Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ALLAH’ı sevmek ve ALLAH’a ibadet etmek
#1
[Resim: 146659407817591.png]

ALLAH’ı sevmek ve ALLAH’a ibadet etmek

“Birbirini seven iki kişiden ALLAH’ a en sevgili olanı, arkadaşını daha çok
sevendir.”
ergib ve erhib
“ALLAH, Kendisine iaa ederek yaklaşan kulunu başkasına kul emez.”
Mu’cemü’s – Sagir
Hz. Muhammed’e (O’na Binler Selam) soruldu:
“Ey ALLAH’’ın Elçisi! İslam’da ALLAH’a en yakın sevgili şey nedir.?”
“Vakinde kılınan namazdır. Kim namazı erk ederse onun dini yokur, namaz
dinin direğidir.”
“ALLAH’ın Elçisi’nin (O’na Binler Selam) yanında biri vardı. Derken oradan
başka biri de geçi. ALLAH’ın Elçisi’nin (O’na Binler Selam) yanındaki: “Ey
ALLAH’ın Rasulü (O’na Binler Selam)” dedi, “ben şu geçeni seviyorum.”
Hz.Peygamber (O’na Binler Selam): “Pekiyi, kendisine haber verdin mi?”
diye sordu. Adam, “Hayır!” deyince, “Ona haber ver.” dedi. Adam kalkıp,
gidene yeişi ve: “Seni ALLAH için seviyorum!” dedi. O adam da: “Kendisi
adına beni sevdiğin ALLAH da seni sevsin.” diye karşılık verdi.”
Ebu Davud (O’na Binler Selam)
“Kulun Rabbine en yakın olduğu hal, secde halidir. Onun için secdede duayı
çoğalın!”
Müslim (O’na Binler Selam)
“Üzerinde “ALLAH” yazan hiçbir kâğı yokur ki, yere aılsın da ALLAH mel
-
eklerini gönderip onu, onların kanaları alına almasın. Bu durum ALLAH’ın
veli (ALLAH Dosu) kullarından birini göndermesine kadar devam eder. O
kul kâğıdı alır, kaldırır. Melekler onu kuşaırlar.
Kim ALLAH’ın isimlerinden birinin yazılı olduğu bir kâğıdı yerden kaldırırsa,
ALLAH da onun ismini cennelere yükselir. Ve anne - babası kâfir de olsa
onlardan azap hafifleilir.”
Mu’cemü’s – Sagir


-56-
DÜŞÜP ÖLÜR
ALLAH aşkıyla yanıp, kavrulmuş bir derliye bir gün, “Bize ALLAH sevgisini
anla!” derler. O, ”Siz anlamazsınız!” der. Yanaşmak isemez. Israr ederler...
Mecbur kaldığını hisseder:
“- Siz anlamazsının ama bu kuş anlar!” deyip, pencerenin pervazındaki
küçücük serçeciği göserir. Ve sonra dilinin büün yekinliğini, gönlünün
büün aeşini dışarı vurur. Anlaır... Anlaır... Anlaır...
Serçecik olduğu yerde durur... hiç kıpırdamadan dinler, dinler, dinler.
En sonunda cansız bedeni pervazdan düşene kadar...
Âşık, insanlara döner:
“- İşe” der, “ALLAH aşkı böyledir.”
İSMİN NEDİR?
Bayezid-i Bisami (ALLAH O’ndan Razı Olsun) , am yirmi yıl kesinisiz hiz
-
meinde bulunmuş olan müridini her çağırışında ilk önce ismini sormak
-
adır. Bir gün mürid dayanamayıp palar:
“- Efendi hazreleri” der, “yirmi yıldır gece-gündüz hizmeinizdeyim ve siz
hala benim bir ismimi bile öğrenemediniz! Benimle alay mı ediyorsunuz?”
Bayezid mahcubiyele başını öne doğru eğerken fısıldayarak konuşur:
“- Asla evladım! Seninle alay emiyorum. Ama O’nun ismi aklıma gelince
büün başka isimler aklımdan siliniyor. O yüzden senin ismini bir ürlü ez
-
berleyemiyorum.”
ALLAH’IM! BEN SANA KARŞI ÇOK GÜNAHLAR
İŞLEDİĞİM...
Anlaan, Ebu Vakkas oğlu Sa’d’dır (ALLAH O’ndan Razı Olsun)...
“Çarpışmanın çok şiddelendiği bir andı. Yanı başımda Cahş oğlu Abdullah’ı
gördüm. Elimden uu beni bir kayanın ardına çeki. Heyecanlıydı:
- “Sa’d”, dedi “şimdi sen dua e benim amin diyeceğim, sonra da ben dua
edeyim, sen amin de!”
“Peki, olur!” dedim. Sonra ellerimi açım.
- “Rabbim!” dedim, “Şimdi benim karşıma azılı bir düşman çıkar, onunla
kıyasıya çarpışayım, önce bugünün hakkını vereyim, sonra da onu epeley
-
eyim ve bu meydandan, Sevgili’nin önünde gazilik rübesini akınmış olarak
ayrılayım.”
Cahş oğlu, gözleri kapalı, elleri açık, vecd içinde, derinden:
- “Amin!” dedi.
Sonra gözlerini açı, uzaklara diki. Belli ki Uhud’un çok öesine bakıyordu.
- “ALLAH’ım!” dedi, inlercesine... “Benim de önüme dağ gibi bir puperes


-57-
çıkar, ben de onunla önce kıyasıya dövüşeyim, ben de önce bu günün,
bu yerin, bu sınavın hakkını vereyim. Sonra o kafir beni şehid esin. Son
-
ra bana “müsle” yapsın... Gözlerimi oysun, kulaklarımı, burnumu, dudak
-
larımı kessin başım kanlar içinde opraklara bulansın, sonra o halimle Senin
huzuruna geleyim, Sen bana sor:
- “Abdullah! Gözlerini, burnunu, kulaklarını, dudaklarını ne yapın?” de.
Ben diyeyim:
- “ALLAH’ım! Ben kendileri ile Sana karşı çok isyan eiğim, çok günahlar
işlediğim o şeyleri Senin Sevgili’nin (O’na Binler Selam) huzurunda ve O’nu
koruma uğrunda Uhud çölüne döküm ve Sana da böylece geldim.”
İçimden bu duaya “Amin” demek gelmemişi ama söz vermişik, ben de:
- “Amin!” dedim.
Sonra kılıçlarımızı çekik. O kavgaya bir daha karışık. Akşam iş biiğinde
ben isediğimden de azılı bir kâfiri epelemiş bir gaziydim. Alacakaranlıka
Uhud sahrasında Abdullah’ı aradım. Bir yerde buldum. Ama am isediği
gibi kulakları, gözleri, burnu ve dudakları eksiki... am gediği gibi kanlar
içinde mübarek bir baş Uhud oprağına bulanmış yaıyordu... Göremedim
ama zaneim; dudakları, gözleri olsa gülüyor olurdu...
Duyamadım ama hisseim... Rabbi ona sormuş, o da cevap veriyordu.
- Allah’ım! Ben Sana karşı çok isyan eiğim, çok günahlar işlediğim...”
ALLAH Dosları’ndan...
Sevmeye ve Sevilmeye Dair...
“ALLAH ile yalnız kalmak; ALLAH’ın dışındaki her şeyle ilgiyi keserek kend
-
ini yalnız O’na adamak demekir.”
Zünnûn-u Mısrî (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“Şöhrei seven bir kul, ALLAH’a sadakale eslim olamaz.”
İbrahim b. Edhem (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“Kalbini ALLAH’a bırakan, sükûnee erişir. Ama kalbini insanlara bırakan
hep sıkınılı, hep kaygılıdır.”
Yahya b. Muaz (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“Gerçeke yüce ALLAH’ı zikremek, O’nun zikri sırasında büün varlığı unu
-
makır. İşe o zaman kul için, yüce ALLAH her şeye bedel olur.”
Cafer b. Sadık (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“Rabbime sevgim ne zaman amam olur?”
“Gözünde dünya çirkinleşiği ve ondan umudunu amamen kesiğinde.”
Zünnûn-u Mısrî (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“İnsan olmanın ayır edici özelliği, ALLAH’ın seven olmasından çok,
ALLAH’ın sevgilisi olması değil midir? Bu az bir şey midir? ALLAH’ın


-58-
“O onları sever”de (5/Maide:54) ifadesini bulan insan sevgisi nimelerini
öylesine saçmışır ki, gelip geçen herkes bu nimeen yer - içer yine de
ükenmez.”
Ahmed Gazzâlî (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“ek başına kaldığı zaman yabancılık ve gurbe hissini yaşayan, henüz Rab
-
biyle am bir ünsiye peyda edememişir.”
Hz. Aişe (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“Sen kendi yokluğunu O’na sunarsan, O da Kendi varlığını sana ihsan eder.”
Ebû Hasan Harakânî (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
HİMAYE Eİ
Hak Dosu Malik b. Dinar (ALLAH O’ndan Razı Olsun), bir mecusi ile arışır.
Her ikisi de kendi dinlerinin hak olduğunu iddia emekedirler. arışma
kızışır, çekişmeye dönüşür. En sonunda ellerini aeşe sokarak davalarını
denemeye karar verirler. Aeşin haklı olanın ellerini yakmaması için de dua
ederler. Faka sonuç herkes için şaşkınlık verici olur. Aeş her ikisinin de
elini yakmamışır.
Malik b. Dinar çok üzgündür. Evine gider, namazını kılar, ellerini Dergâh’ların
Ulusu’na kaldırır:
Yemiş yıllık bir mü’mnim faka sonuça bir mecusiyle eşi durumda kaldım!”
der.
Ulu Dergâh’ın cevabı o gece rüyada gelir;
Senin elin aeşe o Mecusinin elini himaye ediyordu. Eğer o, aeşe elini ek
başına sokmuş olsaydın ne olacağını görürdün!”
ORAK İSEMEM
Hasan-ı Basri (ALLAH O’ndan Razı Olsun), yan komşularının yüksek sesle
yapıkları konuşmaları dinlemekedir.
Derli bir kadın sesi acı acı yakınır, kocasına;
Elli yıl var ki seninle evliyim. Olur olmaz her işe kalandım, azla yeindim,
soğuk sıcak demeyip sabreim. Ama bir şey hariç; üsüme bir kuma, bir or
-
ak geirmene dayanamam. Kalandığım her şeye şunun için dayanmışım;
iserdim ki hep seni göreyim ve sen de benden başkasını görme.”
Elinde olmaksızın dinlediği bu konuşma,
Hasan-ı Basri’ye bir Kur’an ayeini haırlaır:
“ALLAH, orak koşmak müsesna, dilediği kimselerin dilediği günahlarını
affeder!” (4/Nisa:48 ) Yani, ALLAH Kur’an’ında adea demekedir ki: “Ku
-
lum! Senin büün günahlarını bağışlarım ama haırının bir köşesinden bile
diğer birine meylederek bana orak koşarsan seni asla affemem.”


-59-
PENÇE AŞK SIRIMIYLA BAĞLANINCA...
İnsanlık arihinin en büyük ALLAH Dosları’ndan Cüneyd-i Bağdadi (ALLAH
O’ndan Razı Olsun) son nefeslerini alıp vermekedir. Bakara Suresi’nden
yemiş aye okur. Sonra fenalaşır.
“ALLAH, de!” elkininde bulunanlara...
“O’nu hiç unumadım ki!” diyerek cevap verir...
Sonra parmaklarıyla esbih geirmeye başlar ve her esbih için bir parmağını
kapar. Beşinci esbih için şehade parmağını da kaparken şimşek çakışını
andıran bir ululuk ile “Bismillahirrahmanirrahim” der. Gözünü kapar, ru
-
hunu ölüm meleğinin ellerine bırakır.
Cenaze yıkayıcı, bedenini yıkarken, su gözlerine de girsin iser. Zorlayarak
kapalı duran göz kapaklarını açmaya çalışır. Gizliden bir ses duyar:
Elini dosumuzun gözlerinden çek! Adımızla kapanan bir göz bizimle buluş
-
madan açılmaz!”
Cenaze yıkayıcı daha sonra sıkılı duran parmaklarını açmaya çalışır. Aynı
sesi bir daha duyar: “Elini dosumuzun parmaklarından çek! Adımızla kap
-
anan bir parmak, Bizim fermanımız olmadan açılmaz.”
Ve sonra,
abu aşınırken bir güvercin gelip abuun bir köşesine konar...
Güvercinin gimediğini gören insanlar zorla kovmaya çalışırlar... Güvercin
yine kıpırdamaz. En sonunda dile gelip konuşuncaya dek:
“Onu da, beni de üzmeyin. Bırakın. Çünkü pençem onun abuuna aşk sır
-
rıyla bağlıdır, çözülmez.”
Hz.Muhammed’den (O’na Binler Selam)...
Sevmeye ve Sevilmeye Dair...
“ALLAH’ı göze ki, O’nu önünde bulasın. Geniş zamanında ALLAH’a kendini
sevdir ki, O da seni sıkını zamanında sevsin.”
“Merhame edenlere Rahman da merhame eder. Yeryüzündekilere mer
-
hame edin ki gökekiler de size merhame esin.”
irmizi (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“Gafil kimseler içindeyken ALLAH’ı zikreden kimseye (başa namaz ve
Kur’an), ALLAH hayaa iken cenneeki yerini göserir. Ve gafil kimseler
içinde ALLAH’ı zikreden kimse, yeryüzündeki büün insanlar ve hayvanlar
sayısınca bağışlanır.”
ergib ve erhib
“Ya Rabbi! Bana Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini ve beni Senin sevgine
yaklaşıracakların sevgisini ihsan eyle ve Kendi sevgini bana harareen,
susuzlukan yananların soğuk suya duydukları iseken daha sevgili kıl.”


-60-
“Yüce ALLAH, Arefe akşamı Arafa’a vakfe yapanlarla meleklere karşı if
-
ihar eder ve “Şu saçları dağınık, oz oprak içerisinde bulunan kullarıma
bakınız” buyurur.” Mu’cemü’s – Sagir
Hikme Aynasından...
Sevmeye ve Sevilmeye Dair...
ÖNCE SEVGİ, SONRA KORKU
“İslam dininde ALLAH’ı hem sevmek hem de O’ndan korkmak esasır. Cen
-
ab-ı Hakk, cemâlî (güzelliğini göseren) sıfalarıyla sevilir, celâlî (yüceliğini
göseren) sıfalarıyla da korkulur. Hayaı ve hayaın gereklerini vermekle
bizde kendini göseren rahmeleri, lüufları sebebiyle ALLAH’ı sever, kulluk
görevlerimizdeki eksiklerimiz, isyanlarımız sebebiyle de O’ndan korkarız.
ALLAH’an korkmamız Kur’an’ın emrine uymak içindir. Çünkü Kur’an, AL
-
LAH’an korkmayı emremeke, zalimler, asiler için ALLAH’ın azabını, ce
-
hennemi haber vermekedir.”
PADİŞAH MI, KARPUZ MU?
“Padişahın huzuruna çağırılan bir kimsenin onun rızası yerine, bahçesinde
gördüğü bir karpuza göz dikmesinin ne kadar yersiz ve ne derece apalca
olacağı açıkır.İşe, ALLAH’ın rızası yanında, büün dünya zevklerinin bir
karpuz kadar bile değeri yokur.”
SENİ EN ÇOK SEVEN...
“Seni sevenler
Seni sen var oldukan sonra sevdi.
Seni sevenler için önce var olman gerekliydi.
Yoksa nasıl severlerdi seni?
Yok olanı kim sever ki?
Haırlamaya çalış;
Bir zamanlar yokun.
Sen yokun,
Seni sevenler yoku.
Sen kendi yokluğunun farkında değildin.
Rabbin seni yokluka buldu.
Seni yokan var ei.
Seni hiç yokken sevdi.
Seni sevdiği için var ei.
Başkaları seni var olduğun için.
Rabbin seni şarsız sevdi.
Seni sevmesi için var olman gerekmezdi.”


-61-
HER BİRİNİN AĞZINDA İNCİ
Zünnûn-u Mısri (ALLAH O’ndan Razı Olsun), “Mısırlı Balıkçı” demekir ya da
“balık sahibi”
Hak Dosları’nın çoğu gibi o da başa garip ve fakir bir insan gibidir.
Bir gemide yolcudur Zünnûn... Garip bir yolcu... Gemideki yolcu beylerden
biri çok değerli incisinin çalındığını fark eder... Derhal kapanı haberdar eder...
Kapan ve gemi müreebaı olaya el koyarlar... Hırsız kesin olarak gemideki
diğer yolculardan biridir. Herkes ekrar ekrar ele alınır, değerlendirirler.
Şüpheler Zunnûn’da oplanır. Çünkü ondan daha fakir daha garip ve yalnız
başka biri yokur gemide. Görevliler erafını sararlar... “Çıkar inciyi” derler...
Garip Zünnûn şaşırır, “Ne incisi” der... Sonra dayak faslı başlar... 7-8 kişinin
orasına alınır ve kıyasıya dövülür, Zunnûn ki henüz Zünnûn olmamışır.
Çok döverler Zünnûn’u, hiç insaf emezler. Çok ağlar yalvarır, yalvarır Zün
-
nûn, kendisini bırakmalarını hiçbir suç işlemediğini söyler, müreeba
dinlemez bile...
Daha fazla dayanamayacağını hisseden ve zalimlere yalvarmakan da ümidi
kesen Zünnûn, bu kez de kalbiyle Rabbinin karşısında esas duruşa geçer...
O’na yalvarır, O’na sığınır.
Ve sonra o garibi Zünnûn yapan, rabbinin kaındaki kıymeini herkese
göseren, üyler ürperen cinsinden bir olay yaşanır.
Gördükleri karşısında büün gemi halkı donup kalmışır.
Denizin üsü a ufka kadar binlerce, milyonlarca balığın kafasıyla dolmuş
-
ur. Ve her birinin ağzında bir inci parlamakadır.
RUMMAN ARZUSUYLA...
ekkede, Hakk’a yol arayan bir derviş, elinde espih ALLAH’ı zikremek
-
edir... “Ya Rahman, Ya ALLAH... Ya Rahman, Ya ALLAH... Ya Rahman, Ya
ALLAH”Böylece gönül fezasında derinleşirken, opal şeyan kör nefis araya
girer... Dervişin canı “nar” çekmeye başlar... “Nar” ki Arapçada “Rumman”
demekir... Ne ese bir ürlü ”Nar’ı, Rumman’ı” aklından çıkaramaz... Dilinde
Rahman, kalbinde Rumman, rahasız olur derviş:
“Bari” der, “çarşıya gidip bir nar yiyeyim. Şu kör nefsi bir susurayım da
sonra gelip Rabbimi, Rahman’ımı hem dilimle, hem kalbimle anayım!”
Bu iyi niyele ekkeden çıkar, çarşıya yönelir...
Yönelir ki, iki adım amadan arkadan gelen biri:“Ohhh! Elhamdülillah!“ se
-
siyle olduğu yerde kalır. Çünkü hayaında hiç bu kadar derinden, hiç bu ka
-
dar samimi bir “hamd” işimemişir.Gördüğü ise şok eder dervişi. O ”derin”
hamdin sahibi, yerde acılar içinde kıvranan, her arafı cüzam paramparça
olmuş, görünüsüyle perişan, adea bir insan enkazıdır. Derviş yanına varıp,
hayrele sorar.


-62-
“Kardeşim” der, “her birimiz hangi halde olursak olalım ALLAH için hamde
-
meliyiz, doğru... Ama, ALLAH için bana söyler misin? Şu perişan halinle seni
bu kadar gönülden ALLAH’a hamd eiren sebep nedir ki?”
oprağa bulanık, cüzamlı, faka Hak Dosu, cevap verir;
“Eve, yaralıyım, hasayım, perişanım ama bir kere daha ALLAH’a ham
-
dolsun ki hayaımda hiçbir zaman “Rumman arzusuyla rahmanı erk emiş
değilim.”
“ALLAH’ı Seven” odur ki, hiçbir durumda ALLAH’ı ve ALLAH’ın Rızasını ara
-
mayı başka bir şeyle değişirmez...
ALLAH Dosları’ndan...
Sevmeye ve Sevilmeye Dair...
Neye yaklaşsam, sonu uzaklık ve kırgınlık;
Anla ki, yok, ALLAHan başkasıyla yakınlık...
“Bazıları, “ben, ALLAH’ı severim,O’ndan
korkmam” der.Bilmez ki korku, sevginin a
merkezine yerleşirilmişir. Sevgi,korkunç
-
ur.Dağın epesini seven, uçurumdan nasıl
korkmaz.”Necip Fazıl Kısakürek
(ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“ Seni bizim meclisimizden ayıran nedir?”
“ Ben kalbimin huzurunu O yüce Yaradan’ın
huzurunda buldum.”
Gazvan er-Rakkaşî (ALLAH O’ndan Razı
Olsun)
“Kendi kendinize sebepsiz yere hüzünlendiğiniz anlarda biliniz ki, ALLAH’a
yaklaşmışsınızdır.”
Fehi Gemuhluoğlu (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“ALLAH sevdiği kulu, kullarına da sevdirir.”
Hz. Ömer (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“Kulun olarak doğmasaydım, kendiliğimden gelir, fahri kulun olurdum AL
-
LAH’ım!..”
Arif Niha Asya (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“Her kim yüce ALLAH’dan başkasıyla huzur bulursa ALLAH onu rek eder.
Her kim ALLAH ile huzur bulursa başkalarının huzur bulma yolu ondan
geçer.” Ebu Cafer Muhammed Nesevi


-63-
“Beni, Sana o kadar yaklaşırdın ki: Seni ben sandım.”
Hallac - ı Mansur (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“ALLAH’ım Sen bilirsin, ben Sana karşı kusur işledimse de, iaa edenleri
candan severim. Benim bu sevgimi, Sana kulluk ve yakınlık olarak kabul
eyle.”
İbn Semmak (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“Kişi dosunu niçin sevmelidir?”
“Onun Rab eâlâ’ya güzel hizmeini gördüğü için.”
Ebu Safvan b. Avane (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“De ki: “Eğer ALLAH’ı seviyorsanız, bana âbi olun ki, ALLAH da sizi sevsin
ve günahlarınızı bağışlasın.”
(3/Al-i İmran:31)
MAZEREİM VAR
Sulan Gazneli Mahmu (ALLAH O’ndan Razı Olsun), dönemin namlı Hak
Dosları’ndan Ebu’l-Hasan Harakani’ye (ALLAH O’ndan Razı Olsun) haber
gönderir, huzuruna çağırır. Hak Dosu, dünya büyüğünden gelen bu davee/
emre oralı olmaz.
Sulan Mahmu biraz kızar... Bir vezirini gönderir ve Harakani’ye “ALLAH’a
iaa edin ve Rasûl’e ve sizden emir sahibi olanlara iaa edin.” (4/Nisa:59)
ayeini okumasını söyler.
Aye Harakani’ye okunur... O, hafif ebessüm eder...
“Sulan’a söyleyin!” der, “Ayein ‘ALLAH’a iaa edin’ kısmına öyle dalmışım
ki, Rasûl’e iaae bile eksiklerim var... Baksın bakalım bu durumda emir
sahiplerine ne kalır?”
BAŞIM GÖZÜM ÜZERE
İslam düşünce arihinde bir çığır açan büyük alim İmam Gazali’nin (ALLAH
O’ndan Razı Olsun) son günüdür.
Sabah namazını kılar... alebelerinden bir kefen iser... Geirilen kefeni,
yüzüne gözüne sürer... Sonra başına geçirir kıbleye yönelir... “Ey Rabbim!”,
der “Ey Malikim! Emrin başım gözüm üzeredir...” Ve odasına çekilir. Uzun bir
süre geçince, meraklanan alebeleri kapıyı ıklaırlar... Ses gelmez... Çeki
-
nerek içeri girerler...
Gördükleri manzara, gökler öesi alemden bir ışık aşımakadır.
İmam Gazali kendini kefenlemiş, sağ yanına yaarak kıbleye dönmüşür...
Arık bu dünyada değildir.
Kul, emrine uyarak, Rabb’ine, Malik’ine yürümüşür...


-64-
ALLAH Dosları’ndan...
Sevmeye ve Sevilmeye Dair...
“Elesü bi-Rabbikum” (büün ruhlara ilk yaraıldıklarında) seslenişini ba
-
zıları, “Ben sizin rabbiniz değil miyim?” diye, bazıları “Ben sizin dosunuz
değil miyim?” diye, bazıları da “Her şey Ben değil miyim?” diye işimişler
-
dir.”
Ebû Hasan Harakânî (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“ALLAH’a inanan, O’na sığınır.”
Hz. Ali (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“O’nun aşkı açığa çıkınca, O’ndan başka ne var ne yok hepsini sildi süpürdü;
Kendi dışındakilerden eser bırakmadı. Bu şekilde ancak Bir kaldı. Zaen o
da Bir idi. Bir, yine Bir kaldı.”
Bayezid-i Bisâmî (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“ALLAH’a yemin ederim ki: Niyeim; bu alemden O’na yazdığım kiap say
-
falarını göürmek değildir...
Asıl kasım ve niyeim odur ki: O’na kazandırdığım kalpleri göüreyim...
O’nun kaında olanlara karşı isek duymalarını sağladığım kalpleri göürey
-
im...”
Muhammed Neferî (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“Hakkın haırı yücedir, hiçbir haıra feda edilmez.”
Bediüzzaman Said Nursi (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“ALLAH’ı sevene, kalbindeki kan yanıp, son bulmadıkça, sevgi kadehini
sunmazlar.”
Zünnûn-u Mısrî (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“İnsanın O’nu bilmek ve rızası için yaşamak bakımından ALLAH’a yakınlığı
ne kadarsa, insanların da o insana yakınlığı ve sevgileri o kadardır.”
Hessan b. Aıyye (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“Eğer ALLAH’ın anılmadığı bir an geçse, yeryüzündekilerin hepsi helâk olur
-
du.”
Avn b. Abdullah (ALLAH O’ndan Razı Olsun)
“ALLAH’a emrine eslim olmakla yaklaşılır. Düşünmekle, hayal kurmakla
değil.”
İmam Rabbani (ALLAH O’ndan Razı Olsun)




Alıntı
#2
Teşekkür ederim Baba paylaştığın için ellerine sağlık.




Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi