Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Allaha Dost Olmak Gavsi Kasrevi Ks Sohbeti
#1
Icon30 
147761871586331.png


ALLAH’A DOST OLMAK [GAVS-I KASREVİ (K.S) SOHBETİ] "1"

Gavs-ı Kasrevi hz [kuddise sırruhu] buyurdular: Birgün Cebrail (A.S.) Rabbü’l-Alemîn’den soruyor: “Ey Rabbimiz, diyor, şu anda senin yanında en makbul kulun kimdir acaba? Lütfen bana haber ver, onu görüp tanımak istiyorum” Rabbü’l-Âlemîn de Cebrail’e: “Falan şehre git, filân yerde bir köprü vardır, şafaktan evvelki bir saatte orada bulun. İlk önce o köprüden geçen bu zamanda en makbul kulum o dur.” Cebrail (A.S.) emredilen memlekete gidip şafaktan evvel köprünün başında bekler. Bakar ki; fakir, kendi halinde bir adam, omuzunda bir ip olduğu halde çıkıp gelir. Doğruca köprüden geçip su başına giderek abdest alır. Seccadesini yayıp sabah namazının sünnetini kılar. Şafak atınca farz namazını da kılar. Sonra oturup da güneş doğuncaya kadar virdini çeker. Güneş doğunca kalkıp odun toplar. Topladığı odunları ‘sırtlayıp şehre doğru gitmeye başlar. Tam köprünün üstüne gelince karşıdan bir atlı belirir. Ayağında çizme, elinde kamçısı olduğu halde o da köprüye gelir. O sırada atı birden ürkerek üzerindeki süvariyi yere atar. Yerden kalkan süvari sofiye, sen benim atımı ürküttün, diye elindeki kamçıyla vurmaya başlar. Fena halde döver. Sofî’den İse hiç ses çıkmaz. Süvari dayağını bitirip atına binmeye gidince, sofi ondan evvel koşup atının başını tutarak süvarinin binmesine yardım eder. Süvariye, “benim yüzümden attan düştün, üstün hep toz toprak oldu, özür dilerim, beni affet” diyerek helâllık ister ve “eğer hakkını helâl etmezsen, vallahi atının başını bırakmam” der. Atın dizginlerini tutup durur. Süvari nihayet bırak, git, İşte, helal ettim. Allah belânı versin” deyince sofi atı bırakır Süvari yoluna devam ederken sofi de odunlarını sırtlamak üzere odunlarının yanına gelir. Tam odunlarını sırtlayıp gideceği zaman Cebrail (A.S.) oradan çıkıp sofiyi durdurur. -“Vallahi seni bırakmam. Eğer bana Cibril-i Emin’in yerini söylemezsen giden süvariden yüz defa daha fazla seni döver, ondan sonra da köprüden aşağıya atarım” der. Sofi feryad u figan ederek: “Aman ben fakir, ben biçare, ben yüzükara bir kimseyim, nereden, Cibril-i Emin’in yerini bilebilirim, onu nerden görmüşüm ki tanıyayım” diye yakınır ise de Cebrail (A.S.), “Hayır elimden kurtulamazsın, vallahilazîm, eğer Cebrail’in yerini söylemezsen seni fena halde döver, sonra da köprüden aşağıya atarım.” diyerek ısrarına devam eder. Sofîye kanaat gelir ki bu adam dediğini yapacak kendini dövüp köprüden atacak. Çaresiz olduğu yerde oturur, gözlerini yumar, öylece bir müddet rabıtada kalır, sonra gözlerini açıp Cebrail’e (A.S.) Allah’a kasem ederim ki, bütün gök tabakalarını aradım, Cibril-i Emîn gökte değildi. Yer tabakalarını aradım, orada da bulamadım. Bütün dünyayı dolaştım, yine yoktu. Geriye yalnız biz ikimiz kaldık, ya sen Cebrail’sin yahutta ben. Kendimin Cebrail olmadığını biliyorum, geriye sen kalıyorsun, öyleyse Cebrail senden başkası değildir” diyor. Bunun üzerine Cebrail (A.S.) elini beline vurup, “Allah dostluğu sana mübarek olsun.” diyerek oradan ayrılıyor. İşte Allah yolu böyledir. Sofinin hiç kabahati olmamasına rağmen süvariden o kadar dayak yediği, kamçılandığı, tokatlandığı halde sabretti, tahammül etti, üstelik ondan özür diledi. İşte böyle, insan sabırlı olmalı, işlerini Allah’a bırakmalı. Kendisine zulüm eden olursa onu Allah’a havale etmesi daha makbuldür. Allah’ın kuvveti insanınki gibi değildir. Her zaman sabır ve tahammül ehli olmaya çalışmalıdır. Herhangi bir ümmet-i Muhammed kendisine hakaret ederse ümmet-i Pey­gamber (A.S.V.) olmanın hatırı için onu hoş görüp helâl etmesi daha uygundur.





Signing of Karoglan
karoglan-imza-rt-v290x2sls.png
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi