Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hz.Mehdi a.s’in Manevi Özellikleri Ve Çikiş Alametleri
#1
[Resim: 145590485808561.png]

Hz.Mehdi a.s’in Manevi Özellikleri Ve Çikiş Alametleri

HZ.MEHDİ A.S’IN MANEVİ ÖZELLİKLERİ VE ÇIKIŞ ALAMETLERİ

Hz.Mehdi Hilafet Merkezinin Bulunduğu Yerden Çıkacaktır :
Hz.Mehdi’nin çıkacağı yer konusunda farklı rivayetler mevcuttur.Üstad Bediüzzaman Said-i Kurdi, bu ihtilaflı rivayetler hakkında şöyle bir yorum yapmaktadır : “Ahir zaman hadislerini aktaran alimler, ahir zaman olaylarını kendi dönemlerindeki hilafet merkezlerini esas alarak aktarmışlardır. Mehdiyet olayının gerçekleşeceği yer olarak, her alim kendi zamanının hilafet merkezi olan Irak, Şam, Kûfe, Medine gibi şehirleri belirtmiştir. Ravilerin bu içtihatları da zamanla rivayetlere katılarak günümüze ulaşmıştır. Ancak bu rivayetlerin ortak noktası, bu olayların Hilafet Merkezi’nde gerçekleştiğidir. (24.Söz-5.Şua, 9.Mesele)
Bediüzzman bu sonuca varmıştır. Bilindiği gibi son hilafet merkezi İstanbul’dur. Halifelik geçen yüzyılın başlarında resmi olarak kaldırılmıştır ve o günden bu yana dünya üzerinde başka hiçbir yere de taşınmamıştır. Yani hilafetin son bulduğu yer Türkiye topraklarıdır. Öyleyse ahirzamanda gelmesi beklenen Hz.Mehdi (as) bu topraklar üzerinde doğacaktır. Burada sözü Bediüzzaman Said-i Nursi’ye verecek olursak : “Çok zaman evvel bir ehl-i velâyetten işittim ki; O Zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden istihrac etmiş (bir anlam çıkartmış) ve kanaati gelmiş ki : “Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid’atlar karanlığını dağıtacak.” Ben, böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim (gözledim) ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle O nurani zatlara zemin hazırlıyoruz” (28.Mektup, 7. Mesele, 5. Sebep)

E)Hz.Mehdi’nin Özellikleri :
aa) Hz.Mehdi Allah’a karşı son derece boyun eğicidir : Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Hz. Mehdi’nin, Allah korkusu çok güçlü olan bir kimse olacağı bildirilmektedir : “Mehdi, gerges kuşunun kanadı ile titremesi gibi Allah’tan çok korkan bir kimsedir.” Başka bir hadiste : Mehdi Allah’a karşı son derece boyun eğicidir. Ahlak bakımından Peygambere benzer. (Kıyamet Alametleri, sf.163) Ben Mehdi’yi Peygamberlerin sahifelerinde şöyle bulurum : “Mehdi’nin amelinde ne zulüm ne de ayıp vardır.” (Kitab-ül Burhan sf. 21) Hadislerde verilen bu bilgilerden Hz. Mehdi’nin, çevresinde Allah’a olan bağlılığı, ihlası ve üstün ahlakıyla dikkat çeken bir kimse olacağı anlaşılmaktadır.

bb)Çağının en büyük müceddididir :
Müceddid, dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre ders vermek üzere gönderilen, kendi çağının en büyük alimi anlamına gelmektedir. Resuluİlah (s.a.v.) buyurdu : “Mehdi, bizden Ehli Beyttendir. Allah Onu bir gecede ıslah eder. (olgunlaştırır).” “O, kimsenin bilemediği gizli bir gücün sahibi olduğu için kendisine Mehdi denilmiştir.”( Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman). Bir tevili şudur ki : Bütün zahiri ilimler, istenildiğinde herkes tarafından okuyarak, araştırılarak öğrenilebilir. Bir de çalışılarak elde edilemeyen, ancak Hz. Allah’ın bir lütfu olan ve onu istediği kuluna verdiği “Vehbi ilim” vardır. Yukarıdaki rivayette “kim- senin bilemediği” denilerek Mehdi’nin böyle bir ilme sahip olduğu anlatılmak istenmiştir. Bu ilmin “Ledün ilmi” olması da muhtemeldir. Kehf suresinde Musa (a.s.) ile ismi verilmeyen mübarek bir şahis arasında geçen kıssada, benzer bir ilimden bahsedilmektedir. (Rivayetlerde bu şahsın Hızır a.s. olduğu anlatılır.)
Bu konuda Bediüzzaman’ın güzel açıklamalarından bazıları : “Allah-u Teala, ahir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir nurani zatı gönderecek ve o zat da, ehl-i beytten olacaktır… Kadir-i Zülcelal Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam’ın zulümatını dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. (Mektubat, 411-412).” Mevdudi ise şöyle diyor : “…Tam manasıyla dini ihya edecek, her alanda devrim yapacak ve tam bir başarı kazanacak kamil bir müceddid maalesef şimdiye kadar dünyaya gelmemiştir. Fakat hem akıl ve mantık, hem tabiat kanunları ve dünyanın gidişatı böyle bir müceddid veya önderin doğmasını gerektirmektedir…İşte bu liderin adı “El-İmam-ül Mehdi” olacaktır; ki bu hususta Hz.Peygamber (as)’ın açık hadisleri vardır…Mehdi (as) çağdaş bir lider olacaktır. Çağının bütün ilim ve tekniğine iyice vakıf olacaktır. Hayatın bütün meseleleri hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olacaktır. Aklı, zekası, siyasi kabiliyet ve savaş tekniğinin bilgisi bakımından herkesten üstün olacaktır. Kısacası, çağın ilericilerini çok geride bırakacak bilgi, yetenek ve güce sahip olacaktır…”(Mevdudi, Hz.Peygamber’in Hayatı, sf 396-397-398 )

cc)Çağının En Büyük Komutanıdır :

“Çalışanlar üzerine disiplinli olması, malı cömertçe vermesi ve yoksullara karşı çok merhametli olması, Mehdi’nin alametlerindendir.”(Mehdiyy-il Ahirzaman). Ebu’l Ala Mevdudi ne güzel açıklıyor : “Şuna inanı -yoruz ki, İmam Mehdi geldiği zamanın en ideal komutanı, lideri olacaktır. Buradaki idealden maksadım şudur : çağın bütün gerçeklerini bilecek, tam bir yönetici yeteneğine sahip bir insan olacaktır. Korkarım ki, onu ilk reddedecek olanlar gelenekçi ulema sınıfı ve sufi takımından başkası olmayacaktır. Çünkü onlar göreceklerdir ki, bu insanın, tasavvurlarındaki Mehdi ile hiçbir ilgisi yok.”(Mevdudi, İslamda İhya Hareketleri). Aynı konuda Üstad ise şöyle diyor : Büyük Hz. Mehdi’nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad aleminde. (Şualar, 456).

dd) Tebliğ (İrşad) Gücü :

“Asrında cahil, cimri ve korkak olan bir adam hemen alim, cömert ve cesur olacak.”(Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 186). “O (Mehdi) kuru bir kamış ağacını kuru bir yere dikecek, anında yeşillenip yaprak verecek.” Bu ikinci hadis zahiri ma- nalarının dışında farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Bu yorumlardan biri şu şekilde olabilir : Mehdi “kuru bir ağaç”a benzetilen bir insana teveccühüyle ve onu irşad etmesiyle; önceleri tıpkı kuru bir ağaç gibi etrafına faydalı olamayan bu insanı, bu kez yeşillenmiş ve meyve vermiş bir ağaç gibi etrafına, yani dinine, halkına ve bütün insanlığa faydalı hale getirecektir.

“Bu önder ve lider, ruhta ve özde İslam olan yeni bir düşünce ekolü ve hareket tarzı belirleyecektir. O’nun başlattığı hareket ve düşünce akımı, kafaları ve insanların yaşantılarını temelden değiştirecektir. Başlattığı hareket öylesine büyük ve geniş kapsamlı olacaktır ki, hem siyasi hem de kültürel nitelikler taşıyacaktır. Cahiliye bütün gücüyle O’na karşı koymaya, O’nu yıkmaya çalışacaktır ama zafer Mehdi (as)’nin olacaktır.” (Mevdudi, Hz. Peygamber’in Hayatı, sf 399)

ee) Mücadelesindeki Kararlılığı :

Hz.Mehdi’nin bu özelliğiyle ilgili rivayetler çoktur. Bunlardan bazıları şöyledir : “Mehdi işi sıkı tutacak.” (Berzenci, s. 175). “İnsanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir.” (Mehdiyy-il Muntazar, s. 23). “Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytim’e mensup birisi (Mehdi) sahip olmadan günler geceler bitmeyecektir.” (Kitab-ül Burhan s.12). “Mehdi (as) hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir.” (Kitab-ül Burhan s. 24). “Mehdi Doğu tarafından çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır.” (Mehdiy-yil Muntazar, s. 39)

ff) Sadece Allah’a Dayanıp Güvenmesi :
Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde “halkın büyük kısmının Hz. Mehdi’ye yardımcı olmaktan kaçınacağı”, fakat sadece Allah-u Teala’ya dayanan Mehdi (as)’ın insanların yardımına tenezzül etmeyeceği şöyle haber verilmiştir : ” Mehdi bizden, Ehl-i Beyttendir. O, benim ümmetimden, tenezzül etmeyen (Allah’tan başka hiçbir varlığa minnet duymayan) bir adamdır.” ” Benim ümmetimden, daima Allah tarafından desteklenen ve onlara yardımcı olmayan halkın zarar veremeyeceği bir cemaat kıyamet kopuncaya kadar hiç eksik olmayacak. Ümmetim içinde daima böyle bir taife (topluluk) bulunacaktır.” (Sünen-i İbni Mace, cilt 1, sf. 16) “Kıyamet ancak, ümmetimden bir taife, insanlara galip olduğu halde kopacaktır. Bu taife ne kendilerine yardımcı olmayanlara ne de yardımcı olanlara bakmayacaklar.” (onların davranışlarına, ehemmiyet vermeyeceklerdir.) (Sünen-i İbni Mace, cilt 1, sf. 19)

F) Mücadelesinin Özellikleri :
aa) Belli Bir Süre Tanınmayacaktır :
Mehdi (as), vakti gelinceye dek gizlenecektir. Vaad olunan vakti gelince de ortaya çıkacaktır…(Beklenen Mehdi, sf 39). Bu durumu Bediüzzaman şöyle ifade etmektedir : “…öyle tefsir etmişlerdir ki, bu eşhas harika çıktıkları vakit bütün dünya onları tanıyacak gibi bir şekil vermişler. Halbuki demiştik : Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyle ise o eşhas (Hz.Mehdi), hattâ o müdhiş Deccal dahi çıktığı zaman çokları, hattâ kendisi de başlangıçta Deccal olduğunu bilmez. Belki nur-u îmânın dikkatiyle, o eşhas-ı âhir zaman tanınabilir.” (Mektubat, 54). Aynı konuda Araştırma Dergisi’nde şöyle bir ifade geçmektedir : “Bu hayırlı insanların (Hz.İsa ve Hz.Mehdi) ortaya çıkışlarının ilk dönemlerinde tanınmamalarında elbette ki pek çok hayır ve hikmet vardır. Bu gizlilik, Allah’ın izniyle, Hz. İsa ve Hz. Mehdi’ye pek çok konuda kolaylık sağlayacak ve aynı şekilde onların pek çok kötülükten korunmalarına da vesile olacak olabilir”. (Temmuz sayısı)

bb) Hz.Mehdi, İnsanlar Kendisinden Umut Kesince Çıkacaktır : Deccal’in sahip olduğu değişik güçler (Askeri,ekonomik, idari, teknolojik güçler ile medya-basın gücü) tüm imkanlarını kullanarak halkı yanlış inançlara, büyük bir korkuya ve umutsuzluğa itmeye çalışacaktır : “İnsanların ümitsiz olduğu ve “Hiç Mehdi falan yokmuş” dediği bir sırada Allah Mehdi’yi gönderir…” (Kitab-ul Burhan sf. 55) “…Mehdi, Resulullah’ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar…” (Kitab-ül Burhan sf. 55). Günümüzde İslam aleminin ve genelde tüm insanlığın savaş, açlık, katliam, dinsizlik gibi belalarla kuşatıldığı ve İslam coğrafyasının galibiyetinden neredeyse umudun kesildiği bu dönemi tasvir eden bir başka hadis ise şöyledir : “Masum insanlar katloluncaya kadar Mehdi çıkmayacak ve katliamlara yerde ve göktekiler, artık tahammül edemez bir hale geldiğinde zuhur edecektir…” (Mehdiyy-il Muntazar, sf. 37)

cc) Hz. Mehdi’nin Üç Asli Görevi Vardır :
Bediüzzaman bu görevleri şöyle sıralamaktadır : “Hz. Mehdi’nin temsil ettiği kudsi cemaatin üç vazifesi var.
“Birincisi her şeyden evvel felsefeyi ve maddecilik fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek…Bu konuda Mevdudi de şöyle diyor : Mehdi geldiği zaman, Müslümanlar’ın düşünce ve inançlarında bulunan cahiliye pisliklerini temizlemeye çalışacak, en saf şekliyle İslam’ı ortaya koyacaktır. İslam’ı her alanda hakim kılmak için çalışacaktır. İkinci Vazifesi : şeriatı icra ve tatbik etmektir. Birinci vazife maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddi bir kuvvet lazım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin.” O zatın üçüncü vazifesi, Hilafet-i İslamiyeyi İttihad-ı İslam’a bina ederek, İsevi ruhanileriyle ittifak edip din-i İslam’a hizmet etmektir.” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sf. 9). Mevdudi ise bu vazifeler hakkında şunları söylemektedir : “Mehdi’nin hak davası için olan bütün çalışmaları İslam’ın dünyaya hakim olmasına vesile olacak, bütün dünyada bir İslam nizamı tesis edilecektir. İslam’ın bu hakimiyetini, sadece yönetim biçimi içinde ele almak yanlıştır. Çünkü, İslam’ın hakimiyeti her alanda gerçekleşecektir. Bütün bunların sonunda hadiste de belirtildiği gibi “yerde ve gökte bulunan herkes mutlu olacaktır.” (Hz. Peygamber’in Hayatı)

dd) Hz.Mehdi’ye Katılma Emri :
Resulullah (SAV) şöyle buyurdu : “Biz öyle bir Ehl-i Beytiz ki, Allah bizlere dünyayı değil ahireti ihtiyar etti. Muhakkak ki benden sonra Ehl-i Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar. Şark tarafından siyah bayraklı bir kavim gelinceye kadar…Bunlar hakkı isterler, verilmez; çarpışırlar, muzaffer olurlar; istedikleri verilir. Fakat o hak Ehl-i Beytimden birisine verilmedikçe kabul etmezler. O (Mehdi) arza sahip olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden kim O’na yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, O’na katılsın.Zira O Mehdi’dir.” (Ahirzaman Mehdi’sinin Alametleri,14)

ee) Birçok sıkıntı ve zorlukla karşılaşacaktır : Hadislerde Hz.Mehdi’nin başlangıç yıllarının sıkıntı ve zorluklarla dolu mücadele yılları olduğu anlatılmaktadır. “Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt’tendir… Biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır.” “… Mehdi, Resulullah’ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar. İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der : “Ey insanlar! Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun Ehl-i Beyti çok belalar gördü ve bizler kahr ve haksızlığa maruz kaldık.”

ff) Hz.Mehdi’nin Askerleri veya yardımcıları : Hakim’in Müstedrek’inde Hz. Ali’den gelen bir rivayette Hz. Mehdi ve askerlerinin faziletleriyle ilgili olarak şöyle denilir : “Selef onları geçemediği gibi halef de onlara ulaşamaz” (Müstedrek, Mukaddime : 52, Fasıl, s.319) . O’nun (Mehdi’nin) kumandaları, insanların en hayırlısıdırlar. (Muntazar-49)Muhakkak ki onlar hidayet sancaklarıdır. (Ramuz El Ehadis 1/135)
Şehitleri, şehitlerin en hayırlısı; emirleri, emirlerin en üstünüdür. Onlar Allah’ın has kullarıdır. (Kıyamet Alametleri-198 ) “Onlar Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından, dedikodusundan korkmayan İslam ahalisidir. “(SüneniİbniMace-10-259).

Hz.Mehdi’nin yardımcıları Arap olmayacak, diğer milletlerden olacak. (Kıyamet Alametleri-187). “Ashab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacaktır.” (Kitab-ul Burhan). İmam Ebu İshak bu konuda şöyle diyor : “Mehdi çıktığı zaman, Ehl-i Kehf’e gidip selam verince, Allah onları diriltecek ve Mehdi’nin yanında yerlerini alacaklardır .Daha sonra yattıkları yere dönüp kıyamete kadar da kalkmazlar.” (Ahirzaman Mehdisi’nin Alametleri,59). “Horasan tarafından çıkan siyah sancaklılar, Hz.Mehdi’nin hakimiyeti için zemin hazırlarlar.”(Fetava-i Hadisiye, 37-42). “Bulutların semada toplandığı gibi, Allah O’nun etrafında bir kavim toplar. Onların kalplerini uzlaştırır. Onlar, içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişe- mezler. Onların sayıları TALUD ile nehri geçenler kadardır.” (Kitab-ul Burhan-57) “Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime galip gelirler. Onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz arslan, gece de abiddirler. Ne evvelkiler, ne de sonrakiler fedakarlıkta onlara yetişemez.” (Kitab-ul Burhan 57-68 ) “Mehdi (a.s)’ın vezirleri 10’dan aşağı ve fakat 5’ten yukarı olacaktır. Memleket işlerinin ağırlıklarını O’nunla paylaşacaklar. Dokuz kişiden ibaret olacaklardır.” (Kıyamet Alametleri-187)

Bediüzzaman Hazretleri de Hz.Mehdi’nin yardımcıları hakkında şöyle demektedir : Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas, sadakat ve tenasüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. İşte o pek kesretli ve muktedir ordu Al-i Muhammed Aleyhissalatu Vesselamdır ve Hz.Mehdi’nin en has ordusudur. (Emirdağ Lahikası-259).

gg) Mücadelesinden Ayrılanlar da Olacaktır : “Mehdi’nin ordusu zaman zaman darbeler yiyecek, zaman zaman o çetin görevi üstlenememek, rahatlık meyli; can, mal, mevki korkusu gibi çeşitli sebeplerle kendisinden ayrılanlar olacaktır. Ama “onlar buna aldırmayacak,” (Ramuzü’l Ehadis, s. 476) “Ayrılanlar da, muhalifler de ona zarar veremeyecek. O kendisinden ayrılanlara rağmen muzaffer olarak yoluna devam edecektir.” (Ramazü’l-Ehadis, s. 487) Ancak Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde, bu ayrılan kişilerin Hz. Mehdi cemaati için çok büyük bir hayır ve güzellik olduğu da bildirilmektedir. Bu hak topluluk arasında gizlenen samimiyetsiz kişilerin ortaya çıkmasıyla, Allah’ın izniyle Hz. Mehdi cemaatinin birbirlerine bağlılığı daha da artacak, kötülerin ayrılması onları daha da kuvvetlendirecektir.

Şimdi hadislerde bildirilen Hz. Mehdi’nin çıkış alametlerini ana maddeler halinde inceleyelim.

Büyük Olayların ve Hayret Verici Şeylerin Meydana Gelmesi
Büyük Şehirlerin Yok Olması
Depremlerin Çoğalması
Dinin Şahsi Çıkarlar İçin Kullanılması
Doğu Tarafından Bir Ateşin Görünmesi
Güneş’ten Bir Alametin Belirmesi
Kabe Baskını ve Kabe’de Kan Akıtılması
Kuyruklu Yıldızın Doğması
Sahte Peygamberlerin Çoğalması
Hz. Mehdi’nin Çıkış Alametlerinin Arka Arkaya Meydana Gelmesi
Fitnelerin Çoğalması
Hz. Mehdi’nin Çıkışından Önce Yaygın Katliamlar Meydana Gelir
Dünyanın Her Yerini Karışıklık ve Kargaşaların Kaplaması
Kadınlar ve Çocukların Dahi Katledileceği Fitnelerin Yaşanması
Hz. Mehdi Yolların Kesildiği Bir Dönemde Çıkacaktır
Müslümanlara Baskının Artması
Mescid ve Camilerin Yıkılması
Haramların Helal Sayılması
Allah’ın Açıkça İnkar Edilmesi (Allah’ı tenzih ederiz)
İran-Irak Savaşı
Afganistan’ın İşgali
Çöle Batan Ordu Hz. Mehdi’nin Çıkış Alametlerindendir
Fırat’ın Suyunun Kesilmesi
Ramazan Ayında Ay ve Güneş Tutulmaları

HZ MEHDİ ALEYHİSSELAM’IN İSİM VE SIFATLARI

EL MEHDİ : HİDAYET OLUNMUŞ, HİDAYETE ERMİŞ

EL HÂDİ : HİDAYETE SEVK EDEN, DOĞRU YOLA ULAŞTIRAN

EL KAİM : HAK İÇİN KIYAM EDEN, AYAKTA DURAN

EL HÜCCET : REDDİ MÜMKÜN OLMAYAN KESİN DELİL

EL MUNTAZAR : HERKES TARAFINDAN BEKLENEN

MEHDİ-Yİ MUNTAZAR : BEKLENEN MEHDİ

İMAM-I MUNTAZAR : BEKLENEN İMAM (MANEVİ LİDER)

HALEF-İ SALİH : ALLAH EVLİYALARININ LİYAKATLİ HALİFESİ (MANEVİ LİDERİ)

MANSUR : ALLAH TARAFINDAN YARDIM EDİLEN

SAHİBİ’L-EMR : İLAHİ ADALETİ UYGULAMAKLA SORUMLU OLAN

SAHİBÜ’Z-ZAMAN : ZAMANIN SAHİBİ

VELİYİ ASR : ASRIN VELİSİ, ZAMANIN TEK HAKİMİ, ZAMANIN TEK REHBERİ

MEHDİ-Yİ MEV’UD : VADEDİLMİŞ MEHDİ

İMAM-I ASR : ASRIN İMAMI (MANEVİ LİDERİ)

SAHİB’ÜD DAR : YURDUN SAHİBİ (MANEVİ SAHİBİ)

BAKİYYETULLAH : ALLAH’IN YERYÜZÜNDE GERİYE KALAN TEK HÜCCETİ VE SON İLAHİ MANEVİ LİDERİ

KÂİM-İ AL-İ MUHAMMED (A.S) : PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN SOYUNDAN GELEN, KIYAM EDECEK OLAN MEHDİ

EL HATİM : HATMEDEN, SONA ERDİREN

NAHİYETÜ’L-MUKADDESE : KUTLANMIŞ YÖN, EN YÜCE VE KUDSİ

Hazret-i Mehdi gelecektir


Sual : Mehdi hurafedir diyenler oluyor. Nasıl cevap verilebilir?
CEVAP
İbni Hacer-i Mekki, (Alamat-i Mehdi), imam-ı Süyuti, (El-bürhan) ve imam-ı Şarani (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi) kitabında iki yüze yakın, Hazret-i Mehdi’nin alameti bildirilmektedir. Hazret-i Mehdi için hurafe demek, ilme ihanettir, kıyamet alametidir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir :
(Eshab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacak ve İsa bunun zamanında gökten inecek ve Deccal ile harb ederken, Mehdi, onunla beraber olacaktır.) [İ.Süyuti]

(Yeryüzüne dört kişi malik oldu. İkisi mümin Zülkarneyn ile Süleyman idi. İkisi kâfir, Nemrud ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak, benim evladımdan biri yeryüzüne malik olacaktır.) [İ.Süyuti]

(Horasan tarafından gelen siyah sancaklılara katılın. Onların içinde Allah'ın halifesi Mehdi vardır.) [Hakim, İ.Ahmed, Deylemi]

(Nasıl helak olur bir ümmet ki, başında ben, sonunda Meryem oğlu İsa ve ortasında da ehl-i beytimden Mehdi vardır.) [Hâkim, İ.Asakir]

(Şarktan çıkan bir grup, Mehdi’ye yardım ederler.) [İbni Mace, Taberani]

(Mehdi çıkınca, Allahü teâlâ ona rahmetini indirir.) [İ.Ahmed, Hakim]

(Mehdi bendendir, yeryüzünü hak ve adaletle doldurur.) [Ebu Davud]

(Dünyayı küfür kaplamadıkça Mehdi gelmez.) [Mekt.Rabbani 2/68]

(Mehdi gelince, bir bereket olacak, ümmetim rahat edecektir.) [İbni Ebi Şeybe]

(Mehdi ehl-i beyttendir. Allahü teâlâ onu bir gecede olgunlaştırır.) [İbni Mace, İ.Ahmed]

(Deccal’ın veya Mehdi’nin geleceğine inanmayan kâfir olur.) [Favaid-il Ehbar - Şerh’is-Siyer]

(Mehdi, Kureyşten ve ehl-i beytimdendir.) [İ.Ahmed, Baverdi]

(Mehdi benim soyumdandır.) [İbni Mace]

(Mehdi evladı Fatıma’dandır.) [Ebu Davud, Hakim]

(Mehdi, amcam Abbas’ın soyundandır.) [İ.Asakir, Dare Kutni]

(Ya Abbas, senin soyundan bir genç dünyayı adaletle doldurur, İsa ile namaz kılar.) [Hatib, İbni Asakir, Dare Kutni]

[Burada tenakuz [çelişki] yoktur. Abdülkadir-i Geylani hazretleri anne tarafından seyyid, baba tarafından şerif idi. Hazret-i Mehdi de, Hazret-i Fatıma’nın soyundan bir genç, Hazret-i Abbas’ın soyundan biri ile evlenince, her iki soydan da gelmiş olur.]

Hazret-i Ali, oğlu Hasanı gösterip, "Bu oğlumun neslinden biri çıkacak, dünyayı adaletle dolduracaktır" buyurdu. (Ebu Davud)

Kütüb-i sitteden Buhari, Müslim, Ebu Davud, İbni Mace, Tirmizi ve diğer hadis âlimlerinin bildirdikleri bu hadis-i şerifleri ve Ehl-i sünnet âlimlerinin açıklamalarını akıl ve iman sahibi hiç kimse inkâr edemez. Tevil etmek de dinimize aykırıdır. Herkes dinin hükümlerini tevil etmeye kalkarsa ortada din diye bir şey kalmaz.

Hazret-i Mehdi gelince
Sual : Tam İlmihal’deki, (Hazret-i Mehdi, ahir zamanda dünyaya gelecektir. İsa aleyhisselamla buluşacak, mezhepleri kaldıracak, yalnız onun mezhebi kalacaktır) ifadesinden kasıt nedir?
CEVAP
Hazret-i Mehdi geldiğinde, hak mezheplerin hükmü unutulmuş olacak, bid'at mezhepleri ortalığı kaplayacak, ortada hak bir mezhep kalmayacaktır. Yani mezheplerin doğru bilgileri kalmayacak, sadece isimleri kalıp, din düşmanları veya sapıklar tarafından bu isimler suistimal edilecektir.

Hazret-i Mehdi, ictihad edecek, ictihadı Hanefi mezhebine uygun olacaktır. Zaten İsa aleyhisselamın Hristiyanlığı yasak ettiği gibi, Hazret-i Mehdi de diğer bozuk fırkaları, bozuk mezhepleri yasak edecektir. Bozuk mezhepleri kaldıracağı için mezhepleri kaldıracak ifadesi kullanılmıştır.

Hazret-i Mehdi’nin üstünlüğü
Sual : Hazret-i Mehdi, dört halifeden daha üstün müdür?
CEVAP
Kesinlikle değildir. Bu hususta İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki :
Resulullahın vefatından bin sene geçtikten sonra, ümmetinden gönderilen âlimlerin sayısı azsa da, İslamiyet’i tam kuvvetlendirmeleri için, çok yüksek olacaklardır. Resulullah efendimiz, hazret-i Mehdi’nin geleceğini haber vermiştir. Bin sene sonra gelecektir. İsa aleyhisselam da, bin sene sonra, gökten inecektir. Bin sene sonra gelen Evliyanın yükseklikleri, Eshab-ı kiramın yüksekliklerine benzemektedir. Her ne kadar, Peygamberlerden sonra, en üstün insanlar Eshab-ı kiram ise de, sonra gelenler, bunlara çok benzedikleri için, hangilerinin daha üstün oldukları anlaşılamaz gibi olmuştur. Belki de bunun içindir ki, Resulullah efendimiz, (Öncekiler mi daha üstündür, yoksa sonrakiler mi? Bilinemez) buyurdu. Yoksa (Öncekiler mi daha üstündür, yoksa sonrakiler mi, bilmem) buyurmadı, çünkü hangilerinin daha üstün olduğunu elbette biliyordu. Bunun için, (En üstün olanlar, benim zamanımda bulunan Müslümanlardır) buyurmuştu, fakat çok benzedikleri için, şüphe hâsıl olduğundan (Bilinemez) buyurdu.

Resulullah, Eshab-ı kiramın zamanından sonra, Tabiinin zamanının yüksek olduğunu bildirdi. Bundan sonra da Tebe-i tabiinin zamanının üstün olduğunu bildirdi. Bunların da, bin sene sonra gelenlerden daha üstün oldukları anlaşıldı. Sonra gelenlerin, Eshab-ı kirama çok benzemesi nasıl olur denilirse, şöyle cevap veririz ki, o iki asrın, bu son gelenlerden daha üstün olması, belki onlarda Evliya sayısının çok ve bid’at sahiplerinin az olduğu için olabilir. Bunun için, sonra gelenler arasında birkaç Evliyanın, o iki asırda bulunan Evliyadan daha yüksek olduğunu söylemek, yanlış olmaz. Mesela, hazret-i Mehdi böyledir, fakat Eshab-ı kiramın zamanı, her bakımdan, daha yüksektir. Bunun üzerinde konuşmak bile lüzumsuzdur. Önce gelenler, onlardır. Naim Cennetinde yakîn olanlar onlardır. Başkalarının dağ kadar altın sadaka vermesi, onların bir avuç arpa vermesinin sevabına kavuşturamaz. Allahü teâlâ, dilediğini rahmetine kavuşturur. (1/209)

Hazret-i Mehdi’nin alametleri

Sual : Mehdi’nin alametleri çeşitli şekillerde tevil edilerek deniyor ki :
1- Medine, şehir demektir. (Mehdi, Medine’de doğacak) demek, köyde değil, şehirde doğacak demektir. Ben şehirde doğduğuma göre, ne demek istediğimi anlarsınız.
2- (Mehdi, İsa ile birlikte Deccal’ı öldürecek) demek, ateizmi yok edecekler demektir.
3- (Mehdi gelince semadan bir melek haber verecek) demek, insanlar birbirine telefon, radyo veya TV ile haber verecek demektir.
4- (Mehdi bid’atleri temizleyecek) demek, fıkıhçıların ictihad diyerek uydurduğu şeyleri ve dört mezhebi ortadan kaldıracak demektir.
5- (Mehdi’nin adı benim adımla, babasının adı da benim babamın adıyla aynı olacak) hadisinden maksat, adı Muhammed, babasının adı Abdullah olacak demek değildir. Mehdi’nin adı Peygamberin dedelerinden birinin adı da olabilir. Mesela Haşim olabilir, İlyas olabilir, Adnan da olabilir.
6- Bilen pek yoksa da, Mehdi gelmiştir, 93 sene sonra, Güneş’in Batıdan doğmasından sonra da İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacak. Bundan 15 saat sonra da kıyamet kopacak.
7- Mehdi kararmış olan dünyayı aydınlatan bir güneştir ve aydınlatmaya da başlamıştır. Mehdi güneş olduğuna göre, Güneş’in Batıdan doğması, Mehdi’nin çıkışı demek de olabilir.
Herkes aklına göre böyle bir tevil yaparsa, dinin bildirdiklerine kim inanır ki?
CEVAP
Zırva tevil götürmez. Bu tevillerin hepsi yersizdir. Peygamber efendimizin hadis-i şerifleri, bulmaca, bilmece gibi değildir. Yani (Ben Medine dersem, siz Ankara, İzmir gibi bir şehir anlayın, ben Muhammed dersem siz Haşim anlayın) cinsinden değildir. Hâşâ Resulullah efendimiz, bilmece gibi söz söylemez. Bu zırvalara kısaca cevap verelim :
1- Bir hadis-i şerif meali :
(Medine halkından olan Mehdi, Mekke’ye gidecek. Mekke halkından bir kısmı ona gelecek ve istemediği halde onu evinden çıkarıp ona biat edecekler.) [Ebu Davud] (Burada açıkça, Medine halkından deniyor. Devamında da, Mekke’ye gidecek deniyor. Ne diye “Şehir halkından” denilip de, sonra Mekke’ye gidecek densin?)

Hazret-i Ali’nin rivayeti de şöyledir :
(Mehdi, Medine’de doğacaktır.) [İ. Münavi] (Medine şehrinde doğmayacak olsa, ne diye Medine’de doğacak densin? Köyde ve şehirde doğmasının ne önemi var? Yukarıdaki hadis-i şerifte de, Medine’de doğup sonra Mekke’ye gideceği açıkça bildiriliyor.)

2- Bir hadis-i şerifte, Deccal’ın nasıl çıkacağı da açıkça bildiriliyor. Hazret-i Mehdi Kudüs’e intikal ettiğinde, Deccal’ın çıktığını haber alacaklar deniyor. (Kitab-ul-Burhan fi alamat-i Mehdiyyi ahir-iz-zaman)

Bunun ateizmle ne ilgisi olabilir? Kudüs’e gittiğinde, ateizmin çıktığını mı haber alacak? Atalarımız boşuna, (Zırva tevil götürmez) dememişler.

3- Peygamber efendimiz, (Melek seslenecek) buyururken, tevilciler, telefon, radyo veya TV diyor. Bir hadis-i şerif meali :
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacaktır. Buluttan bir melek, “Bu Mehdi’dir, sözünü dinleyiniz” diyecektir.) [M. Rabbani]

4- Bu, fıkıh âlimlerine, müctehidlere yapılmış çok çirkin bir iftiradır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki :
Kıyas ve ictihad, bid’at değildirler, çünkü bunlar, âyet-i kerimelerin mânâlarını meydana çıkarırlar. Bu mânâlara başka bir şey eklemezler. (1/186)

Hazret-i Mehdi geldiği zaman, dört hak mezhebi kaldırmayacaktır. (Kaldıracaktır) demek, dört hak mezhebin bâtıl olduğunu iddia etmek olur. O zaman, dört hak mezhebin hükümleri unutulmuş, bâtıl mezhepler ve bid’atler yayılmış olacak. Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa, hak mezhepleri ve dinin hükümlerini değil, bu bid’atleri ve bâtıl mezhepleri kaldıracak ve ictihad edecektir. Hatta ictihad ederek bildireceği hükümler, Hanefî mezhebine uygun olacaktır. Muhammed Parisa hazretleri buyuruyor ki :
İsa aleyhisselamın ictihad ile çıkaracağı bütün hükümler, Hanefi mezhebindeki hükümlere uygun olacaktır. (Füsul-i sitte)

5- Bir hadis-i şerif meali şöyledir :
(Allahü teâlâ, kıyamet kopmadan önce, ehl-i beytimden birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan önce dünya zulümle doluyken, onun zamanında adaletle dolar.) [Ebu Davud, İ. Ahmed, Tirmizi, Taberani, Ebu Nuaym, İbni Ebi Şeybe]

Peygamber efendimiz açıkça isminin ve babasının isminin ne olacağını bildirirken, nasıl olur da, Mehdi’nin ismi, Haşim, İlyas, Adnan veya diğer dedelerinden birinin ismi olacak denebilir? Bu, açıkça hadis-i şerifi inkâr etmek değil midir?

6- Hem Mehdi geldi diyor, hem de 100 sene sonra, güneş batıdan doğduktan sonra, Hazret-i İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacak diyor. Mehdi, 40 yaşında zuhur edeceğine göre, tevilcilere göre, şimdi gelmiş olan Mehdi, 100 sene sonra yani 150 yaşındayken mi Hazret-i İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacak?

7- Hani Güneş 93 sene sonra Batıdan doğacaktı? Bu alametlerin peş peşe olacağını yeni mi okudular ki, Dabbe çıktı dediklerine göre, Güneş’in Batıdan doğması için, acilen bir tevil bulmak zorunda mı kaldılar?

Görüldüğü gibi, bu iddia edilenlerin tamamı, dinimize aykırıdır. İmam-ı a’zam hazretleri de, bütün Ehl-i sünnet âlimleri gibi, bunları tevil etmemiş, (Yecüc ve Mecüc’ün ortaya çıkması, Güneş’in Batıdan doğması, Hazret-i İsa’nın gökten inmesi, Deccal’ın gelmesi ve diğer kıyamet alametlerinin hepsinin, hadis-i şerifte bildirildiği gibi, zamanı gelince aynen gerçekleşeceğine inanırız) buyurmuştur. (Fıkh-ı ekber)

Mehdi’nin ayak sesleri
Sual : Sünnî bir yazar, (Mehdi’nin ayak seslerini işitiyorum) diye bir yazı yazmış. Gelecek hakkında indî tahminlerde bulunmuş. İslâmiyet'in gümbür gümbür geleceğini söylemiş. Tarihte bu Mehdi meselesi, çok istismar edilmiştir. Her devirde Mehdi’nin geldiği, bugün yarın Kıyametin kopacağı söylenmiştir. Çok kimse de, kendinin Mehdi olduğunu açıklamıştır. Günümüzde de, her köşe başında mehdilik satan çok kimse vardır. Sünnî yazar da, söylenenlerden etkilenmişe benziyor. Acaba bu yazarın işittiği ayak sesleri kime ait? Mezhepsizlerin, dinsizlerin ayak sesleri olmasın? Bu yazar, acaba sesleri ayırmakta güçlük mü çekiyor? Çünkü âhir zamanda gün günü aratacak, dinsizlik çoğalacaktır. Nitekim (Her asır, öncekinden daha kötü olur, böylece Kıyamete kadar bozulur) hadis-i şerifi, kötülüğün ve küfrün gümbür gümbür yayılacağını göstermektedir. İkinci binin müceddidi İmam-ı Rabbânî hazretleridir. Üçüncü bin yılın müceddidi de Hazret-i Mehdi olacağına göre, İmam-ı Rabbânî hazretlerinden bin yıl sonra Mehdi gelmeyecek mi?
CEVAP
Evet, Hazret-i Mehdi’nin gelişine en az 600 yıl daha vardır. Gelinceye kadar dinsizlikler, cinayetler, her çeşit kötülük yayılmaya devam edecektir. İstisna olarak bazı bölgelerde İslamiyet’e sarılanların olması hadis-i şerife aykırı değildir. Yukarıdaki hadis-i şerif, dünyada genel bozulmayı bildirmektedir. Mehdi’yim diyenlerin hiçbirine inanmamalı. Mehdi’nin alametleri sitemizde vesikalarıyla birlikte vardır.

Hazret-i Mehdi gelince
Sual : Şeyh denilen biri, (Hazret-i Mehdi geldiğinde elektrik ve elektronikle çalışan hiçbir şey olmayacak, teknolojiyi tamamen kaldıracaktır) diyormuş. Öyle bir şey var mı?
CEVAP
Ateistler ve yabancılar, özellikle böyle şeyhler yüzünden İslâmiyet'e ters bakıyorlar. Teknoloji İslâmiyet'e aykırı değildir, İslamiyet’in emrettiği bir ilimdir. Hazret-i Mehdi, İslâmiyet'e aykırı bir iş yapmayacaktır. Onun zamanında inecek olan Hazret-i İsa da, onunla beraber İslâmiyet'i yayacaktır. İki hadis-i şerif :
(Eshab-ı Kehf, hazret-i Mehdi’nin yardımcıları olacak, İsa “aleyhisselam” da, bunun zamanında gökten inip Hazret-i Mehdi ile birlikte, Deccal ile savaşacaktır.) [İ. Süyûtî]

(İsa “aleyhisselam”, âdil bir hakem olarak gökten inecek, İslam’dan başka her şeyi yasaklayacaktır.) [Buhârî]

Zamane şeyhleri, nakli esas almıyorlar, akıllarına geleni söylüyorlar. Belki de teknolojiyi İslam dışı bir şey sandıkları için, (Mehdi, İslam’a aykırı olan şeyleri kaldıracaktır) diyorlar. Nakli esas almayanların sözlerine itibar edilmez.

İmam-ı Rabbani ve Hazret-i Mehdi

Sual : İmam-ı Rabbani, Mehdi’nin Peygamberimizden bin sene geçtikten sonra mı, yoksa kendisinden bin sene sonra mı geleceğini bildirmiştir?
CEVAP
Kendisinden bin sene sonra geleceğini bildirmiştir. Peygamber efendimizden bin sene sonrası zaten, İmam-ı Rabbani hazretlerinin kendi zamanı oluyor. Peygamber efendimizden bin sene sonra gelecek olsaydı, 400 sene önce gelmiş olması gerekirdi. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki :
Hazret-i Mehdi çıkmadan önce doğu cihetinde, parlak bir kuyruklu yıldız doğacaktır. Bir yıldız doğmuştur, ama şunu bilmelidir ki, bu doğuşlar, Mehdi’nin zuhuru zamanında meydana gelecek olanlardan farklıdır, çünkü Mehdi’nin zuhuru ortaya çıkması, yüz yılın başlangıcında olacaktır. Şu an ise yüz yılın başını 18 sene geçmiştir. (2/68 ) [Görüldüğü gibi, hicri yüzyıl başını 18 sene geçtiği için, bir yıldız da görüldüğü halde, kendi zamanında gelmesinin mümkün olmadığını açıkça bildiriyor. Günümüzde ise, yüzyıl başını 30 sene geçmiştir.]

Resulullahın vefatından bin sene geçtikten sonra, ümmetinden gönderilen âlimlerin sayısı az ise de, İslamiyet’i tam kuvvetlendirmeleri için, çok yüksek olacaklardır. Resulullah efendimiz, hazret-i Mehdi’nin teşrif edeceğini haber vermiştir. Bin sene sonra gelecektir. İsa aleyhisselam da, bin sene sonra, gökten inecektir. (1/209) [Burada açıkça, (Bin sene sonra gelecektir) deniyor, yani kendisinden bin sene sonra geleceği bildiriliyor. Şimdi gelecek olsaydı, İmam-ı Rabbani hazretleri, (Peygamberimizden 1500 sene sonra gelecek) diyemez miydi?]

Bu ümmetin sonu, Peygamberimizin vefatından bin sene sonra, yani ikinci bin ile başlamıştır, çünkü bin sene geçmesiyle, insanlarda ve eşyada büyük değişiklik olur. Allahü teâlâ, bu dini kıyamete kadar değiştirmeyeceği için, ilk zamanda gelenlerin tazelikleri, kuvvetleri sondakilerde de görülmekte ve böylece ikinci bin başında İslamiyet’i kuvvetlendirmektedir. Bu sözümüzü ispat etmek için, kuvvetli şahit olarak, hazret-i İsa ile hazret-i Mehdi’yi gösteririz. (1/261) [Burada da, bin sene geçtikçe İslamiyet’in kuvvetlendirileceği bildiriliyor. İkinci bin başında İslamiyet’i kuvvetlendiren, ikinci binin müceddidi olan, müceddid-i elf-i sani İmam-ı Rabbani hazretleridir. Kendisinden bin sene sonra, bu kuvvetlendirme işini ise hazret-i İsa ve hazret-i Mehdi yapacaktır.]

Ahmed Said Faruki hazretlerinin oğlu Muhammed Mazhar hazretleri de, İmam-ı Rabbani hazretlerinin hayatını anlattığı kitabında buyuruyor ki :
Her yüz sene başında bir müceddid yani dini kuvvetlendirici gelir, ama yüz senede gelen müceddid ile, bin senede bir gelen müceddid arasında çok fark vardır. Yüzle bin arasında ne kadar fark var ise, bu iki müceddid arasında da o kadar, hatta daha çok fark vardır. İmam-ı Rabbani hazretlerinin vakti şöyledir ki, eski ümmetler zamanında dünyanın zulmetle dolduğu yıllarda, ülülazm bir Peygamber gelir ve yeni bir din getirirdi. Ümmetlerin en hayırlısı, Muhammed aleyhisselamın ümmetidir. Bu ümmetin Peygamberi de, Peygamberlerin sonuncusudur. Bu ümmetin âlimleri, Benî İsrail’in Peygamberleri gibidir. Hadis-i şerifte, böyle olduğu bildiriliyor. Bu ümmette âlimlerin varlığı kâfi görüldü. Böyle bir vakitte, yani Peygamber efendimizden bin sene sonra, marifeti tam, âlim ve ârif bir zat lazımdır ki, eski ümmetlerdeki ülülazm bir Peygamberin yerini tutsun. Zira bu ümmetin sonu, Peygamber efendimizin vefatından bin sene sonradır, çünkü bin sene geçmesinde büyük bir özellik ve işlerin değişmesinde kuvvetli tesirler vardır. Bu ümmette ve bu dinde değişiklik olmayacağına göre, şüphesiz geçmişlerdeki nispetin ve o sağlam yolun, sonra gelenlerde yeniden kuvvetlenmesi zorunludur. Böylece, İmam-ı Rabbani hazretlerinin mübarek zatında, nübüvvet ve risaletin bütün üstünlüklerini toplayıp, bu yüksek makamla diğerlerinden ayırdılar. (Menakıb ve Makamat-i Ahmediyye-i Saidiyye)

Hazret-i Mehdi, İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğine göre, kendisinden bin sene sonra gelecek ve üçüncü binin müceddidi olacaktır. (F. Bilgiler)

Görüldüğü gibi, hiçbir âlim, (İmam-ı Rabbani hazretleri, hazret-i Mehdi’nin Peygamberimizden bin sene sonra geleceğini bildiriyor) diye bir şey anlamamış; hepsi, Peygamber efendimizden bin sene sonra gelecek olan müceddidin, İmam-ı Rabbani hazretleri olduğunu bildirmiştir.

Hazret-i Mehdi keramet sahibidir

Sual : (Mehdi sıradan bir insandır, kerameti, harikulade halleri yoktur, bir meleğin, “Bu Mehdi’dir” demesi gibi bir şey olamaz. Böyle bir şey imtihana aykırıdır, insanın seçme iradesini kaldırır. Mehdi’nin geldiğinin gökten haber verilmesi, telefonla, radyo veya TV ile bildirilmesi demektir) diyenlerin maksadı nedir? Kendilerini veya hocalarını mı Mehdi yapmak istiyorlar?
CEVAP
Belki de o maksatla söylüyorlardır. Hazret-i Mehdi’de birçok olağanüstü olaylar görülecektir. Bu harikulade olaylar, imtihana aykırı değildir. Öyle olsaydı, Peygamberlerin mucizelerini gören bütün müşrikler, hemen iman ederdi. Her peygamberden mucize görüldüğü halde, inanmayanlar daha çok olmuştur. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki :
Hazret-i Mehdi’nin zuhurunun alametleri, Peygamber efendimizin peygamberliğinin bildirilmesinden önce ortaya çıkan irhasat gibidir. Nitekim Peygamber efendimiz ana rahmine düşünce, yeryüzündeki bütün putlar yüzüstü düştü. Bütün şeytanlara işlerinden el çektirildi. Melekler, İblis’in tahtının altını üstüne getirerek, onu denize attılar ve ona kırk gün azap ettiler. Doğduğu gece, Kisra’nın sarayı sallandı, 14 kulesi düştü. Mecusilerin bin senedir sönmeyen ateşi söndü. Hazret-i Mehdi de, büyük bir zat olup, sayesinde İslamiyet’e ve Müslümanlara üstün bir takviye hâsıl olacağından ve evliyalığının maddî ve manevî açıdan büyük bir etkisi bulunacağından, kendisi harikulade birçok keramete sahip olup, döneminde olağanüstü alâmetler zuhur edecektir. Bu yüzden, Resulullahın irhasatı gibi olağanüstü işler, Hazret-i Mehdi’nin zuhurundan önce de ortaya çıkarak, onun alametleri olacaktır. (2/68 ) [İrhasat, bir peygamberden, peygamberliği bildirilmeden önce meydana gelen harikulade [olağanüstü] haller demektir. İsa aleyhisselâmın beşikte konuşması, Muhammed aleyhisselama, ağaçların, taşların selam vermeleri gibi hâllere irhas denir. Henüz peygamberlikleri bildirilmediği için, mucize denmez.]

Yine İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki :
Hindistan’da biri, Mehdi olduğunu iddia etmişti. Meşhur, hatta manası tevatür derecesine varmış birçok hadis-i şerifler, böylelerinin bu itikat ve sözlerini yalanlamaktadır. Birçok hadis-i şeriflerde, (Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacaktır. Buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyiniz” diyecektir) buyuruldu. O halde insaf etsinler ki, bu alametler, o adamda var mıdır, yok mudur? Hazret-i Mehdi’nin daha birçok alametlerini, Peygamber efendimiz haber vermiştir. Ahmed ibni Hacer-i Mekki hazretleri (El-kavl-ül-muhtasar fi alamat-il-Mehdi) ismindeki kitabında, Hazret-i Mehdi’nin iki yüze yakın alametlerini yazmıştır. Geleceği bildirilen Mehdi’nin alametleri meydandayken, başkalarını Mehdi sananlar, ne kadar cahildir! (2/67)

İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiği bu hadis şerifte açıkça, Hazret-i Mehdi’nin zuhurunu, meleğin haber vereceği bildiriliyor. Melek için nasıl olur da, telefon, radyo veya TV denebilir? Demek ki, tevilcilerden her şey beklenir. Nitekim melekler için (Tabiat kuvvetleridir) diyen sapıklar da çıkmıştı. Buna, tevil yoluyla inkâr denir. Açıkça inkâr edemedikleri için, böyle tevil ederek inkâr ediyorlar. Her şey böyle tevil edilirse, ortada din diye bir şey kalmaz.

(El-kavl-ül-muhtasar fi alamat-il-Mehdi) kitabında bu hususta bildirilen birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir :
(Mehdi, çıkarken başında bir sarık olacak ve bir münadi, “Bu, Allah’ın halifesi olan Mehdi’dir, ona uyunuz” şeklinde nida edecektir.)

(Mehdi, başının üzerinde, “Bu Mehdi’dir, ona uyunuz” şeklinde çağıran bir melek olduğu halde çıkacaktır.)

(Hiçbir tarafın kendisinden korunamayacağı bir fitne zuhur edecek. Bu fitne, çıktığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum, bir münadinin semadan seslenerek, “Ey insanlar, emîriniz artık Mehdi’dir” demesine kadar devam edecektir.)

(Mehdi’nin zuhuru Muharrem ayında olacak ve semadan gelen bir nida, “Bu, Allah’ın halifesi Mehdi’dir, ona uyunuz ve sözünü dinleyiniz” diyecektir.)

Bunları hiçbir Ehl-i sünnet âlimi tevil etmemiş, İmam-ı a’zam hazretleri de, (Kıyamet alametlerinin hepsinin, hadis-i şerifte bildirildiği gibi, zamanı gelince aynen gerçekleşeceğine inanırız) buyurmuştur. (Fıkh-ı ekber)

Hazret-i Mehdi’nin mezhebi


Sual : Mevdudi, (Mehdi ortaya çıkınca, mezhep diye bir şey olmayacak. Mehdi, hayatın ana problemlerinde derin nüfuza sahip, modern bir reformcu olacak. Mezhepleri kaldıracak. Fıkıh ve tasavvuf âlimleri, onun getireceği yeniliklere karşı feryat edecekler. O zaman, bu dört mezhepten kurtulacağız) gibi şeyler söylüyormuş. Onun hayranları da aynısını söylüyorlar. Dört mezhep hak değil mi? Hak olan dört mezhebi Mehdi niye kaldıracak?
CEVAP
Mevdudi mezhepsizdir, onun sözü dinde senet değildir.

Hak kalkarsa yerine bâtıl gelir. Hak olan mezhep, kaldırılmaz. Mezhepleri kimse kaldırmayacaktır. Mezhepler dinin emriyle, Peygamber efendimizin emriyle ortaya çıkmıştır. Mezhep imamı demek, Peygamber efendimizin Kur’an-ı kerimden çıkardığı bilgileri, Eshab-ı kiramdan işiterek toplayan, kitaba geçiren büyük âlim demektir. Bu ise, Resulullah’a ve Kur’an-ı kerime uymak demektir. Eshab-ı kiram, Resulullah’tan işittiklerine uyardı. Kendi talebelerinden birine uymaya, yani dört mezhepten birinde olmalarına lüzum yoktu. Onların her biri, bütün bilgileri asıl kaynağından alıyordu.

Birbirlerine sorarak da öğreniyorlardı. Hepsi, mezhep imamlarından daha çok âlim ve daha yüksek müctehid, yani mezhep sahibiydiler. Bir müctehidin mezhebi kendi mezhebidir. Bir müctehid olan Hazret-i Mehdi’nin mezhebi de, kendi mezhebidir.

Hazret-i Mehdi gelince, doğru İslam bilgileri unutulmuş ve ortadan kalkmış olacak. Hazret-i Mehdi Ehl-i sünnet bilgilerini tazeleyeceği zaman, zaten İslam âlimi kalmamış olacak. Yani fıkıh ve tasavvuf âlimleri zaten kalmamış olacak. Dolayısıyla bu âlimler değil, ortalık mezhepsizlere kaldığı için, onlar Hazret-i Mehdi’ye karşı koyacaklar, feryat edecekler. Hazret-i Mehdi, âlimleri değil, bu türedileri zararsız hâle getirecektir.

Hazret-i İsa da, Hazret-i Mehdi gibi ictihad edecektir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki :
Muhammed Parisa hazretleri, Fusul-i sitte kitabında, (İsa aleyhisselam gökten inip, İmam-ı a’zam Ebu Hanife’nin mezhebine uygun ictihad edecek, onun helal dediğine helal diyecek, haram dediğine haram diyecektir) buyuruyor. (3/17)

Hazret-i Mehdi, İslamiyet’i yayacak. Resulullah’ın sünnetlerini ortaya çıkaracak. Bid’at işlemeye ve bid’atleri Müslümanlık olarak yaymaya alışmış olan Medine’deki din adamı, Mehdi’nin sözlerine şaşıp, (Bu adam bizim dinimizi yok etmek istiyor) diyecek. Hazret-i Mehdi, bu din adamının öldürülmesini emredecektir. (1/255)

Görüldüğü gibi, Hazret-i Mehdi geldiğinde, hak mezheplerin hükümleri unutulmuş olacak, bid’atler ortalığı kaplayacak, ortada hak bir mezhep kalmayacaktır. Hazret-i Mehdi de yaygınlaşan bu bâtıl mezhepleri, bid’atleri kaldıracaktır. Mezhepsizleri yok edecektir. Bütün bu bildirilenlere rağmen, nasıl olur da, Müslümanlar için rahmet olan dört hak mezhep ve fıkıh kitaplarında bildirilen hükümler, ictihadlar, öcü gibi gösterilip, (Mehdi gelince bunlardan kurtulacağız) diye mezhep düşmanlığı yapılabilir?

Hazret-i Mehdi gelince
Sual : (Bir dinde bir mesele, mezhebin birine göre farz, ötekine göre haram olur mu? Mehdi gelince bu ihtilaflara son verecektir. Mehdi’nin bir an önce gelmesinin önemi buradan da anlaşılıyor) deniyor. Asırlardır hiçbir İslâm âlimi, dört hak mezhepteki farklı hükümlere itiraz etmemiştir. Mehdi niye hak mezhepleri kaldıracak ki?
CEVAP
Hazret-i Mehdi geldiği zaman, dört hak mezhebi kaldırmayacaktır. (Kaldıracaktır) demek, dört hak mezhebin bâtıl olduğunu iddia etmek olur. Bu da asırlardır gelen İslâm âlimlerini yalanlamak olur. Hangi Ehl-i sünnet âlimi, dört mezhebin hak olmadığını söylemiştir?

Hak mezheplerdeki hükümlerin farklı olması, Peygamber efendimizin emrettiği bir rahmettir. Allahü teâlânın gönderdiği dinlerin hepsi de, amel yönüyle farklıydı. Âdem aleyhisselamın diniyle Nuh aleyhisselamın, Musa aleyhisselamın dinleri farklıydı. Farklı olmaları hak din olmalarını engellemez. Mesela şarap mubah iken son gönderilen dinde haram kılındı. Niye dinde veya mezheplerde farklı hüküm var demek, Allah'ı suçlamak olur. Allahü teâlâ öyle dilemiş, öyle hükümler göndermiştir. Farklı ictihad da, yani farklı hükümler de dinimizin emridir.

Hazret-i Mehdi geldiği zaman, herkes dinden uzaklaşmış, dört hak mezhebin hükümleri unutulmuş, bâtıl mezhepler ve bid’atler yayılmış olacak. Hazret-i Mehdi, hak mezhepleri ve dinin hükümlerini değil, bu bid’atleri ve bâtıl mezhepleri kaldıracak ve dinin hükümleri unutulduğu için ictihad edecektir. Yapacağı ictihadlar, Hanefî mezhebine uygun olacaktır. Hazret-i İsa da aynı şekilde ictihad edecektir.
Muhammed Parisa hazretleri, (Hazret-i İsa’nın yeryüzüne indiği zaman yapacağı ictihadlar, Hanefî mezhebindeki hükümlere uygun olacaktır) buyuruyor. (Füsul-i sitte)

Hak dinlerdeki farklı hükümler amelde olduğu gibi, dört hak mezhep arasındaki farklar da, itikatta değil ameldedir. Bu ise, Eshab-ı kiramın farklı ictihadı gibi rahmettir. İki hadis-i şerif meali :
(Ümmetimin [âlimlerinin] ihtilafı [farklı ictihadları] rahmettir.) [Deylemi]

(Âlim, ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevab alır.) [Buhari]

Sahabenin veya diğer müctehidlerin ictihadlarında doğruyu bulma mecburiyeti yoktur. Doğruyu bulamasa da, isabet edemese de yine sevab kazanır. Bunlara uyan da sevab kazanır. Farklı içtihada dil uzatmak, dinî yıkmaktan başka şey değildir.

Yahudiler ve Mehdi


Sual : (Yahudilere göre de Mehdi gelecek. Mehdi gelince Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar kucaklaşacaktır. Müslümanlar, Ehl-i kitapla omuz omuza verip, ateizme karşı mücadele edeceklerdir. Zaten ehl-i kitap bizim kardeşimizdir, fakat Hristiyanların üç tanrı inancı yanlıştır. Yahudiler onlar kadar kötü değildir, can ciğer kardeşimizdir. Tevrat’ı okumak gerekir. Şiiler gibi Vehhabiler de din kardeşimizdir, bunlar Mehdi’nin askerleri olacaktır. Yahudilerin bekledikleri Mesih, bizim beklediğimiz Mehdi’dir. Bu onları baskıdan kurtaracak, vaat edilmiş toprakları yeniden elde edecek ve Yahudileri tüm dünyaya hâkim kılacaktır) diyenler çıktı. Bunların maksatları nedir? Mehdi, Müslümanları değil de, niye Yahudileri dünyaya hâkim kılacak? Sanki aralarında iş bölümü yapar gibi, niye günümüzdeki insanların bazıları Hristiyanlara, bazıları da Yahudilere daha çok sempati duyar ki? Bu işin Yahudi İbni Sebe ile de bir ilgisi olabilir mi?
CEVAP
Dinimizde böyle bir şey yoktur, hiçbir din kitabında böyle bir şey yazmaz. Bunlar yeni türedilerin uydurmalarıdır.

Yahudilerin Mehdi’yi beklediğini söylemek çok yanlıştır. Onlar, Muhammed aleyhisselam kendi ırklarından olmadığı için, âhir zaman peygamberini bekliyorlar, (Kral Mesih gelecek ve bizi dünyaya hâkim kılacak) diyorlar. Buna Mehdi demek kadar saçma bir şey olamaz.

Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa gelince, Yahudilik veya Hristiyanlık değil, İslamiyet yeryüzüne hâkim olacak ve bütün bâtıl dinler ortadan kalkacaktır. Üç hadis-i şerif meali :
(İsmini duyduğunuz kimselerden, yeryüzüne dört kişi malik oldu. İkisi mümin, ikisi de kâfirdi. Mümin olan iki kişi, Zülkarneyn ile Süleyman idi. Kâfir olan ikisi de, Nemrut ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak, yeryüzüne, benim evladımdan biri, [Mehdi] malik olacaktır.) [M. Rabbani]

(Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu İsa, âdil bir hakem olarak aranıza inecek, haçı kıracak [Hristiyanlığı kaldıracak], domuzu öldürecek [domuz etini yasaklayacak], İslam’dan başka her şeyi yasak edecektir.) [Buhari]

(İsa inince İslamiyet’le hükmedecektir. O zaman Allahü teâlâ, Müslümanlardan başka herkesi helak edecek, sonra yeryüzünde sükûn, emniyet meydana gelecektir. O kadar ki, aslan deveyle, kaplan inekle ve kurt kuzuyla serbestçe dolaşacak, çocuklar yılanlarla oynayacak. İsa ölünce, cenazesini Müslümanlar kaldıracaktır.) [Ebu Davud]

Peygamber efendimiz, Hazret-i İsa gelince, Allahü teâlânın Müslümanlardan başka herkesi helak edeceğini bildirirken, Müslümanların Yahudi ve Hristiyanlarla, yani Allahü teâlânın düşmanı olan kâfirlerle kucaklaşacaklarını söylemek, normal insanın söyleyeceği bir söz değildir.

Yahudilere ve Hristiyanlara kucak açanlar, şu mealdeki âyet-i kerimeleri hiç mi görmediler? Gördüler de, yoksa hâşâ inanmıyorlar mı?
(İman edenlere en şiddetli düşmanlık edenler Yahudi ve müşriklerdir.) [Maide 82]

(Dinlerine uymadıkça, Yahudilerle Hristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar.) [Bekara 120]

Demek ki, Tevrat ve İncil okumakla, onlarla dost olmakla, bunlar Müslümandan hoşnut olmazmış. Hoşnut olmaları için, Allahü teâlânın bildirdiği gibi, dinlerine uymak gerekiyormuş. Peki, bunu bir Müslüman nasıl yapar?

Allahü teâlânın, sevmeyin, dostluk kurmayın dediği kimseleri sevmek ve onlarla dostluk kurmak, dinimize aykırıdır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir :
(İmanın en sağlam temeli ve en kuvvetli alameti, hubb-i fillah, buğd-i fillahtır.) [Ebu Davud]

(İsyan edenlere düşmanlık ederek, Allahü teâlâya yaklaşın!) [Deylemi]

(Bir kavmi sevip de onlarla dostluk kuran, kıyamette onlarla haşrolur.) [Taberani]

Hristiyanlarla Yahudilere olduğu gibi, Vehhabilerle Şiilere neden kucak açıldığını, özellikle de Yahudilerle Şiilerin ön planda tutulmasının sebebini anlamak da zordur.

Kıyamet alametleri ve imtihan


Sual : Bazıları, (Bizler bu dünyaya imtihan edilmek için gönderilmişiz. Bu imtihanı bozacak derecede açık deliller gelemez. Mesela güneş batıdan doğmaz. İslamiyet’in batıdan yayılacağı diye tevil gerekir. Dabbet-ül-arz ise hadislerde bildirildiği gibi insanların alnına mühür vuran bir hayvan değil, AIDS hastalığının virüsü olarak tevil gerekir. Mehdi’nin geldiğini herkes bilemez. Davul zurna ile gelecek değil. İsa’nın ve Mehdi’nin gelmesi gibi kıyamet alametleri ile ilgili bütün hadislerin senetleri sahih olsa da, Kur’anın ruhuna aykırıdır. Bütün hadisleri Kur’anın ruhuna uydurarak tevil etmek gerekir) diyorlar. Hem hadislerin senetleri sahih olsa da itibar edilmez derken, bir yandan da onları tevil etmek gerekir deniyor. Bu bir çelişki değil mi?
CEVAP
(Senedi sahih olsa da itibar edilmez) demek, bu sözü Allah Resulü söylemiştir ama yanlış söylemiştir demektir. Senedi sahih olan meşhur hadis-i şeriflere inanmamak küfre kadar götürür. İkincisi, hadis âlimleri, hadislerin hâşâ Kur’ana aykırı olduğunu, imtihan için gönderildiğimizi bilememişler de, şimdiki türediler mi biliyor? Dini yıkmak için, âyetleri ve hadisleri yalan yanlış tevil etmeye çalışıyorlar.

Hadis-i şeriflerle bildirilen kıyamet alametleri niye imtihanı bozsun ki? Bir harikulade olay olunca veya bir keramet görülünce yahut mucizeler meydana çıkınca imtihan bozulur mu? Din kitaplarında bildiriliyor ki, Peygamber efendimizin bin kadar mucizesi görülmüştür. Buna rağmen Ebu Cehiller, Ebu Lehebler ve birçok müşrik iman etmemiştir. Demek ki mucize ve keramet gibi olaylar imtihanı bozmuyor. Üstelik bunlar olunca iman edin denmiyor ki, aksine imtihan müddetinin bittiğini, bundan sonra imanın kabul edilmeyeceği bildiriliyor.

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki :
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, [o günkü] imanı fayda vermez.) [Enam 158]

Âyet-i kerimede bildirilen alametlerden üçünü Peygamber efendimiz şöyle açıklıyor :
(Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de imanı fayda vermez.) [Buhari, Müslim]

(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış olana, imanı fayda vermez : Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Tirmizi]

Kıyamet alametlerinden güneşin batıdan doğmasını, Avrupa'nın Müslüman olması diye tevil etmeli diyorlar. Avrupa Müslüman olunca, iman fayda vermez mi?

Güneşin batıdan doğması aklen de, ilmen de mümkündür. Tevile ihtiyaç yoktur. Allahü teâlâ, dünyayı şimdiki yörüngesinden çıkarır. Başka yörüngeye girer. Dönüşü değişince, güneş batıdan doğmuş olarak görülür.

Peygamber efendimiz, o hadis-i şerifi Arabistan’da söylemiştir. Arabistan’a göre, Batı, Avrupa değildir, Afrika’dır. Afrika Müslüman olacak dense, biraz daha az yanlış olur. Türkiye’ye göre Avrupa Batı’dadır. Asya’ya göre de Türkiye Batı’dadır. Her ülkenin batısında başka bir ülke vardır. Batı’nın Müslüman olması demek, bütün dünyanın Müslüman olması demektir. Batıda olmayan tek ülke yoktur. Çünkü dünya yuvarlaktır. Bu tevilin ne kadar mantıksız ve saçma olduğu meydandadır.

Hadisi-i şerifte, (Güneş Batı’dan doğunca tevbe kapısı kapanır, iman edenin imanı fayda vermez) buyuruluyor. Şimdi, saçma tevile göre, Afrika veya Avrupa, yahut bütün dünya Müslüman olunca, tevbe kapısı niye kapansın ki? Tevbe kapısı kapalı, iman edene imanı fayda vermiyor, bunlar nasıl Müslüman olacak ki? Öyle ya ötekine tevil bulan buna da bir kulp takabilir. Peygamber efendimizin hadisleri bulmaca bilmece gibi değildir. Müteşabih olanlar hariç, hepsi anlatıldığı gibidir, (Ben elma dersem, sen muz anla, ben koca karı dersem sen kız anla) cinsinden değildir. Hâşâ Resulullah efendimiz, bilmece gibi mi söz söylüyor?

Bunun gibi, (Salat, duadır, namaz diye bir şey yok) diyenler çıkmıştır. Tevil ederek dini yıkmaya çalışıyorlar.

AIDS hastalığına da, Kur'an-ı kerimde bildirilen hayvan olduğunu söylemek yanlıştır.

(O söz başlarına geldiği zaman, [Kıyamet alametleri zuhur edince], onlara yerden bir hayvan çıkarırız, bu hayvan, onlara, insanların âyetlerimize kesin bir iman etmemiş olduklarını söyler.) [Neml 82, Tefsir-i Kurtubi]

Dabbet-ül-arz hakkında birçok hadis-i şerif vardır. (Feraid-ül fevaid), (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi), (Megaribüz zaman) ve (El kavlül muhtasar fi alamatil Mehdil muntazar) isimli kitaplardaki hadis-i şeriflerden ikisi şöyle :
(Dabbet-ül arzın deve ayağı gibi dört ayağı ve kuş gibi kanatları vardır. Başı öküz başına, kulağı fil kulağına, kuyruğu ise, koç kuyruğuna benzer.)

(Dabbet-ül arz, asa-i Musa ile mümine dokunur, alnına “Cennetlik” yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, mührü Süleymanı vurur, “Cehennemlik” yazılır, yüzü simsiyah olur.)

Hazret-i Mehdi davul zurna ile gelmeyecek; ama gökten bir melek bunu haber verecek ve bütün dünya duyacaktır. İki hadis-i şerif meali :
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacak, buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyin” diyecektir.) [Ebu Nuaym]

(Ehl-i beytimden bir zat yeryüzüne hâkim olmadıkça kıyamet kopmaz. Onun alnı açıktır, kemer burunludur. Yeryüzü zulümle dolu iken, o, dünyayı adaletle doldurur. İdaresi yedi yıl sürer.) [Müslim] (Mehdiyim diyenler geldi de hangisi dünyayı adaletle doldurdu?)

İmam-ı a’zam hazretleri buyuruyor ki :
Yecüc ve Mecüc'ün ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Hazret-i İsa'nın gökten inmesi, Deccal’ın ve diğer kıyamet alametlerinin hepsi aynen hadis-i şerifte bildirildiği gibi, [tevilsiz olarak] zamanı gelince gerçekleşeceğine inanırız. (Fıkhı ekber)

Kıyamet alametlerini tevil etmek, İmam-ı a’zamın sözüne aykırıdır. Hiçbir İslam âlimi kıyamet alametlerini tevil etmemiştir. Buna rağmen tevil etmeye çalışmak, biz bunlara inanmıyoruz, ama bunu da açıkça diyemiyoruz, demenin başka şeklidir.

Kıyamet alametleri müteşabih mi?

Sual : (Deccal ve Dabbet-ül-arz ile ilgili hadislere, tevil etmeden inanmak gülünç olduğu gibi, o şekilde inanmak insanları dinden çıkarır, çünkü hadislerde bildirildiği gibi meydana gelmesi mümkün değildir. İmtihana da aykırıdır. Böyle bir şey olursa herkes Müslüman olur. Deccal, gözü kör olan bir insan değil, ateizmdir. Dabbet-ül-arz ise yerden çıkacak bir hayvan değil, telefonlardır) diyenler var. Hadislere inanmak insanı dinden çıkarır demek, Resulullah yanlış söylemiştir demek değil midir?
CEVAP
Hadis-i şeriflere inanmak imandandır, inkâr etmek maksadıyla tevile kalkışmak sapıklıktır. Hele mütevatir olan bir hadis-i şerifi inkâr etmek, küfür olur. Bu hadis-i şeriflere kimse inanmaz demek, asırlardan beri gelen âlimlere ve Müslümanlara çok çirkin bir iftiradır. Bu çirkin tevilin sebebi şudur :
Hazret-i Mehdi gelince, Deccal ve Dabbet-ül-arz da çıkacağı için, Mehdi geldi diyebilmek için bunları tevil etmek zorunda kalıyorlar. Tevil etmezlerse kendilerinin veya hocalarının Mehdi olduğunu nasıl söyleyecekler ki?

Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz gibi alametler, olağanüstü yani harikulade olaylardır. Elbette akılla izah edilemez. Peygamber efendimizin bin kadar mucizesi görülmüştür, ama yine de Ebu Cehil gibiler inanmamıştır. İbrahim aleyhisselamı ateş yakmadığı halde, Nemrut ve avenesi iman etmemiştir. Musa aleyhisselamın âsâsı büyük bir yılan olduğu halde, Firavun ve taraftarları iman etmemiş, sadece sihirbazlar iman etmiştir. İsa aleyhisselamın, birçok mucizesi olmuştur. Körleri iyi etmesi, ölüleri diriltmesi gibi mucizeleri görüldüğü halde, 12 kişiden başka, iman eden olmamıştır. Bu 12 kişi de, sadece mucize gördükleri için değil, Peygamber olduğuna inandıkları için, iman etmişlerdir. Salih aleyhisselamın devesi, her kapıya giderek sütünü sağdırmış ve sütü hiç eksilmediği halde, inanmayıp deveyi kesmişlerdir. Evliya-yı kiramdan da, binlerce kerametler zuhur ettiği halde, bunları gören gayrimüslimlerden, iman etmeyen çoktur. Demek ki, mucize ve keramet gibi olaylar, imtihanı bozmuyor.

Kıyametin bu büyük alametleriyle, (Akıl alacak şey değil) diye alay etmek büyük felakettir. Hem de, Allah böyle şeyler yaratamaz anlamı çıkar ki, onun kudretinden şüphe etmek olur. Harikulade olaylar olduğu için, bu alametleri tevil etmek, çok yanlış olur. Zaten, Dabbet-ül arz, Deccal ve güneşin batıdan doğması gibi, kıyametin büyük alametleri görüldükten sonra, (İman edin) denmiyor ki, aksine imtihan müddetinin bittiği, bundan sonra imanın kabul edilmeyeceği bildiriliyor. Bir âyet-i kerime meali şöyledir :
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez.) [Enam 158]

Bu âyet-i kerimeyi açıklar mahiyetteki iki hadis-i şerif meali şöyledir :
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır görmemiş olana, imanı fayda vermez : Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Müslim, Tirmizi, Beyheki] (Bunların peş peşe çıkacağı aşağıda açıkça bildiriliyor. “Deccal ve Dabbet-ül-arz çıktı, ama güneş 100 sene sonra batıdan doğacak” da denemez.)

(Dabbe, âyette ve hadiste bildirildiği gibi hayvan değildir) demek, âyetleri ve hadisleri tevil yoluyla inkâr etmek demektir. Bu Bâtınîliğin bâtıl yoludur. (Bunun Bâtınî mânâsı var) yahut (Bunlar müteşabihtir) demek gerçek mânâsını inkâr etmektir. Nelerin müteşabih olduğunu dinimiz bildirmiştir. Bunlar da, genelde Allahü teâlânın zatıyla ilgili âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerdir. Yoksa herkes kendi kafasına göre, bu da müteşabihtir diye, istediği âyet ve hadisi tevil ederse, ortada din diye bir şey kalmaz. Mealci denilen mezhepsizler de, (Salât dua demektir, namaz dinimizde yoktur, dua vardır) diyorlar. Böylece namazı inkâr ediyorlar. Salât dua demektir diyerek salâtın namaz olduğunu inkâr etmekle, Dabbe’nin hayvan olduğunu inkâr etmek arasında fark yoktur.

Mutezile denilen fırka da, Sırat, Mizan gibi akılla anlaşılması zor olan hususları, sahih hadislerle bildirilmesine rağmen, akılları almadığı için inkâr etmişlerdir. Hadis-i şerifte, (Sırat köprüsü, kıldan ince, kılıçtan keskindir) buyuruldu. (İ. Ahmed)

Yine hadis-i şeriflerde, Mizanda amellerin terazide tartılacağı bildirilmiştir. Mutezile fırkası, (Amelin ağırlığı mı olur) diyerek kabul edememiştir.

Deccal ve Dabbet-ül-arzı tevil edenler olduğu gibi, güneşin batıdan doğmasını, Hazret-i İsa ve Hazret-i Mehdi’yi de tevil ederek, (Güneşin batıdan doğması, İslamiyet’in batıdan yayılmasıdır. İsa ve Mehdi de birer akım, şahs-ı manevi olarak gelecektir) diyen bid’at ehli sapıklar da çıkmıştır. Görüldüğü gibi, tevilin yolu açılınca, bunun sınırı olmaz. Herkes her şeyi dilediği gibi tevil edebilir. O zaman ortada din diye bir şey kalmaz.

İbni Abbas hazretleri, Hazret-i Ömer’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir :
(Recmi, Deccal’ı, güneşin batıdan doğuşunu, kabir azabını, şefaati ve müminlerin günahları kadar yandıktan sonra, Cehennemden çıkartılmasını yalanlayan kimseler çıkacaktır.) [İbni Abdilberr, Kurtubi]

Hazret-i Ömer, kerametle söylediği bu sözüyle, bunları inkâr eden birçok mezhepsize cevap vermiştir. Tevil yoluyla inkâr, mezhepsizlerin ortak özelliğidir. Tevil ederek, Mirac, Şakkul-kamer gibi birçok mucizeyi inkâr etmişlerdir. Açıkça (Deccal gelmeyecek) veya (Güneş batıdan doğmayacak) diyen yoksa da, tevil yoluyla inkâr eden sapıklar çoktur. Hazret-i Ömer’in de kerametle bunları bildirdiği pek açıktır. Zaten aynı tevilciler, yani kıyamet alametlerini tevil edenler; recmi, şefaati, kabir azabını ve affa, şefaate uğramayan müminlerin, günahları kadar yandıktan sonra Cehennemden çıkıp Cennete gireceği gibi birçok hususu inkâr ediyorlar. İmam-ı a’zam hazretleri de buyuruyor ki :
Yecüc ve Mecüc’ün ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Hazret-i İsa’nın gökten inmesi, Deccal’ın ve diğer kıyamet alametlerinin hepsinin, aynen hadis-i şerifte bildirildiği gibi, [tevilsiz olarak] zamanı gelince gerçekleşeceğine inanırız. (Fıkh-ı ekber)

Hiçbir Ehl-i sünnet âlimi de bunları tevil etmemiş, müteşabih olduğunu söylememiştir. Hâşâ Resulullah, bilmece gibi mi söz söylüyor? Böyle tevil etmek, çocukların oyunda (Elma dersem çık, armut dersem çıkma) demelerine benzer. (Ben hayvan dersem sen telefon anla, insan dersem ateistliği anla) demek, dini, değiştirmek suretiyle yıkmak olur.

İmam-ı a’zam hazretlerinin bildirdiği gibi, kıyametin bütün alametlerinin, hadis-i şeriflerde bildirildiği şekilde, aynen meydana geleceğini kabul etmeli ve tevil eden inkârcılardan olmamalıdır.

Deccal da gelecektir


Sual : Mehdi gelince, Deccal’ın da gelmesi gerekiyor. Bunun için, Mehdi geldi diyenler, Deccal’a da bir kılıf bulmuşlar. (Deccal, hadiste bildirildiği gibi insan değil, ateizmdir. Ateizmin bilimsel bir dayanağı kalmadığına yani öldüğüne göre, Deccal da ölmüştür) diyorlar. Deccal’ı Hazret-i İsa öldürmeyecek miydi? Deccal’ın birçok vasıfları vardır. Deccal bir insan olacağına göre, ateizme nasıl deccal denir?
CEVAP
Deccal’ın geldiği de, öldüğü de doğru değildir. Mehdi geldi denince, Hazret-i İsa ile Deccal’ı da getirmek gerektiği için, akıl almaz teviller yapılıyor. Kimisi, Hazret-i İsa’nın kendisi gelmeyecek, manevi bir şahsiyet, bir akım olarak gelecek diyor; kimi de, gelecek, ama herkes tanımayacak diyor. Deccal için de, Mao, Lenin gibi diktatörleri gösteren olduğu gibi, o bir sistemdir diyenler oluyor. Deccal Amerika’dır diyenler de oldu. Hâlbuki Deccal’ın da, Hazret-i İsa ve Hazret-i Mehdi’nin de birer insan olarak geleceğini ve o zamanki Müslümanların bunları tanıyacağını Peygamber efendimiz, açıklamaya ihtiyaç bırakmadan, açıkça bildirmiştir. Bu konudaki birkaç hadis-i şerif meali :
(Deccal, doğu taraftan çıkar.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ.Mace, İ.Ahmed, İ. Ebi Şeybe, Hakim]

(Deccal, Mekke ve Medine’ye giremez.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, İ.Ahmed]

(Deccal’ın bir gözü kördür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Ebu Nuaym]

(Deccal’ın boyu kısa, saçları kıvırcıktır.) [Ebu Davud] (Bunu da, ateistlerin saçları kıvırcıktır diye mi tevil edilecek? Deccal ateizm diye tevil edilirse, yani Deccal insan olmayıp ateizm olduğuna göre, ateizmin saçları kıvırcık olur mu?)

(Deccal’ın çocuğu olmaz .) [İ.Ahmed]

(Deccal çıkınca, tanrıyım der. Onun tanrılığına inanan kâfir olur.) [İ.E.Şeybe]

(Deccal, bir kimseyi öldürüp diriltecektir.) [Buhari, Müslim]

(Miracda Deccal’ı da gördüm.) [Buhari, Müslim, İ.Ahmed]

(İsa inince, Deccal’ı öldürecektir.) [Müslim, Ebu Davud]

(İsa, Deccal’ı öldürdükten sonra iki kişi arasında düşmanlık kalmaz.) [Müslim] (Deccal öldüyse, niye hâlâ düşmanlıklar, savaşlar var?)

(Deccal’ın zamanında bulunan müminlerin gıdası, meleklerin gıdası gibi, tesbih olur. Allahü teâlâ, o zaman, tesbih edenlerin açlığını giderir.) [Hâkim] (Deccal çıktığına göre, Müslümanların acıkması nasıl yorumlanmalı?)

Peygamber efendimiz, (Deccal’ın son günleri o kadar kısa olur ki, sizden biriniz Medine kapısından çıkıp, tepesine varıncaya kadar, akşam olacaktır) buyurunca, (Ya Resulallah, o kısa günlerde nasıl namaz kılacağız) dediler. Cevaben buyurdu ki :
(O uzun günlerde takdir ettiğiniz gibi takdir edeceksiniz.) [İbni Mace] (Deccal öldü dendiğine göre, bu kısa günler ne zaman gelip geçti?)

Bir âyet-i kerime meali :
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez.) [Enam 158]

Bu âyet-i kerimeyi açıklayan Peygamber efendimiz buyuruyor ki :
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır görmemiş olana, imanı fayda vermez : Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Müslim, Tirmizi, Beyheki]

Demek ki, Deccal ortaya çıkınca artık herkes iman edecek, ama olağanüstü alametler görülmeye başladığı için, artık iman kabul edilmeyecek. Deccal çıkıp öldürüldüyse, o zaman niye hâlâ insanlar iman etsin diye uğraşılıyor ki? Yoksa bu konudaki âyet ve hadisler inkâr mı ediliyor?
Deccal ile ilgili birkaç hadis-i şerif meali daha şöyledir :
(Medine, körüğün demirin pasını çıkardığı gibi Deccalı çıkarır.) [Buhari, Müslim]

(Her Peygamber, ümmetini Deccal ile korkuttu.) [Buhari, Müslim]

(Ümmetimden hak üzere devam edenler, Deccal’le de savaşırlar.) [Ebu Davud]

(İsa, Deccal’le savaşırken, Mehdi, onunla beraber olacaktır.) [İ. Süyuti]

(On alamet çıkmadan Kıyamet kopmaz. Biri Deccal’dır.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ.Mace]

(Âdem aleyhisselamdan, Kıyamete kadar, Deccal’dan büyük fitne yoktur.) [Müslim]

Muhammed bin Hasan Askeri hazretleri buyurdu ki :
Deccal çıkmadan, onu gördüğünü söyleyen yalancıdır. (Şevahid-ün-Nübüvve)

İbni Abbas hazretleri de, Hazret-i Ömer ’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir :
(Recmi, Deccal’ı, güneşin batıdan doğuşunu, kabir azabını, şefaati ve müminlerin günahları kadar yandıktan sonra, Cehennemden çıkartılmasını yalanlayan kimseler çıkacaktır.) [İbni Abdilberr, Kurtubi]

Deccal gelmeyecek ve güneş batıdan doğmayacak diyen yoksa da, bunları tevil eden, (Deccal ateistliktir, güneşin batıdan doğması da İslamiyet’in batıdan yayılmasıdır) diye tevil edenler vardır. Hazret-i Ömer, bu sözüyle, böyle tevilcileri bildirmektedir.

Deccal gelince
Sual : Hadis kitaplarında, Sahabe Deccal’ın dünyada ne kadar kalacağını sorunca Resulullah, (Kırk gün kalır, fakat ilk günü bir sene gibi, ikinci günü bir ay gibi, üçüncü günü bir hafta gibi, diğer günleri de sizin günleriniz gibi olur) buyuruyor. Bu, akla uygun mudur? Hiç, bir gün, bir sene olur mu? Dünya'nın dönüşü bellidir. Elbette bunun tevili gerekir. Demek ki, Mehdi ve Deccal mânevî şahsiyetlerdir, insan olarak gelmeyeceklerdir. Bunları tevilsiz yazmak yanlış değil mi?
CEVAP
Yanlış değildir. Bunlar tevili gerektirmez. Bu husus Eshab-ı kirama söylenince, (Bunun tevili nedir?) dememişler, (Yâ Resulallah! O zaman bu bir sene gibi olacak günde, bir günün namazı bize kâfi gelecek mi?) diye sormuşlardır. Cevabında, (Hayır, günün miktarını takdir edersiniz) buyurmuştur. Demek ki, bir gün bir yıl gibi uzun olacaktır. Bazı âlimlerimiz, kutuplar gibi, altı ay gece, altı ay gündüz olan yerlerde veya daha kısa, daha uzun olan yerlerde, böyle takdirle namaz kılınması ve oruç tutulması gerektiğini bildirmişlerdir. Yani belli bir saat oruç tutulur, belli saat aralığıyla namazlar kılınır. Bir gün bir yıl gibi uzun olmasaydı, (Namazı böyle kılın) buyurmazdı.

Kaynak :

Dinimiz islam
Kerim Usta





Signing of Karoglan [Resim: 149213423837045.png]
Alıntı
#2
[size=14] hz. mehdi (as)'in ilmi
409- her konuda çok bilgilidir
hâkim sahihtir kaydiyle ebu hüreyre'den şu haberi nakletmiştir : peygamber (sav) buyurdu : "insanların medine âlimine (hz. mehdi (as)) ulaşmak için develerini sürerek yollara çıkacağı günler yakındır. işte o zaman onlar, medine âliminden (hz. mehdi (as)'dan) daha bilgili birisini bulamayacaklardir." (celaleddin es-suyuti, peygamberimizin mucizeleri ve büyük özellikleri, uysal kitabevi : 2/265)
hz. mehdi (as)'in ilim ve hilmi herkesten daha çoktur. hz. mehdi (as), peygamber (sav)'in adını taşımaktadır ve ahlakı da muhammedi (sav) ahlaktır. (el-mehdiyy-il mev'ud,cilt 1, s. 281-282 ve 266 ve 300)
410- her konuyu delilleri ile ispatlar, öyle ki kimse ona karşi delil getiremez
şeyh tusi'nin gaybet'i : "hz. mehdi (as)'in hakimiyeti (manevi liderliği) allah'in tüm yarattiklari hakkindaki delillerindedir; bunlar öyle çoktur ki, onun (hz. mehdi (as)'in) delilleri bütün insanlar üzerinde galip gelecek (etkili olacak, hakim olacak) ve kimsenin ona karşi getirecek bir gerekçesi (nedeni) olmayacaktir." (kitab-ül gaybet, [bihar-ul envar, cilt 51], ansariyan yayıncılık, derleyen : muhammed bakır el-meclisi, iran-kum, 2003, s. 70)
411- kendisine yöneltilen sorulara çok akilci cevaplar verir
... hz. mehdi (as) doğu ile bati arasindaki şeyler hakkindaki tüm sorulara cevap verir. (şeyh muhammed b.ibrahim-i numani, gaybet-i numani s. 283)
412- olacak gelişmeleri en isabetli şekilde tespit eder
ebu basir şöyle rivayet etmiştir : ebul hasan (musa b.cafer)'e dedim ki : "seni yaratan allah'a kurban olayım! imam mehdi hangi işaretiyle bilinir?" buyurdu ki : "imam mehdi'nin bilinmesini sağlayan birkaç özelliği vardır. insanlar ona soru sorduklarinda derhal cevap verir; eğer huzurunda sussalar, o kendiliğinden konuşmaya başlar ve yarin olacaklari (yaşanacak gelişmeleri) anlatir. insanlarla her dilden konuşur." (iman ve küfür kitabı / usul-u kafi (el-usul min el-kafi) / el-kuleyni, cild 1s. 402)
413- hz. mehdi (as)'in tebliği insanlar üzerinde çok etkili olur
hz. mehdi (as) kuru bir ağaci diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktir. (el-kavlu'l muhtasar fi alamet-il mehdiyy-il muntazar, s. 43)
asrında cahil, cimri ve korkak olan bir adam hemen alim, cömert ve cesur olacak. 
(kıyamet alametleri, s.186)
414- adaletin tam hakim olmasina vesile olur
hz. mehdi (as) yeni bir yargi ve kazavet (hakimlik) sistemi getirecek. (el-gaybet (nümani) bihar'ül envar, cilt 52, s. 349, 354)
hz. mehdi (as) dürüst ve adil yargı sistemini teşvik edip yargıda ve hakimlik ahlakında mükemmelliği sağlayacaktır.
hz. mehdi (as) döneminde, islam alemindeki devletlere musallat olan çeteleşmeler neticesinde yargıya müdahaleler olacak; adalet sisteminde bozulma ve dejenerasyon meydana gelecektir. işte hz. mehdi (as) bu dönemde ortaya çıkacak ve oluşan bu dejenerasyon ancak hz. mehdi (as) vesilesiyle düzelecektir.
415- dini meseleler hakkinda yüksek ilim sahibidir
... hz. mehdi (as), dini meselelerde zamanindaki müçtehitlerin en faziletlisi ve en mükemmelidir. bu da onun büyüklüğünü, mertebesinin yüksekliğini, makamının yüceliğini gösterir. (ali b. sultan muhammed el-kari el-hanefi, "risaletül meşreb elverdi fi mezhebil mehdi)
onun (hz. mehdi (as)'ın) döneminde din tamamen rey'den arinmiş olarak eski hüviyetini kazanacaktir. (muhyiddin arabi, "futuhat-el mekkiye", 66. bab,cilt 3, s. 327- 328 )
416- altin mühürlü kitabi insanlara sesli olarak okuyacaktir
imam sadık diyor ki : kaim (hz. mehdi (as)) belli bir giysi giydiğinde peygamber'in (sav) altin mühürle mühürlenmiş mektubunun (kitabinin) mühürünü çikartarak (kapağini açarak), insanlara yüksek sesle okuyacaktir. (bihar'ül envar,cilt 52, s. 326)
417- hadisler konusunda çok bilgilidir
ebu basir der ki, imam muhammed bakır'ın şöyle buyurduğunu duydum : ... buyurdu ki : "hz. mehdi (as) kıyam ettiğinde resulullah (sav)'in yolundan gidecektir. yalniz o (hz. mehdi (as)), resulullah'in (sav) eserlerini açiklayacaktir..." (şeyh muhammed b. ibrahim-i numani, gaybet-i numani, s. 191)
418- allah hz. mehdi (as)'i vesile ederek, hem şiddeti hem de şiddetin felsefesini yok edecektir
şeyh tusi'nin gaybet'i : "sonra hz. mehdi (as)'ın yükselişi olacak... allah onun (hz. mehdi (as)'in) vasitasiyla yalanlari ortadan kaldiracaktir. onun (hz. mehdi (as) vasitasiyla, şiddeti ortadan kaldiracaktir. o (hz. mehdi (as)) boyunlarınızdaki esaret ayıbını kaldıracaktır." (kitab-ül gaybet, [bihar-ul envar, cilt 51], ansariyan yayıncılık, derleyen : muhammed bakır el-meclisi, iran-kum, 2003, s. 132)
419- allah'in halifesidir
... mehdi (as) zuhur edince, herşeyi bırakıp mümkün olan her vesileyle ona doğru koşunuz. zira o allah'in halifesi (manevi lider) ve benim vasimdir. (bihar-ul envar, cilt51, s.65; isbat-ul hüdat, cilt6, s.382)
420- cifr (ebced) ilmini bilir
bazıları dediler ki, bu kitabi kemal-i vukuf (olgunluğa ulaşmış) ahir zamanda hurucu muntazar (çıkışı beklenen) hz. mehdi (as)'in hurucuna mevkuftur (çıkışına atfedilmiştir) ki, onlar cifr ilmine vakif ve sirlarina arif olurlar (bilirler). kitab-ı enbiyayı salifeden dahi bu ilim varid olmuştur. (bu ilim, geçmiş peygamberlere verilen kitaplardan ulaşmış bir ilimdir.) (mehdilik ve imamiye, ibrahim süleymanoğlu, s.252) (taşköprülüzade ahmet efendi "mevzuatu'l-ulum", (11/246))
421- batin ilmine vakiftir
ka'b : "kıyam edecek olanın mehdi olarak adlandırılmasının sebebi gizli işlere hidayet edilmesi sebebiyledir." der. (el havi, cilt 2, s.148 )
kab'dan rivayet edildi ki : 
 o, kimsenin bilemediği gizli bir gücün sahibi olduğu için kendisine mehdi denilmiştir. (kitab-ül burhan fi alameti-il mehdiyy-il ahir zaman)
o (mehdi), doğrulanmış, kuş ve bütün hayvanlarin dillerini bilen biridir. onun için adaleti, bütün insanlar ve cinlerce kabul edilecektir. (muhammed b. resul el hüseyin el berzenci, kıyamet alametleri, s. 188 )
422 – ilmi eksiksiz ve mükemmeldir
abdulaziz b. müslim şöyle rivayet etmiştir : (imam mehdi'nin) ilmi gelişmiş ve hilmi eksiksizdir. imamette güçlü, siyasette bilgedir. ona (imam mehdi'ye) itaat etmek farzdır. allah azze ve celle'nin emriyle bu göreve gelmiştir. allah'ın kullarına nasihat eder. allah'ın dininin koruyucusudur. (iman ve küfür kitabı / usul-u kafi (el-usul min el-kafi) / el-kuleyni, cild 1)
abdulaziz b. müslim şöyle rivayet etmiştir : imam mehdi alimdir, önderdir... kutsallığın, temizliğin, ibadetin, zühdün, ilmin ve kulluğun kaynağıdır. resulullah (sav)'ın daveti, özellikle ona (imam mehdi'ye) tevdi edilmiş, davet görevi ona bırakılmıştır... (iman ve küfür kitabı / usul-u kafi (el-usul min el-kafi) / el-kuleyni, cild 1)
423- olaylarin zahirine değil, batinina göre hareket eder
şeyh müfid şöyle diyor : "kâim-i âl-i muhammed (hz. mehdi (as)) kiyam ettiğinde ayni hz. davud (as) gibi, yani batin hasebiyle (batin bilgisiyle) hükmedecek, şahide gerek duymadan hükmedecek. allah hükmü ona ilham edecek ve o da ilahi ilhama göre hükmedecek. (irşad (şeyh müfid), s. 365-366)
bu hz. mehdi (as); süleyman (as) ile davud (as) gibi hüküm verecek. verdiği hükümde delil ve şahit istemeyecek. (şeyh muhammed b. ibrahim-i numani, gaybet-i numani, s. 374)
424- kimin dost kimin düşman olduğunu hemen anlar
hz. mehdi (as) her grubun gizli planlarindan haberdar olacak ve planlarini kendilerine söyleyecek. hz. mehdi (as), bakmasiyla dost ve düşmanini taniyacak. (irşad (şeyh müfid), s. 365-366)
425- sadece insanlara değil, cinlere de gönderilmiştir
o (mehdi), doğrulanmış, ... adaleti, bütün insanlar ve cinlerce kabul edilecektir. (muhammed b. resul el hüseyin el berzenci, kıyamet alametleri, s. 188 )
426- nübüvvet yolundadir
hz. huzeyfe'den rivayet edilmiştir : aranızda "nübüvvet" allah'ın istediği kadar sürer, sonra onu kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. ve allah'ın murad ettiği kadar devam eden "şiddetli bir meliklik" idaresi gelir. sonra onu kaldırmayı istediği zaman kaldırır. sonra zorba bir idare gelir. sonra da "nübüvvet yolu üzere bir hilafet" (manevi liderlik) (hz. mehdi (as)) gelir. (ramuz el-ehadis, 1/257 (ebu davud "tayalisi" -ahmet b. hanbel "müsned"inden))
... birinci yolda, yani (kurb'i nübüvvet) denilen yolda, feyz ve hidayet, vasıta ile gelmez. bu yolda yükselen, arada vasita ve perde olmadan vasil olur. hiçbir kimse vasita ve perde olmaksizin feyzlere ve bereketlere kavuşur. vasıta olmak ve perde olmak (kurb-i vilayet) denilen yoldadır. bu iki yolu birbirine karıştırmamalıdır. hazret-i isa (as) ve hazret-i mehdi (as) nübüvvet yolu ile vasil olurlar. seyhayn, yani hazret-i ebu bekir ile hazret-i ömer (ra) da, nübüvvet yolu ile kavuşmuşlardır. resulullahın (sav) himayesi altındadırlar. şanları çok yüksekdir. (saadet-i ebediye, h. hilmi işık, s. 836 (mektubat-i rabbani'den 123. mektup))
427- kuran'in doğru yorumlanmasi için ilmi mücadele yapar
resulullah (sav) ammar bin yasir'e şöyle buyurmuştur : "onun (hz. mehdi (as)'ın) uzun bir gaybeti olacaktır ki, bir takım insanlar bu dönemde imanlarını kaybedecek, diğer bir grubu ise imanlarını koruyacaklardır. o (hz. mehdi (as)), ahir zamanda çıkıp yeryüzünü adaletle dolduracaktır. o (hz. mehdi (as)), allah'in kelaminin tevili (yorumu, açiklamasi) için (fikren) mücadele edecek, nitekim ben allah'ın kelamının tenzili (nazil oluşu) için mücadele ettim. ey ammar... (o (hz. mehdi (as)) halkın bana en çok benzeyeni olacaktır." (kifayet'ül eser, ilzam-ün nasib, cilt1, s. 98 )
428- insanlarin ahlakinin güzelleşmesine vesile olur
abdulaziz b. müslim şöyle rivayet etmiştir : imam mehdi, allah'ın yarattığı varlıklar arasındaki emin temsilcisidir. allah'ın kullarına sunduğu hüccetidir. allah'ın arzında o'nun halifesidir. allah'a çağıran bir davetçidir. allah'ın koyduğu haramların savunucusudur. imam mehdi, insanlari (ahlaklarinin güzelleşmesine vesile olarak) günahlardan temizler, ayiplardan arindirir. ilim özelliğiyle belirginleşmiş, mülayimlik onun karakteristik özelliğidir. (iman ve küfür kitabı / usul-u kafi (el-usul min el-kafi) / el-kuleyni, cild 1)
429- müslümanlarin onurudur, sahip olduğu özellikler çalişilarak elde edilemez
abdulaziz b. müslim şöyle rivayet etmiştir : imam mehdi, dinin düzeni, müslümanlarin onurudur. münafıkların kinini üzerine çeker, kafirlerin helak olmasının vesilesidir. imam mehdi, zamaninin tek şahsidir. hiç kimse onun seviyesine erişemez ve hiçbir alim onunla boy ölçüşemez. onun benzeri ve eşi olmaz. fazilet sıfatıyla belirginleşir, bütün faziletler onda toplanmış olur. ama o (imam mehdi), bunlari isteyerek ve çalişarak elde etmiş değildir. bilakis bu faziletleri veren, yüce bahşedici olan allah tarafından ona (imam mehdi'ye) has kılınmış özelliklerdir. (iman ve küfür kitabı / usul-u kafi (el-usul min el-kafi) / el-kuleyni, cild 1)
430- helalleri ve haramlari bilir
hz. hüseyin (ra)'a soruldu :
"imam hz. mehdi (as) hangi alametlerle bilinir?" şöyle cevap verdi : "gönül rahatlığı ve vekar sahibi oluşu ile, helal ve haramı çok iyi bilmesi ile tanınır.
(mer'iy b. yusuf b. ebi bekir b. ahmet b. yusuf el-makdisi "feraidu fevaidi'l fikr fi'l imam el-mehdi el-muntazar")
431- allah'in ilhamiyla insanlari çok iyi taniyacak, aldiği kararlarda şahit gerekmeyecektir
imam mehdi (as) ilahi bilgiye uygun olarak hükmedecektir. insanları kendi gerçekleriyle ve kendi iç halleriyle tanıyacaktır. davud peygamber (as) ve süleyman peygamber (as)'ın kararları gibi onun hükümlerine de şahit gerekmeyecektir. (bihar-ül envar, cilt 18, sayfa 341; cilt 52, sayfa 325; mikyaal al-makaarem, cilt 1, s. 6, 83-84 ve 145)
hadiste, allah'ın doğru kararları hz. mehdi (as)'ın kalbine ilham edeceğine işaret edilmektedir. hz. davud (as)'ın ve hz. süleyman (as)'ın adil hükümleri gibi hz. mehdi (as)'ın de tüm hükümleri bu yüzden adil olacaktır. hz. mehdi (as)'ın kalbine insanların karakterleri ve gerçek yüzleri ilham olunacak ve kişiler hakkında karar verirken hz. mehdi (as)'ın delile veya tanığa ihtiyacı olmayacaktır. olayların iç yüzünün hz. mehdi (as)'a allah tarafından hissettirileceğine hadiste işaret edilmiştir.
432- üstün feraset sahibi olacak ve allah'in dilemesiyle gaybi ilimlere vakif olacaktir
imam sadık (as) buyurmuştur ki : "hz. mehdi (as), her kavmin işlerinin içyüzünden (sakladıkları şeyden) haber verir ve dostunu düşmanından ferasetle tanır." (sırat'ul-mustakim, c. 2, s. 254)
433- cenab-i allah hz. mehdi (as)'i hikmetiyle,ilmiyle, hidayetiyle yönlendirecektir
allah-u teala'nın hz. mehdi (as)'a nasıl yardım edeceğini imam rıza (as) şöyle açıklamıştır :
allah hz. mehdi (as)'a kalp genişliği verecektir. kalbini hakikat ve hikmetlerin çesmesi kılacak, ona daima ilmini ilham edecektir.
ondan sonra hiçbir sorunun cevabından aciz kalmayacak, sahih yol göstericilikte ve hakikatları beyanda asla sapıklığa düşmeyecektir : (allah'ın dilemesiyle) hatadan masumdur. daima allah'ın yol göstericilik, tevfik ve teyitlerine mazhardır. hata ve sürçmelerden emandadır. kullarına hüccet ve şahid olması için onu bu makama allah seçmiştir. allah bu ilahi ihsanını istediğine verir ve allah büyük ihsan sahibidir. (usul-u kafi, c. 1, s. 390)
434- hz. mehdi (as) ''hiç kimsede olmayan ilimlerin'' sahibi olacaktir
"(hz. mehdi (as)'ın) onun fıkıh bilgisi on aliminkine bedeldir." (nuaym bin hammad, kitab-ül fiten)
imam sadık (as) şöyle buyurdular :
"ilim yirmi yedi kisma ayrilmiştir. insanoğlu şimdiye kadar bunun sadece iki kismini elde edebilmiştir. kaim'imiz (hz. mehdi (as)) kiyam edince diğer yirmi beş kismi da ortaya çikacak ve insanlar arasında yayılacaktır." (bihar, c. 52, s. 336)
allah, insanlara hidayet vesilesi olması için görevlendirdiği tüm peygamber ve elçilerini ilimce ve vücutça kuvvetlendirmiştir. allah'ın, ahir zamanın hidayet önderi olarak seçtiği hz. mehdi (as) da yaşadığı dönemde bu özelliğiyle çok dikkat çekecektir. hz. mehdi (as) allah'ın lütfetmesiyle, çok üstün ilimlere sahip olacaktır. ancak hadis ve rivayetlerdeki bilgilerden bu ilmin, klasik kültürel bilgilerden ziyade, hikmet, derinlik, akıl, feraset ve basiret olacağı anlaşılmaktadır.
sahip olduğu bu hikmet, feraset, basiret, olayları yorumlayabilme ve sonuç çıkarabilme yeteneği sebebiyle, insanlar hz. mehdi (as)'a yönelttikleri her soruda, çözüm aradıkları her konuda, benzersiz bir akılla karşılaşacaklardır. daha önce hiç düşünemedikleri yolları, hiç göremedileri çözümleri, hiç akledemedikleri bakış açılarını hz. mehdi (as) vesilesiyle öğrenecek ve uygulayacaklardır.
435- hz. mehdi (as) bütün peygamberlerin ilimlerine sahip olacaktir
imam mehdi (as) ilim sandiğinin koruyucusudur, tüm peygamberlerin (as) ilimlerinin varisidir ve her şeyden haberdardir. (bihar-ül envar, cilt 95, sayfa 378; cilt 102, sayfa 67 ve 117; mikyaal al-makaarem, cilt 1, s. 49)
mehdiyetin anlami ve önemi hz. mehdi (as) tarafindan açiklananacaktir
436- hz. mehdi (as), 'ben hz. mehdi (as)'im' demeyecek; ancak insanlarin gözlerindeki gaflet perdesini kaldirarak, 'mehdi gerçeğini' anlamalarini sağlayacaktir
hz. mehdi (as) hiçbir zaman için insanlara, "ben mehdiyim" demeyecektir. allah, peygamberimiz (sav)'in diliyle haber verdiği alametlerle, onu insanlara tanıtacaktır. bu alametlerden biri de, "hz. mehdi (as)'i insanlara en iyi anlatacak olan kişinin yine yalnizca hz. mehdi (as) olmasi"dır. hz. mehdi (as) yaptığı çalışmalarla; peygamberimiz (sav)'in hadislerini ve islam alimlerinin hz. mehdi (as) hakkındaki açıklamalarını en doğru ve en hikmetli şekilde yorumlamasıyla, insanlara hz. mehdi (as)'ı en mükemmel şekilde tanıtacaktır. bir hadiste hz. mehdi (as)'ın, peygamberimiz (sav)'in ahir zaman ile ilgili verdiği bilgilerin gerçeğini bizzat bilen kişi olacağı, bu sebeple de peygamberimiz (sav)'in ahir zaman ile ilgili hadislerini en doğru şekilde açıklayacak kişinin de yine sadece hz. mehdi (as) olacağı şöyle bildirilmiştir :
ebu basir der ki : imam muhammed bakır'ın şöyle buyurduğunu duydum : "... buyurdu ki : hz. mehdi (as) kıyam ettiğinde resulullah'ın yolundan gidecektir. yalniz o (hz. mehdi (as)), resulullah (sav)'in eserlerini açiklayacaktir..." (şeyh muhammed b. ibrahim-i numani, gaybet-i numani s. 191)
hz. mehdi (as) bu hikmetli anlatımlarıyla insanların feraset ve basiretlerini açacaktır. açıkça "ben hz. mehdi (as)'ım demeyecektir; fakat manen hz. mehdi (as)'ın varlığına ve gücüne işaret ederek insanların gözlerindeki gaflet perdesini kaldırıp "mehdi gerçeğini" anlamalarını sağlayacaktır. hz. mehdi (as), hz. mehdi (as)'dan bahsettikçe, insanlar giderek onun hz. mehdi (as) olduğuna samimi olarak kanaat getirecek ve ona manen tabi olmak isteyeceklerdir.
437- mehdiyeti anlatmak için halkin arasinda faaliyet gösterir
imam sadık şöyle buyurmaktadır : "... halbuki o [hz. mehdi (as)], onlarin çarşilarinda gider gelir. toplantilarinda halilarinin üzerine ayak basar. allah'in izni ile kendini tanitincaya kadar onlar onu (hz. mehdi (as)'ı) tanımayacaklar." (mucem-ul ehadisi imam mehdi, cilt 3)

[/size]




Alıntı
#3
Tesekkkkkür ederim baba eline saglik




Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi