Eğer Bir İşinde Önüne Bir Engel Çıktıysa Vazgeç O İşten, Bilki O Senin İçin Hayırlı Değil
1999 senesinde Avusturya'da bir buçuk senelik kazancımı tasarruf ettim, yaklaşık 200 bin şilin birikti. Bir sene geçince zekatını Türkiye'ye yolladım. Bunu enişteme söyleyince, "1999 senesi sonunda izinimizi Türkiye'de geçirelim, birlikte gidelim. Hem," dedi, "paranı İhlas'a ya da Kombasan'a yatır da, sen zekatını veriyorsun, bari zekatını kendi kârından kazansın" dedi.
Benim aklımdan fikrimden geçen bir şey değildi, aklıma soktu. Neyse, zaman geldi Türkiye'ye gittik. Türkiye'den dönmeden önce memleketimiz Afyon'da, dini finans kurumlarından Kuveyt Türk'e gittim, sordum, danıştım. İyi kâr veriyor ama düşündüm, "Buraya yatırsam, bunlar Türkiye'den kaçar falan ederse para gider" dedim, "İhlas'a gidelim, oraya yatıralım" dedim. Kuveyt Türk'e yatırmadan çıktık.
Oradan çıktık, arabaya bindik, İhlas Finans'a doğru gidiyoruz. Ardımıza bir araba takıldı. Kavşaktan, Oruçoğlu Alışveriş Merkezi'nin önüne gelince, lamba kırmızı yanıp sönmeye başladı. Bizim bildiğimiz buradaki kurallarda kırmızı yanıp söndü mü durursun, daha doğrusu kırmızıda durulur. O ardıma takılan araba, ben durunca düdük çaldı, bana el kol hareketi etmeye başladı. Ben de kızdım, çektim arabayı sağa, indim. "Gel lan buraya! Sen kime el kol hareketi yapıyorsun ha?" Bu sefer de eline bir telsiz çıkardı, "Ben," dedi, "sivil polisim. Sen neye duruyorsun? Biz senin arabaya çarpsak nasıl ödeyeceğiz bunun parasını? Arabam yeni araba, üç yaşında." Sonra dedi bana, "Ver bakalım pasaportunu! Alıverende buralarda hava atma! Senin pasaportunu yakıverende gör gününü!" dedi. Başladık bağırışmaya. "Ulan kimliğini çıkar!" falan filan derken, orada otobüs durağından bir adam geldi. "Ben," dedi, "avukatım. Sen ne bağırıyorsun bu adama? Hem suçlu hem güçlüsün. Ne pasaportu verecek bu adam? Varsa bir sorun, gel gidelim, ben avukatım" dedi. Onu duyunca, (o adam) "Sahtekâr belki, polis belki değil, hadi git!" dedi, "Bir daha dikkat et!" dedi. Allah bir Hızır yolladı, işimizi düzeltti.
Fakat yani İhlas'a gideceğiz, kapanmasına yarım saat kaldı. Engel çıkmasına rağmen, oradan kurtulunca, arayıp İhlas Finans'ın yerini bulduk, girdik içeri. Sanki onlar peygamberimizmiş gibi inanıp hiç şüphe etmeden parayı yatırdık. İzin bitti, Türkiye'den geldik.
Bir sene geçti, ikinci senenin yarısında dediler: "İhlas Finans'a el konuldu!" Bizim para kilitlendi kaldı. Sene 1999'da yatırdık, sene 2001'de İhlas'a el konuldu. Sene oldu 2012 ve daha bizim parayı ödemediler. Neymiş, 2016'ya kadar ödeyeceklermiş. Neymiş efendim, her sene 2000 kişiye ödenmiş, 1500 yeni hesap açılmış diye gösteriyor sayfasında. Ulen sahtekâr Enver Ören, Allah bin belanızı versin emi! Kapanmış bankaya nasıl yeni hesap açabiliyormuşsunuz? Kimi kandırıyorsunuz? Yani Müslümanın deyene falan kimse güvenmesin! Bizim paraları alıp başka hesaba yatırıyorlar. Neymiş efendim 2000 kişiye ödedik yani; 200 veya 300 kişinin üç beş kuruşluk hesabını ödüyorlar, gerisini açtıkları yeni 1500 hesaba yatırıp milleti kandırıyorlar. Ey Başbakan! Millet mağdur durumda! Senden başbakan falan olamaz! Afyonlu Ahmet Necdet Sezer, bu sahtekârların sahtekârlığını bildi, el koydurdu. Sen ve partin ise bu sahtekârlara destek çıkıyorsun! Kıyamette senin de yakana yapışacağız, bunu da bil! Öyle herkesin başına geçip kort kort atmak kolay, orada nasıl hesap vereceksin bakalım?
Asıl meseleye gelince; yani velhasıl kelam, Allah bir işinde, bir amelinde eğer önüne bir engel çıkarıyorsa, bil ki Rabbim sana "Bu senin için hayırlı değil" diyor. Ama sen o Rabbim'in engel çıkardığı kapıyı kırıp zorla açarsan, sonunda böyle bizim gibi malınla paranla başına bela açarsın. Gitsek adamı öldürsek yeridir! Bu kâfirden beter Müslümanım diye geçinen Enver Ören ve avenesinin Allah belasını versin! Yani biz burada onların sebebiyle bankaya borcumuz var, ödeyip kurtulamadığımızdan, bu kâfirden beter sahtekâr münafıkların yüzünden faiz ödüyoruz.
Yani bunu bu olaydan sonra kaç defa test ettik, hep aynı. Eğer bir engel, bir tatsızlık çıkıyorsa, hemen vazgeç o işten! Demektir bil ki o işte hayır yok! Sakın ola bizim gibi kapıyı kırıp açmayın! Cenab-ı Mevla gitmesin diye karşımıza polis çıkardı. Az daha oyalansak, o avukat çıkmasa karşımıza, muhakkak daha oyalanacaktık ve İhlas Finans kapanacaktı. Ertesi gün de biz tekrar Avusturya'ya yola çıkacaktık. Velhasıl kelam...
Size 1999 senesinden - 2012 senesi arasında başımızdan geçen bu olay ile size bir kulak küpesi ikram etmek istedik. Umarım sizler de bu küpeyi takar ve engelleri zorlamazsınız. Hayır olan işi Cenab-ı Mevla yağ gibi akıtıverir, bunu bilin ve öğrenin. Hayırlı olmayan işlerde de karşınıza böyle engeller, tatsızlıklar çıkar.
Karoğlan Nurfelak
Başağaçlı Raşit Tunca
Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca
