sizin hakkınızda olumsuz duygular geliştirmektedir.
• Çocukları dişlerini fırçalama sorumluluğunu almaya teşvik etmek için çeşitli yöntemler vardır. Şunları deneyin:
• Bulabildiğiniz bütün çocuk macunlarını ve ilginç diş fırçalarını alın. Eğer araştırırsanız, müziklisini, fırçaladıkça renk değiştirenini, çocuğunuzun sevdiği çizgi film kahramanlarının resimlerini taşıyanlarını bulabilirsiniz. Bulduğunuz tüm bu ilginç ürünlerin bu şeyler denemesine izin verin. Eğlence için değişik macunları karıştırmasını önerin.
Bir kum saati bulun ve çocuğunuzun kum boşalanana kadar fırçalamasını sağlayın.
Belli bir gün saptayıp, o gün diş dedektifliği yapın. Çocuklara bir deney yapacağınızı söyleyin. Değişik yiyecekleri bir tepsiye koyun: Ekmek, çikolata, mısır vb. ve bir dev aynası alın. Herkes banyoda toplansın ve herkes başka bir yiyecekten yesin. Sonra da o yiyeceklerin dişlerinde kaldıkları sürece onları nasıl çürüttüklerini anlatın. Dişçinizden aldığınız bazı broşürlerdeki çürük ve hastalıklı dişleri gösterin. Herkes dişlerini fırçaladıktan sonra, aynada temiz dişlerini incelesin. Başka bir yiyecek yesinler ve bu işlemi tekrarlayın. (Ben bunu kızım Vanessa ile yaptıktan sonra, dişine kaçan en ufak yemek parçalarını bile temizleme konusunu bir takıntı haline getirmişti.)
10-11 yaşlarından sonra çocuklar dış görünüşleriyle ve yaşıtlarına nasıl gözüktükleriyle ilgilenmeye başlarlar. Bu duyguları kullanarak, sağlıklı olmanın sosyal boyutlarından bahsederken temizlik konusunu öne çıkarabilirsiniz. Ağız kokusundan ve diş sararmalarından söz edin. Bunu yaparken çocuğunuzu utandırmayın veya küçük düşürmeyin. Sadece onların daha iyi görünmeleri için bilmeleri gerekenleri vurgulayın.
Bildiğim bazı ebeveynler daha büyük çocuklar için şu yöntemi kullanırlar: "Düzenli diş fırçalama çürükleri önler. Senin de dişlerine iyi bakmanı istiyoruz. Gelecekte bütün ciddi diş problemlerinin masraflarını karşılarız, fakat dolguların için ödemelerini kendin yapmalısın" derler. (Tabii bu yöntem, dişlerine iyi baktığı halde, genetik yapısından dolayı yine de çürükleri olan bir çocuk açısından büyük bir haksızlık gibi gözüküyor.)
Dişçinizi bir otorite olarak kullanabilirsiniz. Çocukların çoğu, diş hekimi tarafından verilen direktifleri, anne ve babaları tarafından verilenlerden daha çok önemserler. Diş hekimine gitmeden önce, çocuğun dişlerini fırçalama problemini onunla görüşün. Çocuklarınıza direktifler ve bilgiler verirken daha kesin ve açık ifadeler kullanmasını rica edin. Eğer çocuğunuzda bir gelişme varsa ve dişlerini fırçalıyorsa, diş hekiminizin kulağına çocuğunuzun güzel gülüşüne vereceği övgüleri fısıldayın!
S: Bir süredir ebeveynlik derslerine katılıyorum ve kitaplar okuyorum, ama hâlâ pek çok hata yapıyorum. Bunu anlayamıyorum! Derslere katılınca, iyi bir ebeveyn olacağımı sanıyordum.
C: Çok tipik ve kolay anlaşılır bir yanılgı yaşıyorsunuz. Daha çok bildikçe, daha çok öğrendikçe kendinizi daha çok eleştirmeye başlıyorsunuz. Eminim şu anda daha iyi bir ebeveynsiniz, ama şu anda daha fazla ölçütünüz olduğu için sanki daha kötü olmuş gibi hissediyorsunuz. Artık hata yapınca gözünüze daha çok batıyor. Kendinizi uyarıyorsunuz, "Neden öyle yaptın Şöyle yapmalıydın!" Bu bilgileri kazanmadan önce, hatanızı hiç fark etmiyordunuz. Hatalarınızın farkında olmak, ebeveynlik yöntemlerinizi geliştirmede önemli bir adımdır. Kafanızda o kadar çok bilgi dolaşıyor ki, hepsini birden uygulamak zor oluyor. Şu andaki en önemli adım, ne yapmanız gerektiğini bilmektir, çünkü bir dahaki sefere onu o şekilde yapma şansınız hâlâ var.
iyi ebeveynlik kendiliğinden oluşmaz, iyi bir ebeveyn olmak bilgi, beceri ve deneyim ister. Yeni bazı fikirler öğrenirken ve onları uygularken, size garip gelebilirler. Bu çok normaldir. Ama bundan uzaklaşmayın! Zamanla ve deneye deneye, bu beceri ve teknikleri daha rahat bulacaksınız. Ebeveynlerin çoğu yeni öğrenilenleri kullanmayı en çok teşvik eden şeyin, alınan olumlu sonuçlar olduğunu söylemişlerdir. Ebeveynlik tarzınızı geliştirmeye karar verdiğinizde, ödülünüz çocuklarınız ve kendinizdeki güzel değişiklikler olacak ve ailenizin mutluluğu ömür boyu sürecek.
Ebeveynlik yapabileceğiniz en zor iştir. Ama buna hazır olursanız, etkili bir şekilde ebeveynlik yapmak için gerekli donanımınız ve becerileriniz olursa, yapabileceğiniz en tatmin edici ve heyecanlı iş olur. Ve çocuklarınızın kapasiteli, sorumluluk sahibi, uyumlu insanlar olarak büyüdüklerini gördükçe, bütün çaba, sabır ve kararlılığınızın bunlara fazlasıyla değdiğini düşüneceksiniz.




Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi