Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hacda şeytan taşlanması - Mina- Stoning of the Devil
#1
Hacda şeytan taşlanması - Mina- Stoning of the Devil





[Resim: 300px-Amellie_-_Stoning_of_the_devil_2006_Hajj.jpg]




[Resim: Mianda-seytan-taslama-Resimleri-VN%2B%281%29.jpg]




[Resim: Mianda-seytan-taslama-Resimleri-VN%2B%282%29.jpg]




[Resim: Mianda-seytan-taslama-Resimleri-VN%2B%283%29.jpg]




[Resim: Mianda-seytan-taslama-Resimleri-VN%2B%284%29.jpg]




[Resim: Mianda-seytan-taslama-Resimleri-VN%2B%285%29.jpg]




[Resim: Mianda-seytan-taslama-Resimleri-VN%2B%286%29.jpg]




[Resim: Mianda-seytan-taslama-Resimleri-VN%2B%287%29.jpg]




[Resim: Mianda-seytan-taslama-Resimleri-VN%2B%288%29.jpg]



Hacda şeytan taşlanması - Mina- Stoning of the Devil






Soru : Hacda şeytan taşlanmasının hikmeti nedir?

Cevap: Bismillahirrahmanirrahim

Remy-i cimar, şeytan taşlamak demektir. Remy atmak, ayıplamak ve
yönelmek demektir. Cimar, “Cemre” kelimesinin çoğuludur. Cemre, nohut
büyüklüğünde küçük taş, ufacık taşlar kümesi, çakıl taşı ve ateş koru
anlamına gelir. Remy-i cimar: Ufacık taşlar atmak, cemerat diye
adlandırılan belli yerlere, taş kümelerine belli zamanda ve belli sayı
da taş atmak, demektir.

Hac esnasında, bayram günlerinde, Mina’da bulunan üç cemre’ye
usulüne göre taş atmak haccın vaciplerindendir. Çünkü Resûlullah
(S.A.V.) Efendimiz bu taşlama işlemini bizzat yapmış ve insanlara da
öğretmiştir. Bu sebeble terk edilmesi halinde dem gerekir.

Sahih hadis-i şeriflerde şeytan taşlamanın Hz.İbrahim (A.S.)ın
fiiline dayandığı açıkça belirtilir ve sembolik olarak şeytanın
taşlandığına vurgu yapılır. “Şeytan taşlama” diye de adlandırılan bu
atışlar, Hz. İbrahim (A.S.)ın şeytanı taşlamasının hâtırasını yaşatmakta
ve insanları daima günaha sokmaya çalışan şeytana karşı bir tür tepki
ve direnmeyi temsil etmektedir.

Bu taşların atılması bir kulluk emridir. Biz bunu yapmakla Hak
Teâlâ’nın emrine kayıtsız şartsız olan itaat ve bağlılığımızı göstermiş
oluruz. Bir de bu, habis ruhlara, şeytani vesveselere karşı olan
nefretimizin bir remzi, ortaya çıkışı demektir. Hz. İbrahim (A.S.)ın
sünnetine bağlılık nüktesine de sahiptir.

Mina’da şeytan taşlama bize Hz.İbrahim (A.S.)dan kalmıştır. Taşlama,
Hz. İbrahim (A.S.)ın kendisine engel olmaya çalışan şeytanı kovmak
amacıyla ona taş fırlatmasını sembolize eder. Çünkü Yüce ALLAH,
Hz.İbrahim (A.S.), oğlu Hz.İsmail (A.S.)ı kurban etmesini emrettiğinde
şeytan bu emri yerine getirmelerine engel olmaya çalışmıştı. Bunun
üzerine Hz.İbrahim (A.S.), eşi Hacer ve oğlu Hz.İsmail (A.S.), şeytanın
bu tuzağını fark edip onu taşlamışlardı.[1] İşte “remy-i cimar”, bu
olayı sembolize etmektedir. Burada şeytana karşı direniş ve protesto söz
konusudur. Şeytanı taşlamakla, ona uymayacağımızı, her türlü şeytanî
düşünce ve davranışlardan uzak kalacağımızı göstermiş oluyoruz.

Öyle ya, bir Müslüman ALLAH’ın yolunu bırakıp taşladığı düşmanın
peşinden gider mi? Şeytan taşlamak; her türlü kötü düşünce ve
davranışlardan sakınmak ve şeytanı bırakıp ALLAH’ın emirlerine uymak
hususunda Müslümanlar için anlamlı bir uyarıdır.

Attığı her bir taşı, nefsine, şehvetine ve şeytana karşı fırlatır.
Kendisini çeşitli hatalara, günahlara sürükleyen bu farklı cepheleri bir
bir yok etmeye çalışır. Sahip olduğu her şeyi ALLAH için feda etme
yolunda, karşısına şeytan nerelerden çıkıyorsa, hangi silahları ve
cepheleri kullanıyorsa oraları bertaraf etmelidir. Gurur, kibir, mal,
mülk, makam, mevki, rütbe, şan, şöhret, benlik, gençlik, evlilik,
çoluk-çocuk... Kulluğun ve sorumluluğun önünde engel olan şeyler her ne
ise...

Günümüzde hacı, taşlama yaparken, hem Hz. İbrahim (A.S.)ın rolünü
oynamakta, hem de Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin sünnetine
uymaktadır. Ancak bu rolü oynayan hacı, sembolik olarak taşlarını
şeytanı temsil eden taş yığınlarına fırlatsa da, hakikatte kendisini
şeytan hangi zayıf noktalarından aldatıyorsa, o tarafı düşünerek
atmalıdır. Herkes kendi ayıbını, açığını ve günahını kendisi daha iyi
bileceği için, attığı her bir taşla nefsini, şehevî arzusunu, kendisini
günaha sokan dürtülerine atmalıdır taşları.

Orada sembolik olarak ilk gün yedi, iki ve üçüncü günler 21 rer
olmak üzere toplam kırk dokuz veya yetmiş taş atar. Bu, çokluktan bir
kinayedir. Bunun anlamı, artık şeytana karşı sürekli teyakkuz halinde
olmalı, yüzlerce defa karşısına çıksa, ona fırlatacağı binlerce taşı
olmalıdır. Artık öteden beri tekrarladığı “Taşlanmış şeytanın şerrinden
ALLAH’a sığınırım!” şeklindeki “İstiâze” yani “Eûzü billahi
mineş-şeytânir-racîm”i sadece sözüyle değil, daha bilinçli bir şekilde
özüyle yapmalıdır. Kimden kime sığındığını fark etmelidir. “Racîm” olan
şeytandan, “Rahîm” olan ALLAH’a sığındığını kavramalıdır. Şayet bunu
kavrayamaz ve sadece sembolde, şekilde takılır kalır da, bunun anlam ve
hikmetini idrak edemezse, “şeytanı taşladığı” vehmiyle bir kez daha
aldanır o kadar! Çünkü şeytan orada sembolize edildiği gibi dışarıda
değil, Ali b. Huseyin (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.)
Efendimizin:

“Gerçekten şeytan, kanın damarlarda dolaştığı gibi insanın içinde
dolaşır.”[2] şeklinde yaptığı benzetmeyle taşlama, bir anlamda şeytana
karşı girişilen bir savaşı sembolize eder. Attığı her bir taşı, nefsine,
şehvetine ve şeytana karşı fırlatır.

Bu sebeple Şeytan taşlama; kötülükleri, haksızlıkları, zulmü ve
zorbalığı bir protesto anlamı taşır. Şeytan taşlayan hacı, bu
hareketiyle şeytana, şeytanın yoluna uyanlara ve bütün kötülüklere karşı
çıkışını sergilemiş ve kendisinin de bundan böyle asla şeytana
uymayacağını ortaya koymuş olmaktadır.

Rabbimizin Hz. Âdem (A.S.)a saygı secdesine varılması emrine karşı
çıkan ve Hz.Âdem (A.S.)ın yaratılış maddesini gerekçe göstererek cidâl
yapan iblîs, ilâhi huzurdan talebi doğrultusunda kıyamet gününe dek şer
aşılama ruhsatı ile fakat sağir, mezmûm ve medhûr ve de recme taşlanmaya
mahkûm edilerek çıkar.

O’na “Oradan çık! Sen Racîmsin.” buyrulur. O, artık racîmdir.
Sürekli olarak taşlanacaktır. Remy-i cimar, recme mahkûm edilen iblis ve
onun yönetimi altında çalışan cin şeytanlarının toprak kökenliği
sebebiyle küçümsenen Âdemoğlu tarafından toprak menşeli maddelerle
sembolik olarak taşlanarak cezalandırılmasıdır. Böylece ilahî cezanın
aşağılanan Âdemoğlu tarafından iblisin yerleşim merkezinde infaz
edilmesi ve düşman edinilmesi ile alakalı ilahî buyruğun uygulanmasıdır.
Ve de uygulanacağının insanlığa deklare edilmesidir.

Özetlersek Remy-i Cimar şer aşılama yetkisi verildiği Kıyamet
Günü’ne kadar recîm olarak taşlanmaya mahkum edilen İblis’in, Vefdullah
yani Ademoğullarının seçilip ALLAH’a gönderilmiş temsilcileri olan
hacılar tarafından cezalandırılmasıdır. Pek tabii ki bu cezalandırma
semboliktir. Akabe cemresi, İblis’i temsil eder. Onun taşlanması, tarihi
yaşadığımız döneme birleştirmedir. Taşlanacak küçük ve orta şeytanlar
ise bize musallat edilen muhtelif dereceli şeytanları temsil eder.
Onların taşlanması da düşman edineceklerinin açığa vurulmasıdır. Remy-i
Cimar’ın asgari üç günde ve 49 taş ile yapılması çokluğu yansıtır. Bu da
düşmanlığın ömür boyu süreceğine remzdir. En doğrusunu ALLAH bilir.

Hz. Aişe (R.Anhâ) validemizden rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

“Beytullah’ı Tavaf etmek, Safâ ve Merve arasında sa’yetmek ve
şeytanı taşlamak ALLAH’ı zikretmek için emredilmiştir.”[3] buyurmuştur.

Remy-i Cimar, ALLAH’ın zikridir. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz
ALLAH’ın zikri olarak tanımladığı Remy-i Cimar’ı yani fiili olan zikri,
her bir taşın atımında tekbir getirerek sözlü zikirle de pekiştirmiştir.
Şeytan taşlama ALLAH’ı zikretmek için vacip kılınmıştır. Yani atılan
her taşla birlikte tekbir getirmek sünnettir. Ebu Saîdil-Hudrî (R.A.) ve
Abdullah b. Abbas (R.A.) den rivayete göre bir gün:

- Ey ALLAH’ın Resûlü! Her yıl atılan bu taşlara ne oluyor? Bize
eksiliyor gibi geliyor! dedik. Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin cevabı şu
oldu:

“Atılan taşlardan kabul edilenler ALLAH tarafından kaldırılır. Eğer
atılan taşlardan kabul edilenler kaldırılmasaydı, bunları dağlar gibi
yığılmış görürdün.”[4]

Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

“Senin, şeytanları taşlamana gelince, attığın her taşa karşılık
helak edici günahlardan büyük bir günah affedilir.”[5]buyurdu.

Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin “Dinde aşırılıktan kaçın...”
nasihati umumî manada anlaşılabileceği gibi, taşlama ile ilgili daha
hususî manada da anlaşılabilir. Taşlama ile ilgili olan manası şudur:
“Burada daha büyük taş atmaya, taştan başka bir şey atmaya kalkışmayın,
belirtilen sayıdan fazla da atmayın...”

Hac yapanlar, Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin bu tavsiyesine rağmen,
taşlama sırasında ne denli cahilliklere rastlamaz ki! İri taş atanlar,
şemsiye, sopa, ayakkabı atanlar, taşlama mahalline fırlayıp ayaklarıyla
ezmeye çalışanlar v.s. Hâlbuki bütün menâsik, kulun imtihanına yönelik
bir kısım sembollerden ibarettir. Onun sırrı, manası, değeri o menâsiki
dinin koyduğu çerçeve içerisinde “ALLAH’ın rızasını tahsil” niyetiyle
yapmaktır. Bir kısım aklî izahlar getirmek, icra edilen fiillerden
müşahhas, maddî neticeler beklemek hac farizasının manasını anlamamak
olur. İşte bu menâsikin, aklî izahı hiç olmayan safhası şeytan taşlama
safhasıdır. Attığımız taşların “emri yerine getirerek ALLAH’ın rızasını
kazanmaktan başka hiçbir gayesi yoktur. Şeytan öncelikle herkesin kendi
içindedir. Öyle ise Mümine düşen, Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin tayin
ettiği edep çerçevesinde bu menâsikin yerine getirilmesidir.



Kaynaklar



[1]Hakim Müstedrek; Menasik:1/466, Beyhekî, Sünen-i Kübra; Hac: No:9791; 7/334



[2]Buhârî, İ’tikâf:8, 11, 18, No:1930, 2/715, Farzu’l-Humus:4,
Bed’u’l-Halk:11, Edeb:121, Ahkâm:21; Müslim, Selam: 23-25, No:2174,
2175; Ebu Dâvud, Sıyâm:79, No:2470





[3]Ebu Davut; Menasik: 51; No: 1888; 1/581, Tirmizi; Hac: 64;
No:902; 3/236, A.b. Hanbel; No:23830; 6/64, Darimi; Menasik: 36;
No:1853; 2/71, İbn Huzeyme; Menasik: 642; No: 2738; 4/222, Hakim
Müstedrek; 1/459, Abdurrezzak; Hac:; No:8961; 5/49, Beyhekî, Süneni
Kübra; Hac: No:9737; 7/318



[4] Hakim Müstedrek; 1/476, İbn Ebi Şeybe; Hac:411; No:1; 4/495, Darekutni; No;2/300



[5] Taberani, el-Mu’cemül-Kebir, 25/320; Askalani, el-Metalibu’l-Aliye; No:1057; 1/312-313







Hac'da Şeytan Taşlamanın Hikmeti Nedir?



Değerli kardeşimiz;



Bilindiği gibi, hac mevsiminde Mina'da, Kurban Bayramının birinci,
ikinci ve üçüncü günleri Akabe Cemresi, Küçük Cemre ve Orta Cemre olmak
üzere üç şekilde şeytan taşlanır. Bu ibadet vaciptir. Burada yapılan
hareketler, haccın şeairindendir. Güzel bir hatırayı yad etmektir. Bütün
insanlığın ortak düşmanı olan şeytanı taşa tutarak lanetlemektir.



Burada temsili olarak tespit edilmiş olan üç yerde taşlama yapılır. Bu
ibadet şekli bize İbrahim Aleyhisselamdan intikal etmiştir.



Bu hususta iki rivayet var. Birisi şöyle:



Hz. İbrahim, bir imtihan olarak Allah'ın emri ile oğlu Hz. İsmail'i
kurban etmeye götürürken şeytan önlerine çıkar. Hz. İbrahim'in babalık
şefkatini istismar etmeye kalkarak, bu işten vaz geçirmeye çalışır.
Fakat ters yüz edilir. Bundan sonra Hz. İsmail'e musallat olur. Cenab-ı
Hakkın emrini babasının yanlış anladığını, annesini gözü yaşlı olarak
geride bıraktığını fısıldayarak emre boyun eğmemesini telkin eder.
Şeytanın desiselerine hiç aldırış etmeyen Hz. İsmail, onu yanından
kovmakla kalmaz, arkasından da yedi tane taş atar.İşte hacıların
cemrelerde taş atmaları bu hadisenin hatırlanması ve yeniden
yaşanmasıdır.



Bu hususta İbni Abbas'ın rivayeti de şöyledir:



Hz. İbrahim hac ibadetini yapmaya geldiği zaman, Akabe Cemresi yanında
şeytan ona göründü. Bunun üzerine onu yedi adet taşla taşladı, şeytan
yere battı. Sonra Orta Cemre yanında şeytan ona tekrar göründü. Yedi taş
da orada attı. Böylece şeytan tekrar yere battı. Bir müddet sonra Küçük
Cemrenin yanında yine karşısına dikildi. Burada da yedi taş daha atınca
artık şeytan iyice yere yığılıp kaldı.



Bundan sonra İbni Abbas, şöyle diyor:



“Siz ancak şeytanı taşlıyor ve ancak atanız İbrahim Aleyhisselamın yolunu izliyorsunuz.”



Bu ibadet şekli Hz. Adem'den beri her insanın ortak düşmanı olan
şeytanın arzusuna icabet etmemek, onun vesveselerine aldırmamak, iman
çemberi içinde, şeytanı bir kere daha kahretmek, yerin dibine
geçirmektir.Bu taşlama, kötü niyetlere, şer kuvvetlere karşı bir
zindelik gösterisi, her çeşit kötülükleri yenme azminin sembolleşmesi,
Rabbimizle yapılan manevi anlaşmanın icrasıdır.



Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyururlar:



“Beytullahın çevresinde dönmek, Safa ile Merve arasında gidip gelmek,
şeytanı taşlamak, hepsi Allah'ın şeairini (İslamın alamet ve
işaretlerini) ayakta tutmak içindir.”



Hac mevsiminde mü'minler bu çeşit ibadetleri yapmakla Rablerine olan
kulluklarını dile getiriyor, Ona kul ve muhatap olmanın zevk ve hazzını
yaşıyorlar.



ENGLISH



The Stoning of the Devil (Arabic: رمي الجمرات‎ ramī aj-jamarāt, lit.
"stoning of the jamarāt [place of pebbles][1][2][3]") is part of the
annual Islamic Hajj pilgrimage to the holy city of Mecca in Saudi
Arabia. Muslim pilgrims fling pebbles at three walls (formerly pillars),
called jamarāt, in the city of Mina just east of Mecca. It is one of a
series of ritual acts that must be performed in the Hajj.



On Eid al-Adha (the 10th day of the month of Dhu al-Hijjah), pilgrims
must strike only one of the large jamrah with seven pebbles. After the
stoning is completed on the day of Eid, every pilgrim must cut or shave
their hair. On each of the following two days, they must hit each of the
three walls with seven pebbles, going in order from east to west. Thus
at least 49 pebbles are needed for the ritual, more if some throws miss.
Some pilgrims stay at Mina for an additional day, in which case they
must again stone each wall seven times again. The pebbles used in the
stoning are traditionally gathered at Muzdalifah, a plain southeast of
Mina, on the night before the first throwing, but can also be collected
at Mina.

Replacement of the pillars



Until 2004, the three jamarāt (singular: jamrah) were tall pillars.
After the 2004 Hajj, Saudi authorities replaced the pillars with
26-metre-long (85 ft) walls for safety; many people were accidentally
throwing pebbles at people on the other side. To allow easier access to
the jamarāt, a single-tiered pedestrian bridge called the Jamaraat
Bridge was built around them, allowing pilgrims to throw stones from
either ground level or from the bridge.



The jamarāt are named (starting from the east):



the first jamrah (aj-jamrah al-'ūlā), or the smallest jamrah (جمرة الصغرى aj-jamrah aṣ-ṣughrā),

the middle jamrah (جمرة الوسطى aj-jamrah al-wusṭā),

the largest jamrah(جمرة الكبرى aj-jamrah al-kubrā), or Jamrah of Aqaba (جمرة العقبة jamrat al-ʿaqaba).



Before 2004، the distance between the small and middle jamarāt was 150 m
(490 ft); between the middle and large jamarāt it was 225 m (738
ft).[4]

Historical and spiritual significance



The ritual re-enacts Abraham (Ibrāhīm)'s pilgrimage to Mecca as explained by the Muslim historian al-Azraqi:



"When he [Abraham] left Mina and was brought down to (the defile
called) al-Aqaba, the Devil appeared to him at Stone-Heap of the Defile.
Gabriel said to him: "Pelt him!" so Abraham threw seven stones at him
so that he disappeared from him. Then he appeared to him at the Middle
Stone-Heap. Gabriel said to him: "Pelt him!" so he pelted him with seven
stones so that he disappeared from him. Then he appeared to him at the
Little Stone-Heap. Gabriel said to him: "Pelt him!" so he pelted him
with seven stones like the little stones for throwing with a sling. So
the Devil withdrew from him."[5]



All three jamarāt represent the devil: the first and largest represents
his temptation of Abraham against sacrificing Ishmael (Ismāʿīl); the
second represents the temptation of Abraham's wife Hājar to induce her
to stop him; the third represents his temptation of Ishmael to avoid
being sacrificed. He was rebuked each time, and the throwing of the
stones symbolizes those rebukes.



The stoning of the jamarāt also represents the
repudiation of man's self (an-nafs al-'amāra, literally the "internal
despot") and the act of casting aside one's low desires and wishes. As
one Islamic theologian states:




"If one is able to crush al‑nafs al‑'amāra during the stoning of
Jamrat al‑ʿAqaba (the Jamrah of Aqaba), then one has taken the next step
in attaining closeness to Allah, and since between the servant and
Allah there is no more than the distance of one step, if one has been
able to take this step and make it past one's own low desires and
wishes, then that which follows is the level of closeness to Allah.

"During those two or three days after the Eid that one is in Mina,
one must stone the three jamarāt, meaning that one must trample upon his
internal despot (an-nafs al-'amāra), the external despot of the Shaitan
from the Jinn (Iblīs and those like him), and the Shayṭān from among
the Humans (the enemies of religion and of humanity).

"The stoning of the three jamarāt is, in essence, the trampling upon
the despots and waging war against all of them. When one focuses on
them and the hatred for them, then one automatically focuses with
complete attention upon one's self – and rightfully so – while stoning
the jamarāt, one must focus entirely upon one's self.[6]



Incidents

Main article: Incidents during the Hajj



The Stoning of the Devil ritual is considered the most dangerous part of
the pilgrimage, as sudden crowd movements on or near the Jamaraat
Bridge can cause people to be crushed. On several occasions, hundreds of
participants have suffocated or been trampled to death in stampedes.



An important step in managing crowds is the recent replacement of the
jamarāt pillars by walls to ease and speed up the stoning. The bridge
has also been widened in recent years to accommodate the ever-growing
number of pilgrims who perform the Hajj each year.



Crowd conditions are especially difficult during the final day of Hajj,
which is the day pilgrims leave the valley of Mina and return to Mecca
for the farewell Tawaf (the final circumambulation of the Kaaba).
According to hadith, Muhammad's last stoning was performed just after
the noon prayer. Many scholars feel that the ritual can be done any time
between noon and sunset on this day; however, many Muslims are taught
that it should be done immediately after the noon prayer. This leads to
people camping out until noon and rushing out then to do the stoning.



These two factors are felt to be most responsible for the most recent
tragedy during the Hajj of 2006, in which a stampede killed at least 346
pilgrims and injured at least 289 more. This was despite several
attempts by the authorities to inform pilgrims about the permissibility
of staggering their visits to the jamarāt as well as instructing them to
leave their luggage at their tents. Adding to the confusion involved in
the tragedy is the lack of co-operation on the part of pilgrims who do
not leave the jamarāt area by the proper route, and therefore interfere
with the movements of others who are arriving.

References



Burton, Richard Francis (1857). Personal Narrative of a Pilgrimage to El
Medinah and Meccah. p. 226. "The word jamrah is applied to the place of
stoning, as well as to the stones."

Abū Dāʼūd (1984). Sunan Abu Dawud: Chapters 519-1337. Sh. M. Ashraf.
"1204. Jamrah originally means a pebble. It is applied to the heap of
stones or a pillar."

Hughes, Thomas Patrick (1885, re-released 1995). Dictionary of Islam. p.
225. ISBN 978-81-206-0672-2. "Lit. "gravel, or small pebbles." The
three pillars [...] placed against a rough wall of stones [...]" Check
date values in: |date= (help)

Muhammad H. Al-Haboubi, "A New Layout Design for the Jamarat Area
(Stoning the Devil)," The Arabian Journal for Science and Engineering,
Volume 28, Number 2B (October 2003).

F.E. Peters, A Reader on Classical Islam, Princeton University Press, 1994 (ISBN 0-691-03394-3)

Ayatollah al Hajj ash‑Shaikh Husain Mazaheri, Secret of the Hajj




Alıntı
#2
Tesekkürler Eline Emegine Goenluene Saglik. Paylasim Yapan Ellerin Dert Görmesin
:N1LaLaLaHL: Confusedchild34: Confusedofort: :23:




Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi